<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Habervakti, son dakika haber, haber, güncel haberler, gazeteler</title>
    <link>https://www.habervakti.com</link>
    <description>Türkiye ve dünyadan en güncel haberler, son dakika haberleri, gazeteler ve alanında saygın köşe yazarlarıyla HaberVakti sizlere en doğru haberi sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habervakti.com/rss/kultur-sanat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Habervakti.Com ® Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 13 Jun 2026 23:22:27 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/rss/kultur-sanat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[tabii'nin Filistin temalı "Sumud" dizisi izleyicilerle buluşuyor: 'Onurlu Filistin halkının özgürlük mücadelesi']]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/tabiinin-filistin-temali-sumud-dizisi-izleyicilerle-bulusuyor-onurlu-filistin-halkinin-ozgurluk-mucadelesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/tabiinin-filistin-temali-sumud-dizisi-izleyicilerle-bulusuyor-onurlu-filistin-halkinin-ozgurluk-mucadelesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TRT’nin dijital platformu tabii, Filistin temalı yeni orijinal yapımı “Sumud” dizisiyle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, X hesabından yaptığı paylaşımda diziyi “onurlu Filistin halkının özgürlük mücadelesi” olarak duyurdu. Sobacı, yapımın köklerini aramak için Filistin’e giden bir doktorun, bölgedeki insanlık dramına ve kuşaklar boyunca aktarılan acılara tanıklığını konu aldığını ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>KÖKEN ARAYIŞI VE GÜÇLÜ HİKAYE</strong><br />
Dizinin merkezinde, New York’ta büyüyen Melisa’nın (Şifanur Gül) gerçek babasının Filistinli bir doktor olduğunu öğrenmesiyle başlayan yolculuk yer alıyor. Melisa’nın kimliğini keşfetme süreci, Filistin halkının yaşadığı zorluklarla kesişiyor.</p>

<p><strong>YAYIN TARİHİ BELLİ OLDU</strong><br />
“Sumud” dizisinin 13 Haziran’da tabii platformunda izleyiciyle buluşacağı açıklandı. Yapımın yönetmen koltuğunda Doğan Ümit Karaca otururken, yapımcılığını Cinapex üstleniyor.</p>

<p><strong>OYUNCU KADROSU DİKKAT ÇEKİYOR</strong><br />
‘Sumud’, Filistin meselesini merkezine alan hikayesiyle hem dramatik yapısı hem de uluslararası temasıyla dikkat çekmeye aday görünüyor. Dizinin oyuncuları arasında Şifanur Gül, Emre Kıvılcım, Burak Hakkı, Ayça Varlıer ve Cihan Şimşek yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">“Onurlu Filistin halkının özgürlük mücadelesi.”<br />
<br />
Köklerini aramak için Filistin’e gelen bir doktorun; soykırımın açtığı yaralara, kuşaklar boyunca aktarılan acılara ve insan onurunu koruma mücadelesine tanıklığı…<br />
<br />
Yeni <a href="https://x.com/hashtag/tabii?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">#tabii</a> orijinal dizisi <a href="https://x.com/hashtag/Sumud?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">#Sumud</a>, 13 Haziran’da <a href="https://x.com/tabiiresmi?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">@tabiiresmi</a>’de. <a href="https://t.co/BBaO5KnSlC" rel="nofollow">pic.twitter.com/BBaO5KnSlC</a></p>
— Zahid SOBACI (@zahidsobaci) <a href="https://x.com/zahidsobaci/status/2064792230414438450?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">June 10, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/tabiinin-filistin-temali-sumud-dizisi-izleyicilerle-bulusuyor-onurlu-filistin-halkinin-ozgurluk-mucadelesi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/06/sumud-dizisi.jpg" type="image/jpeg" length="58919"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrail'in katılmasının protesto edildiği Eurovision, daha az kişi tarafından izlendi]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/israilin-katilmasinin-protesto-edildigi-eurovision-daha-az-kisi-tarafindan-izlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/israilin-katilmasinin-protesto-edildigi-eurovision-daha-az-kisi-tarafindan-izlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in katılımının protesto edildiği Eurovision, geçen yıla göre 35 milyon daha az kişi tarafından izlendi! İsrail'in katılımına tepki gösteren 5 ülkenin boykot ettiği 2026 Eurovision Şarkı Yarışması, geçen yıl düzenlenen yarışmaya göre televizyonlarda 35 milyon daha az kişi tarafından seyredildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Yayın Birliğinden (EBU), bu yıl Avusturya'nın başkenti Viyana'da düzenlenen 2026 Eurovision Şarkı Yarışması'nın izlenme sayılarına ilişkin yazılı açıklama yapıldı.</p>

<p>Açıklamaya göre, Viyana'da 70'incisi düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması'nı televizyondan izleyenlerin sayısı, geçen yıl İsviçre'nin Basel kentindeki yarışmaya kıyasla 35 milyon kişi düşerek 131 milyon oldu.</p>

<p>Ev sahibi Avusturya'da izlenme sayısı önemli ölçüde artarken yarışmaya katılmalarına rağmen Eurovision, Polonya'da 3,8 milyon, İngiltere'de 3,7 milyon ve Fransa'da 3,3 milyon daha az kişi tarafından izlendi.</p>

<p>Eurovision'a dair içeriklerin sosyal medya platformlarındaki izlenme sayılarında ise artış görüldü.</p>

<p>Geçen yıl Basel'de düzenlenen yarışma, televizyonlarda 166 milyon kişi tarafından izlenmişti.</p>

<ul>
 <li><strong>İsrail'in Eurovision'a katılımı boykot edilmişti</strong></li>
</ul>

<p>İsrail'in yarışmaya katılımına tepki gösteren İspanya, Slovenya, İrlanda, İzlanda ve Hollanda, Eurovision'dan çekilerek boykot kararı almıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yarışmanın 12 Mayıs'ta yapılan ilk yarı finalinde sahne alan İsrailli şarkıcı Neom Bettan, "soykırımı durdurun" sloganıyla protesto edilmişti. Bazı seyirciler Filistin bayrağı açarak İsrail'in soykırımına uğrayan Gazze halkıyla dayanışma mesajı vermişti.</p>

<p>Üzerlerine "Özgür Filistin" yazıları yazan, Filistin bayrakları çizen ve "soykırımı durdurun" sloganı atan göstericiler, salondan zor kullanılarak çıkartılmıştı.</p>

<p>16 Mayıs'ta düzenlenen finalde 3. sırada sahneye çıkan İsrailli şarkıcı, izleyicilerin açtığı Filistin bayraklarıyla protesto edilmişti. Ayrıca, İsrail'in seyirci oylarının açıklandığı sırada yuhalandığı da duyulmuştu.</p>

<p>Öte yandan, Eurovision finaline saatler kala 1000'den fazla Filistin destekçisi, yarışmanın yapıldığı Wiener Stadthalle etkinlik merkezi yakınlarına yürümüştü.</p>

<p>"Çocukların ve halkın katili İsrail", "Soykırımı kutlamayın" yazılı pankartlar taşıyan göstericiler, yürüyüş boyunca "İsrail'i boykot edin", "Soykırıma sahne yok" sloganları atmıştı.</p>

<p>Çok sayıda uluslararası aktivist, sanatçı ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi, gösteride yaptıkları konuşmada, Avrupa Yayın Birliğini (EBU), İsrail'i yarışmadan menetmeye çağırmıştı.</p>

<ul>
 <li><strong>İsrail'in katılımına tepki olarak alternatif konser düzenlenmişti</strong></li>
</ul>

<p>Eurovision haftasında "Şarkı Protestosu-Soykırıma Sahne Yok" başlığıyla Viyana'daki Maria-Theresien Meydanı'nda, düzenlenen konsere, çok sayıda uluslararası sanatçı ile aktivist katılmıştı.</p>

<p>İsrail'in Eurovision'a katılımına yönelik tepkileri görünür kılmayı ve Filistin'e destek mesajı vermeyi amaçlayan konserde, Gazze'deki soykırım, işgal ve insani duruma dikkati çeken performanslar sergilenmişti.</p>

<p>Etkinlik kapsamında birçok aktivist, gazeteci ve sanatçı, İsrail'in Gazze'deki soykırımına karşı dayanışma mesajı veren konuşmalar yapmıştı.</p>

<p>Konuşmacılar, soykırım yapan İsrail'i menetmeyen Avrupa Yayın Birliğine (EBU) tepki göstermişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/israilin-katilmasinin-protesto-edildigi-eurovision-daha-az-kisi-tarafindan-izlendi</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 00:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/06/eurovision-israil-2424220.jpg" type="image/jpeg" length="23414"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yerebatan Sarnıcı Türk vatandaşlarına ücretsiz olacak! Açılış tarihi belli oldu]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/yerebatan-sarnici-turk-vatandaslarina-ucretsiz-olacak-acilis-tarihi-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/yerebatan-sarnici-turk-vatandaslarina-ucretsiz-olacak-acilis-tarihi-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yerebatan Sarnıcı’nı yerli ziyaretçiler Haziran ayı sonuna kadar ücretsiz ziyaret edebilecek. Müzekart sisteminin kurulmasıyla birlikte Müzekart kapsamında giriş yapılabilecek. Yabancı ziyaretçiler ise 6 Haziran 2026 tarihinden itibaren Yerebatan Sarnıcı’nı ücretli bir şekilde ziyaret edebilecek. İşte tüm detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından devralınan Yerebatan Sarnıcı’nda, tahliye süreci sırasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan sökümler nedeniyle oluşan eksiklik ve hasarların giderilmesine yönelik çalışmalar başlatıldı.</p>

<p>Tarihî yapıda yürütülen bakım ve düzenleme çalışmalarının tamamlanmasının ardından Yerebatan Sarnıcı, 6 Haziran 2026 Cumartesi günü saat 09.00 itibarıyla yeniden ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak. Uzun süredir İstanbul Büyükşehir Belediyesinin işgal ettiği Yerebatan Sarnıcı 2 Haziran 2026 tarihi itibarıyla yeniden Vakıflar Genel Müdürlüğü yönetimine geçerek teslim alındı.</p>

<p><strong>'KEŞKE ZİYARETÇİLERİMİZİ DAHA ERKEN AĞIRLAYABİLSEYDİK'</strong><br />
İstanbul’un en önemli kültür miras yapıları arasında yer alan Yerebatan Sarnıcı’nın korunması, yaşatılması ve vakfiye şartlarına uygun şekilde gelecek nesillere aktarılmasına yönelik çalışmalar bundan sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek. Vakıflar Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kemal Aran, Yerebatan Sarnıcı’nın zaten vakıf mülkiyetinde olduğunu belirterek, “Keşke yapıyı herhangi bir hasar oluşmadan teslim alabilseydik ve ziyaretçilerimizi daha erken ağırlayabilseydik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Süreç boyunca mevcut ekipmanların sökülmeden bırakılmasını, bedeli neyse tarafımızca karşılanabileceğini ifade etmemize rağmen maalesef tarihî yapıda ciddi eksiklikler bırakıldı.” dedi. Tahliye sürecinde CCTV odasındaki izleme monitörleri, kayıt cihazları ve kabinetlerin; mutfak bölümündeki dolap, eviye ve bataryaların; gişe alanındaki bankolar ile yükseltilmiş döşemelerin söküldüğünü aktaran Aran, sarnıç genelindeki klima iç ve dış üniteleriyle birlikte tüm güvenlik kameralarının da İBB tarafından götürüldüğünü kaydetti.</p>

<p><strong>EKİPLERİMİZ 24 SAAT ÇALIŞIYOR</strong><br />
Server odasındaki kablo altyapısının kesilerek söküldüğünü, soyunma alanlarındaki kompakt kabinlerin de yerinden çıkarıldığını belirten Aran, “Gerçekten üzücü bir tabloyla karşılaştık. Neden böyle bir yöntem tercih edildiğini anlamakta zorlanıyoruz. Kullanımda olan merdivenlerin sökülüp kullanılamaz hale getirildiğini gördük. Yapıya ait unsurların korunarak teslim edilmesini isterdik. Şu anda ekiplerimiz 24 saat çalışıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin hasar verdiği yerleri onararak, eksikliklerin giderilmesi ve yapının yeniden sağlıklı şekilde hizmet verebilmesi için yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bakım ve onarım sürecini hızla tamamlayarak Yerebatan Sarnıcı’nı 6 Haziran Cumartesi günü yeniden ziyaretçilerimizle buluşturacağız.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>HAZİRAN AYI SONUNA KADAR ÜCRETSİZ</strong><br />
İBB döneminde Türk vatandaşları için 450 TL’ye kadar çıkan giriş uygulaması da sona erdi. Yerebatan Sarnıcı’nı yerli ziyaretçiler Haziran ayı sonuna kadar ücretsiz ziyaret edebilecek. Müzekart sisteminin kurulmasıyla birlikte Müzekart kapsamında giriş yapılabilecek.</p>

<p>Yabancı ziyaretçiler ise 6 Haziran 2026 tarihinden itibaren Yerebatan Sarnıcı’nı ücretli bir şekilde ziyaret edebilecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/yerebatan-sarnici-turk-vatandaslarina-ucretsiz-olacak-acilis-tarihi-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2024/04/yerebatan-sarnici.jpg" type="image/jpeg" length="10654"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof Ercan Eren'den Abd-İran savaşına derin bakış!]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/prof-ercan-erenden-abd-iran-savasina-derin-bakis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/prof-ercan-erenden-abd-iran-savasina-derin-bakis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortadoğu'da sular kaynarken, küresel güçlerin ve bölgesel aktörlerin attığı adımların şifrelerini çözmek için askeri tarihin tozlu sayfalarına inmek gerekiyor. Akademisyen Prof. Dr. Ercan Eren, insanlık tarihi kadar eski olan iki zıt stratejiyi; Hannibal'ın şok edici cüreti ile Romalı Fabius'un yıpratıcı sabrını merkeze alarak küresel satrancın ve özellikle ABD-İran savaşının röntgenini çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Askeri tarih, sahadaki teknolojik değişimlere rağmen devletlerin ve komutanların karar alma mekanizmalarının temel mantığının değişmediğini gösteriyor. Prof. Dr. Ercan Eren'in kaleme aldığı kapsamlı analize göre, günümüzdeki jeopolitik ve jeoekonomik çatışmaların kökeni MÖ 3. yüzyıldaki İkinci Pön Savaşı'na kadar uzanıyor. Bir yanda "Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız" diyen ve şok doktrininin sembolü olan <strong>Kartacalı Hannibal Barca</strong>; diğer yanda düşmanı doğrudan karşısına almadan zamana yayıp yıpratan stratejik sabrın dehası <strong>Romalı Quintus Fabius Maximus</strong>...</p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>Tarihin Tekerrürü: Şok ve Sabrın Savaşı</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Eren'in analizinde aktardığı üzere, askeri tarihin dönüm noktaları hep bu iki felsefenin çarpışmasına sahne oldu. Taktiksel cüretin, coğrafyanın ve zamanın eritici gücü karşısında nasıl sönümlendiği sayısız örnekle sabit:</p>

<p><strong>Yüz Yıl Savaşları:</strong> İngilizlerin taktiksel eziciliğine karşı Fransızların geri çekilerek düşmanı açlık ve lojistik zafiyetle boğması.</p>

<p><strong>Osmanlı-Safevi Çatışması:</strong> Osmanlı İmparatorluğu'nun muazzam ateş gücü ve lojistik ağına karşı Safevi Şahı Tahmasb'ın su kuyularını zehirleyip ambarları boşalttığı 'Yakılmış Toprak' savunması.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Asimetrik Direnişler:</strong> Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nda George Washington'ın İngilizleri okyanus ötesi lojistik maliyetlerle pes ettirmesi, Rusya steplerinde Napolyon'un devasa ordusunun tek bir büyük meydan savaşı olmadan açlık ve kışla imha edilmesi, İkinci Dünya Savaşı'nda Alman 'Blitzkrieg'inin (Yıldırım Savaşı) Sovyetlerin stratejik derinliğine çarpması ve Vietnam'da ABD'nin asimetrik yöntemlerle çökertilmesi.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>Teknoloji Savaşlarında "İlk Hamle" ve "Hızlı Takipçi"</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Tarihteki bu askeri doktrinler, günümüzde ekonomi ve teknoloji dünyasında da kelimesi kelimesine işliyor. Prof. Eren, pazara devasa riskler alarak hızla giren ve kuralları yıkan firmaları <strong>"Hannibal cüretine"</strong>, pazarın olgunlaşmasını bekleyip devasa dağıtım kanalları ve sermayesiyle liderliği ele geçiren 'Hızlı Takipçi' (Fast Follower) teknoloji devlerini ise <strong>"Fabius sabrına"</strong> benzetiyor. İnovasyonun cüreti büyüleyici olsa da, uzun vadeli liderliği her zaman nakit akışı güçlü olan ve lojistik sürdürülebilirliği sağlayanlar belirliyor.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>ABD'nin 'Ekonomik Blitzkrieg'ine Karşı İran'ın 'Asimetrik Direnişi'</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Analizin en can alıcı noktası ise günümüzdeki ABD-İran hattında yaşanan gerilime tuttuğu ışık. Nükleer caydırıcılığın konvansiyonel savaşı imkansız kıldığı modern çağda, stratejik mücadeleler ticaret rotalarına, finansal sistemlere ve hibrit arenalara kaymış durumda.</p>

<p>Prof. Eren'e göre, ABD ve Batı blokunun hedef ülkelerin merkez bankası rezervlerini dondurması ve SWIFT sisteminden dışlaması modern bir <strong>"Ekonomik Blitzkrieg"</strong> (Yıldırım Ekonomik Savaş) operasyonudur. Buna karşılık İran ve bölgesel ittifak ağı ise asırlık bir <strong>Fabian savunması</strong> sergiliyor:</p>

<p><strong>Doğrudan Savaşın Reddi:</strong> İran, süper gücün ezici ateş gücü ve teknolojik üstünlüğüyle açık alanda yüzleşmekten özenle kaçınıyor.</p>

<p><strong>Vekalet Savaşları (Proxy Warfare):</strong> Mücadele tek bir cephede kabul edilmiyor; Lübnan, Yemen, Irak ve Suriye'deki yerel milis güçler üzerinden hibrit bir hatta yayılıyor.</p>

<p><strong>Lojistik ve Ekonomik Aşındırma:</strong> Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'deki saldırılarında olduğu gibi, birkaç bin dolarlık kamikaze İHA'ları durdurmak için süper güçlerin milyonlarca dolarlık hava savunma füzeleri harcaması sağlanıyor. Savaş asimetrik bir finansal yıpratmaya dönüştürülüyor.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>Zaferin Altın Kuralı Değişmedi</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Ercan Eren, jeoekonomik ve hibrit savaşlarda nihai hedefin düşmanı cephede yenmek değil, onun <strong>"siyasi iradesini, bütçe kısıtlarını ve halkının sabrını"</strong> tüketmek olduğunun altını çiziyor. Anlık şoklar yaratmak cüretkâr bir dehanın eseri olsa da, kalıcı zaferler her zaman zamanı müttefik kılan, iç cephesinin dayanıklılığını koruyan ve düşmanını doğrudan savaşmadan eriten aklın ürünü olmaya devam ediyor. Askeri cepheden teknoloji pazarına kadar değişmeyen o altın kural geçerliliğini koruyor: <strong>"Savaşı cephede kaybetmeyerek, lojistikte ve masada kazanmak."<br />
<br />
İşte tarihin derin sayfalarına dalan o derin analiz:</strong><br />
 </p>

<p><strong>Prof. Dr. Ercan Eren</strong></p>

<p><strong>Antik Dünyadan Kalan Miras; Cüret ile Sabrın Çarpışması</strong></p>

<p><strong>Askeri tarih, stratejik düşünce ve ekonomi-politik arasındaki bağ, insanlık tarihi kadar eskidir. Sahadaki mücadele yöntemleri çağlar içinde teknolojik ve kurumsal kabuk değiştirse de insan felsefesinin ve karar alma mekanizmalarının temel mantığı değişmeden kalır. Bu mantığın en saf ve zıt iki tezahürü, MÖ 3. yüzyılın sonlarında Akdeniz’in kaderini belirleyen İkinci Pön Savaşı’nda (MÖ 218-201) karşı karşıya gelmiştir: Kartacalı Hannibal Barca’nın taktiksel cüreti ve Romalı Quintus Fabius Maximus’un stratejik sabrı.</strong></p>

<p><strong>Hannibal Barca, askeri literatürde şok doktrininin, yaratıcı dehanın ve operasyonel hızın sembolüdür. Onun "Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız" felsefesi, imkânsız kabul edilen lojistik bariyerleri (Alpler’in fillerle aşılması gibi) yıkma iradesini ve düşmanı kendi evinde, doğrudan meydan savaşlarında (pitched battles) imha etme cüretini temsil eder. MÖ 216 yılındaki Cannae Savaşı’nda uyguladığı çift taraflı kuşatma (pincer movement) taktiği, sayıca az bir ordunun, kendisinden çok daha büyük bir gücü tek bir günde nasıl felç edebileceğinin tarihsel kanıtıdır. Hannibal, düşmanın psikolojik zafiyetlerini, sabırsızlığını ve kurumsal hantallığını kendi lehine kullanan yıkıcı bir aktördür.</strong></p>

<p><strong>Buna karşılık, Cannae felaketinden sonra Roma’nın varoluşsal krizini yönetmek üzere diktatör seçilen Quintus Fabius Maximus, askeri dehanın her zaman daha fazla ateş gücü ya da daha parlak taktiklerle yenilemeyeceğini kavrayan ilk liderlerden biridir. Fabius, Hannibal’ın doğrudan savaş davetlerini reddederek tarihe "Fabian Stratejisi" (Yıpratma Savaşı / War of Attrition) olarak geçecek yöntemi geliştirmiştir. Bu strateji; düşmanla açık alanda yüzleşmeyi kesin olarak reddeden, orduyu engebeli arazilerde koruyan, düşmanın iaşe ve lojistik hatlarını keserek onu zamana yayan bir süreçte açlık ve yorgunlukla eritmeyi hedefleyen sabırlı bir yaklaşımdır. Romalılar başlangıçta bu pasif görünen yöntemi korkaklık olarak nitelendirip ona "Cunctator" (Oyalayıcı) lakabını taksalar da zaman, lojistik derinliği ve kurumsal esnekliği yöneten Fabius’u haklı çıkarmıştır.</strong></p>

<p><strong>Bu iki felsefe arasındaki çarpışma, sadece antik çağa ait askeri bir anekdot değildir. Taktiksel dehanın ve ani şok dalgalarının, lojistik sürdürülebilirlik ve zaman yönetimi karşısında verdiği bu sınav; modern harp tarihinden teknoloji devlerinin pazar kapma savaşlarına, jeoekonomik ambargolardan günümüzün hibrit ve vekalet savaşlarına kadar geniş bir spektrumda bir şablon vazifesi görür. Bu çalışmanın amacı; Hannibal’ın cüreti ile Fabius’un sabrı arasındaki bu evrensel diyalektiği önce askeri tarih kırılmaları üzerinden incelemek, ardından modern ekonomi dünyası ve jeopolitik arenadaki izdüşümlerini yarı-akademik bir çerçevede tahlil etmektir.</strong></p>

<p><strong>1. Klasik ve Erken Modern Dönemde "Zamana Oynamak" (MÖ 200- MS 1800)<br />
Sanayi Devrimi öncesi askeri ekosistemde lojistik, tamamen insan ve hayvan gücüne, dolayısıyla toprağın sunduğu kıt kaynaklara bağımlıydı. Bir orduyu hareket ettirmek, beslemek ve salgın hastalıklardan korumak, muharebenin kendisinden çok daha büyük bir kurumsal ve mali yük doğuruyordu. Bu kısıtlar altında, akıllı askeri liderler için düşmanı meydan savaşında yok etmek yerine, coğrafyayı ve zamanı birer silah olarak kullanıp lojistik hatlarını kurutmak her zaman en rasyonel seçenek olmuştur. Antik çağ mirasını devralan Klasik ve Erken Modern Dönem, Fabian stratejisinin en rafine ve yapısal örneklerine sahne olmuştur.</strong></p>

<p><strong>1. Yüz Yıl Savaşları: Bertrand du Guesclin ve İngiliz "Chevauchée" Doktrininin Sönümlenmesi</strong></p>

<p><strong>14. Yüzyılda İngiltere ve Fransa arasında yaşanan Yüz Yıl Savaşları, taktiksel üstünlüğün stratejik sığlık karşısında nasıl eridiğinin ilk büyük Orta Çağ örneğidir.</strong></p>

<p><strong>· Hannibal Rolünde İngiltere Krallığı: İngiliz ordusu, uzun yay (longbow) teknolojisi ve disiplinli piyade formasyonları sayesinde döneminin taktiksel olarak en ölümcül gücüydü. Crecy (1346) ve Poitiers (1356) savaşlarında Fransız şövalye ordularını açık alanda tamamen imha etmişlerdi. İngiliz askeri doktrini, "Chevauchée" adı verilen; Fransız içlerine dalarak tarlaları yakma, köyleri yağmalama ve halkı terörize ederek Fransız tahtını kesin sonuçlu bir meydan savaşına zorlama stratejisine dayanıyordu.<br />
· Fabius Rolünde Bertrand du Guesclin: Fransa Kralı V. Charles, askeri çöküşü engellemek için ordunun başına Bertrand du Guesclin’i getirdi. Du Guesclin, İngilizlerin açık alandaki taktiksel eziciliğini kabul ederek doğrudan savaşı kesin surette yasakladı. Fransız asillerini ve ordusunu tahkim edilmiş kalelerin arkasına çekti. İngiliz ordusu Fransa topraklarında ilerlerken, onları sadece surların arkasından izledi. Ancak İngilizlerin arkasındaki lojistik hatlarına, yiyecek arayan küçük ikmal müfrezelerine ve öncü kollarına ani gece baskınları (vur-kaç) düzenledi.<br />
· Stratejik Sonuç: İngilizler muazzam ordularıyla Fransa içinde tur atıp büyük yıkımlar yarattılar ancak savaşacak kurumsal bir muhatap bulamadılar. Fransa'nın derin coğrafyasında ilerledikçe açlık, hastalık ve ikmal yetersizliği nedeniyle yıprandılar. Du Guesclin, neredeyse hiçbir büyük meydan savaşı kazanmadan, İngilizlerin o zamana kadar ele geçirdiği toprakların %90'ını sabırlı bir yıpratma savaşıyla geri almayı başardı.</strong></p>

<p><br />
<strong>2. Hollanda İsyanı (Seksen Yıl Savaşı): Nassau'lu Maurice ve İspanyol İmparatorluğu'nun Finansal Boğulması</strong></p>

<p><strong>16- 17. yüzyıllarda yaşanan Hollanda İsyanı, dönemin küresel süper gücü ile bağımsızlık arayan küçük ama coğrafi avantajlara sahip bir topluluğun asimetrik mücadelesidir.</strong></p>

<p><strong>· Hannibal Rolünde İspanya İmparatorluğu: İspanyol "Tercio" birlikleri, ateşli silahlar ile kargılı piyadeleri kombine eden, dönemin yenilmez kabul edilen askeri makinesiydi. Alba Dükü komutasındaki bu profesyonel ordu, Hollanda ovalarında yakaladığı asi kuvvetleri taktiksel disipliniyle kolayca eziyordu.<br />
· Fabius Rolünde Nassau'lu Maurice ve William of Orange: Hollandalı liderler, İspanyol ordusunun devasa maliyetini ve lojistik hantallığını bir silaha dönüştürmeye karar verdiler. Açık alanda İspanyol Tercio’ları ile karşılaşmayı reddederek savaşı tamamen kale kuşatmalarına ve hidrolik mühendisliğe yıktılar. Kritik anlarda deniz setlerini açarak kendi topraklarını sular altında bıraktılar. Bu su bariyerleri, ağır İspanyol ordusunun hareket kabiliyetini sıfırlarken, Hollanda hafif botlarının lojistik avantaj elde etmesini sağladı. İspanyolları bataklıklarda ve bitmek bilmeyen lojistik kuşatmalarda oyaladılar.<br />
· Stratejik Sonuç: İspanya, bu oyalama savaşı yüzünden dünyanın en pahalı profesyonel ordusunu on yıllarca sınır ötesinde beslemek zorunda kaldı. Fabian stratejisinin ekonomik boyutu burada devreye girdi: İspanyol İmparatorluğu, bu bitmek bilmeyen askeri maliyeti Amerikan gümüşlerine rağmen taşıyamayarak süreç içinde dört kez resmi iflas (state bankruptcy) ilan etmek zorunda kaldı ve sonunda Hollanda'nın bağımsızlığını tanımaya mecbur oldu.</strong></p>

<p><br />
<strong>3. Osmanlı-Safevi Savaşları: Şah Tahmasb'ın "Yakılmış Toprak" Savunması</strong></p>

<p><strong>16.Yüzyıl Orta Doğu jeopolitiğinde, teknolojik ve kurumsal olarak ezici bir lojistik güce sahip olan Osmanlı İmparatorluğu’na karşı Safevi Devleti’nin hayatta kalma mücadelesi, Fabian stratejisinin Doğu askeri literatüründeki en net tezahürlerinden biridir.</strong></p>

<p><strong>· Hannibal Rolünde Osmanlı İmparatorluğu: Sahra topları, tüfekli yeniçeriler ve kusursuz işleyen menzil teşkilatı (lojistik ağ) sayesinde Osmanlı merkez ordusu, dönemin ateş gücü en yüksek ve en disiplinli askeri yapısıydı. Çaldıran Savaşı’nda (1514) bu gücün karşısına geleneksel yöntemlerle doğrudan çıkan Safevi ordusu ağır bir taktiksel yenilgi almıştı.<br />
· Fabius Rolünde Şah Tahmasb: Çaldıran felaketinden stratejik dersler çıkaran Şah Tahmasb, Kanuni Sultan Süleyman’ın Irakeyn (1533-1535) ve sonraki İran seferlerinde taktiği radikal bir şekilde değiştirdi. Osmanlı ordusunun sınırları geçtiğini duyduğu an, ordusunu doğrudan savaşa sokmayarak Zagros Dağları'nın arkasına, iç bölgelere çekti. Geri çekilirken, Osmanlı ordusunun ilerleme rotası üzerindeki tüm su kuyularını zehirledi, ekinleri yaktı ve ambarları boşalttı (Yakılmış Toprak / Scorched Earth).<br />
· Sonuç: Kanuni Sultan Süleyman, muazzam lojistik gücüyle Tebriz de dahil olmak üzere Safevi başkentlerine ve şehirlerine kolayca girdi; fakat karşısında imha edebileceği bir ordu bulamadı. İkmal hatları Anadolu içlerinden Azerbaycan ve İran derinliklerine kadar uzayan, kışın yaklaşmasıyla açlık ve coğrafi koşullarla yüzleşen Osmanlı ordusu, her seferinde stratejik olarak geri dönmek zorunda kaldı. Tahmasb, doğrudan meydan savaşından kaçarak Safevi devletinin varlığını korumayı ve sönümlendirme politikasını başarıyla uygulamayı bildi.</strong></p>

<p><strong>2. Modern Harp Tarihinde Şok Doktrini ve Fabian Savunması<br />
Sanayi Devrimi ve kitlesel orduların doğuşu (ulus-devlet modeli), lojistiğin niteliğini değiştirse de Fabian felsefesinin özünü değiştirmemiştir. Aksine; demiryolları, telgraflar ve modern ateş gücü, "şok" etkisini daha da büyütmüş; bu durum, "cürretkar hücum" doktrinlerine karşı sabırlı bir savunma ve yıpratma stratejisi uygulamayı daha da hayati hale getirmiştir. 18. yüzyıldan 20. yüzyılın sonuna uzanan bu kesitte, dünya tarihinin yönünü değiştiren dört büyük asimetrik çarpışmayı incelemek mümkündür.</strong></p>

<p><strong>1. Amerikan Bağımsızlık Savaşı (1775–1783): George Washington ve "Amerikalı Fabius" Kimliği</strong></p>

<p><strong>Amerikan Devrimi, dönemin en organize kurumsal yapısına sahip bir küresel imparatorluk ile düzenli ordudan yoksun milis kuvvetlerin mücadelesidir.</strong></p>

<p><strong>· Hannibal Rolünde İngiliz Kraliyet Ordusu: Profesyonel, disiplinli ve muazzam bir donanma desteğine sahip olan İngiliz ordusu, taktiksel düzeyde sömürge milislerine karşı mutlak bir üstünlüğe sahipti. Britanya askeri doktrini, Amerikan Kıtasal Ordusu’nu New York veya Philadelphia gibi açık kıyı ovalarında yakalayıp tek bir kesin sonuçlu meydan savaşında yok etmeyi amaçlıyordu.<br />
· Fabius Rolünde George Washington: General George Washington, İngiliz ordusunun taktiksel eziciliği karşısında ordusunu doğrudan bir savaşa sokması halinde devrimin saniyeler içinde biteceğini öngördü. Washington, stratejisini tamamen "ordu var oldukça devrim de var olacaktır" felsefesine oturttu. Büyük şehirleri terk etme pahasına ordusunu sürekli iç bölgelere, engebeli arazilere (Valley Forge gibi) çekti. İngilizlerin okyanus ötesi lojistik hatlarını, küçük müfrezelerini ve ikmal kollarını hedef alan yıpratma operasyonlarına odaklandı.<br />
· Stratejik Sonuç: Washington’ın bu stratejisi o kadar belirgindi ki dönemin Amerikan ve İngiliz basınında kendisine doğrudan "Amerikalı Fabius" lakabı takılmıştı. İngiliz ordusu taktiksel olarak pek çok çatışmayı kazandı ancak savaşı zamana yayan Washington sayesinde Britanya kamuoyu ve ekonomisi, okyanus ötesindeki bu bitmek bilmeyen ve maliyeti sürekli artan savaşı daha fazla finanse edemeyerek geri çekilmek zorunda kaldı.</strong></p>

<p><br />
<strong>2. Napolyon’un Rusya Seferi (1812): Grand Armée’nin Stratejik Derinlikte Erimesi</strong></p>

<p><strong>Askeri dehası ve hızıyla Avrupa’yı dize getiren Napolyon Bonapart, operasyonel cüretin stratejik körlükle birleştiği en dramatik yenilgilerden birini Rusya steplerinde yaşamıştır.</strong></p>

