Putlar da hata yapar

Abone Ol

Bir heykeltıraşa sormuşlar:

“En mükemmel heykeli nasıl yapıyorsun?”

Gülümsemiş.

“Ben mükemmel heykel yapmıyorum. Taşın içindeki kusurları yontuyorum. Ama insanlar heykel tamamlanınca onu kusursuz sanıyor.”

İnsanlık tarihinin en büyük yanılgılarından biri de budur.

İnsanları fikirlerinden daha büyük hâle getirmek…

Düşünürleri sorgulanamaz görmek…

Onları eleştirilemez putlara dönüştürmek…

Oysa tarih bize bambaşka bir şey anlatıyor.

Karl Marx ve Friedrich Engels…

Bugün milyonlarca insanın referans gösterdiği iki isim.

Kimileri onları yalnızca düşünür olarak okurken, kimileri neredeyse yanılmaz insanlar gibi görmeyi tercih ediyor.

Oysa mektuplar, biyografiler ve yaşanmışlıklar bize çok daha insani bir tablo sunuyor.

1863 yılında Engels, hayat arkadaşı Mary Burns’ü kaybetti.

Yirmi yılı aşkın süredir birlikte olduğu kadının ölümüyle yıkılmıştı.

En yakın dostu Marx’tan beklediği şey ise yalnızca dostça bir teselliydi.

Fakat Marx’ın ilk mektubunda kısa bir taziyenin ardından kendi borçlarından, ekonomik sıkıntılarından ve para darlığından uzun uzun söz etmesi, Engels’i derinden incitti.

Engels bunu açıkça dile getirdi.

Marx ise kısa süre sonra hatasını kabul ederek özür diledi.

Demek ki büyük fikirlerin sahipleri de hata yapabiliyordu.

Aslında şaşırmamak gerekir.

Çünkü onlar da insandı.

İşin daha ilginç tarafı ise Engels’in özel hayatında karşımıza çıkıyor.

Evlilik kurumunu, dönemin mülkiyet ilişkileri bağlamında sert biçimde eleştiren Engels, Mary Burns’ün ölümünden sonra onun kız kardeşi Lizzie Burns ile birlikte yaşamaya başladı.

Yıllarca resmî nikâha karşı durdu.

Ancak Lizzie ölüm döşeğinde son arzusunun evlenmek olduğunu söyleyince, Engels bütün teorik itirazlarını bir kenara bıraktı ve onun isteğini yerine getirdi.

Bu tabloyu küçümsemek için değil, insanın teori ile hayat arasında bazen zor seçimler yapmak zorunda kaldığını görmek için okumak gerekir.

Hayat, kitaplardan daha karmaşıktır.

Bugün asıl tartışılması gereken de budur.

Marx’ın veya Engels’in hata yapmış olması değil…

Onların hatalarını konuşmayı bile yasaklayan anlayış…

Çünkü bir düşünce, eleştirilebildiği ölçüde güçlenir.

Eleştiriden kaçan fikir ise zamanla inanç alanına dönüşür.

Marx da yanıldı.

Engels de zaman zaman kendi teorileriyle hayatın gerçekleri arasında zor tercihler yaptı.

Bundan utanmadılar.

Özür dilediler.

Karar değiştirdiler.

Acı çektiler.

İşte onları ilginç kılan da buydu.

Onları insan yapan şey, hiç hata yapmamaları değildi.

Hata yaptıklarında bununla yüzleşebilmeleriydi.

Belki de bugün ihtiyaç duyduğumuz en önemli şey budur.

Ne sağın putları…

Ne solun putları…

Ne liderleri…

Ne düşünürleri…

Hiç kimse eleştirinin üzerinde değildir.

Çünkü putlaştırılan her insan, bir gün gerçeklerle sınanır.

Ve tarih, eninde sonunda hep aynı cümleyi yazar:

Putlar da hata yapar.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }