Gezi davasında tutukla bulunan Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı ve iş adamı Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçen şubatta beşinci duruşması görülen Gezi/Çarşı davasında, Çarşı davasının ayrılmasına karar verilmişti.

Celse arasında mütalaasını açıklayan savcıysa tutuklu işadamı Osman Kavala ve Ayşe Mücella Yapıcı’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis talep etmişti. Altı sanığaysa 20 yıla kadar hapis istenmişti.

Gezi davası kapsamında tek tutuklu sanık Kavala, 1602 gündür Silivri Cezaevi’nde bulunuyor.

Davanın bugünkü duruşmasına Kavala SEGBİS sistemiyle görüntülü olarak bağlandı. Mahkeme başkanı, esas hakkındaki mütalaanın celse arasında sunulduğunu söyledi.

Söz hakkı verilen duruşma savcısı mütalaayı tekrar ettiğini belirtti. Emniyet müdürlüğü avukatı da tüm sanıkların cezalandırılmasını istedi.

Taleplerle ilgili görüşü sorulan duruşma savcısı süre taleplerinin kabulüne karar verilmesini istedi. Kavala’nın tutukluluk halinin de devamına karar verilmesini talep etti.

Savunmadan öne çıkanlar

SOLOTÜRK, yeni manevrasıyla F-16 sınırlarını aştı SOLOTÜRK, yeni manevrasıyla F-16 sınırlarını aştı

Diken'in aktardığına göre, duruşmada söz alan avukat Can Atalay’ın savunmasından öne çıkanlar şöyle:

“Biz ısrar etmeseydik heyetiniz bozmaya ilişkin beyanımızı bile almayacaktı. Bozmaya ilişkin beyanlarımızı ısrarla ‘savunma’ diyerek aldınız. Yargılama faaliyeti olarak ne yaptınız? çArşı davasıyla ilgili kurduğunuz ara karar, adli tıpa yazdığınız yazı, bozmaya ilişkin beyanlarımızın alınması, Kavala’nın tutukluluk durumuna ilişkin avukatların beyanı… Sadece bunları yaptınız.

‘Duyumlara rağmen ülkeden gitmedik’

Birazdan söyleyeceğim taleplerin reddi olamaz. Biz süre talep etmiyoruz. Biz Gezi’yi savunduk, savunmaya devam edeceğiz. 2014’te kulağımıza ulaştırılan duyumlara rağmen bu ülkeden gitmedik. Biz bu yargılamayı uzatmıyoruz. Önceki duruşmada bize yurt dışına çıkış yasağının konulmamasını ‘ahlaksız teklif’ olarak nitelemiştim. Bunun manası ‘Gidin, elimizi rahatlatın, hızlıca karara gidelim’ demekti. Biz bunu elimizin tersiyle iteriz.
İnsan utanacağı hiçbir şey yapmamalı. Biz çiğ yemedik, o yüzden karnımız ağrımıyor. Bir düğmeye basıldı, Gezi davası bozuldu. Bir düğmeye basıldı, Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi kendi dosyasında bulunmayan, Gezi’yle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek Çarşı davasını bozdu. 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi alelacele dosyayı size gönderdi.

Bir üyenizin şerhiyle dosyalar birleştirildi, bir düğmeye basıldı, esas hakkında mütalaa açıklandı. İstinaf kararı gerekleri yerine getirilmeden nasıl hükme gidiyorsunuz? Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi’nin bozma kararı ne oldu? Biz nereye gitsek peşimizden gelen savcı Edip Şahiner ve temsil ettiği siyasi kadro bu sefer çok daha ince çalışmış, iddianamenin ve ilk esas hakkında mütaalanın yüklerinden kendilerini kurtarmaya çalışırken tarafımızca suçüstü yakalanmıştır.

‘Ortada delil yok’

Yağma yok. Canınızın istediğini canınız istediği zaman söyleyip istemediği zaman vazgeçip başka bir şey söyleyemezsiniz. Ceza yargılaması işkenceyle delil elde etme dönemini yaşandı, ceza yargılamasının anahtarının AKP seçkinleri tarafından Fethullahçı çeteye anahtar teslim emanet edildi, delil imal edildi. Bu yargılamayla ‘delilsiz’ delile ihtiyaç duyulmayan yargı dönemi mi başlıyor? Ortada delil yok, akla ziyan komplo teorileri var. Heyetiniz eğer bir provokasyon arayacaksa birilerinin bizi (o da sadece bir kaç kere) telefonla aramasına değil Fethullahçı çete mensubu polis şeflerinin halka zulüm provokasyonuna bakmalıdır.”