<p><strong>· Hannibal Rolünde Napolyon Bonapart: Yaklaşık 600.000 kişilik devasa ordusu (Grande Armée) ile Rusya sınırını geçen Napolyon, lojistik ve manevra kabiliyetinin zirvesindeydi. Amacı, Rus ordusunu sınıra yakın bölgelerde kıstırmak, hızlı ve şok edici bir meydan savaşıyla (tıpkı Cannae gibi) imha etmek ve Çar I. Aleksandr’ı teslim olmaya zorlamaktı.<br />
· Fabius Rolünde General Barclay de Tolly ve Mihail Kutuzov: Rus komuta kademesi, Napolyon’un taktiksel dehasıyla açık alanda yüzleşmenin intihar olacağını biliyordu. Bu nedenle Rus ordusu, Napolyon’un savaş davetlerini reddederek sürekli Rusya’nın derinliklerine doğru geri çekildi. Geri çekilirken Safevi ve Fransa örneklerinde gördüğümüz "Yakılmış Toprak" (Scorched Earth) taktiğini en radikal şekilde uyguladılar; Fransız ordusunun beslenebileceği tüm köyleri, ekinleri ve ambarları ateşe verdiler.<br />
· Stratejik Sonuç: Napolyon, Eylül 1812'de Borodino'daki kanlı çarpışmanın ardından boşalmış ve ateşe verilmiş Moskova’ya girdiğinde zafer kazandığını düşündü. Ancak karşısında barış imzalayacak bir Çar yoktu. Lojistik hatları yüzlerce kilometre uzayan, yiyeceksiz kalan ve Rus kışıyla yüzleşen Grande Armée, harabe halindeki şehirden geri çekilmek zorunda kaldı. Fabius gibi zamanı ve coğrafyayı yöneten Ruslar, Napolyon'un devasa ordusunu tek bir büyük meydan savaşı kazanmadan, lojistik olarak imha etti.</strong></p>

<p><strong>3. İkinci Dünya Savaşı ve Blitzkrieg Doktrininin Tıkanması (1941-1943)</strong></p>

<p><strong>Modern askeri tarihin en ikonik "şok" doktrini olan Alman Blitzkrieg’i (Yıldırım Savaşı), Fabian stratejisinin modern ve endüstriyel bir versiyonuna çarparak durmuştur.</strong></p>

<p><strong>· Hannibal Rolünde Nazi Almanyası (Wehrmacht): Tank tümenleri (Panzer), motorize piyade ve yakın hava desteğinin (Luftwaffe) kusursuz kombinasyonuna dayanan Blitzkrieg, hıza, şok etkisine ve düşmanı merkezde kuşatarak (Kesselschlacht) hızla felç etmeye odaklı modern bir Hannibal cüretiydi. 1941'deki Barbarossa Harekâtı ile Sovyetler Birliği'ne saldıran Almanlar, ilk aylarda milyonlarca Sovyet askerini bu kuşatmalarla esir aldı.<br />
· Fabius Rolünde Sovyetler Birliği (Kızıl Ordu): Sovyet komuta kademesi, başlangıçtaki muazzam kayıplara rağmen ülkenin devasa stratejik derinliğini (coğrafyasını) ve insan gücü potansiyelini bir savunma kalkanına dönüştürdü. Alman ordusunun lojistik hatlarını uzatmak adına cepheyi geri çektiler, tüm endüstriyel fabrikaları Ural Dağları'nın arkasına taşıyarak zamana oynadılar. Alman ordusunu Moskova ve özellikle Stalingrad gibi kentsel alanlarda, Blitzkrieg manevra kabiliyetini sıfırlayan bitmek bilmeyen yıpratma muharebelerine çektiler.<br />
· Stratejik Sonuç: Alman askeri makinesi, sınırlı hammadde ve petrol kaynaklarıyla savaşı kısa sürede bitirmek zorundaydı. Sovyetlerin savaşı zamana yayan, lojistik hatları felç eden modern Fabian yaklaşımı, Alman ordusunu Rusya içlerinde eritti. Barbarossa'nın cüreti, Sovyetlerin endüstriyel ve coğrafi derinliği içinde sönümlendi.</strong></p>

<p><strong>4. Vietnam Savaşı (1955–1975): Asimetrik Harp ve Psikolojik Yıpratma</strong></p>

<p><strong>Modern dönemin en asimetrik çatışması olan Vietnam Savaşı, Fabian stratejisinin cepheden ziyade düşmanın iç cephesini (kamuoyunu ve siyasi iradesini) hedef alan en rafine örneğidir.</strong></p>

<p><strong>· Hannibal Rolünde Amerika Birleşik Devletleri: Ezici bir teknolojik üstünlük, mutlak hava hakimiyeti, sarsıcı ateş gücü ve "Ara ve Yok Et" (Search and Destroy) doktrini. ABD ordusu, Kuzey Vietnam düzenli ordusunu ve Vietkong'u açık alanda yakalayıp teknolojik üstünlüğüyle imha etmek üzerine kurulu operasyonel bir strateji izliyordu.<br />
· Fabius Rolünde General Vo Nguyen Giap ve Ho Chi Minh: Kuzey Vietnam’ın efsanevi generali Giap, ABD’nin ateş gücüyle doğrudan yarışamayacağını net bir şekilde analiz etmişti. Giap, savaşı zamana yayarak ABD'nin lojistik maliyetini ve insan kaynağı sabrını tüketmeyi hedefledi. "Üç Aşamalı Devrimci Harp" doktrini çerçevesinde; tünel ağları, orman örtüsü, vur-kaç taktikleri ve küçük gerilla hücreleriyle Amerikan ordusunun moralini yavaş yavaş aşındırdı.<br />
· Stratejik Sonuç: ABD ordusu taktiksel düzeyde hemen hemen her çatışmayı kazandı ve karşı tarafa muazzam zayiatlar verdirdi. Ancak Fabian stratejisi nihai zaferini cephede değil, Amerikan halkının sabrında, bütçesinde ve Washington'ın siyasi iradesinde kazandı. 20 yıla yayılan bu maliyetli oyalama savaşı, süper gücü askeri olarak değil, kurumsal ve sosyo-politik olarak yıpratarak geri çekilmeye zorladı.</strong></p>

<p><strong>3. Teknoloji Arenasında "İlk Hamle" ve "Hızlı Takip"<br />
Savaş meydanındaki "askeri güç, cephane ve ikmal hatları" gibi unsurlar, modern iş dünyasında "sermaye, teknolojik inovasyon, pazar payı ve dağıtım kanalları" olarak karşımıza çıkar. Yüksek teknoloji pazarlarında firmalar arasındaki rekabet, asırlardır süregelen askeri doktrinlerin kurumsal birer kopyası niteliğindedir. Bu arenada "Hannibal cüreti", yıkıcı bir teknolojiyle pazara ilk giren ve kuralları radikal biçimde değiştiren aktörleri; "Fabian sabrı" ise pazarın olgunlaşmasını bekleyip lojistik ve sermaye üstünlüğüyle liderliği ele geçiren "Hızlı Takipçileri" (Fast Followers) temsil eder.</strong></p>

<p><br />
<strong>1. Hannibal Rolünde "Blitzscaling" ve İlk Hamle Avantajı</strong></p>

<p><strong>Teknoloji literatüründe "Blitzscaling" (Yıldırım Ölçeklenme), belirsizlik ortamında verimlilikten ziyade hıza öncelik vererek pazarı bir anda domine etmeyi amaçlayan saldırgan bir kurumsal büyüme doktrinidir. Tıpkı Hannibal’ın Alpler’i geçerek Roma’yı kendi evinde vurması gibi, bu şirketler de kimsenin cesaret edemediği teknolojik ve finansal riskleri alırlar.</strong></p>

<p><strong>· Şok Etkisi ve Pazarı Yıkma: Bu aktörler, geliştirdikleri radikal ürün veya hizmetle eski oyuncuları ve iş modellerini bir gecede felç etmeyi hedeflerler. Taktiksel yaratıcılıkları ve operasyonel hızları muazzamdır.<br />
· Zayıf Karın (Lojistik Kırılganlık): İlk hamleyi yapan firmalar (First Movers), pazarın eğitimi, yasal altyapının kurulması ve tüketici alışkanlıklarının değiştirilmesi gibi süreçlerde devasa miktarda nakit ve enerji tüketirler. Arkalarında güçlü bir kurumsal "ikmal hattı" (sürdürülebilir sermaye yapısı) kuramazlarsa, ilk saldırının getirdiği şok etkisi geçtikten sonra lojistik olarak savunmasız kalırlar.</strong></p>

<p><br />
<strong>2. Fabius Rolünde "Fast Follower" (Hızlı Takipçi) Stratejisi</strong></p>

<p><strong>Büyük, kurumsallaşmış ve devasa finansal kaynaklara sahip teknoloji devleri, çoğunlukla Fabius Maximus gibi hareket ederler. Küçük bir girişimcinin veya cüretkâr bir öncünün yarattığı her inovasyona anında, körü körüne saldırmazlar.</strong></p>

<p><strong>· Gözlem ve Doğrudan Savaşın Reddi: Hızlı takipçiler, öncü firmanın pazara dalışını sabırla izlerler. Öncü firma pazar kurallarını esnetirken, teknolojik hatalarla boğuşurken ve nakit tüketirken (yani yıpranırken) pazarın olgunlaşmasını beklerler. Bu süreçte risk analizi yapar, teknolojiyi kopyalar veya daha stabil hale getirecek Ar-Ge altyapısını hazırlarlar.<br />
· Lojistik Üstünlükle Karşı Taarruz: Pazar yeterli büyüklüğe ve netliğe ulaştığı an, Fabius rolündeki devler devreye girer. Kendi markalarının güvenilirliğini, devasa nakit rezervlerini ve en önemlisi dağıtım kanallarını (lojistik ağlarını) kullanarak pazara girerler. Öncü firmanın yıllarca uğraşarak kurduğu kullanıcı tabanını, sahip oldukları ölçek ekonomisiyle kısa sürede sönümlendirirler.</strong></p>

<p><strong>3. Vaka Analizleri: Teknolojik Yıpratmanın Kurumsal Örnekleri</strong></p>

<p><strong>Teknoloji tarihi, Hannibal cüretinin Fabian sabrı ve kurumsal derinlik karşısında boğulduğu sayısız örnekle doludur:</strong></p>

<p><strong>Kurumsal dünyada inovasyonun cüreti büyüleyicidir ancak uzun vadeli liderliği belirleyen şey, Fabius’un Roma’da kanıtladığı gibi, "kaynak esnekliği ve lojistik sürdürülebilirlik" kabiliyetidir. Nakit akışı güçlü olan ve zamanı kendi lehine bükebilen kurumsal aktör, en agresif çıkışları bile zaman içinde kendi bünyesine katarak veya taklit ederek sönümlendirme gücüne sahiptir.</strong></p>

<p><strong>4. Jeoekonomik Kuşatmalar ve Hibrit Savaşlar<br />
Modern uluslararası ilişkiler disiplininde, konvansiyonel orduların doğrudan karşı karşıya gelmesinin maliyeti (nükleer caydırıcılık ve küresel kurumsal mekanizmalar nedeniyle) aşırı yükselmiştir. Bu durum, stratejik mücadelenin askeri cephelerden ticaret rotalarına, finansal sistemlere ve asimetrik "hibrit" arenalara kaymasına neden olmuştur. Günümüzün jeoekonomik ve jeopolitik çatışmaları, antik çağın Hannibal-Fabius diyalektiğinin en güncel ve en karmaşık laboratuvarıdır. Bu arenada büyük güçlerin şok yaptırımları "Hannibal cüreti"ni; hedef aktörlerin vekalet savaşları ve ekonomik direnç hamleleri ise "Fabian sabrı"nı temsil eder.</strong></p>

<p><br />
<strong>1. Ekonomik Blitzkrieg: Finansal Sistemlerin Silahlaştırılması</strong></p>

<p><strong>Büyük küresel güçler (başta ABD ve Batı bloku), bir aktörü cezalandırmak veya dize getirmek istediklerinde, bunu konvansiyonel bir askeri işgalle yapmak yerine küresel finansal altyapı üzerindeki mutlak hakimiyetlerini kullanarak gerçekleştirirler. Bu yaklaşım, modern bir "Ekonomik Blitzkrieg" (Yıldırım Ekonomik Savaş) olarak nitelendirilebilir.</strong></p>

<p><strong>· Şok Doktrini ve Kuşatma: Hedef ülkenin merkez bankası rezervlerinin dondurulması, SWIFT (Dünya Bankalararası Finansal Telekomünikasyon Derneği) sisteminden bir gecede dışlanması ve birincil/ikincil ambargoların devreye sokulması tam anlamıyla bir şok darbedir. Amaç, karşı tarafın finansal sistemini, para birimini ve tedarik zincirlerini hızla felç ederek toplumsal bir çöküş yaratmak ve yönetimi kısa sürede masaya oturmaya zorlamaktır.<br />
· Operasyonel Cüret: Bu yöntem, tıpkı Hannibal'ın Cannae'de yaptığı gibi, düşmanın etrafını finansal duvarlarla hızlıca sararak onu hareket edemez hale getirmeyi amaçlayan agresif ve kesin sonuç odaklı bir stratejidir.</strong></p>

<p><br />
<strong>2. Stratejik Direniş: Coğrafyaya ve Zamana Yayılan Fabian Savunması</strong></p>

<p><strong>Eğer finansal şok dalgasına maruz kalan hedef aktör, yeterli stratejik derinliğe, hammadde kaynaklarına veya alternatif ittifak ağlarına sahipse, doğrudan teslim olmak yerine modern bir Fabian savunma mekanizmasını devreye sokar. Bunun en güncel ve somut örneği, son dönemde ABD ile İran (ve onun bölgesel ittifak ağı) arasında yaşanan kronik gerilim hattında gözlemlenmektedir.</strong></p>

<p><strong>· Doğrudan Savaşın Reddi: Fabius rolündeki direnen aktör, süper gücün ezici ateş gücü ve teknolojik üstünlüğüyle (nokta atışı operasyonlar, uçak gemisi filoları vb.) açık alanda veya konvansiyonel bir savaşta karşı karşıya gelmeyi kesinlikle reddeder. Süper gücü doğrudan vurabileceği büyük askeri angajmanlara girmekten kaçınır.<br />
· Vekalet Savaşı (Proxy Warfare) ve Coğrafi Yayılım: Mücadele tek bir cephede kabul edilmez; aksine asimetrik yöntemlerle geniş bir coğrafyaya yayılır. Orta Doğu örneğinde görüldüğü gibi, Lübnan, Yemen, Irak ve Suriye'deki yerel milis güçler (vekalet unsurları) üzerinden hibrit bir cephe inşa edilir. Savaş, süper gücün doğrudan imha edemeyeceği, akışkan ve merkeziyetsiz bir yapıya büründürülür.<br />
· Lojistik ve Ekonomik Aşındırma: Süper gücün sabrını ve kaynaklarını eritmek için kritik küresel ticaret rotaları hedef alınır. Örneğin, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'deki nakliye hatlarını kamikaze İHA ve füzelerle vurması, küresel deniz ticaretinin lojistik maliyetlerini artırırken, süper gücü bu hatları korumak adına milyarlarca dolarlık askeri operasyonları finanse etmek zorunda bırakır. Birkaç bin dolarlık asimetrik unsurları engellemek için milyon dolarlık hava savunma füzelerinin harcanması, tam anlamıyla Fabius tarzı bir "lojistik ve finansal yıpratma" (attrition) hamlesidir.</strong></p>

<p><br />
<strong>3. Siyasi İradelerin Savaşı</strong></p>

<p><strong>Jeoekonomik ve hibrit savaşlarda Fabian stratejisinin nihai hedefi, cephede askeri bir zafer kazanmak değildir. Amaç, süper gücü kendi kamuoyu, bütçe kısıtları ve müttefik ilişkileri üzerinden yıpratmaktır. Süreç zamana yayıldıkça, yaptırımı uygulayan veya uzak coğrafyalarda askeri güç bulunduran demokratik süper güçlerin iç siyasetinde "Bu bitmek bilmeyen krizin maliyeti bize neden yükleniyor?" sorusu sorulmaya başlar.</strong></p>

<p><strong>Tıpkı Fabius’un, Hannibal’ı İtalya ovalarında uykusuz ve aç bırakarak Roma Senatosu’nu sabırla beklemeye ikna etmesi gibi; modern asimetrik aktörler de direnç ekonomisi (ithal ikamesi, alternatif ödeme sistemleri) ve hibrit yıpratma taktikleriyle süper güçlerin siyasi iradesini sönümlendirmeyi hedefler. Günümüz jeopolitiğinde "zamanı yöneten", anlık taktiksel şokları absorbe edebilen ve kurumsal/toplumsal dayanıklılığı yüksek olan aktör, asimetrik mücadeleden sağ çıkarak stratejik bir başarı elde etmektedir.</strong></p>

<p><strong>Sonuç: Tarihin Değişmeyen Altın Kuralı; Esneklik ve Dayanıklılık<br />
MÖ 3. yüzyılda İtalya topraklarında Hannibal Barca ile Fabius Maximus arasında başlayan metodolojik çarpışma, aradan geçen iki bin yılı aşkın süreye rağmen stratejik düşüncenin en temel diyalektiği olma vasfını korumaktadır. Askeri teknolojiler oklardan ve fillerden kamikaze İHA’lara ve algoritmik ticaret savaşlarına evrilmiş; sahadaki cephaneler yerini sermaye piyasalarına ve dijital ağlara bırakmıştır. Ancak insanın, kurulların ve devletlerin kriz anlarındaki davranışsal kodları sabit kalmıştır. Tarih, anlık taktiksel dehanın ve muazzam şok dalgalarının, lojistik sürdürülebilirlik ve stratejik esneklik karşısında uzun vadede nasıl sönümlendiğinin sayısız kanıtıyla doludur.</strong></p>

<p><strong>Bu çalışmada incelenen askeri kırılma noktaları göstermektedir ki, coğrafi genişliği ve zamanın eritici gücünü arkasına alan sabırlı bir savunma, en agresif askeri doktrinleri (Fransa’daki İngiliz Chevauchée’sini, Napolyon’un Grande Armée’sini veya Nazi Almanyası’nın Blitzkrieg’ini) lojistik olarak boğma kapasitesine sahiptir. Aynı şablon, modern kurumsal rekabet dünyasında da hüküm sürmektedir. Pazara ilk girmenin getirdiği cüretkâr avantaj, eğer sürdürülebilir bir sermaye derinliği ve ölçek ekonomisiyle tahkim edilmezse; olgunlaşma dönemini sabırla bekleyen ve devasa dağıtım kanallarıyla taarruza geçen "Hızlı Takipçi" (Fast Follower) devlerin finansal yıpratma stratejisi altında erimeye mahkumdur. Günümüzün jeoekonomik ve hibrit arenalarında ise finansal sistemlerin silahlaştırılmasıyla yaratılan şok dalgaları, asimetrik coğrafi yayılım ve vekalet savaşlarının doğurduğu kronik maliyetlerle sönümlendirilmektedir.</strong></p>

<p><strong>Tam da bu noktada, yazının başlangıcında değinilen İngiliz Fabian Derneği’nin (Fabian Society) felsefesine geri dönmek anlamlıdır. 19. yüzyılın sonunda kurulan bu entelektüel topluluğun, kapitalist kurumsal yapıyı dönüştürmek için Marksist radikal/devrimci (ani şok/doğrudan savaş) yöntemi reddedip adını Fabius Maximus’tan alması tesadüf değildir. George Bernard Shaw ve arkadaşları, modern kurumsal sistemlerin ve yerleşik ekonomik yapıların tek bir devrimci darbeyle yıkılamayacak kadar büyük bir "lojistik ve kurumsal derinliğe" sahip olduğunu fark etmişlerdir. Onlar, toplumsal ve ekonomik dönüşümün tıpkı Fabius’un Hannibal’ı eritmesi gibi; anayasal, barışçıl, kademeli reformlarla, sistemi zamana yayarak içeriden yıpratmak ve dönüştürmek suretiyle gerçekleşebileceğini savunmuşlardır. Günümüz Avrupa sosyal demokrasisinin ve kurumsal refah devleti modellerinin kökeninde bu sabırlı yıpratma felsefesi yatar.</strong></p>

<p><strong>Nihayetinde ister askeri cephede ister teknolojik pazarda, isterse küresel jeopolitikte olsun, stratejinin altın kuralı değişmemiştir: "Savaşı cephede kaybetmeyerek, lojistikte ve masada kazanmak." Anlık şoklar yaratmak cüretkâr bir dehanın eseridir; ancak kalıcı zaferler, zamanı bir müttefik gibi kullanabilen, iç cephesinin psikolojik ve ekonomik dayanıklılığını koruyan ve düşmanını doğrudan savaşmadan eritmeyi beceren sabırlı bir aklın ürünüdür. Cüret yolları açabilir, ancak o yolları kalıcı hale getiren her zaman sabrın stratejik derinliği olacaktır.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/prof-ercan-erenden-abd-iran-savasina-derin-bakis</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/06/savas-png-2026-2-6-1fd8dfd2-54b0-4dcd-8975-9adc0e99a362.png" type="image/jpeg" length="44572"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[8. Etnospor Kültür Festivali'nde Gazze unutulmadı!]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/8-etnospor-kultur-festivalinde-gazze-unutulmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/8-etnospor-kultur-festivalinde-gazze-unutulmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[8. Etnospor Kültür Festivali, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda devam ediyor. Festivalin 2. gününde de Gazze için birlik ve beraberlik çağrısı yapılırken, sivil toplum kuruluşları bir araya geldiler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Etnospor Birliği tarafından İstanbul Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen 8. Etnospor Kültür Festivali, geleneksel sporların ve kadim kültürlerin yanı sıra insani dayanışmayı da merkeze alan anlamlı bir alana ev sahipliği yapıyor.</p>

<p>Festival kapsamında kurulan Dayanışma Obası ve Scholasticide Sergisi’nde, başta Gazze olmak üzere mazlum coğrafyalarda yaşanan insanlık dramlarına dikkat çekildi.</p>

<p>Söyleşiler, atölyeler, kültürel çalışmalar ve sosyal farkındalık faaliyetleriyle hazırlanan obada ve Filistin’de yaşanan zulmü gözler önüne seren sergide festivalin “birlik, paylaşma ve iyiliği yaşatma” yönü öne çıkarıldı.</p>

<p><strong>SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI AYNI OBA ALTINDA BULUŞTU</strong><br />
Festival alanındaki Dayanışma Obası’nda farklı sivil toplum kuruluşları yer aldı. Her kuruluş kendi faaliyet alanı üzerinden ziyaretçilere hem tanıtım yaptı hem de sosyal sorumluluk bilincini güçlendiren çalışmalar gerçekleştirdi. Dayanışma Obası, yalnızca bir tanıtım alanı olarak değil; çocuklara, gençlere ve ailelere hitap eden farkındalık faaliyetleriyle festivalin vicdani hafızasını oluşturan merkezlerden biri oldu. Festival boyunca alanda yardım faaliyetleri, kültürel çalışmalar, geleneksel atölyeler ve farkındalık etkinlikleri düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="639" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/05/ekran-goruntusu-2026-05-22-152321.jpg" width="438" /></p>

<p><strong>GAZZE İÇİN GÜÇLÜ FARKINDALIK</strong><br />
Obada yürütülen çalışmaların ana gündemlerinden birini Gazze oluşturdu. Başta Gazze olmak üzere mazlum coğrafyalarda yaşanan insanlık dramlarına dikkat çekmek amacıyla hazırlanan etkinliklerde ziyaretçilere paylaşmanın, yardımlaşmanın ve insan onurunu savunmanın önemi hatırlatıldı. Gazze temalı sergi, yüz boyama etkinliği, sanatsal etkinlikler ve oyunlar obada katılımcıların yoğun ilgisini gördü. Ayrıca “Zulmü Postala” köşesinde de çocukların Filistin için yazdığı mesajlar yürekleri ısıttı.</p>

<p><img height="590" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/05/ekran-goruntusu-2026-05-22-152333.jpg" width="417" /></p>

<p><strong>'FİLİSTİN İÇİN TEK YÜREK'</strong><br />
Festival içinde kurulan "Scholasticide" sergisinde, İsrail'in Gazze'deki eğitim sistemine, akademik altyapıya ve entelektüel birikime yönelik gerçekleştirdiği sistematik yıkım gözler önüne serildi. "Filistin İçin Tek Yürek" sloganıyla kurulan sergide vatandaşlar, Gazze'de yaşanan büyük insani ve akademik dram hakkında detaylı bilgilere ulaşma imkanı buldular.</p>

<p><strong>MİLYARLARCA DOLARLIK BİLANÇO</strong><br />
Gazze'de eğitim hayatına zorunlu olarak tam 911 gün ara verilmek zorunda kalındı. Bu süreçte 19 bin 260 öğrencinin yanı sıra anaokulu çağındaki 4 bin 160 çocuk hayatını kaybetti. Eğitim yuvalarını ayakta tutan 780 öğretmen ve eğitim personeli katledilirken, 625 bin öğrenci en temel hakları olan eğitimden tamamen mahrum bırakıldı. Bölgedeki akademik hafızayı yok etmeyi amaçlayan saldırılarda, 12 üniversite ana kampüsleriyle birlikte bombalanarak yerle bir edildi. Eğitim altyapısının tamamen çökmesi, devasa bir mali faturayı da beraberinde getirdi. Gazze'de eğitime derhal yeniden başlanabilmesi için acil olarak 86 milyon dolara ihtiyaç duyuluyor. Yaşanan ağır tahribatın ve son 3 yıldaki kayıpların tamamen telafi edilebilmesi için gereken toplam bütçenin ise 2.6 milyar doları bulduğu belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/8-etnospor-kultur-festivalinde-gazze-unutulmadi</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/05/e-t-n-o-s-p-o-r.jpg" type="image/jpeg" length="89108"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[8. Etnospor Kültür Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/8-etnospor-kultur-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/8-etnospor-kultur-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Etnospor Birliği tarafından düzenlenen 8. Etnospor Kültür Festivali, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TRT'nin iletişim ortağı olduğu ve bu yıl 21-24 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek festivalin açılışı, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda kurulan Han Çadırı önünde öğrencilerin Gülbank geleneği eşliğinde gerçekleştirdiği gösteriyle yapıldı. Ardından İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu mehteran ekibi sahne aldı.</p>

<p>Açılışta konuşan Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, festival boyunca kültürel zenginliklerin hep birlikte yaşanacağını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ziyaretçileri selamlayan Erdoğan, festival boyunca güreşler ve atlı sporlar başta olmak üzere çeşitli etkinliklerin gerçekleştirileceğini kaydetti.</p>

<p>Festival kapsamında yapılacak etkinliklerde çocukların ve ailelerin geleneksel kültürle buluşacağını ifade eden Erdoğan, "Bu yıl yine burada 4 gün boyunca kültürümüzün zenginliklerini hep birlikte yaşayacağız. Çocuklarımızla, büyüklerimizle ailece bir arada geleneğin kokusunu, havasını soluyacağız ve dünyanın dört bir yanından gelen misafir sanatçıları, sporcuları, kültür insanlarını hep birlikte burada ağırlayacağız. Bugün buraya gelen çocuklar kültürel zenginliğin ne kadar kıymetli olduğunu, ne kadar anlamlı olduğunu yaşayacaklar, hissedecekler." dedi.</p>

<p>İstanbul'un uluslararası önemine dikkati çeken Erdoğan, konuşmaların ardından çocuklarla birlikte kurdele keserek festivalin açılışı yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/8-etnospor-kultur-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/05/8etnospor.jpg" type="image/jpeg" length="71993"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müzeler Haftası'nda İstanbul Modern'de ücretsiz sergi turları düzenlenecek]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/muzeler-haftasinda-istanbul-modernde-ucretsiz-sergi-turlari-duzenlenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/muzeler-haftasinda-istanbul-modernde-ucretsiz-sergi-turlari-duzenlenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İSTANBUL (AA) - İstanbul Modern, Müzeler Haftası kapsamında sanatseverlere ücretsiz rehberli sergi turları düzenleyecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Müzeden yapılan açıklamaya göre, program kapsamında "Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası" ve "Yüzen Adalar" koleksiyon sergileri ziyaretçilerle rehber eşliğinde buluşacak.</p>

<p>"Tüm Renklerin Aryası" sergisi, Türkiye'nin ilk opera sanatçılarından Semiha Berksoy'un üretimlerine odaklanıyor. Sergi, Berksoy'un sahne sanatlarından görsel sanatlara uzanan pratiğini kapsamlı bir seçkiyle ele alıyor.</p>

<p>"Yüzen Adalar" koleksiyon sergisi ise İstanbul Modern Koleksiyonu'ndan farklı dönem ve kuşaklardan sanatçıların eserlerini bir araya getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Program kapsamında, "Yüzen Adalar" koleksiyon sergisi turu 19 Mayıs saat 11.00-11.45'te, "Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası" sergi turu ise 21 Mayıs saat 13.30-14.15'te gerçekleştirilecek.</p>

<p>Etkinliklere rezervasyonla katılım sağlanabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat, İstanbul</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/muzeler-haftasinda-istanbul-modernde-ucretsiz-sergi-turlari-duzenlenecek</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/05/istanbulmodern-muze438943.jpg" type="image/jpeg" length="18441"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu hafta 8 film vizyona girecek]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/bu-hafta-8-film-vizyona-girecek-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/bu-hafta-8-film-vizyona-girecek-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cansu Dere, Diogo Morgado ve Ines Heredia'nın başrollerini paylaştığı "Portekiz Aşkı" romantik komedi sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. David Mackenzie'nin yönettiği "Fünye", Londra'dan İstanbul'a uzanan bir hikayeyle izleyici karşısına çıkacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
İSTANBUL (AA) - Sinema salonlarında bu hafta aksiyondan gerilime, dramdan animasyona 8 film vizyona girecek.</p>

<p>Cansu Dere, Diogo Morgado ve Ines Heredia'nın başrollerini paylaştığı "Portekiz Aşkı" romantik komedi meraklılarının ilgisini çekmeye aday olacak.</p>

<p>İsmail Şahin'in yönetmenliğini yaptığı film, nişanlısının ihanetini öğrenince hayatını geride bırakıp kaçan Yasemin'in, tesadüfen gittiği Portekiz'de Jose isimli bir yabancıyla aynı evi paylaşmak zorunda kalmasıyla başlayan kendini keşif hikayesini konu alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- "Mortal Kombat II"</p>

<p>Dünya çapında fenomen haline gelen efsanevi dövüş sanatları serisinin merakla beklenen filmi "Mortal Kombat II", ilk filmle büyük ses getiren Simon McQuoid'in yönetmenliğinde izleyiciyle buluşacak.</p>

<p>Devam filminde Dünya Alemi'nin varlığını korumak için verilen mücadele, bu kez acımasız hükümdar Shao Kahn'ın tehdidiyle bambaşka bir boyuta taşınırken Johnny Cage karakterinin de katılımıyla kuralsız ve kanlı bir savaş başlıyor.</p>

<p>Johnny Cage rolüne Karl Urban'ın hayat verdiği filmde Ludi Lin, Hiroyuki Sanada, Tadanobu Asano, Jessica McNamee, Damon Herrima, Joe Taslim ve Adeline Rudolph oynuyor.</p>

<p>- "Fünye"</p>

<p>David Mackenzie'nin yönetmenliğini üstlendiği "Fünye", gerilim ve aksiyon ağırlıklı bir hikayeyle beyaz perdedeki yerini alacak.</p>

<p>Sam Worthington, Aaron Taylor-Johnson ve Gugu Mbatha-Raw'ın başrollerini paylaştığı yapım, Londra'nın merkezindeki işlek bir inşaat alanında II. Dünya Savaşı'ndan kalma patlamamış bir bombanın bulunması sonrasında başlatılan kitlesel tahliyeyi ve yaşanan kaosu anlatıyor.</p>

<p>Filmin Londra'da başlayan gizemli hikayesi İstanbul'a kadar uzanıyor.</p>

<p>- "Kremlin'in Büyücüsü"</p>

<p>Giuliano da Empoli'nin 2022 tarihli romanından uyarlanan "Kremlin'in Büyücüsü", 1990'ların çalkantılı Rusya'sında sanat dünyasından gelip Vladimir Putin'in en yakın danışmanı olan kurgusal Vadim Baranov'un gözünden iktidarın perde arkasını beyaz perdeye yansıtacak.</p>

<p>Paul Dano'nun başrolünde oynadığı Politik gerilim türündeki filmde Vladimir Putin karakterine Jude Law hayat veriyor.</p>

<p>- "Iron Maiden: Burning Ambition"</p>

<p>Iron Maiden grubunun 50 yıllık kariyerini ve heavy metal kültüründeki etkisini konu alan müzikal film "Iron Maiden: Burning Ambition", 1975'ten bugüne arşiv görüntüleri, grup üyeleri ve Lars Ulrich, Javier Bardem gibi isimlerle yapılan röportajları izleyiciye sunacak.</p>

<p>Malcolm Venville'nin yönettiği belgesel, Iron Maiden'ın bir kültürel hareketin şekillenmesine sağladığı katkıyla rock müzik ve heavy metalin toplum ve kültür üzerindeki etkilerine dair yerleşik bakış açılarını nasıl zorladığını irdeliyor.</p>

<p>- "Kill Bill: Mevzunun Tamamı"</p>

<p>Quentin Tarantino'nun iki filmlik eserini tek bir anlatıda buluşturan 2006 yapımı filmi "Kill Bill: Mevzunun Tamamı" yeniden izleyici karşısına çıkacak.</p>

<p>Aksiyon sahneleriyle bilinen filmin başrollerinde Uma Thurman ve Lucy Liu yer alıyor.</p>

<p>- "Arnie &amp; Barney Şapşik Kardeşler"</p>

<p>Sean Heuston'ın yönettiği animasyon film "Arnie &amp; Barney Şapşik Kardeşler", karınca kolonisinin en beceriksiz iki üyesi Arnie ve Barney'in, gizemli bir sivrisineğin yardımıyla yaşam ortamlarını kuraklıktan kurtarmaya çalışmasını işliyor.</p>

<p>- "Babil'in Laneti"</p>

<p>Mazlum Yiğit'in çektiği "Babil'in Laneti", Mezopotamya'da cinlerle yapılan yasak bir anlaşmanın ürünü olan ve yeraltına gömülen büyü kitabının arkeolojik bir kazı sırasında gün yüzüne çıkmasıyla yaşanan paranormal olayları ele alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat, Filmler</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/bu-hafta-8-film-vizyona-girecek-2</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2025/03/sinema-1.jpg" type="image/jpeg" length="30371"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çorum'un 2 yemeği daha tescillendi]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/corumun-2-yemegi-daha-tescillendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/corumun-2-yemegi-daha-tescillendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum'un İskilip ilçesinde "İskilip su kabağı" ile "İskilip tepsisi" yemekleri coğrafi işaretle tescillendi. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından verilen tescil belgeleriyle ilçenin coğrafi işaretli ürün sayısı 10’a yükseldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğünce yürütülen çalışma kapsamında iki lezzet için Türk Patent ve Marka Kurumuna (TÜRKPATENT) coğrafi işaret tescili başvurusu yapıldı.</p>

<p>Gerekli incelemelerin yapılmasının ardından TÜRKPATENT tarafından İskilip su kabağı ile İskilip tepsisine coğrafi işaret tescil belgesi verildi.</p>

<p>İskilip'in coğrafi işaret tescil belgeli ürün sayısı 10'a yükseldi, daha önce İskilip dolması, İskilip turşusu, İskilip çileği, İskilip tokmaklı kağnısı, İskilip sirke salatası, İskilip ramazan keşkeği, İskilip yırtma yemeği ve İskilip baklavası da tescillenmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İskilip Belediye Başkanı İsmail Çizikci, ilçenin kültürel mirasını, yöresel lezzetlerini ve kadim değerlerini koruma hedefiyle çalışmalar yaptıklarını belirterek, "Bu önemli kazanım, İskilip'in zengin mutfak kültürünün, köklü üretim geleneğinin, el emeğinin ve yöresel kimliğinin korunması açısından büyük önem taşıyor" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/corumun-2-yemegi-daha-tescillendi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 19:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/05/corum-yemek-2458621.jpg" type="image/jpeg" length="65358"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinemalarda bu hafta 5 film vizyona girecek]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-5-film-vizyona-girecek-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-5-film-vizyona-girecek-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sinema salonlarında bu hafta animasyon, dram ve aksiyon türlerinde 5 film sinemaseverlerle buluşacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>24 Nisan Cuma günü sinemada yer alan filmlerin yanı sıra Geçmişin Kokusu, Açlık Oyunları 2: Ateşi Yakalamak, 1881 Atatürk: Bir Liderin Doğuşu, Cesur Hayvanat Bahçesi Sakinleri ve Marakuda: Taş Devri Efsanesi filmleri vizyona girecek.</p>

<p><strong>Açlık Oyunları 2: Ateşi Yakalamak</strong></p>

<p>Suzanne Collins'in aynı adlı romanından uyarlanan ve distopik bir gelecekte geçen serinin ikinci filmi "Açlık Oyunları 2: Ateşi Yakalamak", Katniss Everdeen ve Peeta Mellark'ın 74. Açlık Oyunları'nı kazanıp evlerine döndükten sonra Capitol'e karşı bir isyanın kıvılcımını yakmalarını konu alıyor.</p>

<p>ABD yapımı filmin başrollerini, Jennifer Lawrence, Josh Hutcherson ve Liam Hemsworth paylaşıyor.</p>

<p><strong>Geçmişin Kokusu</strong></p>

<p>Gerçek bir hikayeden beyazperdeye uyarlanan TRT ortak yapımı "Geçmişin Kokusu" filmi, Yugoslavya'nın dağılma sürecinde Üsküp'te geçen sarsıcı bir hikayeyi konu alıyor.</p>

<p>Serkan Özarslan'ın yönettiği filmde, Görkem Sevindik, Gülsim Ali ve Emir Benderlioğlu rol alıyor.</p>

<p><strong>1881 Atatürk: Bir Liderin Doğuşu</strong></p>

<p>Burak Kaan Şimşeker'in yönettiği animasyon film "1881 Atatürk: Bir Liderin Doğuşu", Mustafa Kemal Atatürk'ün çocukluk yıllarından başlayarak liderliğe uzanan yolculuğunu anlatıyor. Selanik'te başlayan hikaye, Atatürk'ün karakterini şekillendiren olaylar ve değerler üzerinden ilerlerken, bir liderin nasıl doğduğunu etkileyici bir anlatımla gözler önüne seriyor.</p>

<p><strong>Cesur Hayvanat Bahçesi Sakinleri</strong></p>

<p>Çocukların ve animasyon tutkunlarının ilgisini çekecek Fransa ve Kanada ortak yapımı "Cesur Hayvanat Bahçesi Sakinleri" filmi, gizemli bir etkinin ardından kontrolden çıkan bir hayvanat bahçesinde geçen soluksuz bir macera sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Marakuda: Taş Devri Efsanesi</strong></p>

<p>Viktor Glukhushin'in yönettiği animasyon "Marakuda: Taş Devri Efsanesi", kendini kanıtlamak isteyen genç bir kabile üyesinin fantastik yolculuğunu konu alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-5-film-vizyona-girecek-1</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2025/03/sinema-1.jpg" type="image/jpeg" length="64530"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MTTB’nin 64 yıllık tarihi “Milli Türk Talebe Birliği Bir Neslin İnşası” ismiyle kitaplaştı]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/mttbnin-64-yillik-tarihi-milli-turk-talebe-birligi-bir-neslin-insasi-ismiyle-kitaplasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/mttbnin-64-yillik-tarihi-milli-turk-talebe-birligi-bir-neslin-insasi-ismiyle-kitaplasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci – Yazar Ali İhsan Gülcü, iki yıllık araştırmadan sonra yüzlerce belge ve fotoğrafla bir devrin hafızasını gün yüzüne çıkardı. Bir dönemin efsane öğrenci / gençlik teşkilatı MTTB’nin tarihini, yaşayan yöneticilerle konuşarak ve  Milli Türk Talebe Birliği’nin yazılı kaynaklarını esas alarak kitaplaştırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Türk Talebe Birliği’nin sloganların ötesine geçen icraatları sayesinde ciddi bir gençlik yetişti; bu gençlik daha sonra Türkiye’nin çehresini değiştirdi. Sadece meydanları hınca hınç dolduran mitingleri ile değil, gençliğin ilimle fikirle yoğrulduğu bir ocak olarak hafızalara kazındı; çıkardığı yayınlarla ses getirdi.</p>

<p>Türkiye’nin ilk öğrenci / gençlik teşkilatı olan MTTB’nin 64 yıllık tarihini anlatan “Milli Türk Talebe Birliği Bir Neslin İnşası” kitabı yayınlandı. Misvak Neşriyat’ın baskısını yaptığı kitap büyük boy renkli 540 sayfa olarak yayınlanıp okuyucuların istifadesine sunuldu.</p>

<p>Milli Türk Talebe Birliği, 1916 yılında bir gençlik teşkilatı olarak kuruldu. İstiklal Harbi’nde mensupları ülkenin kurtuluşu için cepheye koştu. 1936’da kapatılıp, 1946’da yeniden açıldı. 1965 yılına kadar iktidarların dümen suyunda giden Milli Türk Talebe Birliği, Rasim Cinisli’nin 1965 yılında Genel Başkan seçilmesi ile birlikte “milliyetçi – muhafazakâr” bir çizgiye evrilerek yükselişe geçti. Sonraki başkanlar döneminde bu ivme artarak devam etti ve Ömer Öztürk dönemi ile zirve yaptı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da orta öğretim kademelerinde görev yapıp 1976’da da Kültür Müdürlüğü’nü üstlendiği Milli Türk Talebe Birliği, kitapta belgelere dayalı olarak anlatılıyor.<br />
 </p>

<p><img height="1200" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-19-at-151916-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>DEĞİŞİM ve EĞİTİM DAVASI</strong><br />
MTTB, kurulduğunda milliyetçi bir karaktere sahipti. Farklı zamanlarda farklı anlayışlar hâkim olsa da bu temel yaklaşım fazla değişmedi. MTTB 1970’lerde İslami fikri iyice benimsemeye başladı. MTTB’yi merkez alarak halka halka büyüyen milli gençlik ülkeyi yeniden şekillendirecek olan imanlı nesildi. Konferans ve seminerler, birbirinden değerli kitap ve süreli yayınları ile bir dönem Türkiye’de gençliğin sesi olan MTTB, bünyesinden çıkan her alandaki yöneticilerle yeni bir çağın kapısını araladı.</p>

<p>MTTB’nin sürekli gündemde tuttuğu ‘Batılılaşma olgusu’ her türlü fenalığın ve Türk toplumunun karşı karşıya olduğu bütün problemlerin ana sebebiydi. Cumhuriyet dönemi ile birlikte devletin ihdas ettiği eğitim kurumlarında verilen eğitim nesillere adeta yabancı bir aşı yapmak gibiydi. Yeni nesiller milli ve manevi değerlerden uzak, aslını kaybetmiş şekilde yetiştiriliyordu. Bu yüzden MTTB, milli eğitim meselesini en önemli ‘dava’ olarak ele alıp çözüm üretmeye çalışıyordu.</p>

<p><strong>SAĞ KESİMİN TÜM RENKLERİ</strong></p>

<p>Sol kesimin yönetimden uzaklaştırılması sonucu 1960’ların ortasında yaşadığı dönüşümle sağın kalesine dönüşen Milli Türk Talebe Birliği, Rasim Cinisli, İsmail Kahraman ve Burhanettin Kayhan’ın genel başkanlıkları döneminde sağın tüm renklerini bünyesinde barındırdı. 1971 yılından itibaren ise İslamileşme süreci hız kazanarak Ömer Öztürk’ün Genel Başkan seçilmesi ile kitlesel bir gençlik hareketi haline geldi. Gençleri de bu doğrultuda yetiştirmeye, fikrî açıdan güçlendirmeye başladı.</p>

<p>Üniversite gençliğinin ehliyet almasından, üniversite hazırlık kurslarına, yurt dışı gezilerden farklı spor branşlarındaki üst düzey başarılara, yüksek seviyeli akademik eğiteme kadar sosyal faaliyetlere öncülük etmeye başladı. MTTB, sonraki 10 yıllık süreçte orta öğretim kademesinde de teşkilatlanarak Türkiye çapında 250’yi aşkın şubesi ile geniş bir gençlik ağına hitap eder konuma yükseldi.</p>

<p><img height="1200" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-19-at-151916.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>AKICI BİR ÜSLUP</strong></p>

<p>Gazeteci-Yazar Ali İhsan Gülcü’nün iki yıl MTTB kaynaklarını tarayarak derlediği bu dev eser, yüzlerce belge ve fotoğrafla bir devrin hafızasını orijinal kaynaklar ve bizzat tanıklarının dilinden gün yüzüne çıkarıyor. Ali İhsan Gülcü, 1980 yılında 12 Eylül darbecilerinin kapattığı Türkiye’nin en büyük öğrenci/gençlik teşkilatının günümüze ışık tutan destansı hikâyesini akıcı bir üslupla kaleme aldı.</p>

<p>Kitap, yalnızca bir teşkilatın faaliyetlerini değil, “bir neslin inşa” hikâyesini ve bu hikâyenin gerçek kahramanlarını anlatıyor. Milli Türk Talebe Birliği, gençliğe önderlik eden başta Necip Fazıl Kısakürek olmak üzere yüzlerce münevverin binlerce seminer ve konferansta verdiği güçlü manevi kuvvetle Türkiye’yi geleceğe hazırladı.<br />
Milli Türk Talebe Birliği, sloganların ötesine geçen olaganüstü icraatı, meydanları gençlerle hınca hınç dolduran mitingleri, her yıl düzenlediği Çanakkale gezileri, çıkardığı birbirinden değerli kitap ve süreli yayınları ile Türkiye’de adeta gençliğin sesi oldu, yeni bir ülke, yeni bir düzen, yeni bir sistem inşa edilmesinin temellerini attı.</p>

<p><img height="504" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/04/mttb.jpg" width="859" /></p>

<p><strong>ÇOK ÖZEL FOTOĞRAFLAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir çoğu özel arşivlerden birer birer toplanarak ilk defa yayımlanan yüzlerce fotoğraf ve belgenin yer aldığı bu eser, İslam gençliğinin dünkü hikayesini canlı tutmak ve yeni nesillere mücadele ruhunu hissettirmek amacıyla hazırlandı.</p>

<p>12 Eylül darbecilerinin 1980 yılında kapısına kilit vurdukları Milli Türk Talebe Birliği, mücadelesini kesintiye uğratmadan devam ettirdi. İhtilalin her türlü zorbalığı kullanarak baskı ve zulümle faaliyetlerini durdurmaya çalıştığı MTTB, varlığını 1971 yılında kendi bünyesinde kurduğu Fatih Gençlik Vakfı ile 1980’den sonra da kesintisiz şekilde devam ettirdi.</p>

<p>Kitapta yalnızca bir teşkilatın faaliyetleri değil; aynı zamanda “bir neslin inşası”nın hikâyesi ve bu hikâyenin gerçek kahramanları anlatılıyor. Milli Türk Talebe Birliği’nin faaliyetleri takip edildiğinde MTTB’nin nasıl güçlü bir motivasyonla hareket ettiği daha iyi anlaşılıyor. Ülke sathına yayılan teşkilatlarıyla sloganın ötesine geçip ilimde, fende, kültürde, sanatta, tiyatro ve sinemada aldığı mesafeler ortaya çıkarılıyor.</p>

<p><strong>VAGON DEĞİL LOKOMOTİF</strong></p>

<p>1971 yılında sağ-sol ayrımını bir tarafa bırakıp, genç nesilleri kavgadan eğitim-öğretime, sokak çatışmalarından kitaba ve üniversiteye yönlendiren MTTB, 1977’lere gelindiğinde artık kendilerine yer ve yön tayin etmek isteyenleri geride bırakıp Türkiye’nin geleceğini inşa etmeye yöneliyordu. MTTB yöneticileri, Birliğin Allah ve Resulüne yakın olma yolunda olduğunu haykırarak genç nesilleri doğru hedeflere yönlendiriyordu. MTTB o tarihte Necip Fazıl’ın ifadesi ile orta öğrenim ve Türk yüksek tahsil gençliği içinde vagon değil lokomotif statüsüne yükselmişti.</p>

<p>Şair Baki’den sonra “Sultan’üş-Şuara” unvanını alan ikinci şair olan Necip Fazıl Kısakürek gençliğe çok önem veriyordu. Şiir ve yazılarında toplumdaki olumsuz tabloyu bütün açıklığıyla ortaya koyuyor, gençlik için ulaşılması gereken kesin ve keskin hedefler çiziyordu. Gençliğin neyin davacısı olduğunu ve nelerle, nasıl savaşacağını bütün konuşmalarında, şiirlerinde ve nesirlerinde anlatıyordu. Necip Fazıl, MTTB’yi “karanlıktan alacaya, alacadan süt beyaza inkılap eden bir teşkilat” olarak görüyordu. Genç kuşakların idolü olan Necip Fazıl, onların olaylara ve dünyaya bakışının şekillenmesine katkı sağladı. Gençler de onun ortaya koyduğu İslami vizyona sahip çıktılar, üniversiteliler onun açtığı şoseden ilerlediler.</p>

<p><strong>LOGODAKİ DEĞİŞİM</strong></p>

<p>1916-1936 yılları arasında MTTB milli ve manevi duyguların, özellikle Türkçü felsefenin öne çıktığı bir yapıya sahipti. 1946’dan 1965’lere kadar olan dönemde bu tavır mukaddesatçı milliyetçiliğe doğru dönüştü. 1965’ten 1980 yılında 12 Eylül ihtilali ile kapatıldığı döneme kadar MTTB’de İslami düşünce giderek güç kazandı. ‘Antikomünizm paydası’ ortak zemin olmaktan çıktı.</p>

<p>MTTB kazandığı bu ivme ile büyüyerek devam etmiş, gençliği politikadan ve sokak kavgalarından uzak tutma siyasetini sürdürmüş ve kendi tarihinde yaşanan değişimi ve dönüşümü sembolize etmek üzere, Genel Başkan Rüştü Ecevit döneminde, amblemindeki ‘bozkurt’ resmini, Kur’an’ı temsil eden ‘kitap’ ile değiştirmişti.</p>

<p>Hasan Celal Güzel’in MTTB’deki değişim hakkındaki tespiti şöyleydi: “60’lı yıllarda iş tamamen değişmeye başladı. 60’lı yıllar geçtikten sonra özellikle 70’li yıllarda MTTB’den yetişenler sadece siyaset hayatında, idari kadrolaşmada değil; kültür sanat ve ilim hayatında da çok tesirli oldu ve çok önemli insanlar yetiştirdi.”</p>

<p><strong>SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ</strong></p>

<p>MTTB’nin 1970’li yılların başında hayata geçirdiği ihtilal niteliğindeki faaliyetlerden birisi de Sosyal İlimler Enstitüsü’ydü. Türk gençliğini farklı fikir akımlarının etkisinden kurtarmak ve sosyal bilimlerle donatmak üzere bir ‘Enstitü’ kurulması kararlaştırıldı.</p>

<p>Yabancı doktrinlerin piyasaya kurtuluş reçetesi olarak sunulmasının yanlışlığı ortadaydı. Artık yerli ilim adamlarının düşüncelerini Türk Milleti’nin hizmetine ve gençlerin gelişmesine tahsis etme zamanı gelmişti. Geleceğin ‘Büyük Türkiye İdeali’ ancak bu şekilde hayata geçirilebilirdi.</p>

<p>Enstitü, 1971-72 yılındaki ilk döneminde 36 öğrenciye sertifika verdi. Bina problemi yüzünden bir dönem eğitime ara veren enstitü 1974-75 öğretim yılında aralarında Recep Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu 42 kişiyi mezun ediyordu. Yüksek seviyeli eğitimler, teşkilatın 12 Eylül darbecilerince kapatıldığı 1980 yılına kadar devam etti.</p>

<p><strong>MİLLİ SİNEMA</strong></p>

<p>MTTB tarihinde ‘milli sinema tartışmaları’ problemlere cevap bulmak amacıyla yapılan faaliyetler içinde üzerinde en çok konuşulan konu oldu. Türk sinemasının 60. yılına girdiği ancak ne devlet yetkililerinin ne de entelektüel çevrelerin Türk sinemasına yeterince ilgi göstermemesine tepki olarak 9 Ekim 1972 tarihinde, Ömer Öztürk öncülüğünde MTTB Sinema Kulübü kuruldu.</p>

<p>10 Mart 1973 günü Üstün İnanç yönetiminde 4 yönetmen, Metin Erksan, Halit Refiğ, Duygu Sağıroğlu ve Yücel Çakmaklı ile iki sinema kuruluşu başkanı; Salih Diriklik ve Sami Şekeroğlu’nun katılımıyla sempozyum yapıldı. Dinleyici sıralarını yaklaşık bin kişinin doldurduğu sempozyum dört saat sürdü.<br />
Sempozyum, basında da o tarihe kadar hiçbir sanat dalına nasip olmadığı kadar geniş yer buldu. Büyük gazetelerin hepsi olayı manşetten veya birinci sayfadan haber olarak verdi. Haftalık, aylık ve üç aylık dergiler konuyla ilgili uzun yazılar yayınladı.</p>

<p>MTTB Sinema Kulübü de sempozyumda konuşulanları “Milli Sinema -Açık Oturum-” ismiyle aynı yıl (1973) kitap olarak yayınladı.<br />
Yücel Çakmaklı’nın öncülük ettiği MTTB Sinema Kulübü’nden yetişip Türk sinemasında markalaşan isimlerden biri de Mesut Uçakan oldu.</p>

<p><strong>TEŞKİLAT YAPISI ve FAALİYET RAPORLARI</strong></p>

<p>MTTB, güçlü ve profesyonel bir teşkilat yapısına sahipti. Teşkilatlanmada esnek ancak hiyerarşik bir düzen içinde çalışılıyordu. Amaç, birliğin ilkelerine uygun olan üniversite, akademi ve yüksekokullarda kurulmuş ve kurulacak olan dernekler ile Türkiye dışındaki Türk öğrencilerin kurduğu ve kuracağı cemiyetleri bir araya getirmekti. Birliğin Türkiye’nin yanı sıra sınır ötesi ve küresel düzeyde de faaliyetleri vardı.</p>

<p>Üniversite gençliğinin kurduğu öğrenci derneklerini bir çatı altında toplayan MTTB, her dönem yaptıklarını rapor haline getirerek yayınlayan şeffaf bir yapıya sahipti.<br />
MTTB kitabını hazırlarken Birliğin bizzat hazırlayıp yayınladığı “MTTB Tarihi” ile her dönem hazırlanıp kalın birer kitap şeklinde yayınlanan faaliyet raporları esas alındı. Metinlerin anlaşılması için yer yer sadeleştirmeye gidildi. 2000’li yılların başlarında farklı üniversitelerde yapılan yüksek lisans ve doktora tezleri ile yayınlanmış kitaplardan da istifade edildi. MTTB’de görev almış üst düzey genel merkez yöneticileri ile röportajlar yapılarak yaşanmış olayların bire bir ilk ağızdan anlatımına yer verildi.</p>

<p><strong>MTTB’nin KAPATILMASI</strong></p>

<p>MTTB, 1970’li yılların ikinci yarısında Türkiye’nin dört bir yanında güçlü bir teşkilat ağına sahip olmuş, üniversite gençliğinin yanı sıra 250’yi aşan şube sayısı ile orta öğretim öğrencilerinin de yuvası haline gelmişti. MTTB’nin 57. Genel Kurulunda 1980 yılında yapılan seçimle Genel Başkanlık görevini Vehbi Ecevit üstlendi. Ancak Vehbi Ecevit 12 Eylül 1980’de yapılan darbeye kadar sadece 12 gün görev yapabildi. Ülkeyi her türlü saldırıya karşı koruması gereken askerler terörün büyümesine göz yumuyor, işler çığırından çıkınca da sivil hükûmeti, sivil toplum kuruluşlarını alaşağı ederek ülke yönetimine el koyuyorlardı.</p>

<p>12 Eylül 1980 darbesiyle “dernek ve siyasi partilerin faaliyetlerine son verilmesi” kararı kapsamında MTTB de kapatıldı. Vehbi Ecevit, MTTB’nin fiilen görev yapan son Genel Başkanı oldu. Onun kısmetine de Birliğin hukuken kapatılma sürecini takip etmek düştü. Sıkıyönetim ve askeri yetkililerle yapılan görüşmeler sonucu tüzük değişikliği ile Milli Türk Talebe Birliği’nin devam etmesi mümkün iken kanuna karşı hile yapılarak Birliğin kapatılması yoluna gidildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/mttbnin-64-yillik-tarihi-milli-turk-talebe-birligi-bir-neslin-insasi-ismiyle-kitaplasti</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/04/milli-turk-talebe-birligi.jpg" type="image/jpeg" length="59672"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazar ve Hukukçu Emir Akpınar'ın ilk kitabı BENVERİ yakında kitapçılarda...]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/yazar-ve-hukukcu-emir-akpinarin-ilk-kitabi-benveri-yakinda-kitapcilarda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/yazar-ve-hukukcu-emir-akpinarin-ilk-kitabi-benveri-yakinda-kitapcilarda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri Barosu’na kayıtlı başarılı bir avukat ve yazar olan Emir Akpınar, hukukçu kimliğini felsefi derinlikle birleştirerek edebiyat dünyasına "BENVERİ" adlı eseriyle giriş yapıyor. Akpınar, dijitalleşen dünyada insanın "veri"ye indirgenmesine ve dijital prangalara vurulmasına karşı güçlü bir hakikat arayışının yol haritasını çizme gayretiyle okuyucusunu distopik bir dünyanın sokaklarında gezintiye davet ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<ul>
 <li>
 <h3><strong>Kayseri’den Gazi Hukuk’a Uzanan Başarı Hikayesi</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>1990 yılında Kayseri’nin Talas ilçesinde doğan Emir Akpınar, eğitim hayatını memleketinde tamamladıktan sonra Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 2014 yılından bu yana Kayseri Barosu bünyesinde avukatlık mesleğini sürdüren Akpınar, kariyerinde hem adli hem de idari alanlarda önemli başarılara imza attı.<br />
<br />
<img alt="Whatsapp Image 2026 04 13 At 23.02.33" class="detail-photo img-fluid" height="480" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-13-at-230233.jpeg" width="640" /></p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>Kamuoyunun Yakından Tanıdığı Bir İsim: Kayserispor ve Ünlü Davalar</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Akpınar, hukuk kariyeri boyunca sadece duruşma salonlarında değil, sosyal ve idari projelerde de aktif rol aldı. Kamuoyunda tanınan birçok ünlü ismin hukuki süreçlerini yöneten Akpınar, bir dönem Kayserispor Kulübü Başkan Yardımcılığı görevini de üstlenerek spor camiasında idari sorumluluklar üstlendi.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>"BENVERİ": Dijital Gözetime Edebi Bir Başkaldırı</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Akpınar’ı diğer hukukçulardan ayıran en temel özellik, kontrol toplumları ve dijital gözetim üzerine yürüttüğü felsefi araştırmaları edebiyatla harmanlaması oldu. İlk romanı <strong>BENVERİ</strong>, şu temel eksenler üzerinde yükseliyor:</p>

<p><strong>Veri Mülkiyeti:</strong> İnsanın dijital dünyadaki varlığının kime ait olduğu sorusu.</p>

<p><strong>Gözetim Toplumu:</strong> Teknolojinin birey üzerindeki baskı ve kontrol mekanizmaları.</p>

<p><strong>Hakikat Arayışı:</strong> Hukuki temelden beslenen kurgusal bir itiraz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Kusursuz Bir Sistemde, İnsan Sadece Bir Hata Payıdır."</strong></p>

<p>​21. Yüzyılın başında verilen "bilgi bizi özgür kılacak" sözü tutuldu: Bizi kendimizden kurtardılar. Ancak bu kurtuluşun bedeli, varlığımızın her hücresinin dijital birer hücreye hapsedilmesi oldu.<strong> ​BENVERİ</strong>, İstanbul’un parıltılı kulelerinin gölgesinde başlayan ve insanın sinir uçlarında son bulan bir savaşı konu alıyor. Atlas’ın, karısı Elif’i geri almak için başlattığı isyan, tüm insanlığın "hatırlama hakkı" üzerine kurulu bir varoluş mücadelesine dönüşüyor.</p>

<p>Byung-Chul Han’ın şeffaflık analizlerinden Heidegger’in teknoloji eleştirisine uzanan bu roman, sistemin "verimsiz" sayıp sildiği o kayıp dakikaların ve "hayır" diyebilen kusurlu insanların hikâyesidir.<br />
<br />
<strong>KİTAP HAKKINDA BİLGİ VE ÖN SİPARİŞ İÇİN</strong> (imaja tıklayınız)</p>

<p><br />
<a href="https://www.ahlatkitap.com.tr/urun/benveri-emir-akpinar-9786259021812" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="Whatsapp Image 2026 04 13 At 20.19.06" class="detail-photo img-fluid" height="1087" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-13-at-201906.jpeg" width="869" /></a></p>

<p><strong>EMİR AKPINAR KİMDİR?</strong><br />
<br />
Yazar ve Hukukçu.<br />
1990 yılında Kayseri’nin Talas ilçesinde doğdu.<br />
İlk, orta ve lise öğrenimini Kayseri’de tamamladı.<br />
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, 2014 yılından itibaren Kayseri Barosu’na kayıtlı olarak avukatlık mesleğini icra etmeye başladı.<br />
Kariyeri boyunca kamuoyunda tanınan pek çok ünlü ismin hukuki süreçlerini yönetti; bir dönem Kayserispor Kulübü Başkan Yardımcılığı görevini üstlenerek idari ve sosyal alanda önemli sorumluluklar aldı.<br />
Hukukçu kimliğini; kontrol toplumları, dijital gözetim ve veri mülkiyeti üzerine yürüttüğü felsefi araştırmalarla harmanlayan Akpınar, toplumsal dinamikleri ve teknolojinin birey üzerindeki etkilerini edebi bir zemine taşıdı.<br />
Yazarın ilk romanı olan BENVERİ, dijitalleşen dünyada insanın "veri"ye indirgenmesine karşı bir itiraz niteliği taşımakta ve hukuki bir temelden beslenen kurgusuyla okuru hakikat arayışına davet etmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/yazar-ve-hukukcu-emir-akpinarin-ilk-kitabi-benveri-yakinda-kitapcilarda</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 23:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/04/benveri-satista-emir-akpinar.jpg" type="image/jpeg" length="91012"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinemalarda bu hafta 9 film vizyona girecek]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-9-film-vizyona-girecek-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-9-film-vizyona-girecek-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sinema salonlarında bu hafta komediden drama, gerilim ve aksiyondan animasyona 9 yeni film vizyona girecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinema salonlarında bu hafta: İşte vizyona girecek filmler!</p>

<p>Sinema salonlarında bu hafta komediden drama, gerilim ve aksiyondan animasyona 9 yeni film vizyona girecek.</p>

<p><strong>1) Kutup Kahramanları</strong></p>

<p>Kutupların dondurucu buzulları arasında milyonlarca yıldır saklı kalmış bir yavru mamut bulunur, hırslı bir iş adamının eline düşmekten son anda kurtulur. Sanal dünyada takım arkadaşı olan ancak gerçek hayatta hiç tanışmamış iki çocuk, bu mucizevi canlıyı korumak için ekran başından kalkıp kutupların sert gerçekliğine adım atarlar. Nükleer buzkıranlar ve yüksek teknolojili ekipmanlarla dolu bu kovalamaca, kahramanlarımızı sadece hayatta kalma mücadelesine değil, mamutların kökenine dair galaktik bir gizeme de sürükler.</p>

<p><strong>2) KUL dilemma</strong></p>

<p>Film, bastırılmış duygularıyla boğuşan bir adamın, çocukluk arkadaşıyla karşılaştığı gerilim dolu bir gecede geçmişin karanlık sırlarıyla yüzleşmesini konu ediniyor.</p>

<p><strong>3) Kopya Kağıdı</strong></p>

<p>Bir lise sınavı sırasında gözetmen öğretmenin aniden hayatını kaybetmesiyle, sınıftaki farklı karakter özelliklerine sahip bir grup öğrencinin ölümü gizleyerek kopya çekme çabası etrafında gelişen olayları konu alıyor.</p>

<p><strong>4) Açlık Oyunları</strong></p>

<p>Katniss Everdeen, hayatta kalmanın kurallarla belirlendiği acımasız bir arenada, sadece yaşam mücadelesi değil, bir direnişin sembolü hâline gelir.</p>

<p><strong>5) Nasıl Katil Olunur</strong></p>

<p>Film, ultra zengin Redfellow ailesinin dışlanmış kızının çocuğu olan ve hayatı boyunca maddi zorluk çeken Beckett'ın, miras sırasında kendisinden önde bulunan aile fertlerini öldürmeye karar vermesiyle gelişen olayları anlatıyor.</p>

<p><strong>6) Timur: Bir Fatih'in Yükselişi</strong></p>

<p>14. yüzyılda, İpek Yolu çökerken ve rakip gruplar toprakları parçalarken, korkusuz savaşçı Timur sürgünden geri döner. Her şeyinden yoksun bırakılan Timur, strateji ve saf irade kullanarak parçalanmış krallıkları birleştirmek ve kaostan bir imparatorluk kurmak için savaşır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>7) Iron Lung</strong></p>

<p>Film, “Quiet Rapture” adlı bir felaketin ardından yıldızların ve gezegenlerin ortadan kaybolduğu kıyamet sonrası bir gelecekte, bir mahkûmun kayıp gök cisimlerini aramak için “Iron Lung” adlı bir denizaltıyla ıssız bir ayda bulunan kan okyanusunu keşfe çıkmasını konu alıyor.</p>

<p><strong>8) Bitmesin Hikayemiz</strong></p>

<p>Gençlik yıllarından beri birlikte olan K ve Cream'in hayatı, K'nin yakalandığı ağır hastalık sonrası sevdiği kadının geleceği için aldığı fedakarca kararla değişir.</p>

<p><strong>9) Karabasan</strong></p>

<p>Yönetmen koltuğunda Mesut Çetin'in oturduğu "Karabasan" filminin oyuncu kadrosunda Arif Selçuk, Mehmet Ali Tuncer, Ali Buga, Yusuf Çil gibi isimler yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-9-film-vizyona-girecek-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2025/03/sinema-1.jpg" type="image/jpeg" length="83302"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinemalarda bu hafta 5 film vizyona girecek]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-5-film-vizyona-girecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-5-film-vizyona-girecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'deki sinema salonlarında bu hafta gerilimden aksiyona, komediden drama 5 film vizyona girecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinemalarda yer alan filmlerin yanı sıra Seni Öldürecekler, Sarı Zarflar, Çamaşır Sepeti, Drakula ve Cinzar filmleri vizyona girecek.</p>

<p><strong>DRAKULA</strong><br />
Luc Besson'un yönetmen koltuğunda oturduğu "Drakula", fantastik unsurlar taşıyan romantik bir hikaye ile izleyicinin karşısına çıkacak.</p>

<p>Caleb Landry Jones, Christoph Waltz ve Zoe Bleu'nun rol aldığı film, yüzyıllar önce eşini kaybeden ve lanetlenen bir prensin, modern dünyada peşindeki avcılarla mücadelesini ele alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ÇAMAŞIR SEPETİ</strong><br />
Ramazan Karakaş, Batuhan Okşar ve Ayça Aydın'ın oynadığı "Çamaşır Sepeti", komedi meraklılarının ilgisini çekmeye aday olacak.</p>

<p>Salih Karakaş'ın yönettiği film, oğlunun hayatına dair büyük bir yanlış anlamaya kapılan bir babanın, paragözlü bir psikolog ve kılık değiştiren komşular arasında kendini içinden çıkılmaz bir durumda bulmasını anlatıyor.</p>

<p><strong>SARI ZARFLAR</strong><br />
İlker Çatak'ın 76. Berlin Uluslararası Film Festivali'nde Altın Ayı ödülünü kazanan filmi "Sarı Zarflar", festival yolculuğunun ardından beyaz perdede yerini alacak.</p>

<p>Özgü Namal ve Tansu Biçer'in başrollerini paylaştığı film, sahneye koydukları tiyatro oyunundan sonra işlerinden olan sanatçı çift Derya ve Aziz'in hayatlarının zor virajında yaşadıklarını anlatıyor.</p>

<p>Türkiye, Almanya ve Fransa ortak yapımı filmde Leyla Smyrna Cabas, İpek Bilgin, Aydın Işık, Aziz Çapkurt, Yusuf Akgün, Uygar Tamer, Jale Arıkan, Seda Türkmen, Emre Bakar ve Elit İşcan da rol aldı.</p>

<p><strong>SENİ ÖLDÜRECEKLER</strong><br />
Rus yönetmen Kirill Sokolov'un ABD yapımı filmi "Seni Öldürecekler", korku, gerilim ve komedinin harmanlandığı bir hikayeyi sinemaseverlerin beğenisine sunacak.</p>

<p>Patricia Arquette, Heather Graham ve Zazie Beetz'in başrollerini paylaştığı film, New York'taki gizemli bir binada işe başlayan genç bir kadının, burada faaliyet gösteren bir tarikatın ölümcül ritüellerinden kurtulmak için verdiği bir gecelik hayatta kalma mücadelesini işliyor.</p>

<p><strong>CINZAR</strong><br />
Onur Aldoğan'ın yönettiği korku filmi "Cinzar", İstanbul'da maddi sıkıntılar içinde yaşayan genç bir adam ve hamile kalan kız kardeşinin sığındıkları köyde giderek artan doğaüstü bir kabusun içine sürüklenmelerini işliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-5-film-vizyona-girecek</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2025/03/sinema-1.jpg" type="image/jpeg" length="45607"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyaca ünlü İranlı yönetmen Kiyarüstemi'nin evi İsrail saldırılarında zarar gördü]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/dunyaca-unlu-iranli-yonetmen-kiyarusteminin-evi-israil-saldirilarinda-zarar-gordu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/dunyaca-unlu-iranli-yonetmen-kiyarusteminin-evi-israil-saldirilarinda-zarar-gordu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran basını, dünyaca ünlü ve onlarca ödülün sahibi Abbas Kiyarüstemi'nin başkent Tahran'da bulunan evinin ABD-İsrail saldırılarında hasar gördüğünü duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yarı resmi Fars Haber Ajansına göre, Kiyarüstemi'nin oğlu Ahmed Kiyarüstemi, önceki gece ABD-İsrail'in Tahran'ın kuzeyindeki Çizer bölgesine düzenlediği saldırıda babasının evinin zarar gördüğünü duyurdu.</p>

<p>Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"1997 Cannes Film Festivali'nde başyapıtı Kirazın Tadı ile Altın Palmiye ödülünü kazanan ünlü İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi'yi hatırlıyor musunuz? Amerikan-İsrail saldırganlarının bombalarından evi bile kurtulamadı. Kiyarüstemi'nin evi, ABD'ye yönelik iddia edilen 'yaklaşan tehdidin' bir parçası mıydı?! Gerçek şu ki, bu Amerikan-İsrail keyfi savaşı sadece bir devlete karşı değil, köklü bir kültüre, medeniyete ve kimliğe karşıdır. Ancak İran, bu köklerden güç alarak düşmanlarını dize getirecektir."</p>

<p><strong>ABBAS KİYARÜSTEMİ KİMDİR?</strong><br />
Abbas Kiyarüstemi, İran sinemasında 1960'ların sonlarında başlayan ve emperyalizm karşıtı, toplumsal her konuya fazlasıyla duyarlı ve Fars edebiyatından da beslenen filmlerin çekildiği dönem olarak bilinen İran Yeni Dalgası akımının yönetmenleri arasındaydı.</p>

<p>Kiyarüstemi, İran'ın kuzeyinde Köker adında bir köyde yaşananları anlattığından "Köker Üçlemesi" adıyla tanınan "Arkadaşımın Evi Nerede", "Ve Yaşam Sürüyor" ile "Zeytin Ağaçları Altında" adlı yapımlarıyla dikkatleri çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ünlü yönetmen 1997 yılında "Kirazın Tadı" adlı filmiyle Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazanırken, 1999'da ise "Rüzgar Bizi Sürükleyecek" filmiyle Venedik Uluslararası Film Festivali'nde Büyük Jüri Ödülü'ne layık görüldü.</p>

<p>İranlı yönetmen, 1979’daki İslam Devrimi’nin ardından Batı ülkelerine giden pek çok yapımcı ve yönetmenin aksine ülkesini terk etmeyerek İran’da kalmayı tercih etmişti. Abbas Kiyarüstemi, kanser tedavisi için gittiği Fransa'nın başkenti Paris'te 2016'da 76 yaşındayken yaşamını yitirmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İran, Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/dunyaca-unlu-iranli-yonetmen-kiyarusteminin-evi-israil-saldirilarinda-zarar-gordu</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/03/abbas-kiarostami.jpg" type="image/jpeg" length="93629"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinemalarda bu hafta 6 film vizyona girecek]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-6-film-vizyona-girecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-6-film-vizyona-girecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sinema salonlarında bu hafta komediden drama, gerilim ve aksiyondan animasyona 6 yeni film vizyona girecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinema salonlarında bugün: İşte vizyona giren filmler!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sinema salonlarında bu hafta komediden drama, gerilim ve aksiyondan animasyona 6 yeni film vizyona girdi.</p>

<ul>
 <li><strong>Kardeşler Araştırma</strong></li>
</ul>

<p>Film, İstanbul’da kendi hâlinde özel dedektiflik yapan Orhan ve Erhan kardeşlerin, Londra dönüşü dâhil oldukları gizli bir devlet operasyonuyla kendilerini siyasi dengeleri değiştirebilecek karmaşık olayların merkezinde bulmalarını anlatıyor.</p>

<ul>
 <li><strong>Çatlı</strong></li>
</ul>

<p>Film, 80'li yıllarda Abdullah Çatlı'nın hikâyesini onun gözünden anlatıyor</p>

<ul>
 <li><strong>Şampiyon Keçi: Tüm Zamanların En İyisi</strong></li>
</ul>

<p>Film, küçük bedeniyle büyük hayaller kuran keçi Will’in, dünyadaki en hızlı ve vahşi hayvanlarla birlikte profesyonel kükrebol oynama hayalini ve bu uğurda verdiği sıra dışı mücadeleyi konu alıyor.</p>

<ul>
 <li><strong>Kurtuluş Projesi</strong></li>
</ul>

<p>Film, dünyanın kurtuluşu için uzayda bir gizemi çözmesi gereken bir fen bilgisi öğretmeninin hikâyesini anlatıyor.</p>

<ul>
 <li><strong>Güvercin Terbiyecisi</strong></li>
</ul>

<p>Kırmızı ışıkta aniden yola çıkan bir yayaya çarpmamak için manevra yapan Tamer, geçirdiği kaza sonucunda eşini ve kızını kaybederken kendisi de tekerlekli sandalyeye mahkûm olur. Hayata tutunma motivasyonunu yitiren Tamer’in yolu, Asperger sendromlu ve çevresi tarafından "yarım akıllı" olarak nitelendirilen hamal Safa ile kesişir. Safa’nın ısrarlı takibi ve sürekli af dileme çabalarıyla başlayan bu süreç, zamanla ikili arasında derin bir arkadaşlığa dönüşür.</p>

<ul>
 <li><strong>Saklambaç 2</strong></li>
</ul>

<p>Le Domas ailesinin ölümcül saldırısından sağ kurtulan Grace, kabus dolu oyunun henüz bitmediğini fark eder. Artık çok daha büyük ve tehlikeli bir mücadelenin içindedir. Bu kez yanında yıllardır görüşmediği kız kardeşi Faith vardır. Grace’in amacı yalnızca hayatta kalmak değildir; kız kardeşini korumak ve dünyayı kontrol eden Konsey’in “Yüksek Koltuğu”nu ele geçirmek zorundadır. Ancak taht için yarışan dört rakip aile, Grace’i avlamak üzere harekete geçmiştir. Bu ölümcül mücadelenin kazananı, her şeye hükmedecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-6-film-vizyona-girecek</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2025/03/sinema-1.jpg" type="image/jpeg" length="37300"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Nevruz mesajı]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/cumhurbaskani-erdogandan-nevruz-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/cumhurbaskani-erdogandan-nevruz-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Nevruz Bayramı dolayısıyla yayımladığı video mesajda birlik, beraberlik ve kardeşlik vurgusu yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" height="434px" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.habervakti.com/vidyome/embed/159676" webkitallowfullscreen="" width="433.778px"></iframe></div>

<p>İşte Erdoğan'ın mesajından satır başları:</p>

<p>Aziz milletim, çok kıymetli kardeşlerim, sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Geçtiğimiz yıl İstanbul’da ilk defa bizim mimarimizde gerçekleştirilen Nevruz Anma Günü etkinliğini, bu yıl Gaziantep’te gerçekleştiriyoruz. Öncelikle gönül ve kültür coğrafyamızın dört bir yanındaki kardeşlerimizin Nevruz’unu canı gönülden tebrik ediyorum.</p>

<p>"Yeni başlangıçların sembolü hâline geldiğini görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz"<br />
Baharın müjdecisi, tabiatın yeniden dirilişinin sembolü olan Nevruz’un; ülkemize, kadim coğrafyamıza ve tüm insanlığa barış, huzur ve bereket getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.</p>

<p>Coşku, neşe ve birlikteliği simgeleyen Nevruz’un, ülkemizin yanı sıra komşularımızla da yeni başlangıçların sembolü hâline geldiğini görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz.</p>

<p>81 vilayetimizin yanı sıra Türk dünyasının dört bir ucunda aynı duygularla Nevruz ateşinin etrafında toplanıyoruz. Bu duygudaşlığı daha güçlü kılacak bir adım olarak Nevruz’u hepimiz için ortak bir gün hâline getirdik.</p>

<p>2026 senesinde, mevcut ivmeyi hızlandıracak Aile Meclisimizin 13. zirvesine inşallah Türkiye’de ev sahipliği yapacağız. Bu vesileyle, vatandaşlarımızla birlikte Azerbaycan’dan Kazakistan’a, Kırgızistan’dan Özbekistan’a, Türkmenistan’dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve Macaristan’a kadar tüm dost ve kardeşlerimizin Nevruz Bayramı’nı yürekten tebrik ediyorum.</p>

<p>"İranlı kardeşlerimizin de Nevruz’unu kutluyorum"<br />
Ayrıca Suriye, Irak ve şu günlerde savaşın yol açtığı sorunlarla boğuşan İranlı kardeşlerimizin de Nevruz’unu kutluyorum. Bu anlamlı günün bölgemizdeki savaşların sona ermesine vesile olmasını diliyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nevruz’un getirdiği bahar ikliminin gönüllerimize umut, toplumlarımıza huzur ve dünyamıza barış getirmesini temenni ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/cumhurbaskani-erdogandan-nevruz-mesaji</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2025/12/cb-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="11496"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[98. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu!]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/98-oscar-odulleri-sahiplerini-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/98-oscar-odulleri-sahiplerini-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 Oscar Ödülleri olarak da bilinen 98. Akademi Ödülleri’nde kazanan isimler ve yapımlar açıklandı. Gecede En İyi Film’den oyunculuk ödüllerine kadar tüm kategorilerin sonuçları duyuruldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya sinemasının en başarılı yapımlarını ve isimlerini buluşturan görkemli bir gece daha hafızalara kazındı.</p>

<p>Sinema sektörünün en prestijli ödüllerinden biri olan 98. Akademi Ödülleri, dün akşam Los Angeles’taki Dolby Theatre’da düzenlenen görkemli bir törenle sahiplerine verildi.</p>

<p>2026 yılı boyunca öne çıkan yapımların kıyasıya yarıştığı gecede sunuculuk görevini, Amerikalı komedyen Conan O'Brien üstlendi.</p>

<p>İşte 98. Oscar Ödülleri kazananlar tam listesi…</p>

<p><img height="421" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-16-201828.jpg" width="634" /></p>

<p><strong>EN İYİ FİLM</strong></p>

<ul>
 <li>Hamnet</li>
 <li>Sinners</li>
 <li>Marty Supreme</li>
 <li>One Battle After Another</li>
 <li>The Secret Agent</li>
 <li>Sentimental Value</li>
 <li>Train Dreams</li>
 <li>Bugonia</li>
 <li>F1</li>
</ul>

<p>KAZANAN: One Battle After Another (Savaş Üstüne Savaş)</p>

<p><strong>EN İYİ YÖNETMEN</strong></p>

<ul>
 <li>Chloe Zhao-Hamnet</li>
 <li>Josh Safdie-Marty Supreme</li>
 <li>Paul Thomas Anderson-One Battle After Another (Savaş üstüne Savaş)</li>
 <li>Joachim Trier-Sentimental Value</li>
 <li>Ryan Coogler-Sinners</li>
</ul>

<p>KAZANAN: One Battle After Another (Savaş Üstüne Savaş) / Paul Thomas Anderson</p>

<p><img height="425" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-16-201816.jpg" width="635" /></p>

<p><strong>EN İYİ ULUSLARARASI FİLM</strong></p>

<ul>
 <li>The Secret Agent</li>
 <li>It Was Just An Accident</li>
 <li>Sentimental Value</li>
 <li>Sirat</li>
 <li>The Voice of Hind Rajab</li>
</ul>

<p>KAZANAN: Sentimental Value</p>

<p><strong>EN İYİ KADRO</strong></p>

<ul>
 <li>Hamnet</li>
 <li>Marty Supreme</li>
 <li>One Battle After Another</li>
 <li>The Secret Agent</li>
 <li>Sinners</li>
</ul>

<p>KAZANAN: One Battle After Another (Savaş Üstüne Savaş)</p>

<p><strong>EN İYİ ERKEK OYUNCU</strong></p>

<ul>
 <li>Timothee Chalamet- Marty Supreme</li>
 <li>Leonardo DiCaprio-One Battle After Another</li>
 <li>Ethan Hawke-Blue Moon</li>
 <li>Michael B. Jordan-Sinners</li>
 <li>Wagner Moura-The Secret Agent</li>
</ul>

<p>KAZANAN: Michael B. Jordan-Sinners (Günahkarlar)</p>

<p><strong>EN İYİ KADIN OYUNCU</strong></p>

<ul>
 <li>Jessie Buckley-Hamnet</li>
 <li>Rose Byrne-If I Had Legs I’d Kick You</li>
 <li>Kate Hudson-Song Sung Blue</li>
 <li>Renate Reinsve-Sentimental Value</li>
 <li>Emma Stone-Bugonia</li>
</ul>

<p>KAZANAN: Jessie Buckley-Hamnet</p>

<p><strong>EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU</strong></p>

<ul>
 <li>Elle Fanning-Sentimental Value</li>
 <li>Inga Ibsdotter Lilleaas-Sentimental Value</li>
 <li>Amy Madigan-Weapons</li>
 <li>Wunmi Mosaku-Sinners</li>
 <li>Teyana Taylor-One Battle After Another</li>
</ul>

<p>KAZANAN: Amy Madigan-Weapons</p>

<p><strong>EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU</strong></p>

<ul>
 <li>Benicio Del Toro-One Battle After Another</li>
 <li>Jacob Elordi-Frankenstein</li>
 <li>Delroy Lindo-Sinners</li>
 <li>Sean Penn-One Battle After Another</li>
 <li>Stellan Skarsgard-Sentimental Value</li>
</ul>

<p>KAZANAN: Sean Penn-One Battle After Another (Savaş Üstüne Savaş)</p>

<p><strong>EN İYİ SİNEMATOGRAFİ</strong></p>

<ul>
 <li>Frankenstein</li>
 <li>Marty Supreme</li>
 <li>One Battle After Another</li>
 <li>Sinners</li>
 <li>Train Dreams</li>
</ul>

<p>KAZANAN: Sinners</p>

<p><strong>EN İYİ ORİJİNAL SENARYO</strong></p>

<ul>
 <li>Blue Moon</li>
 <li>It Was Just an Accident</li>
 <li>Marty Supreme</li>
 <li>Sentimental Value</li>
 <li>Sinners</li>
</ul>

<p>KAZANAN: Sinners</p>

<p><strong>EN İYİ UYARLAMA SENARYO</strong></p>

<ul>
 <li>Bugonia</li>
 <li>Frankenstein</li>
 <li>Hamnet</li>
 <li>One Battle After Another</li>
 <li>Train Dreams</li>
</ul>

<p>KAZANAN: One Battle After Another (Savaş üstüne Savaş) /Paul Thomas Anderson</p>

<p><strong>EN İYİ KURGU</strong></p>

<ul>
 <li>F1</li>
 <li>Marty Supreme</li>
 <li>One Battle After Another</li>
 <li>Sentimental Value</li>
 <li>Sinners</li>
</ul>

<p>KAZANAN: One Battle After Another (Savaş üstüne Savaş)</p>

<p><img height="413" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-16-201752.jpg" width="638" /></p>

<p><strong>EN İYİ GÖRSEL EFEKT</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Avatar: Fire and Ash</li>
 <li>F1</li>
 <li>Jurassic World Rebirth</li>
 <li>The Lost Bus</li>
 <li>Sinners</li>
</ul>

