Farkında mısınız? Manasız bir mecrada israf ediyoruz herşeyi... Şahsi çerçeveden kurumsala... Herşeyi bindirmişiz derme çatma bir sala... Her dalgada hop oturup hop kalkıyoruz. Havanda su dövmekle izah etmenin izahı lazım gelirken... Önümüzdeki maçlara bakıyoruz!
Farkında mısınız? Uyuşmuş uzuvlarımızla, ağırlaştırılmış bir film karesi gibiyiz. Uzayan gölgemize bakıp kafamız karışırken... Kırk yıllık hasımlar barışırken... Ağırlığımız, yer çekimine muhalefet etmeyi maharet zannetmeye mani oladursun... Zaman tükeniyor, akrep yelkovanla yarışırken!
Farkında mısınız? Dün, önceki günün yarınlığından davacı... Yarın, bugün için say ki umacı... Dünle yarın arasında başı dönen için hayıflanmak da kusur olmuş... Dertlenmek zaaf, tenkid ayıp... Adam sende! Baş ağrıtma değil mi bunca meseleyi sayıp! Çileden yün yaparken yardım ettiğim rahmetli anneannem düştü aklıma... Evet anneanne... Çileden yumak çıkarırım da... İpin ucu kayıp!
Farkında mısınız? Keskin görüşle kesin olan, yılkı atı misali dolanıyor. Nal sesleri hoş olsa da aceb hangi pınarda sulanıyor? Sulandırmadığımız bir husus kaldı mı? Ciddiyet, samimiyet, iyi niyet? Her lahza azaptaymışız gibi efkârımız... Ömer Seyfettin hikayelerinden mülhem, hem kaşağı hem diyet!
Farkında mısınız? Fark kavramı erozyona uğramış kel tepelere benziyor. Çıkarma işleminin sonucu kadar sığ... İstersen fark etmek hassasını bu tepelerin savruk eteklerine yığ! Netice dönüp dolaşıp kördüğümde karar kılıyor. Sahi! Ölmüş kavramların cenaze namazını kim kılıyor?
Farkında mısınız? Sıralı kasvetlerden azade değiliz. Başımızdan eksik olmayan gaileler için sayılıp dökülen bahane ve sebepler bütünü, analitik zeminde aklı teskin eder gibi de... Beş duyu ile tespiti mümkün olmayan nokta da körüz! Belki bu yüzden adı konmamış nankörüz...
Farkında mısınız? Batıya giden trenin içinde Doğuya doğru koşuyoruz. Koşum takımlarının gümüşten olması sadece illüzyon... At da akıncı da sanal cereyanların sanal gölgeleri... San-al... Sanıyoruz... Alıyoruz... Edilgen bir tarafı da yok değil... Mütemadiyen alınıyoruz!
Farkında mısınız? Birbirinin kopyasından ibaret kalmış elimizdeki herşey... Suretler zamanında bu suretle yaşıyoruz. Âh âh! Sırtımızda ne kadar gereksiz yük taşıyoruz! Üstelik bu yükler bizim değil! Aceb bu yüklerin altına bizi kim sürdü? Suali duyan hafifçe öksürdü. Üst solunum yolu enfeksiyonundan zahir... Yaz günü klimalar da fena çarpıyor.
Farkında mısınız? Fark etmekten kaçınarak ölü taklidi yapmak çok konforlu... Suya sabuna dokunmadan geçen günlerimiz var. Mesuliyet, yakar top oyunu derekesinde... Oyundan, oyunculuktan çok zevk aldığımız kesin de... Kulaklarımızı tıkamaktan memnunuz, ikazın görünür çığlığında... Sersemleten sesinde!
Farkında mısınız? Saatlerce konuşup hiçbir şey söylemiyoruz. Bu sebepten havada asılı kalmış meseleler yüzünden başımız eğik... Maazallah kazara çarpıp, alnımız orta yerden yarılır diye sakınarak yürüyoruz. Böyle böyle... Reçetelerimizin yazılı olduğu kaç defteri hunharca dürüyoruz.
Farkında mısınız? Değilsiniz! Değiliz! Olsaydık... Yağmurlar başka yağardı. Çünkü yağardı. Yağmurun, semamızdan niçin ayak kestiğini düşünüp akıl yorduğumuzda... Farkındalık nimetinin, ruhumuzun avlusundaki eşikten adım attığını göreceğiz. Yağmur rahmet habercisi... O yağmadan bitmez bu paçozluk döngüsü! Paratoner gibi çekmeli üzerimize Rahman ve Rahim'in rahmetini... Çekemez isek... Vah ki vah! Çekmek zorunda kalmaya devam ederiz... Farkında olamadığımız nice beyhudeliğin zahmetini!