Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman, Rusya-Ukrayna Savaşı'ıyla ilgili açıklamalarda bulunurken bir Müslümanın nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğine açıklık getirdi.

Rusya'nın Ukrayna işgalini değerlendiren Hayrettin Karaman, "Eğer savaşan iki tarafın biriyle Müslümanlar arasında bir antlaşma veya sözleşme varsa, antlaşmalı ülke bir saldırıya, bir zulme maruz kalıp Müslümanlardan yardım talep ettiyse onlara yardım etmek ve zulmü defetmek Müslümanların vazifesidir." dedi.

Dr. Mehmet Öz, sayım işlemi bitmeden olası zaferini ilan etti! Dr. Mehmet Öz, sayım işlemi bitmeden olası zaferini ilan etti!

Hayrettin Karaman'ın bugün Yeni Şafak'ta yayımlanan, "Rusya-Ukrayna savaşında Müslümanın durum ve tutumu" başlıklı yazısı şöyle:

Rusya'nın Ukrayna'ya saldırması sebebiyle bize de Müslümanların tarafı ve tutumu hakkında sorular geldi; uygun bulduğum için Eskiden Mısır Vakıflar Bakanı Müsteşarı, Danışma Meclisi üyeliği gibi önemli görevlerde de bulunmuş İslâm ilim ve hareket adamı Dr. Muhammed Sağîr'in bir makalesini, müzakereye vesile olsun diye özetliyorum.

Müslümanların ve Müslümanlara karşı savaşı, onların ülkelerine yapılan saldırıyı, topraklarının işgalini, varlıklarının yağmalanmasını herkes biliyor, bunu mevcut nesil de yakından biliyor ve Filistin'in işgalinde, Afganistan savaşında, Irak savaşında, Suriye'nin tahribinde… yaşadı. Lakin Müslümanlara karşı savaşanların ilk defa birbiriyle savaşa giriştiklerini, savaş değirmeninin bu defa onların topraklarında döndüğünü görüyoruz; bu belâ Ukrayna halkının başına gelmiş oldu. Bu savaşta Ukrayna bir tiyatro sahnesi; orada büyük güçler nüfuz ve hâkimiyet savaşı veriyorlar; bir yanda Amerika ve âciz Kıt'a, bir yanda Putin ve destekçileri. Bir yanda Amerika, Rusya-Çin ittifakını sarsma ve bozmanın, birincilik yarışmasında onları geride bırakmanın peşinde, diğer yanda Putin Batı ittifakının, Rusya milli güvenliği ile oynadığını, nüfuz bölgelerine uzandığını, sınırlarına yığınaklar yaptığını görüyor…

Müslümanlar bu savaşın kıvılcımlarından uzak değiller, aksine bu savaşın sonuçlarından ve etkilerinden faydalanma imkânına sahip bulunuyorlar. Yüzlerden düşen maskeler, ayrımcılık ve çifte standart uyarıcı, farkına vardırıcı savaşın ilk ganimetleri olabilir.

Rusya'nın komşusu Ukrayna'ya açtığı bu savaşın başından beri çokça sorulan ve özellikle İslâmî olan duruma gelince -ki, bu da bu çatışmada savaşmanın hükmü ile bu ülkelerde bulunan Müslümanların durumudur-; konuyu üç başlıkta ele almak uygun olacaktır.

1. Müslüman Rus askeri

Bu askerin savaşması caiz ve uygun değildir; çünkü içinde bulunduğu ordu haksız savaş, sınır tanımazlık ve komşuların topraklarını işgal ordusudur. Müslüman daha işin başında, bu öldürmeden gıdalanan ve savaştan ürün devşiren orduya katılmayacak; bunun için gerekiyorsa maddi bedel ödeyecek veya başkaca cezasını çekecek. Nitekim Viyetnam savaşında Müslüman boksör Muhammed Ali Kılay bunu yapmış, Amerika ordusuna katılmayı reddetmiş, cezasına katlanmıştı. Rusya'daki Müslüman bunu yaptığında yakın ve kesin hayatî tehlikeye maruz kalıyorsa zaruret durumu devreye girer, orduya katılır lakin masumların öldürülmesine sebep olmamak için çarpışma bölgelerinden uzak kalmaya gayret eder. Eğer Rusya'nın savaşı bir İslâm ülkesine karşı olursa haramlık daha güçlü/büyük olur. Böyle bir savaşta Müslüman asker öldürülürse niyetine göre dirilir…

2. Ülkesi saldırıya maruz kalmış bulunan Ukraynalı Müslüman

Ukrayna'da yaşayan Müslümanlar gayrimüslim ülkede azınlık statüsünde bile olsalar ülkesinin askerlerine katılıp saldırıya karşı savaşmakla yükümlü olurlar; çünkü bunlar meşru savunma durumunda olurlar; bu, yalnızca Rusya'ya karşı da değildir; onlara bir Müslüman da mal ve canlarına kastederek saldırsa saldırıyı mümkün olan en az zararla defetmek meşru bir haktır… Peygamberimiz (s.a.) şöyle buyurmuşlardır:

“Kim (haksız saldırana karşı mücadelede) malını kurtarma uğrunda ölürse şehittir, canını kurtarma uğrunda ölürse şehittir, namus ve ailesini kurtarma uğrunda ölürse şehittir”.

3. Savaşan ülkelerden başka bir ülkede yaşayan Müslüman

Eğer savaşan iki tarafın biriyle Müslümanlar arasında bir antlaşma veya sözleşme varsa, antlaşmalı ülke bir saldırıya, bir zulme maruz kalıp Müslümanlardan yardım talep ettiyse onlara yardım etmek ve zulmü defetmek Müslümanların vazifesidir. Bu vazifenin örneği, Peygamberimiz'in (s.a.), içlerinde Yahudilerin de bulunduğu Medineliler ile imzaladığı bir savunma antlaşması sebebiyle Kureyş'e karşı onları savunmasında vardır.

Ramazan Kadirov'un yaptığı gibi mecbur olmadığı halde zalime yardımcı olmak ise asla caiz değildir. .