Cumhurbaşkanı Erdoğan: Barış sürecini bozan hareketlerin sorumluluğu ABD'ye aittir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Barış sürecini sabote eden bu provokatif kararın bölgede yol açtığı sonuçların mesuliyeti bütünüyle birinci derecede Amerika'ya aittir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Barış sürecini bozan hareketlerin sorumluluğu ABD'ye aittir




Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı'nın ardından, Filistin Başbakanı Rami el-Hamdallah ve İİT Genel Sekreteri Yusuf bin Ahmed el-Useymin ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Bugün hem Filistin halkına dayanışma sergilenmesi hem de Gazze'de katliam yapan İsrail'e gerekli mesajların verilmesi bakımından son derece anlamlı bir zirve toplantısı gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, yaptıkları çağrıya kısa sürece cevap vererek, zirveye iştirak eden ve toplantının icrasına katkı sağlayan herkese teşekkür etti.

“Alınan kararı yok hükmünde kabul ediyoruz”

ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararının ertesinde İİT İslam Zirvesi Dönem Başkanı olarak ABD ve dünya kamuoyuna çağrıda bulunduklarını hatırlatan Erdoğan, çağrıda, alınan kararı yok hükmünde kabul ettiklerini, Kudüs'ün kırmızı çizgileri olduğunu vurguladıklarını söyledi.

Erdoğan, 13 Aralık 2017 tarihinde de İstanbul'da teşkilatın olağanüstü zirvesini düzenlediklerini anımsatarak, bu zirvede de İslam alemi olarak Kudüs ve Harem-i Şerif'in kutsiyetini ve tarihi statüsünün korunmasına ilişkin kararlılıklarını ortaya koyduklarını vurguladı.

Filistin davasının uluslararası kuruluşlar nezdinde takipçisi olmaya her platformda devam ettiklerini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kudüs konusundaki karar tasarısı, BM Güvenlik Konseyi'nde 14 üyenin olumlu oyuna rağmen sadece ABD'nin vetosu nedeniyle kabul edilemedi. Bunun üzerine ülkemiz ve Yemen tarafından sunulan karar tasarısı BM Genel Kurulu'nda 21 Aralık günü yapılan oylamada, 9 redde karşılık 128 ülkenin oyuyla ezici bir çoğunlukla kabul edildi. Amerika ve İsrail'in yoğun baskı, tehdit ve şantajlarına rağmen alınan bu karar, insanlık tarihine altın harflerle kazınmıştır. Zira o 9 ülkenin diğer 7'si benim şahsen isimlerini bile duymadığım ülkelerdir, 128 ülke ise dünyada ağırlığı olan ülkeler."

“Amerikan yönetimi Filistin tarafını cezalandırmıştır”

ABD yönetiminin tüm uyarılarına rağmen hukuksuz kararını, 14 Mayıs günü uygulamaya geçirdiğini ifade eden Erdoğan, bu girişimi asla kabul etmediklerini ve etmeyeceklerini söyledi.

İİT Genel Sekreteri El-Useymin'nin de ifade etti gibi bu kararın herhangi bir kıymet-i harbiyesi olmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Sadece kendileri çalarlar, kendileri oynarlar. Barış sürecini sabote eden bu provokatif kararın bölgede yol açtığı sonuçların mesuliyeti, bütünüyle birinci derecede Amerika'ya aittir. Amerikan yönetimi, bu şekilde barış istediğini defalarca kanıtlayan Filistin tarafını cezalandırmıştır. Bu kararla Filistin halkının vatanını işgal eden, abluka ve yasa dışı yerleşimlerle iki devletli çözüme yönelik taahhütlerini çiğneyen İsrail ise ödüllendirilmiştir.

Benim anlamadığım bir şey var. Trump cumhuriyetçidir değil mi? Önceki Bush? O da cumhuriyetçiydi. Fakat önceki Bush, özellikle de bana şu ifadeyi kullanmıştır; 'İki devletli çözüme ne diyorsunuz?'. 'Evet' diyoruz ve Colin Powell'e benim yanımda talimat verdi, 'bu işi bizzat sen takip edeceksin.' O gün bugündür bakın, o cumhuriyetçi böyle söyledi ama şimdiki cumhuriyetçi maalesef işgalden yana oynuyor. Cumhuriyetçilerin de kendi arasında demek ki bir sıkıntı var. Öyle de olsa böyle de olsa, biz doğru olanı yapacağız. Bu sorumsuz politikalar, İsrail'i işgal, gasp ve şiddet yönünden daha da azdıracaktır. Nitekim 14 Mayıs günü yaşanan katliam yeni dönemin en açık işaretidir."

"Sayın Papa'ya Kudüs konusundaki hassasiyeti için bir kez daha teşekkür ediyorum"

İslam dünyası olarak Filistin sorununun çözüme kavuşturulması için Filistinlilere her alanda desteklerinin süreceğini dile getiren Erdoğan, bu çerçevede birçok liderle görüşerek herkesi Filistinlilerin maruz kaldığı haksızlığa karşı sesini yükseltmeye çağırdığını ifade etti.

Bu vicdansızlığı Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Franciscus'un da kabul etmediğini dile getiren Erdoğan, "Sayın Papa'ya Kudüs konusundaki özel hassasiyeti için buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Kendisinin aynı kararlı tavrı önümüzdeki süreçte de devam ettireceğine inanıyorum" dedi.

Erdoğan, din, dil, ülke ayrımı gözetmeden uluslararası toplumun birleşerek haksızlığa karşı adaleti savunması gerektiğini vurguladı.

"İslam İşbirliği Teşkilatı olarak verdiğimiz mücadele sadece Müslümanların Kudüs üzerindeki haklarının mücadelesi değildir. Sayın Putin ile de görüştüm. Sayın Şansölyeyle de görüştüm. Hepsiyle bu konuyu ele aldık. Biz buradaki duruşumuzla Hristiyanların da Musevilerin de hakkını savunuyoruz. Biz burada işgale karşı çıkarken adaleti, barışı, hukuku bir arada yaşama idealini savunuyoruz."

"Filistin halkına koruma sağlanması şarttır"

Erdoğan, Filistin halkına koruma sağlanması gerektiğinin altını çizdi.

"Her gün gencecik evlatlarını İsrail terörüne kurban veren Filistin halkına uluslararası barış gücü gönderme dahil, bunun altını çiziyorum, uluslararası barış gücü gönderme dahil bir koruma sağlanması şarttır. Amerika'nın Kudüs konusundaki kararını bir kez daha reddediyoruz."

"İsrail'in bu suçları ABD yönetiminin desteğiyle işlediği aşikardır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İİT Zirvesi'nde İsrail'in saldırılarını bir kez daha telin ettiklerini belirtti.

"Bugünkü zirvede Filistin davasına verdiğimiz desteği bir kez daha göstererek nihai bildirimizi kabul ettik. Bu çerçevede işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail'in saldırganlığını en güçlü ifadelerle telin ettik. Son olaylardan İsrail'i sorumlu tuttuğumuzu belirttik. İsrail'in bu suçları ABD yönetiminin desteğiyle işlediği aşikardır. BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası toplumun Filistin konusunda yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi gereklidir. Bundan sonra uluslararası görevlere adaylığını koyan ve destek talep eden ülkeleri, Filistin'e yönelik tutumlarına göre değerlendireceğiz.

"Zil takıp oynamak suretiyle orada yapılan açılış töreninin bizim indimizde bir kıymeti harbiyesi yoktur." diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Teşkilat üyesi ülkeler olarak baskıyla dahi olsa Amerikan yönetiminin izinden gidecek devletlere karşı her türlü tedbiri almakta kararlıyız. Öte yandan dünyadaki hiçbir devletin şantaja boyun eğerek egemenlik haklarını çiğnetmeyeceğine inanıyoruz. Ayrıca tüm teşkilat üyelerini Amerika'nın kararını takip edecek ülkeler yanında tüm makam, parlamento, şirket ve bireylere karşı da ekonomik kısıtlamalar uygulanması için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz. Kudüs-ü Şerif'in kimliğini değiştirmeye yönelik her türlü teşebbüse karşı koyacağız. Terörist yerleşimci grupların kutsallarımıza yönelik saygısızlıkları karşısında artık sabrımızın sonuna geldik. Üye devletler ve uluslararası toplum yasa dışı İsrail yerleşimlerinde imal edilen ürünlerin piyasalara girmesini mutlaka engellemelidir. Bunun yanında Filistin topraklarında süren haksız işgalin idamesinde rolü olan tüm şahıs ve oluşumlara karşı da gereken tedbirler alınmalıdır. Bundan sonra uluslararası görevlere adaylığını koyan ve destek talep eden ülkeleri Filistin ve özellikle Kudüs'e yönelik tutumlarına göre değerlendireceğiz."

"Fiille desteklenmeyen her söz havada kalmaya mahkumdur"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in bugüne kadar hep 'Güçlüyüm, öyleyse haklıyım' mantığıyla hareket ettiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

"İsrail bugüne kadar hep 'Güçlüyüm, öyleyse haklıyım' mantığıyla hareket etmiş, uluslararası toplum da buna müsaade etmiştir. Artık bu çarpık anlayışa 'dur' demenin, bu sistematik barbarlık karşısında sesimizi yükseltmenin zamanı gelmiştir. Fiille desteklenmeyen her söz havada kalmaya mahkumdur."

Erdoğan, İsrail'deki ve dünyanın dört bir köşesindeki vicdan, haysiyet, şahsiyet sahibi Musevilere seslendi.

"Siz siyonist değilsiniz. Dolayısıyla siyonistlerden sizi ayırt etmek istiyorum. Bunlara karşı tavrınızı yükseltin. 'Yalnız kendim içimsen ben neyim, şimdi değilse ne zaman?' 8 aylık bebeklerin tekerlekli sandalyedeki insanların katledilmesine şimdi karşı çıkmayacaksanız ne zaman karşı çıkacaksınız? İsrail'in devlet terörünü daha ne kadar uzaktan izleyeceksiniz? Sizi temsil iddiasındaki yöneticilerin katliamlarını örtmek için tüm dünyaya yalan söylemesine daha ne kadar sabredeceksiniz? Her gün On Emir'in yöneticileriniz tarafından ayaklar altına alınmasına daha ne kadar sessiz kalacaksınız. On Emir'in bir tanesi öldürmeyeceksin değil mi? Unutmayın Calut'un zulmüne karşı sessiz kaldıkça siz de ona benzemekten kendinizi kurtaramayacaksınız. Artık aranızdaki vicdan sahiplerinin de korku duvarlarını yıkarak bu zulme katliam ve vahşet düzenine bir 'dur' demesi gerekiyor. Son olarak buradan Filistinli kardeşlerime seslenmek istiyorum. Ey işgal altındaki toprakların onurlu direnişçileri, ey çıplak elleriyle korkaklar ordusuna meydan okuyan sevgili yiğitler. On yıllardır canları pahasına Kudüs'e ve Harem-i Şerif'e sahip çıkan asil kahramanlar. Aklımız, kalbimiz, dualarımız sizinledir."

AA




Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2018, 10:19
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5