banner5

01.04.2020, 15:27

Ölümün Görünmez Silahı Ensemizdeyken…

Modern insan, ölümü hazzın sonu olarak gördüğü için, adını anmaya çekiniyordu.

Hazzın kaynağı gördüğü için yaşamı kutsuyor, ölümü hatırlatan her şeyden kaçıyordu.

Ölümü ve sembollerini görmediğinde, ölümün de kendisini görmediğini sanıyordu.

Arzularına teslim oluyor, bedenine sığınıyor ve onun bahşettiği sayısız sarhoş edici zevkle, ölümün çok uzağında yaşadığını sanıyordu.

Ölüm, çok uzak; hep uzak muhitlerde dolaşan sevimsiz bir gezgindi, onun için…

Zihninden, yüzünden, azalarından ölümün kırışık, ölgün izlerini, gölgelerini siliyor; bedenini zamanın ısırıklarına karşı dirençli hale getirmek için spor salonlarında yoğun bir uğraş veriyordu.

Aynada seyrettiği suretin gerçekliğine inanıyor ve bu inancın getirdiği küstahlıkla, insanoğlunun faniliğine, ölüme ve onu yaratana- deyim yerindeyse- meydan okuyordu!

Derken küçük, küçücük bir virüs çıkageldi…

Unutulmaya, bastırılmaya çalışılan bu korkuyu; yani modern insanın en büyük, en irkiltici kabusu olan ölümü, günlük hayatın orta yerine adeta bir lahit gibi dikti.

Ölüm korkusunda kaçamıyoruz artık. Daha kötüsü, sürekli ondan konuşmak, gördüğümüz herkesle onun dedikodusunu yapmak, onunla ilgili istatistikleri, bize ne kadar yakın ya da uzak olduğunu takip etmek durumundayız. Ölüm artık uzak bir coğrafyada veya bir başka kentte değil. Sadece adını bilmediğimiz ve bizim için sadece “herhangi biri” olan başkalarının hayatlarının etrafında da dolaşmıyor.

Tam yanı başımızda o…

Hatta kapımızın hemen ardında, sızıp bedenimizi istila etmek için küçücük bir fırsat kolluyor…

Virüs, modern insanı, apansız, en zayıf yerinden yakaladı. Modern insanın eğlenceyle kararmış gözleri ölüm korkusunun keskin aydınlığıyla kamaşmaya başladı.

Şimdi artık, onun nurani ışığında kendimize bakıp; acziyetimizi, “zalimliğimizi, cahilliğimizi,” sefilliğimizi, faniliğimizi istemesek de kabullenmek durumundayız...

Virüs, ölümlü olduğumuz gerçeğini tekrar tekrar hatırlatıyor bize şu günlerde. 

“Gücün” yegane sahibinin Allah olduğunu, tıpkı kainatta olduğu gibi hayatlarımız hakkında da karar merciinin O olduğunu; başka şeylere güç atfetmenin ne kadar çirkin bir yanılgı olduğunu yakinen idrak ediyoruz… 

Nasıl izah etmişti Abdülkadir Geylani, insan meselelerinin hakikatini: Kimsenin elinde, ne sana zarar verme, ne de fayda verme yetkisi vardır. Onlar sana ne bir şey verebilir, ne de herhangi bir şeyi senden alıkoyabilirler. Zarar ve fayda vermek konularında canlı varlıklar ile cansız varlıklar arasında en ufak bir fark yoktur. Mülk sahibi tektir, zarar veren, fayda veren, hareket ettiren, durduran, musallat eden, veren, engel olan tektir. Yaratan ve rızık veren sadece Allah’tır.”

Özellikle bu günlerde bu gerçek üzerine daha fazla düşünmemiz gerekiyor galiba…

****

Sayılan nedenlerden dolayı virüsün psikolojik etkisi, fiziksel etkisi ile mukayese edilemeyecek kadar yüksek. Buna karşın modern insanın ölüm karşısındaki metaneti de, hazırlığı da bir o kadar zayıf…

Ölüm bu kadar yakınımızdayken en önemli sorulardan biri, onu  nasıl karşılayacağımız sorusu… Seneca’nın dediği gibi onu, dizlerimizin üzerinde mi, yahut göğsümüz önde dimdik mi karşılayacağız? Onu, bizi hayatın lezzetlerinden koparan korkunç bir şey gibi mi göreceğiz, yoksa adil ve güzel bir dünyanın kapılarını bize açan bir vasıta olarak mı?   

Ölümü nasıl karşılayacağımız, yaşamımız boyunca onunla nasıl bir  ilişki kurduğumuza göre belirlenecek. “Ölümü nasıl karşılayacağız?” sorusu, “Hayatını nasıl geçirdin?” sorusudur bir bakıma…

Eğer, ölümün bütün renklerini hayatımızın duvarlarından silmeye çalışan biri isek, davranışlarımızın altında yatan tek güdü ölümden olabildiğince kaçmaksa, muhtemelen o çıkıp geldiğinde tamamen hazırlıksız yakalayacak bizi!

Onun bize soracağı yaman sorulara karşı da bir ölü gibi sükut edeceğiz…

Ne zaman bu tür soruları kendime sorup, o büyük karşılaşma anını düşünsem, aklıma Epictetos’un imrenilecek vakarla dolu o sözleri gelir...

“Beni yaratan Allah’tır ve Allah benim içimdedir. O’nu gittiğim her yere götürüyorum” diyen Epictetos o dağ gibi inancıyla şöyle söyler:

“Bugün veya yarın, elbet bir gün öleceğiz.

Kim bilir neyle oyalanırken ölüm bizi istila edecek?

Çiftçi tarlasıyla, bahçıvan bahçesiyle oyalanırken ölüm onu yakalayacaktır.

O vakit sen hangi işle oyalanıyor olacaksın?

Ben şahsen tüm yüreğimle ölümün bana, insana yaraşan, asil, faydalı bir iş yaparken gelmesini isterdim.

Ta ki temiz ellerimi göğe kaldırıp Tanrı’ya şöyle sesleneyim:

‘Kutsal himmetinizi tanıyabilmek, ona mutlak surette bağlanabilmek için bana vermiş bulunduğunuz işlerin hiç birini ihmal etmedim.

Beni yarattığınız için size şükrettim…

Emirlerinize karşı çıkmadım.

Bana bahşettiğiniz meziyetleri sizin için kullandım.

Sizden hiç şikayet etmedim.

İlahi hikmetinizi hiç suçlamadım.

Hastaydım, çünkü siz böyle istemiştiniz, ben de öyle istedim…

Fakirdim, çünkü siz böyle istemiştiniz, ben de bundan hoşnut oldum…

Sefildim, çünkü siz böyle istemiştiniz, ben de bundan kurtulmak için çırpınmadım.

Alnıma yazdığınız şeyler başıma geldiğinde bunların hiçbirinden ıstırap duymadım.

Halimden hiç şikayetçi olmadım.

Kırıldığımı, sızlandığımı hiç gördünüz mü?

Şu an dahi hakkımda vereceğiniz her hükmü kabule razıyım.

Sizin en ufak bir işaretiniz benim için emirdir.

Bütün eserlerinizi görmek, kainatın harikulade nizamını gözlerime sunmak için beni buraya (hayata) kabul etme tenezzülünde bulunduğunuzdan dolayı size binlerce kez şükürler olsun…”     

Büyük Epictetos! Büyük adamın, kendi gibi büyük ve ulvi hayatı…

Her anı düşünülmüş, erdemle terbiye edilmiş, iyilik, kanaat ve sadelikle geçmiş bir hayat…

Bu sözlerde beni derinden etkileyen bir gözüpeklik var.

Bunlar her boğazın yutabileceği lokma, herkesin söyleyebileceğisözler değil…

“Sizden hiç şikayet etmedim…”

Bu nasıl iddialı bir sözdür!

Oysa hayatımızın pek çok anında farkında olarak ya da olmayarak, bizim için takdir edilmiş şeylerle ilgili şikayette bulunur, başımıza gelenlerle ilgili insanlara sızlanırız...

Elde ettiklerimizle yetinmez, fazlasına gözümüzü diker, gelecek kaygısı güderek bugünümüzü zehir eder, elimizdeki mutluluğu gelecek hayali mutluluklar için kurban ederiz.

Mevlana, insanın hakikati itibariyle “düşman”, Allah’ında “dost” olduğunu söyler Mesnevi’sinde… Bu yüzden başımıza gelenlerden insanlara yakınmak, “Dostu, düşmana şikayet etmek gibidir” der.  

Kendi adıma ben de çok kez, Dostu düşmana şikayet etme hatasını işledim!

Hakkıyla şükretmedim ve halimden şikayetçi olma gafletinde bulundum hem de çok kez!!!

Bu yüzden Epictetos’un sözleri bana yüksek bir dağın zirvesi gibi aşılmaz görünüyor ve bu nedenle o büyük sözleri söyleyecek cesareti kendimde bulamıyorum…

Ama biliyorum ki hayat ve ölümle ancak böyle ilişki kurulmalıdır…

Günümüz insanının hayatı bu sözlerin neresine düşer ya da modern insanın hayatında, bedeli ödenmiş bu sözlere yer var mıdır, bunu bilmiyorum. Ölüm korkusundan dolayı yalıtımın had safhaya vardığı şu günlerde planım benim hayatımda bu sözlerin ne kadar yeri olup olmadığını daha fazla düşünmek olacak.

Gerisi ise insanların olup bitenleri nasıl yorumladıklarına; hayat ve Allah’la nasıl bir ilişki kurduklarına kalmış…

Yorumlar (1)
Günel 11 ay önce
Ellerinize Sağlığ Ölümün Görülmez Silahın Enmek Zordu Çünkü Dünyanın Başına Gelen Felaketi İnsanlar Yapır İnsanlar Yapdığı Felaketin İlaçın Bililer Düşmenler İlaçın Kulanmasına İzin Vermir Ekonimi Çöksün İnsan Nüfuza Azalsın Sonra İlaç Paylayalar İnsanların Yaşayanıda Ağlın Kayıp Edeçek Onu Neçe Tedavü Edeçekler
14°
açık
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 23 Ocak 2021
İmsak 06:47
Güneş 08:15
Öğle 13:21
İkindi 15:53
Akşam 18:16
Yatsı 19:40
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 19 41
2. Fenerbahçe 19 39
3. Galatasaray 19 36
4. Gaziantep FK 19 34
5. Trabzonspor 20 33
6. Alanyaspor 19 31
7. Hatayspor 19 31
8. Karagümrük 19 27
9. Malatyaspor 19 27
10. Göztepe 19 25
11. Antalyaspor 19 25
12. Sivasspor 19 24
13. Rizespor 19 24
14. Başakşehir 19 23
15. Konyaspor 19 22
16. Kasımpaşa 19 22
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 20 19
19. Ankaragücü 19 18
20. Erzurumspor 20 17
21. Denizlispor 19 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 18 27
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 18 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 18 10
18. Eskişehirspor 18 4
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 19 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Chelsea 19 29
9. Southampton 18 29
10. Arsenal 19 27
11. Aston Villa 16 26
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 18 19
16. Burnley 18 19
17. Brighton 19 17
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 17 44
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 20 34
5. Sevilla 18 33
6. Real Sociedad 19 30
7. Granada 19 28
8. Real Betis 19 26
9. Cádiz 19 24
10. Levante 19 23
11. Getafe 18 23
12. Celta de Vigo 19 23
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 19 20
15. Real Valladolid 20 20
16. Eibar 19 19
17. Deportivo Alaves 19 18
18. Elche 17 17
19. Osasuna 19 16
20. Huesca 20 13