Riya hakikate galip

Günümüz de, algı samimiyete, hakkaniyete doğruya galip geliyor. Siyasette, ticarette, aşkta bilumum hayatın tüm alanın da, insanın olduğu her yerde algı maalesef hakikatin önüne geçiyor. Her birimiz, mertliğin, cesurluğun asıl olanın dürüstlük olduğu kabul söylüyoruz. Ama ne kadar uygulayabiliyoruz. Uygulamak ciddi bir irade işi bunu yapamıyoruz. Bunun yanın da iyinin, dürüstün, yanında da olamıyoruz. Doğru olarak benimsenen, yanlış kavramlara direnen, toplumun ekseriyetinin yanlışı benimsemesine takılmadan, burada yanlış yapılıyor! Diyenleri, toplumdan birer birer tecrit ediyoruz. İlişkilerimiz, dostluklarımız maalesef fersah fersah samimiyetten uzak. Duygularımızı, algılar ve menfaatler yönetir olmuş. Duygularımızın yönlendiği alana göre aklımız kılıflar bulur olmuş. İnsana, aşka, sevdaya , ideolojiye vefa gösterenleri ayıplar hale gelmişiz. Maalesef şimdinin toplumun da tutunmak için kurtla kuzuyu yiyeceksin, oturup çobanla ağlayacaksın. Düşünüyorsun, izliyorsun, kendi için de yolcuğa çıkıyorsun. Bir türlü seviyor gibi yapmayı, memnunmuş gibi davranmayı, destek oluyor gibi gözüküp altını oymayı beceremiyorsun. Bu sahteliğin, riyakarlığın, düşüncesi bile tahammül edilemez gelip, ruhun kusuyor. Kabuğun çekiliyorsun, uyumsuz diyorlar halbuki minnetsizsin! Sahicisin! Dünyalık menfaat uğruna, taklalar atıp, şekilden şekle girmiyorsun. Sahteliğin, rüzgarı dahi afakanını kaldırıyor.

Yalnızlaşıyorsun, kalabalıklar içerisin de; seni anlayacağını düşündüğün, kuytusun da ruhunu dinleyeceğin bir yürek arıyorsun, bulamıyorsun…

İnsanın insana yabancılaşmasını, saf bilenen; sevginin içerisine dahi şahsi ikbal hesaplarının girdiğini gördükçe bu toplumsal sızı dayanılmaz hale geliyor. Ruhsuz, niteliksiz, bir birine, kör, sağır, olmuş kocaman kalabalıklar haline gelmişiz…

İnsanlar, ebediyet hayatlarını birleştiği eş adayını seçerken bile stratejik derinlikler de düşünüyor. Sevgi, samimiyet, karakter kavramları dış kapının dış mandalı olmuş. Sonra mı? Bilmem hangi üniversitenin veya araştırma şirketinin araştırmasına göre boşanan çiftler, evlenen çiftlerden çok fazla. Bu ulvi kavramları bir kenara itip, kendine şirket ortağı arar gibi, eş ararsan veya damat adayı, gelin ararsan toplum da bozulan yuvalar, ortada kalan evlatlar bulursun. Yukarı da bahsettiğimiz, ulvi kavramlardan yoksun kurulan yuvalar, temelsiz eve benzer, yıkılması muhakkak olan. Öyle ya insanlar, ortak şirket kurar belli bir hedefi amaçlayarak o hedefe ulaşılınca ortaklıklarını noktalarlar. Her şey maddidir, somuttur, rakamsaldır. Bu mantık üzerine yuva kuran insanlar da kendi kişisel hedeflerini, maddi tatminlerini yerine getirdikten sonra, birbirini çekilmez görür. Noktalamak için zaman kullar, fırsat bekler!

Samimi olabilme duasıyla…

YORUM EKLE
YORUMLAR
İ bardakcı
İ bardakcı - 1 hafta Önce

Güzel ağzına yüreğine sağlık

Mahmut Emekli
Mahmut Emekli - 1 hafta Önce

Tebrik eder muvaffakiyetlerinizin devamını dilerim

banner5