Şentop patladı: Herkes kendine gelsin!

Uluslararası sözleşmeler hakkındaki sözleri çarpıtılan Meclis Başkanı Mustafa Şentop çok sert açıklamalar yaptı.

Siyaset 29.03.2021 - 14:31 29.03.2021 - 14:31 Bülent Deniz

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Şentop'un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Kara ve denizlerde egemenlik haklarımızın teminatı devletin kudreti, ordumuzun gücüdür. Hak hukukumuz antlaşmazlar korumaz, kudret ve kararlılığımız korur.

SİYASETTE MONTRÖ TARTIŞMASI

Bir televizyon programında uluslararası sözleşmelerle ilgili görüşlerimi ifade ettim. Ben herhangi anlaşma/sözleşme ismi zikretmedim. Soruyu soran arkadaşımız yine iyi niyetle bazı anlaşmaların ismini zikretti. Ben yine isim zikretmeden iç hukuktaki düzenlemelerden bahsettim. 

Programdan bir süre sonra bazı çevreler başta Montrö olmak üzere bazı anlaşmalarla ilgili bana yönelik isnat ettikleri bazı sözleri sarf ettiklerini gördüm. 

"ORTALAMA ZEKA SEVİYESİNİN ALTINDA OLANLAR VARSA..."

Montrö dahil olmak üzere bazı anlaşmaları tartışmaya açmak için nasıl yorumlandığını anlamakta zorlanıyorum.

Şüphesiz siyasetçi olarak konuşurken ortalama bir zeka seviyesini hesap ederek konuşuyoruz. Bunun altında olan şahıslar varsa siyasetçi, bürokrat, gazeteci, onlarla ilgili benim yapabileceğim bir şey yok. Konuşmam açıktır. 

Gerek Montrö, gerek Lozan; özel bir durumu vardır. İşin hukuki boyutu bir boyuttur. Ama sadece hukuki boyuta bakarak insanlar iş yapmaz. Ben şimdi boşanmayla ilgili hukuki prosedürü anlatsam insanları boşanmaya sevk etmiş mi olurum? Bu kadar saçmalığı anlamakta gerçekten zorlanıyorum. 

Uluslararası anlaşmaları hukuk tekniği bakımından konuştuk. Montrö, Lozan gibi anlaşmalarla ilgili hususta çıkma gibi bir şeyin mevzubahis olmayacağını akılda kalıcı bir ifadeyle söyledim. 

Başta Montrö olmak üzere Türkiye'nin taraf olduğu ve bizim İstiklal Harbi neticesinde kazanmış olduğumuz mevzilerle ilgili hiçbir tartışma yoktur. Bizim aklımızdan da geçmemiştir. O konuşmada da böyle bir şey yoktur. Bu işin bir tarafı. 

"HERKESİ CİDDİYETE DAVET EDİYORUM"

İkincisi şuna üzülüyorum: Türkiye'de siyaset yapan bazı mevkilere gelmiş insanların bir sözü veya kişiyi eleştirirken en azından ne dediğine bakması gerekir diye düşünüyorum. Ben öyle yapıyorum. Buna bakmadan birkaç tane kötü niyetli insanın yapmış olduğu çarpıtma üzerinden sanki benim böyle sözleri söylemişim gibi değerlendirme yapmalarından da büyük bir üzüntü duyuyorum. Bu bir fikir haysiyetsizliğidir. Herkesi ciddiyete ve fikir haysiyetine sahip çıkmaya davet ediyorum. 

Son bir şey daha söylemem lazım. Buradaki konuşmamda da ifade ettim. Türkiye'nin güvenliğini, sınırlarını koruyan anlaşmalar değildir; bunu koruyan bizim devletimizin kudretidir, ordumuzun gücüdür, milletimizin istiklal sevdasıdır. 

TÜRKİYE'NİN MONTRÖ'DEN 10 GÜN ÖNCEKİ TAVRI

20 Temmuz 1936'da imzalanıyor Montrö Anlaşması. 10 gün önce Cumhuriyet Gazetesi'nin manşeti var. 10 Temmuz 1936 tarihli manşet. Diyor ki: Konferansta bedbin bir hava hakim. Yani Türkiye açısından karamsar hava var.

İmzadan 10 gün önce. O gün Cumhuriyet Gazetesi'nde Yunus Nadi'nin imzasıyla yayımlanan bir başyazı var. Bu başyazıyı bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kaleme aldığı söylenir bazı hatıratta. 

Meclis Başkanı Şentop'un sözünü ettiği gazete manşeti

Bunun sonunda diyor ki: Türkiye'nin evinin hariminin kapısı olan Boğazlardan isteyen istediğim gibi geçerim şeklindeki bir hakkı istihza etmek isterse Boğazlar konusunu kesin çözeriz diyor. Son cümle bu: Deriz ki, kapımız kapalıdır. Biz, dilediğimize ve dilediğimiz gibi geçme hakkı tanırız, buna muktediriz.

1936'da Türkiye'nin özgüvenine ve Montrö Anlaşması'nın imzalanması aşamasındaki duruma bakınız.

"HERKES KENDİNE GELSİN!"

Bugün bazı bürokratlar, asker, sivil, siyasetçiler Montrö olmazsa Sevr olur falan... Arkadaşlar 1936'da anlaşma imzalanmadan 10 gün önce Türkiye'nin söylediği söz Lozan'daki Boğazlar Anlaşması'na bile alternatif olarak bakmıyor. Diyor ki Montrö olmazsa bu konuda biz karar veririz. İşte Türkiye'nin özgüveni budur. Bu kararlılığı bugün bizler taşıyoruz.

Ama içlerinde gizli mandacılık anlayışıyla özgüvensiz, aşağılık kompleksi içindeki bazı siyasetçilerin ve bürokratların Türkiye'nin, devletimizin kudreti; ordumuzun gücü ve milletimizin kararlılığını yok sayarak sadece yazılı metinler üzerinden bizim istiklalimizi ve sınırlarımızın güvenliğini tartışmalarını da üzüntüyle karşıladığımı ifade etmek isterim. Herkes kendine gelsin.

Türkiye Cumhuriyeti Sevr Anlaşması'nı başka anlaşmalarla yok etmedi. İstiklal harbinde verdiği canlarla, döktüğü kanlarla yırtıp attı. Anlaşmaları var eden milletimizin, devletimizin gücüdür. 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@