Serencam

Abone Ol

Bugün varız yarın yok... Fanilik burcunda nöbetimiz ne kadar sürer bilinmez. Çocukluk, gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık... Belki bazılarını ikmal etmek yok nasipte... Ne gelmeye ne de gitmeye hükmümüz geçer. Ancak gelip geçeriz dünya adlı sahneden... Kimler geçmedi ki?

Sanki bu dünyaya kazık çakmış gibi, burnumuzdan kıl aldırmaz halimiz ne kadar da zavallı... Üç günlük beylik sürmek için devirdiğimiz çamlarsa cabası... Önünü arkasını düşünmeden sarf ettiğimiz sözler, işlediğimiz fiiller ve telafisiz işler... Değmeyecek olsa da değerli gelir tuhaf bir şekilde... Üstelik gözümüzü nasıl bağlarsa bu haller... Pişmanlık da uğramaz yüreciğimizin kıyısına...

Halbuki Yüce Yaradan insanların çoğunun hüsranda olduğunu bildirmiş. Bizimkisi bile bile lades değilse nedir? Ama yok! İnsanoğlu tevil sarhoşu... Kendi kendini kandıracak bir senaryo yahut bahane üretmekte pek mahir! Nefs kazanında kaynarken şekilden şekile girer batın ile zahir...

İnsanoğlu hakikatte hakikati yitirmek noktasında sırılsıklam uyaroğlu... Küçük hesaplara saplanıp büyük davaları kaybetmeye teşne... Herşeyi kullanılır görmek talihsizliğiyle kullanışlı hale geldiğini de fark edemeyecek kadar şuur yoksunu... Herşeye güç yetireceğini düşünmekle mağlubiyet kapısını açtığının da cahili! İbret almayı bilseydi hatırdan çıkarır mıydı Habil ile Kabil'i?

Beyhudelik amaç haline gelince herşey beyhude! Araçların verdiği hazla hakiki amacını elinden düşüren insan bulanık su misali... Aksa da faydası yok! Üstelik dizginleri de elden kaçırdı mı hem kendine hem çevresine afet... Araçlaşmış insanda ne bir tutam kıymet kalır ne de letafet!

Ormanda yolunu kaybeden adam gibi... Dolandıkça kaybolur. Kayboldukça dolanır. İçgüdüsüne teslim olmaktan başka çıkış bulamaz. Vesveseye yenik düşer ki... Korkuların esaretinde saldırganlaşarak tersine tekâmülün numunesi haline gelir. İnsan kavramı bir etiketten ibaret kalıverir.

Etiket... Geçer akçe zannıyla varoluş hikmeti yerine konur. Modern zamanların barkodizm heyulası rakamlardan yapılmış koltuk değnekleriyle turlar dünyayı... Küresel sarhoşluktan ayılmak da zora girer. Zaten ayılmak için irade elzemdir ki... Çoktan iğdiş edilmiş iradeden medet olmaz! Karikatürleşmek tam bu noktada trajik akıbet haline geliverir.

Trajedi... Bugün bütünüyle soluduğumuz halin tarifi... Karamsarlık hissinden öte bir vaziyet... Köleleşmek... Ama dirençsiz... Zor kullanmadan... Bile isteye... Asli kulluktan mahrum kalmak pahasına köleleşmek... Helak olmuş toplumlarla zaman farkına rağmen aynı çerçevede yer almak...

Azgınlık ile duvara toslamak işten değil... Tatminsizlik gölgesinde şükürsüz nefesler... Olsa olsa kurutucu bir sam yeli, filizlenmek iştiyakıyla bekleşen rahmet tomurcukları için... Plastikleşen dünyada, akıl patikasını gönül semasına yeğleyen yolcular... Aklını fikretmek yerine zırvalıklarla eyleyen yolcular... Çile şairiyle bir lahza dikkat kesilelim:

"Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:

Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,

Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden!"

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }