“Selamün aleyküm” medeniyetimizin ihtişamıdır II – İslamî selamın özellikleri

Abone Ol

Selamımızın iki ana özelliği vardır. Bunlardan biri selam sözcüğünün içerdiği barış anlamı, bir diğeri de bizim selamımızın Allah’ın es-Selam ismini içermesidir. Selam sözcüğü ‘Sin, Lam, Mim’ kökünden gelir. Bu kökün anlamı güven, barış ve kurtuluştur; güvene, barışa ve kurtuluşa erme ve erdirmedir.

“Selam” sözcüğünün sözlük anlamı budur, ancak es-Selam Kur’ân-ı Kerim’de bize Allah’ın isimlerinden biri olarak öğretilir. Haşr suresinin sondan ikinci ayetinde Rabbimiz, isimlerinden birinin es-Selam olduğunu bize açıklamaktadır. Es-Selam eksiklerden beri olma ve güvene erdirme anlamına gelir.

SELAM SÖZCÜĞÜ KUR’ÂN’DA ÇOKÇA YER ALIR
Sevgili kardeşlerim, selam sözcüğü Kur’ân-ı Kerim’de çokça yer almaktadır. Meleklerin, müminleri Cennet’e girişlerinde karşılarken kullanacağı söz Selam’dır. Müminlerin Cennet’teki selamlaşma şekli keza selam sözcüğünü içermektedir. Allah’ın Cennet’te müminlere duyuracağı selam da Selam sözcüğü ile olacaktır. Bu arada Cennet’in bir isminin de Darus-selam olduğuna işaret etmiş olalım.

SELAMÜN ALEYKÜM BÜTÜN PEYGAMBERLERİN SELAMIDIR
Aziz kardeşlerim, Selamün aleyküm şeklindeki selam şekli evrenseldir. Yani bütün peygamberlerin tebliğlerinde yer almaktadır. Mesela Tevrat şeriatında da aynen geçer. “Selamün aleyküm”, İbranice de bir selamlaşma şeklidir ve Tevrat’ın yaradılış kitabının 43. babının 23. biriminde aynen Selamün aleyküm şeklinde yer almaktadır. Buradan hareketle, peygamberlerin tebliğinde “selam” sözcüğünün veya ona eşdeğer “barış” anlamına gelen ifadelerin kullanıldığı söylenebilir.

SELAM VERME HEM HAK HEM DE GÖREVDİR
Selam, Aziz Peygamberimizin dilinde Müslümanların birbirlerine karşı hak ve görevlerinden biri olarak açıklanmıştır. Aziz Peygamberimiz şöyle buyurur:

– Müslümanların birbirlerinin üzerindeki hakları altıdır: Hastalandıklarında ziyaret etmek, aksırdığı ve elhamdülillah dediğinde Allah sana merhamet etsin demek, öğüt istediği zaman öğüt vermek, davet ettiği zaman bir engel yoksa icabet etmek, nefsin için istediğini mümin kardeşin için de istemek ve karşılaştığında selam vermektir.

Görülüyor ki önemine değinmeye çalıştığımız selam, müminlerin birbirleri üzerindeki hakları, dolayısıyla birbirlerine karşı görevlerinden biridir. Selamlaşma yolu ile barış çağrısı öylesine önemli bir görevdir ki bu önemi açıklamak için Peygamberimiz bir sözlerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Barış içeren selamımızı vermeden söze başlayan kişiye oturma izni ve de cevap vermeyiniz.”

SELAM DUADIR
Selam, selam verilen Müslümana yapılmış bir duadır. Ve de verenin kendisini tanıtma işlemidir. Mümin selam verirken şöylece dua etmiş ve kendisini tanıtmış olur:

– Ey mümin kardeşim! es-Selamü aleyküm şeklindeki Kur’ân ve Sünnet kaynaklı dua cümlesiyle seni selamlayan ben, bir barış insanıyım, yüreği sevgiyle dolmuş adalet ile yoğrulmuş bir mümin kardeşinim. Sana Allah’tan güven diliyorum, bana güvenebilirsin.

Aziz kardeşlerim, selam vermenin nasıl bir dua ve kendimizi takdim etme biçimi olduğunu tespit ederken inanın zevkler içinde kaldım. Selamları böylesi bir bilgi ve bilinç içinde verebilseydik inanın hayatımız daha bir renklenir, daha bir güzelleşir, açıklayacağımız bir hadiste beyan edildiği üzere aramızda derin sevgiler oluşabilirdi.

