Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu adayların amacı milletin derdine derman olmak değil

Cumhurbaşkanı Erdoğan restore edilen Mısır Çarşısı'nın açılışında konuştu. Erdoğan, "Bu ittifakların, bu adayların amaçları milletin dertlerine derman olmak değildir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu adayların amacı milletin derdine derman olmak değil
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, restorasyonu tamamlanan Mısır Çarşısı'nın açılış törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle;

Sevgili İstanbullular, Mısır çarşımızın kıymetli esnafları değerli kardeşlerim sizleri en kalbi duygularımla hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Mısır çarşımızın restorasyonunun ülkemize şehrimize esnaflarımıza hayırlı olmasını diliyorum. İstanbul'un bu simge mekanı 354 yıldır şehir halkı yanında ülkemizin ve dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerimize de hizmet veriyor. Çarşımız yapılan restorasyonla aslına uygun şekilde ve daha yüksek standartlarla hizmet verebilir hale getirilmiştir. Biraz önce de Tophane Nusretiye Camii'nde hem cuma namazını eda ettik. Hem de restorasyon açılışını gerçekleştirdik. Sultan II. Mahmud'un şehrimize yadigarı olan bu güzel eserin restorasyonunun da hayırlı olmasını diliyorum. Mısır çarşısı az önce de ifade edildi, Valide Safiye Sultan tarafından inşaatı başlatılan ancak tamamlanması Valide Hatice Turhan Sultan'a nasip olan gerçekten nadide bir eserdir.



"Mısır Çarşısı eskisinden daha cazip hale geldi"

Zaman içerisinde özellikle cumhuriyet döneminde müdahaleler sırasında pek çok orjinal özelliği tahrip edilen bu eser Vakıflar Genel müdürlüğümüz tarafından aslına uygun şekilde baştan sona elden geçirilmiştir. Yaklaşık 16 milyon liralık bir maliyetle tamamlanan restorasyon çalışmalarıyla Mısır çarşımız eskisinden daha güzel daha sağlam ve daha cazip bir görünüme kavuşmuştur. Bende buranın esnaflarındandım ama içeride olanlardan değil, buraya şarküteri ürünlerini satan esnaflardandım. Medeniyetimizin bu topraklara vurduğu mühürler olan tarihi eserlerimize sahip çıkmadan geleceğimize güvenle bakamayız. Her zaman söylediğim gibi biz köksüz bir millet değiliz. Orta Asya'dan Balkanlara, Kuzey Afrika'dan Kırım'a kadar coğrafyamızın neresine gidersek gidelim ecdadımızın ayak izleriyle, geride bıraktığı eserleri ile karşılaşıyoruz.

İşte hafta başında Özbekistan'daydık. Taşkent'teki resmi temaslarımızın ardından, Buhara'ya geçtik. 4 gün Özbekistan ve Güney Kore'deydik. Buhara'da ayak bastığımız her yerde atalarımızın kurduğu büyük medeniyetin gerçekten göz alıcı gerçekten gurur verici eserleriyle karşılaştık.

"Türk turizmi şahlanış dönemine giriyor"

Genel olarak Orta Asya, özellikle de Özbekistan adeta keşfedilmeyi bekleyen bir inci gibi. Oralara gidince Türkiye'nin hizmet sektöründe ulaştığı seviyeyi çok daha iyi görme imkanı elde ediyoruz. Sadece Mısır Çarşısı'nın da içinde bulunduğu şu Tarihi Yarımada pek çok ülkenin toplam turist sayısından çok daha fazla ziyaretçiyi misafir ediyor. Bu büyük bir mutluluk. İnşallah devam eden restorasyonlarımızın ardından bu bölgemizi çok daha cazip hale getirecek, çok daha fazla ziyaretçi ağırlayabileceğiz. Türk turizmi, bir süredir maruz kaldığımız yoğun iç ve dış saldırılardan dolayı irtifa kaybetmişti. Geçtiğimiz yıl başlayan toparlanma, inşallah bu yıl 40 milyonluk rekor turist sayısıyla şahlanış dönemine giriyor. İhracat ve turizmde kaydettiğimiz bu büyük ilerleme bir lokomotif görevi ifa ederek diğer alanlarda da bizi hedeflerimize yaklaştıracaktır.



"İstanbul'un kıymetinin bilinmesi lazım"

Cumhuriyet döneminde İstanbul'u hak ettiği özenle yönetemediğimizi de itiraf etmeliyiz. Ecdadın asırlar boyunca üzerine titrediği güzelleri korumak bir yana şehrin en mutena köşelerinden çevresindeki bakir alanlara kadar her yerinin çirkin yapıların istilasına uğramasına dahi engel olamadık. Bunun sorumlusu asla vatandaşlarımız değildir. Bu felaketin sorumlusu Türkiye'yi ve İstanbul'u yönetme sorumluluğunu üstlenenlerin imkansızlıktan ziyade vizyonsuzluk kokan ihmalleridir. Siz insanlara eğer yaşayacakları imkanları, kullanacakları alt yapıyı göstermezseniz onlar da gider nereyi bulursa oraya yerleşir, hayat mücadelesini o şekilde sürdürür.

"Biz de ilk 10'a gireceğiz"

Milletimizin rahmetli Menderes ile yapmaya çalıştığı atılımın önünü önce iftiralar ve kumpaslarla olmayınca darbelerle kesen bu zihniyetin ülkemize maliyeti çok ağırdır. Eğer Türkiye şu son 16 yılda yaptığı atılımı, sağladığı istikrar ve güven ortamını 2. Dünya Savaşı sonrasında gerçekleştirebilseydi bugün dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacaktı. Şimdi 17. sıraya geldik mi? Geldik. Nereden geldik? 24. sıradan buraya geldik. Yetmez, biz de ilk 10'a gireceğiz. Çünkü milletlerin ve ülkelerin zenginliği iki türlü olur. Birincisi çok para getiren, tabii zenginlikleriniz, buna karşılık az nüfusunuz vardır, kişi başına gelir itibarıyla en önlere geçersiniz. Bu tür ülkeler evet zenginleşmişlerdir ama hiçbir zaman gerçek anlamda huzurlu ve gelişmiş olamamışlardır. İkinci yöntem ise 2. Dünya Savaşı sonrası üstelik de savaşın yıkımını yaşamış olmanıza rağmen çok hızlı bir şekilde toparlanıp yüksek teknolojiye dayalı üretimle dünya devi haline gelirsiniz. Güney Kore'nin de içinde yer aldığı işte bu grup, gerçek ve kalıcı gelişmeyi, refahı yakalayan ülkelerdir. Türkiye iyi niyetli bir takım girişimlere küçük de olsa atılan bir takım adımlara rağmen bu grupta yer alma fırsatını darbeler, cuntalar, muhtıralar, terör olayları, siyasi çekişmeler ve toplumsal kavgalarla kaybetmiştir.

"Darbelerin karşısına dikilmekte bir an bile tereddüt etmedim"

Terör örgütüyle mücadele eden güvenlik güçlerimizin daima yanında yer aldık. Tarihimizin en alçak ve kanlı darbe girişimi olan 15 Temmuz'da milletimle birlikte darbelerin karşısına dikilmekte bir an bile tereddüt etmedim. Hamdolsun FETÖ ihanet çetesinin bu hain girişimini kısa sürede bertaraf ettik ve ülkemizi uçurumun kenarından çevirdik. Milletimizin 15 Temmuz'da ortaya koyduğu 7 Ağustos Yenikapı Mitingi'nde teyit ettiği beraberlik ruhu biz siyasetçilere önemli bir sorumluluk yükledi. MHP ile birlikte bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik. 16 Nisan halkoylamasında milletimiz tarafından da tasdiklenen anayasa değişikliğini MHP ile birlikte gerçekleştirdik. Bu değişiklikle Türkiye yapılacak ilk genel seçimlerin ardından hükümetin daha etkin, meclisin daha itibarlı, yargının daha bağımsız ve tarafsız olacağı yeni bir yönetim sistemine geçme iradesini ilan etti ve ne yaptık? Şimdi işte Cumhur İttifakını kurduk.



"Farklı bir cumhurbaşkanı olacağım demiştim"

2014 yılında milletimin oylarıyla cumhurbaşkanı seçildiğimde, meşruiyetimin kaynağı sebebiyle farklı bir cumhurbaşkanı olacağımı peşinen ifade etmiştim. Daha seçim yapılırken dedim ki 'Farklı bir cumhurbaşkanı olacağım, alıştığınız gibi Çankaya Köşkü'ne oturup suya sabuna dokunmadan her türlü yetkiye sahip olup, sorumluluk üstlenmeyen bir cumhurbaşkanı olmayacağım.' demiştim. Ve ne oldu? Çankaya'ya çıktık ve orada farklı bir cumhurbaşkanlığı sürecini başlattık çünkü ben bunu milletime izah edemezdim. İlk günden itibaren anayasanın verdiği tüm yetkileri sonuna kadar kullanarak, hükümetle de uyumlu bir şekilde ülkemin ve milletimin her türlü meselesinin çözümünde en önde yer aldım. Bakanlar Kurulu başta olmak üzere, tüm önemli toplantılara periyodik olarak başkanlık yaparak alınan kararları ve uygulamalarını yakından takip ettim. 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından yeni hükümet kurulamayınca anayasadan aldığım yetkiyle ülkemizi biliyorsunuz yeniden seçime götürdüm ve önemli siyasi krizin hasarsız atlatılmasını sağlamış oldum. Kiminle? Milletimle. Çünkü müracaat edilecek kapı sizdiniz. Nihai kararı verecek olan sizdiniz ve size geldim. 7 Haziran'da o tek başına hükümetin olmadığı seçim, ardından kasım ve kasımda siz nihai kararı verdiniz ve dediniz ki 'Olmaz. Yeniden tek başına AK Parti iktidarı.' dediniz.

"Bu noktaya durup dururken gelmedik"

Türkiye, cumhurbaşkanlığı yönetim sistemiyle çok partili siyasi hayata geçtiğimiz dönemden beri yaşadığı krizlerin üstesinden gelebileceği bir imkan elde etmiştir. Biz kendimiz için değil, ülkemizin ve milletimizin geleceği için, en çok da gençlerimiz için bu yönetim sistemi değişikliğini yaptık. Biliyorsunuz yeni hükümet sistemimiz, rahmetli Özal başta olmak üzere, Türkiye'de yönetim kademelerinin hepsinde de görev yapmış hemen her siyasetçinin hedefi ve özlemiydi. Yönetim sistemi değişikliği hem Meclis'te, hem de milletimiz içinde çok geniş bir uzlaşma gerektirdiği için daha önce kimse bunu başaramamıştı ama biz bunu başardık. Tabii bu noktaya durup dururken gelmedik. Bu işin temelinde 2007 cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan kriz yatıyor. Türkiye'yi pençesinden inim inim tutarak inleten vesayet güçleri ve onlarla birlikte hareket eden partiler, 2007 yılında gerekli çoğunluğa sahip olmamıza rağmen, bizi cumhurbaşkanı seçtirmek istemediler. Biz de çözümü milletimize gitmekte bulduk.

"İlkler her zaman zordur"

Genellikle ilkler her zaman zordur, her zaman sıkıntılıdır. Ancak neticesi bereketlidir. Türkiye, yeni yönetim sisteminin ilk seçimini inşallah kolay şekilde gerçekleştirecektir.

"Her şeyden önce demokrasi dürüstlüktür"

Milletin iradesini satın almaktan daha beter bir şey olabilir mi? İşte bunları gördük. Şimdi bunu yapanlar, 'bu milleti idare edeceğiz' diyorlar. Sizden bu ülkeye fayda olmaz. Her şeyden önce demokrasi dürüstlüktür, demokrasi evet bir yerde namus meselesidir. Bu ittifakların, bu adayların amaçları kesinlikle ülkenin ve milletin dertlerine derman olmak değildir.

"Afrin'de 4376 terörist etkisiz hale getirildi"

Eğer bize saldıranlar Afrin'de bunlar iktidarda olsa saldırılar da bunların iktidarında olsa inanan vatan elden giderdi. Biz şu anda son rakam ne biliyor musunuz? Afrin'de etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısı  4 bin 376. Kuzey Irak'ta 379, Cudi'de, Gabar'da Tendürek'te 297. Ne dedik biz? Size söz verdik. İnlerine gireceğiz dedik. Girdik mi? Girdik, giriyor muyuz, giriyoruz. Çünkü sizin huzurunuz bizim sorumluluğumuzdur.

"Siz millete ne vadediyorsunuz"

Bugüne kadar yaptıklarımızı ve bundan sonra yapacaklarımızı milletimizle paylaşacağım. Peki öteki ittifaklar, öteki partiler ne yapıyor diye baktığımızda, gördüğümüz şudur: Bunların tek bir amacı millete söyleyebileceği tek bir projesi vardır. O da Recep Tayyip Erdoğan'ı indirmektir. Diyelim ki bunu başardınız. Ve yönetimi devraldınız. Peki siz millete ne vadediyorsunuz."

TRT HABER
Güncelleme Tarihi: 04 Mayıs 2018, 17:05
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5