25.02.2021, 14:40

Rektör seçimi nasıl olmalı?

Boğaziçi Üniversitesinde rektör atanması üzerine gelişen olaylar üniversite problemlerini tekrar gündeme taşıdı.  

Boğaziçi Üniversitesinde gelişen olaylarda rektör bahane tabi. Protestolarda ne rektör seçimi için ne de üniversite sorunlarını göremiyorsunuz. KHK ile kaldırılan rektör seçim sisteminin tekrar geri getirilmesi isteniyor. Halbuki  seçim yolu üniversitede yozlaşmanın ve huzursuzluğun en önemli bir kaynağı olmaktadır.  

Yapmamız gereken üniversiteleri kapitalizmin şirketlerine devşirme düzenine hizmet eden yapıdan kurtarmaktır. Pis küreselci kapitalist ellerin tahakküm ve hakimiyetinden nasıl kurtarabiliriz?  

Bu elin kuvvetli olduğu yerlerden birisi Boğaziçi Üniversitesi geliyor. Rektörlerin üniversitenin akademisyenleri ile seçilmesi ve rektörün kendi üniversitesinden   olacak diye bir kaide  ve  gelenek yoktur.    

Rektör belirlemede en demokratik  yol seçim yolu değildir. Biz belediye başkanı seçmiyoruz. Bizim oylarımızla seçilen rektörün bizi denetlemesi mümkün olabilir mi? Gidin bakın Batı da da Doğu da tanınmış üniversitelere. Bu tür uygulama göremezsiniz 

Maalesef  küresel aklın hakim kıldığı yanlış bakış açısı ile akademide bir çok yanlış uygulamalar hakim olmuştur. Üniversitelerimizdeki yanlış geleneklerden birisi de doktorasını tamamlayan kişinin o üniversitede kalmasıdır. Bu  fevkalade yanlış bir uygulamadır. Tüm bu uygulamalar kendi içine kapalı bir üniversite yapısı ortaya çıkarmaktadır.  Sonra doktoranın akademide ilk adım olduğu da bilinmez. Bir akademik elemanın doktora yapınca hemen tez danışmanı olması da fevkalade yanlış bir uygulamadır. Farklı hoca ve gruplarla  bir süre daha çalışması icap eder. Ondan sonra kendi grubunu ve ekoloni oluşturmaya başlayabilir. 

Üniversitelerde küresel  akla hizmet eden yapılanmaları  nasıl düzeltebiliriz? Konuyu protestolara konu olan  üniversitelerdeki seçim sistemine getirmek istiyorum. Dört yıl önce başlayan ve Türkiye’nin anormal şartlarında gelişen atama sistemi  var. Yerini katılımın ve istişarenin aldığı  bir yöntemin yer almasını bekliyoruz tabi. Farklı üniversitelerde, farklı yöneticilikler yaptık. Taşrada da çalıştık (Atatürk Üniversitesi, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi). Vakıf üniversitelerinde çalıştık.  Üniversitelerde kurucu idari yapılanmalarda yer aldığımızdan yönetimdeki zaafları yakından gördük. Bölüm başkanlığı da yaptık, dekan  ve rektör vekillikleri de yaptık yeri gelince. Dört farklı üniversitede lisansüstü Eğitim enstitü müdürlükleri  görevinde bulunduk (Tokat GOÜ, Yalova Üniversitesi, İGÜ ve İRÜ). Farklı ülkelerde misafir araştırmacı olarak bulunduk. Oradaki idari yapıları yakından inceleme imkanı bulduk ve ülkemizle farklılıkları gördük gördük. (Almanya, İngiltere ve Amerika)   

Ülkemizdeki üniversite sisteminin batıdaki uygulamalarla alakası olmadığına şahit olduk. Bizim üniversitelerimizle gelişmiş dediğimiz ülkelerin üniversite sistemleri arasına dağlar kadar var. Bunların ayrıntıları bir çok defa yazılarımızda dile getirdik

Seçim dönemlerinde yaşanan kutuplaşmaları, seçim tiyatrolarını, seçimlerin nasıl makam ve menfaat dağıtma aracı haline geldiğine ve  aşırı kadrolaşma çabalarına şahit olduk. Gelen rektörün hep sonraki dönemde rektör olma yatırımından başka önemli bir misyonu olmadığına şahit olduk.    

Yeni bir katılım, seçim ve tayin sistemi bulunmalıdır. İktidara geldiği ilk günlerde YÖK reformu için büyük gayret sarf eden AK Parti, yeniden reforma yönelmeli.    2003 yılında başladığı  ve sonra rafa kaldırdığı reform çabalarını tekrar gündeme getirmeli. 2003 yılında hükümetin Bakanlık  (MEB) nezdinde başlattığı çalışmalara birkaç defa ben de katılmıştım.   
Rektör atama sistemi yerine farklı bileşenlerin uzlaşmasına ve akademisyenlerine kadar, bölge ileri gelenlerinin (Vali, Belediye Başkanı, Sanayi  ve meslek  kuruluşları temsilcileri)    dâhil olduğu,  üniversiteyi halka  ve öğrenciye bağlı kılacak bir sistem geliştirilmelidir. Artık üniversitenin gettolaşma ve merkeziyetçilik  arasında salınıp durduğu ve şahısların keyfi  uygulamalarına bağlı kalan mevcut  yapısına  son verilmelidir.

Rektör neasıl belirlenmeli?

Önceki uygulamada üniversitesinde aldığı oy sayısına göre 6 aday mülakata alınıyor; adaylar, YÖK üyelerinin sorularını cevaplandırıyor,  onlar da  puan veriyordu. YÖK ise  aday sayısını 3’e indiriyor; cumhurbaşkanı da bu adaylardan birisini rektör olarak atıyordu. KHK ile bu uygulamanın seçim kısmı kaldırıldı. Şimdi ise  rektör adayları projelerini anlatan başvuru evrakı ile YÖK’e başvuruyor. YÖK bir eleme  ve puanlama yapıyor, mülakatlarda bulunuyor;  sıralama  yapıp cumhurbaşkanına iletiyor. 

Hocaların oyları ile rektör seçilmesi üniversitelerde en önemli bir  huzursuzluk kaynağı oldu. Rektör adayı  akademik ve idari makam (dekan, müdür, bölüm başkanı…) ve benzeri vaadlerle  etrafına toplanan “menfaat” grubu oluşuyordu. Hatta doçentlik ve profesörlük  ve diğer  payelerin ve kadrolarının dağıtıldığı bir vasıta halini almıştı rektörlük seçimi.  
Hocaların oyu ile rektör belirlenmesi uygulaması  üniversitede yozlaşmanın en önemli kaynağı haline gelmişti. Topluma örnek olması gereken üniversitelerde kutuplaşmalar  ve kırgınlıklar iyice belirgin hale geliyor; üniversiteleri problemlerin merkezi haline getiriyordu. Seçimlerin kaldırılması ile seçim kaynaklı huzursuzluklar geride kaldı.    

Rektör seçimi nasıl olmalı?

Dünyadaki genel uygulamadan söz edeyim. Üniversitede rektör, önce kalkınma, gelişme ve yenilikle buluşmada topluma/sanayiye karşı sorumlu, sonra da iyi bir eğitim vaadi  ile öğrenciye karşı sorumlu bulunmaktadır. Aynı zamanda akademisyenleri de denetleyen makamdır. Beni  denetleyecek kişiyi benim seçmem  ne derece doğru bir uygulama olur? 

Dolayısıyla akademisyenlerin seçtiği bir rektör uygulaması diye doğru bir uygulama yoktur.  

Önemli olan üniversiteyi topluma bağlı kılacak, halkın hizmetinde olan,  kalkınmada topluma sınai, iktisadi ve kültürel olarak öncü olacak bir üniversiteyi inşa edebilmektir. Üniversiteyi topluma bağlayacak  yolları araştırmalıyız önce.  Bunun için de  üniversitelerin  halkın temsilcilerinin yer aldığı  bir mütevelli heyet eli ile idare edilmesi daha uygun olur. Bu amaçla mütevelli heyetinin kimlerden ibaret olacağı son derece önemlidir. O bölgenin/ilin sanayi ticaret odası başkanları,  o bölgenin devlet temsilcileri olan vali ile belediye başkanları. MEB müdürleri… STKları temsilen üyeler yer alabilir. Hatta  o bölgenin vergi rekortmeni iki üç iş adamı  da bulunabilir. Mütevelli heyetinde tabi ki üniversite hocaları da temsil edilmeli. Ancak bu  temsil oranı  yüzde kırk veya yüzde  elliyi geçmemeli. Ayrıca öğrenci temsilcilerinin de rektör seçiminde bir yeri olmalı ki rektör kendisini öğrencilere karşı sorumlu hissetsin. 

Yorumlar (1)
Psikolog Hüseyin KAÇIN 1 ay önce
[Prof Dr. Hüseyin SARIOĞLU] Sayın Öğretim Üyesi
Devlet üniversitelerinde rektör seçim ve atamasına ilişkin.

Sayın Öğretim Üyesi,
Rektör seçimlerinin özellikle son dönemlerde her düzeyde sıkıntı ve şikâyet konusu haline geldiği malumlarınızdır. Bu durum 1982 Anayasasının hazırlanışını belirleyen temel algılama ve çekincelerin üniversite kurumuna yönelik boyutunun doğal sonucudur. Bu dönemde yükseköğretim sistemi oluşturulurken güvene dayalı, demokratik ve özgürlükçü değil, tam tersine yönlendirici ve kontrol edici bir anlayışla yukarıdan aşağıya doğru yapılandırılan bir yönetim örgütlenmesi öngörülmüştür. Bu yapı ise aşağıdan yukarıya doğru yükselen memnuniyetsizlik, sahiplenmeme, benimsenmeme ve pasif direniş süreçlerini beslemiş ve nihayet sistemin sakıncaları Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da açıkça dile getirilen bir boyuta ulaşmış bulunmaktadır.
Devlet üniversitelerinde rektör seçim ve atamasına ilişkin mevcut sistemin yol açtığı olumsuzluklar ile önerdiğim değişikliğin getireceği yararlar şöylece özetlenebilir:
1. Mevcut sistemin öngördüğü rektör seçimleri, üniversite bünyesinde rekabetin çok ötesine geçen çekişme ve gruplaşmaları doğurup beslemektedir. Siyasi seçimleri aratmayan vaatler, sloganlar, broşürler, ajans desteği ile yürütülen kampanyalar, kulis çalışmaları, promosyon dağıtmalar, yemekli propaganda toplantıları, rakiplerin aleyhinde üniversite kavramıyla ve akademisyenlikle bağdaşmayan karalama, itham ve iftira girişimleri, bizden olan-olmayan ayırımları/ayrışmaları, çok destek veren fakülte yahut birim kayırmaları … hep mevcut sistemden kaynaklanan hususlardır.
2. Üniversitelerde yapılan seçimlerle belirlenen aday adaylarının, YÖK sıralamasında ilk üçe girebilmek için kulis yapma ve çeşitli tavassut arayışlarına yönelmesi hatta mecbur kalması, hiç değilse üniversite camiasında ve kamuoyunda bu gibi süreçlerin yaşandığına dair izlenim, yakıştırma veya dedikoduların ortaya çıkması da mevcut sistemin bir sonucudur.
3. Benzer durumlar, Cumhurbaşkanının YÖK tarafından belirlenen üç aday arasından birini rektör olarak ataması süreci için de vakidir.
4. Bu şartlar altında atanmış olan rektörün, yasanın kendisine tanıdığı geniş yetkileri çoğu zaman tek başına yahut seçim sürecinde kendisini destekleyen grubun/grupların yönlendirmeleri doğrultusunda kullanmak durumunda hatta zorunda kalması yine bu sistemin doğal sonucudur.
5. Rektörün bu çerçevede belirlediği dekan adaylarının/dekanların, kendilerini fakültelerinin gerçekleri, beklentileri ve ihtiyaçlarını dikkate almaktan çok daha fazla üniversite üst yönetiminin duyarlık ve beklentilerini karşılama konumunda görmelerine yol açan bir ilişkiler mekanizmasının oluşması sistemin bir diğer neticesidir.
6. Bu yapı içerisinde akademisyenlerin ve birim (bölüm ve anabilim dalı) başkanlarının, yetkisiz ve etkisiz konumları dolayısıyla aidiyet duygusu ve motivasyonlarının giderek azalması, buna bağlı olarak yükseköğretimde kalite, verimlilik ve etkinlik kaybının sürekli artması da mevcut sistemden kaynaklanmaktadır.
Fakülte dekanlarının doğrudan seçimle belirlenmesi esasına dayalı değişiklik önerisi ise;
1. Güvene dayalı, demokratik ve özgürlükçü bir anlayışla aşağıdan yukarıya doğru oluşan bir yönetim yapılanmasını öngörmektedir.
2. Bu yeni sistemde yönetimin oluşmasına doğrudan katılma imkânını bulan her bir akademisyenin özgüveni ve kendine saygısı pekişecek, kuruma yönelik aidiyet ve sahiplenme duygusu güçlenecektir.
3. Aslında bir hizmet makamı olan dekanlığa talip olan/talip olmayı düşünen her öğretim üyesi, bu fırsatı yakalamasının meslektaşlarının seçim ve desteği ile mümkün olacağının bilinci içerisinde, çalıştığı fakülte mensuplarıyla iyi/sağlıklı ilişki ve iletişim içerisinde olma ihtiyacı duyacak, fakültesini ve mensuplarını ciddiye alıp önemseyecektir.
4. Dar çevrede daha sağlıklı ve isabetli seçimlerin yapılabileceği, fikir ve proje paylaşımının daha kolay ve etkin gerçekleşeceği açık olup her fakültede ayrı ayrı gerçekleşen sinerjinin üniversite çapındaki toplamı ve yansımaları da o oranda büyük ve etkili olacaktır.
5. Kendi birimleriyle iletişimi ve ilişkisi sağlıklı olan dekanların göreve bağlılık, sorumluluk ve vizyonları da çok daha ileri düzeyde olacak ve etkin bir şekilde uygulamaya yansıyacaktır.
6. Üniversite tüzel kişiliğini temsil ve kurullarca alınan kararların uygulanıp yürütülmesinde koordinatör görevini üstlenen ve aynı zamanda bir fakültenin dekanı olma sorumluluğunu da taşıyan rektör, on sekiz/yirmi dört aylık bu nöbeti bir başka mevkidaşına devredecek olmanın bilinci içinde kuruma çok daha gerçekçi, verimli ve etkin katkılar yapma konumunda bulunacaktır.
7. Yükseköğretimin planlanması, koordinasyonu ve merkezi yönetimle olan ilişkilerini yürütmekle yükümlü olan YÖK, rektör ve dekan atamaları dolayısıyla oluşan yoğun iş yükünden kurtulacağı için, asli görevlerini daha verimli ve etkin bir şekilde gerçekleştirme imkanına kavuşacaktır.
8. Önerilen sistemle, Türk Milletinin ve Devletinin varlık, birlik ve bütünlüğünü temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamı ve Cumhurbaşkanı, rektör seçimi ve atama süreci dolayısıyla gündeme gelen tartışmaların yol açtığı olumsuzluk, yakıştırma ve şaibelerle ilişkilendirilmekten masun kalacaktır.
Saygıyla arzederim.

Bu yazıyı daha geniş içerikli oalrak word biçiminde indirmek için tıklayınız

Prof. Dr. Hüseyin SARIOĞLU
sariogluh@gmail.com
sariogluh@yahoo.com

http://www.huseyinsarioglu.com/
Günün Anketi Tümü
Türkiye erken seçime gitmeli mi?
Türkiye erken seçime gitmeli mi?