<p>KAZANAN: Avatar Fire&amp;Ash</p>

<p><strong>EN İYİ SAÇ MAKYAJ</strong></p>

<ul>
 <li>Frankenstein</li>
 <li>Kokuho</li>
 <li>Sinners</li>
 <li>The Smashing Machine</li>
 <li>The Ugly Stepsister</li>
</ul>

<p>KAZANAN: Frankenstein</p>

<p><img height="420" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-16-201840.jpg" width="634" /></p>

<p><strong>EN İYİ KOSTÜM TASARIMI</strong></p>

<ul>
 <li>Avatar: Fire and Ash</li>
 <li>Frankenstein</li>
 <li>Hamnet</li>
 <li>Marty Supreme</li>
 <li>Sinners</li>
</ul>

<p>KAZANAN: Frankenstein</p>

<p><strong>EN İYİ SES</strong></p>

<ul>
 <li>F1</li>
 <li>Frankenstein</li>
 <li>One Battle After Another</li>
 <li>Sinners</li>
 <li>Sirat</li>
</ul>

<p>KAZANAN: F1</p>

<p><strong>EN İYİ ÖZGÜN MÜZİK</strong></p>

<ul>
 <li>Bugonia</li>
 <li>Frankenstein</li>
 <li>Hamnet</li>
 <li>One Battle After Another</li>
 <li>Sinners</li>
</ul>

<p>KAZANAN: Sinners</p>

<p><strong>EN İYİ ORİJİNAL ŞARKI</strong></p>

<ul>
 <li>Dear Me-Diane Warren: Relentless</li>
 <li>Golden-KPop Demon Hunters</li>
 <li>I Lied to You-Sinners</li>
 <li>Sweet Dreams of Joy-Viva Verdi</li>
 <li>Train Dreams-Train Dreams</li>
</ul>

<p>KAZANAN: Golden-KPop Demon Hunters</p>

<p><strong>EN İYİ KISA LIVE ACTION FİLMİ</strong></p>

<ul>
 <li>Butcher’s Stain</li>
 <li>A Friend of Dorothy</li>
 <li>Jane Austen’s Period Drama</li>
 <li>The Singers</li>
 <li>Two People Exchanging Saliva</li>
</ul>

<p>KAZANAN: The Singers ve Two People Exchanging Saliva</p>

<p><strong>EN İYİ BELGESEL FİLMİ</strong></p>

<ul>
 <li>The Alabama Solution</li>
 <li>Come See Me in the Good Light</li>
 <li>Cutting Through Rocks</li>
 <li>Mr. Nobody Against Putin</li>
 <li>The Perfect Neighbor</li>
</ul>

<p>KAZANAN: Mr. Nobody Against Putin</p>

<p><strong>EN İYİ KISA BELGESEL FİLMİ</strong></p>

<ul>
 <li>All the Empty Rooms</li>
 <li>Armed Only With a Camera: The Life and Death of Brent Renaud</li>
 <li>Children No More: Were and Are Gone</li>
 <li>The Devil Is Busy</li>
 <li>Perfectly a Strangeness</li>
</ul>

<p>KAZANAN: All The Empty Rooms</p>

<p><strong>EN İYİ ANİMASYON FİLMİ</strong></p>

<ul>
 <li>Arco</li>
 <li>Elio</li>
 <li>KPop Demon Hunters (Kpop İblis Avcıları)</li>
 <li>Little Amelie or the Character of Rain</li>
 <li>Zootopia 2</li>
</ul>

<p>KAZANAN: KPop Demon Hunters (Kpop İblis Avcıları)</p>

<p><strong>EN İYİ KISA ANİMASYON FİLMİ</strong></p>

<ul>
 <li>Butterfly</li>
 <li>Forevergreen</li>
 <li>The Girl Who Cried Pearls</li>
 <li>Retirement Plan</li>
 <li>The Three Sisters</li>
</ul>

<p>KAZANAN: The Girl Who Cried Pearls</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/98-oscar-odulleri-sahiplerini-buldu</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 20:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2025/12/oscar-odulleri.jpg" type="image/jpeg" length="66141"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Oscar'ı gölgede bıraktı! Javier Bardem 23 yıl sonra aynı rozeti taktı, 'Özgür Filistin' dedi]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/oscari-golgede-birakti-javier-bardem-23-yil-sonra-ayni-rozeti-takti-ozgur-filistin-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/oscari-golgede-birakti-javier-bardem-23-yil-sonra-ayni-rozeti-takti-ozgur-filistin-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[98. Oscar gecesinde En İyi Yabancı Film Ödülü'nü anons eden Javier Bardem, İsrail’i protesto etti, sahneden “Özgür Filistin” mesajı verdi. Bardem, 2003’te Irak Savaşı’na karşı taktığı “Savaşa hayır” rozetini seneler sonra yine göğsünde taşıdı. Rozetin hemen altındaki Hanzala figürü dikkatlerden kaçmadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birbirinden başarılı yapımların yarıştığı 98. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu. One Battle After Another ve Sinners filmlerinin öne çıktığı geceye damga vuran isimlerden biri de İspanyol oyuncu Javier Bardem oldu.</p>

<p>Özel hayatında savaş karşıtı söylemleri ile adından söz ettiren usta oyuncu 98. Oscar Ödülleri töreninde En İyi Yabancı Film Ödülü'nü anons etmek için sahneye çıktı.</p>

<p><img alt="Indir (4)-3" class="detail-photo img-fluid" height="703" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/03/indir-4-3.jpg" width="1200" /></p>

<p><strong>23 SENE SONRA AYNI ROZET</strong></p>

<p>İspanyol oyuncu geceye İsrail'i protesto etmek için, 2003’te Irak Savaşı’na karşı taktığı “No a la guerra” (Savaşa hayır) rozeti ve Hanzala figürüyle katıldı.</p>

<p><img alt="Indir-14" class="detail-photo img-fluid" height="674" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/03/indir-14.png" width="1080" /></p>

<p><strong>'ÖZGÜR FİLİSTİN' MESAJI VERDİ</strong><br />
En İyi Yabancı Film Ödülü'nü anons etmek üzere sahneye çıkan Javier Bardem, "No to war. Free Palestine." (Savaşa hayır. Özgür Filistin!) diyerek tüm dünyaya seslendi.</p>

<p>Kırmızı halıda gazetecilerin sorularını cevaplayan Bardem, rozeti ile ilgili şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'2003 yılında Irak Savaşı sırasında taktığım rozeti takıyorum; o yasa dışı bir savaştı. Şimdi 23 yıl sonra, Trump ve Netanyahu tarafından başka bir yalanla oluşturulmuş başka bir yasa dışı savaşla karşı karşıyayız.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/oscari-golgede-birakti-javier-bardem-23-yil-sonra-ayni-rozeti-takti-ozgur-filistin-dedi</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/03/ozgur-filistin-234234.jpg" type="image/jpeg" length="95081"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinemalarda bu hafta 11 film vizyona girecek]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-11-film-vizyona-girecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-11-film-vizyona-girecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu hafta sinema salonlarında 11 yeni film vizyona girecek. Dikkati çeken yapımlar arasında Cenk İzgören’in yazıp yönettiği ve  5. Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali'nde "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü alan "Rayların Ötesinde" yer alıyor. Ayrıca Leonardo DiCaprio’nun başrolde olduğu "Savaş Üstüne Savaş" filmi de yeniden gösterilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu hafta sinema salonlarında 11 film vizyona girecek. </p>

<p><strong>İşte o filmler:</strong></p>

<ul>
 <li><strong>Rayların Ötesinde</strong></li>
</ul>

<p>Reklamcı Başak'ın yıllardır mücadele ettiği kanser artık son aşamaya gelmiştir. Hayatının sonunu kendi belirlemek isteyen Başak, herkesten uzak, sessiz bir kasabada tren raylarına giderek yaşamına son vermeyi planlar. Fakat beklediği tren bir türlü gelmez; hat çökmüştür ve raylar sessizliğe gömülmüştür. Rayların arasında dolaşırken, çiftçilerin tarlalara zarar verdikleri gerekçesiyle güneşin altında ölüme terk ettiği kaplumbağalarla karşılaşır. Ölümü aramak için geldiği bu yerde Başak, yavaş yavaş hayatın beklenmedik, tuhaf ve kırılgan tarafıyla yüzleşmeye başlar. Sessizlik içinde başlayan bu bekleyiş, onun ölümle değil, yaşamın anlamıyla hesaplaşmasına dönüşür.</p>

<p><strong>Tür:</strong> Dram</p>

<p><strong>Yönetmen: </strong>Cenk İzgören</p>

<p><strong>Oyuncular: </strong>Mine Doğan, Ahmetcan Özer, Remzi Çetinkaya</p>

<ul>
 <li><strong>Dikkat: Kıyamet!</strong></li>
</ul>

<p>Askeri bir tesiste muhafaza edilen ve yok etme kapasitesine sahip mikroorganizmanın, tesisin satılmasının ardından yayılma ihtimali artmaya başlar. Dünyayı tehlikeye sokan mikroorganizmanın durdurulması gerekmektedir. Burada görev emekli biyoterörizm ajanına ve tesiste çalışan iki kişiye düşer. Bir ekip olarak çalışmaya başlayan üçlü, insanlığı kurtarmak için zamana karşı yarışır.</p>

<p><strong>Tür:</strong> Bilim Kurgu, Komedi, Korku</p>

<p>Yönetmen: Jonny Campbell</p>

<p><strong>Oyuncular: </strong>Joe Keery, Georgina Campbell, Liam Neeson</p>

<ul>
 <li><strong>Cahim 2</strong></li>
</ul>

<p>18. yaşından sonra tuhaf davranışlar sergilemeye başlayan Defne'nin annesi Kader, kızının iyileşmesi için nörolog Nihat Karahan'a ulaşır. Nihat Karahan bu vakanın tahmin edilenden daha karanlık ve derin olduğunun fark eder. Havas ilmi üzerinde ileri derecede bilgi sahibi olan geçmişte de tanıdığı Mustafa Faruk Akad'ın yanına gelerek ondan destek ister. Tüm araştırmalarını kamera kaydına alan Nihat Karahan, yıllar önce yaşanan korkunç olayı ve tüm kötülükleri gözler önüne serer.</p>

<p><strong>Tür: </strong>Korku</p>

<p><strong>Yönetmen: </strong>Doğukan Mısır</p>

<p><strong>Oyuncular: </strong>Ali Murat Özgen, Sultan Köroğlu Kılıç, Irmak Şeker</p>

<ul>
 <li><strong>Deccal 3</strong></li>
</ul>

<p>Dağ evinde bakıcılık yapan Deniz, koruması için emanet edilen küçük Ateş'in diğer çocuklardan farklı olduğunu kısa sürede anlar. Evde giderek artan tuhaflıklar; kanlı işaretler, ortadan kaybolan çocuklar ve gizli ayinler, yaklaşan büyük bir tehdidin habercisidir.</p>

<p><strong>Tür:</strong> Gerilim, Korku</p>

<p><strong>Yönetmen:</strong> Özgür Bakar</p>

<p><strong>Oyuncular:</strong> İlayda Mine Çopur, Buket Dereoğlu, Cem Cücenoğlu</p>

<ul>
 <li><strong>Senden Geriye Kalan</strong></li>
</ul>

<p>Sevgilisiyle geçirdiği kusursuz bir günün ardından hata yapan Kenna hapse girer. Yedi yıl sonra, Kenna Wyoming'deki kasabasına döner; hayatını yeniden kurmak ve hiç tanıyamadığı küçük kızı Diem ile yeniden bir araya gelme şansı kazanmak ister. Ancak Diem'in velayetini üstlenen büyükbabası ve büyükannesi, Kenna'nın kızını görme çabalarını kararlılıkla reddeder. Kenna, eski NFL oyuncusu ve yerel bar sahibi Ledger ile beklenmedik bir ilişki yaşamaya başlar. Aralarındaki gizli ilişki ilerledikçe, her ikisi için de tehlikeler büyür; Kenna'yı kalp kırıklığına ve sonunda ikinci bir şans umuduna götürür.</p>

<p><strong>Tür: </strong>Dram, Romantik</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yönetmen:</strong> Vanessa Caswill</p>

<p><strong>Oyuncular:</strong> Maika Monroe, Tyriq Withers, Rudy Pankow</p>

<ul>
 <li><strong>Dedektif Reptır: Birlikte Gülelim</strong></li>
</ul>

<p>Dedektif Reptır'ın başında olduğu bir araştırma ekibi, çevrede yaşanan ve ilk bakışta açıklanamayan tuhaf olayları incelemekle görevlendirilir. Her yeni vakada farklı ipuçlarını bir araya getiren ekip, görünenin ardındaki gizemi çözmeye çalışır. Soruşturmalar ilerledikçe karşılarına çıkan engeller, onları hem daha dikkatli düşünmeye hem de birlikte hareket etmeye zorlar.</p>

<p><strong>Tür: </strong>Animasyon</p>

<p><strong>Yönetmen:</strong> Emre Karayel, Leyla Yaman</p>

<ul>
 <li><strong>Solo Mio</strong></li>
</ul>

<p>Evlenmek üzereyken sevgilisi tarafından terk edilen Matt, hayal ettiği balayına yine de çıkar. Roma sokaklarında başlayan bu beklenmedik yolculuk, ona farklı kapılar açar. Matt, yol boyu tanıştığı insanlar ve yaşadığı deneyimlerle hem kendisiyle hem de aşkın anlamıyla yeniden yüzleşir. Bu yalnız tatil, zamanla onun için bir kaçıştan çok, yeniden başlama fırsatına dönüşür.</p>

<p><strong>Tür: </strong>Komedi, Romantik</p>

<p><strong>Yönetmen: </strong>Dan Kinnane, Charles Francis Kinnane</p>

<p><strong>Oyuncular: </strong>Kevin James, Alyson Hannigan, Nicole Grimaudo</p>

<ul>
 <li><strong>Şarkıcı Balina</strong></li>
</ul>

<p>Son balina şarkıcısının oğlu genç Vincent, ebeveynlerini kaybetmesinin ardından kendi sihirli şarkısıyla okyanusları koruyamaz. Ancak devasa Leviathan eriyen bir buzdağından fırlayıp zehirli mürekkebiyle tüm deniz yaşamını tehdit ettiğinde, Vincent korkularının üstesinden gelmeli ve kendi şarkısını bulmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkmalıdır.</p>

<p><strong>Tür:</strong> Aile, Animasyon, Komedi, Macera</p>

<p><strong>Yönetmen: </strong>Reza Memari</p>

<p><strong>Oyuncular: </strong>Flemming Stein, Philipp Reinheimer, Laura Pfister</p>

<ul>
 <li><strong>Dino Ailesi</strong></li>
</ul>

<p>Doktor olan baba, bir zamanlar ünlü paleontoloji müzesini kurtarmakla meşguldür. Doktor'un oğlu Fil karşılıksız aşk acısı çekerken, kızı Linda ise bilgisayar oyunları dünyasında kaybolmuş durumdadır. Ailenin gizli bir portal aracılığıyla tarih öncesi dünyaya adım attığı gün her şey değişir. Kendilerini en tatsız ve tehlikeli koşullarda bulan ikili, bir şekilde hayatta kalmak ve birlikte hareket etmek zorunda kalır.</p>

<p><strong>Tür:</strong> Aile, Animasyon, Macera</p>

<p><strong>Yönetmen: </strong>Maya Turkina, Maksim Volkov</p>

<p><strong>Oyuncular:</strong> Roman Kurtsyn, Sergey Garmash, Timur Rodrigez</p>

<ul>
 <li><strong>Cadılar Bayramı Katliamı</strong></li>
</ul>

<p>Cadılar Bayramı 1987, Seattle. Yakalandığı varsayılan Benny adlı bir seri katil, yüksek güvenlikli bir hapishaneden kaçar. Kısa süre sonra korkuluk kılığında geri döner ve banliyölerde kanlı bir iz bırakır. Şehir neon ışıklarıyla kaplanırken, geçmişiyle ilgili söylentiler yayılır ve korkuyu körükler. Ancak Benny gelişigüzel öldürmez. Hedefi, kendisinin bilmediği, geçmişindeki karanlık bir bölümle bağlantısı olan genç bir kadındır. Kadına yaklaştıkça şiddet daha da vahşileşir.</p>

<p><strong>Tür: </strong>Gerilim, Korku</p>

<p><strong>Yönetmen: </strong>Jeremy Rudd</p>

<p><strong>Oyuncular: </strong>Eden Campbell, Jason Brooks, Nigel Vonas</p>

<ul>
 <li><strong>Kayıp Kaplan</strong></li>
</ul>

<p>Seyahat eden güreşçilerden oluşan büyük, canlı ve neşeli bir kanguru ailesi tarafından evlat edinilen Teo'nun hayatı oldukça iyi gider. Ancak gizemli vizyonlar onu uzak bir diyara götürdüğünde, Teo köklerini yeniden keşfetmek ve memleketini yaklaşan yıkımdan kurtarmak için destansı bir yolculuğa çıkmak zorunda kalır.</p>

<p><strong>Tür:</strong> Aile, Animasyon, Fantastik, Macera</p>

<p><strong>Yönetmen: </strong>Chantelle Murray</p>

<p><strong>Oyuncular:</strong> Jimi Bani, Celeste Barber, Rhys Darby</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/sinemalarda-bu-hafta-11-film-vizyona-girecek</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 20:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2025/03/sinema-1.jpg" type="image/jpeg" length="77364"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