SELAM BİR NİŞAN BİR PAROLADIR
Müslümanlar arasında Selamün aleyküm veya es-Selamü aleyküm şeklinde selam verildiğinde, selam kişiyi tanıtıcı bir nişan bir parola olur. Çok farklı dillerde konuşan Müslümanlar ancak İslamî selam ile tanışıp kaynaşırlar.

Bu arada ifade etmiş olalım, “Selam” sözcüğü Arapçadır; ancak selamımız Türkçedir, selamımız Kürtçedir, selamımız İngilizcedir, selamımız Fransızcadır, selamımız insanca ve İslamcadır. Yani hangi ırka mensup olursa olsun, hangi dili konuşursa konuşsun Müslümanın ezanı gibi, cemaat namazlarında okunan Fatiha sûresi gibi selamı da evrensel niteliktedir. Dünyanın neresine giderseniz gidin Müslümanlar birbirine böyle selam verirler veya böylece selam vermelidirler.

Bu arada tekrar değinmiş olalım, günaydın ve merhaba şeklindeki selamlar İslam’ın öğretip öğütlediği/emrettiği barış ve dua nitelikli selam değildir. Bu sebeple Müslümanlara sadece Selamün aleyküm veya es-Selamü aleyküm şeklinde selam verilir. Gayrimüslimlere bu şekilde selam verilmez.

İslami nitelikli olan selamımızı almayan insanlara da Selamün aleyküm şeklinde selam verilemez. Onlara medeni bir toplum insan olarak kendilerinin kullandığı selam biçimiyle günaydın, iyi akşamlar veya merhaba şeklinde selam verilebilir veya baş ve el işaretiyle selam verilebilir.

YALNIZCA TANIDIKLARIMIZA SELAM VERMEK HATADIR
İslamî bilgi ve bilinç yoksunu olduğumuz için genelde yalnızca birbirlerini tanıyan Müslümanlar selamlaşıyorlar. Oysaki konuşmamızın başlangıcında aktardığımız hadisi hatırlayacak olursak, Peygamberimiz, bize sevap kazandıracak ve aramızda barışı ve sevgiyi yaygınlaştıracak olan selamın yalnızca tanıdıklarımıza değil, tanımadıklarımıza da verilmesi gereğini ihtar etmektedir.

Bir taraftan siyasi kamplaşmalar, diğer taraftan cemaat ve tarikat bölünmeleri. Cemaatler yalnızca kendi mensuplarını mümin kardeşleri olarak benimsiyor. Tarikatlar da keza kendilerine bağlı müritlere ayrıcalık tanıyor. Oysaki böyle olmamalı, hiçbir Müslüman hiçbir Müslümanı dışlamamalıdır. Farklı kültürel düzeylerde olabiliriz, ama görevimiz tanıdığımız ve tanımadığımız bütün Müslümanlara selam vermek olmalıdır.

Tanınmış bir ilahiyatçıyım. Bana dahi bazı cemaatlerin ve tarikat mensuplarının selam vermediklerine tanık oldum. Bu ne acı bir durumdur. Her zaman, her yerde ve her karşılaşıldığında barış ve güven mesajlarını içeren Selamün aleyküm şeklindeki selamımızı vermemiz ve yaymamız gerekirken selamda bile ayırım yapılması başka değil, yalnızca cehaletimizi gösterir, sadece bilinçsizliğimize işaret eder. Zaten Peygamberimiz efendimiz bir hadislerinde, her Müslüman’a selam vermemeyi Kıyamet alametlerinden biri olarak zikretmiştir. Bir diğer anlatımla toplumsal çöküşün alametlerinden biri olarak nitelemiştir. Müslümanlar kendi toplumlarında dahi kamplara ayrışırlarsa bu büyük bir fecaat olmaz mı?

Sevgili kardeşlerim, şu ana kadar özelliklerine değindiğimiz selam karşılıklı sevgiye sebep olduğu gibi Cennet’e de yoldur.

Aziz peygamberimiz Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicret buyurduklarında büyük bir sevgi gösterisi içerisinde karşılandılar. O gün çevresini kuşatan müminlere verdiği, selamı da içine alan öğütleri şöyle olmuştu:

– Ey insanlar rahmeti bütün varlıkları kuşatmış olan Rabbimize ibadet edin, fakiri doyurun-açı yedirin ve bir de birbirinize çokça selam vererek aranızda selamlaşmayı/barışı yayın ki Rabbimizin cennetlerine girebilesiniz.

Devam edecek…

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }