“Selamün aleyküm” medeniyetimizin ihtişamıdır I – Sselamımız evrensel barış mesajımızdır

Abone Ol

Aşağıda yer alan ve üç bölüm halinde sunulacak yazı, bir televizyon programımızın tashih edilerek yazıya çekilmiş şeklidir.

https:www.youtube.com/watch?v=K0u43Vmzv3E

***

Yarattığı varlıkların adedince yüce Allah’ımıza hamd ederim. Peygamber olarak gönderildiği varlıkların sayısınca aziz Peygamberimiz, biricik hayat önderimiz Hz. Muhammed’e salât ve selam ederim.

Sevgili kardeşlerim, bu sohbetlerimizde “Selamımızın evrensel bir barış mesajı” olduğu gerçeğini açıklamaya çalışacağız.

DİNİMİZDE BARIŞIN ÖNEMİ
Konumuza girmeden önce yüce dinimizde barış konusunun nasıl değerlendirildiğine değinmek isterim. Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerim’in Bakara suresinin 208. ayetinde şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Topyekûn barışsever olun / barışa yönelin, sizi çatışmalara sürükleyecek olan şeytanın adımlarını izlemeyin. O, sizin için apaçık bir düşmandır.”

İnsanî, bir diğer anlatımla İslamî bir hayatın oluşabilmesi ve yaşanabilmesi için barışın hayatımıza egemen olması gerekir. Bunun içindir ki dinimiz, haklar ve özgürlüklere saygıyı, hukuki ve sosyal adaleti emretmektedir. Barış için özel olarak belirlediği ve sonuncusu Muharrem olan dört haram ayın içinde barış etkinlikleri ve anlaşmalarına yer verilmesini öğütlemektedir.

Sözünü ettiğimiz dört ay Kur’ân-ı Kerim’de ‘Erbaatun hurum’ olarak nitelenir (Tevbe 36). Bu ayların birincisi Recep ayıdır. Diğerleri de Zilkade, Zilhicce ve şu anda içinde olduğumuz Muharrem aylarıdır.

BARIŞ MESAJLARINDAN BİRİ DE SELAMLAŞMADIR
Yüce dinimiz, barış için her zaman, her yerde ve her bir fertle karşılaşırken ve ayrılırken barış mesajları vermeyi emretmektedir. İşte bunun içindir ki kelime ve içerik olarak barış olan İslam dini, selamlaşmayı erkekler ve de kadınlar için görev haline getirmiş ve selamlaşma için barış anlamına gelen “Selâmün aleyküm veya es-Selâmü aleyküm” şeklindeki söz dizilerini belirlemiştir.

Gerekli gördüğümüz bu genel girişten sonra barışı ve güveni içeren selamımızla alakalı ayrıntılı bilgiler vermeye başlayabiliriz.

SELAMLAŞMA İLE İLGİLİ KUR’ÂN ÂYETLERİ
Rabbimiz Kur’ân’da şöyle buyurur:

“Ey inananlar! Başkalarının evlerine, sahiplerinden izin alıp onlara güzelce selâm vermeden girmeyin. Bu, sizin için, içeriye izinsiz girip ev halkını rahatsız etmekten çok daha iyidir. İşte Allah, size bu gibi görgü ve edep kurallarını öğretiyor ki, belki düşünüp öğüt alırsınız.” (Nûr 27)

“…Bir de, evlere girerken Allah katından bolluk bereket, güvenlik, sağlık ve esenlik dileğiyle birbirinize güzelce selâm verin. Allah size ayetlerini böyle açık ve net olarak bildiriyor ki, aklınızı kullanarak yaşayasınız.” (Nûr 61)

Kur’ân-ı Kerim’de selamlaşma ile alakalı bir diğer âyetin anlamı da şöyledir:

“Size selam verildiği zaman, verilen selamdan daha güzeli ile karşılık verin veya aynısıyla mukabele edin. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla hesap edendir.” (Nisa 86)

PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDE SELAMLAŞMA
Sevgili Peygamber Efendimiz selamın İslam dinindeki yeri ve önemini, “Ya Resulallah; İslam indinde en güzel/en çok sevap sağlayacak ameller hangileridir?” şeklindeki bir soru üzerine şöyle açıklamıştır:

– İslam dininin tavsiye buyurduğu amellerin en hayırlıları, yemek yedirmek, tanıdığın ve tanımadığın insanlara selam vermektir. (Buhari, İman 20)

Sevgili kardeşlerim, selamlaşma konusuna böylece girmiş olduk. Şimdi ayrıntılara geçebiliriz.

SELAMIMIZ “SELÂMUN ALEYKÜM” VEYA “ES-SELÂMÜ ALEYKÜM” ŞEKLİNDEDİR
Yüce dinimizde selamlaşma için Aziz Peygamberimizin Kur’ân-ı Kerîm’den hareketle belirlediği şekil: “Selamün aleyküm veya es-Selamü aleyküm” şeklindedir. Bu selam, “Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuh” şeklinde artırılabilir. Belirlenen selam şekli budur.

Müslümanlar ancak bu şekilde birbirlerine selam verdiklerinde selam verme görevini yerine getirmiş, sevabını almış olurlar. Toplumumuzda görüldüğü gibi merhaba, günaydın, iyi akşamlar gibi sözcüklerle verilecek selamlar İslam’ın önerdiği ve sevaplar vaat ettiği selam değildir. Selam mutlaka Selamün aleyküm veya es-Selamü aleyküm şeklinde Allah’ın es-Selam ismini içine alacak ifadelerle verilmelidir.

Bu gerçeği İmran b. Huseyn isimli sahâbinin anlatımından anlayabiliyoruz. O şöyle anlatıyor:

– İslam öncesinde ve İslam’ın ilk yıllarında biz birbirilerimize “Allah sevdiklerinle seni mutlu etsin veya hayırlı sabahlar şeklinde” iki türlü selam verirdik ama İslam gelince biz bu şekilde selamlaşmadan men edildik ve bize öğretildiği şekilde selam vermekle emrolunduk.

Aziz kardeşlerim, burada önemli bulduğumuz bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim. İslam öncesi Cahiliye döneminde ve hatta İslam’ın ilk yıllarında verilen selamın bir şekli görüldüğü üzere Allah lafzını içermektedir. Böyleyken bu tür bir selam verişten Müslümanlar men edildi ve bizim selamımız yerleştirildi. Selamı bize özgü olan şekliyle vermezsek, yabancı din ve ideolojilere benzemek gibi bir sorumluluğun/günahın altına girebiliriz. Peygamber Efendimiz bu konuda bizleri şöylece uyarmışlardır:

– Biz Müslümanlardan başkalarına benzemek isteyenler bizim çizgimiz üzerinde değildirler. Sakın ha Yahudilere ve Hristiyanlara benzemeyiniz. Yahudilerin selamı parmaklarla, Hristiyanların selamı ise avuçlarla işarette bulunmaktır. Siz böyle yapmayın. Selamün aleyküm veya es-Selamü aleyküm şeklinde selam verin.

Devam edecek…

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }