"Şii Hilali" projesi, bölgesel dinamikler ve Filistin Davası (4)

Abone Ol

İran’ın stratejik sabır söylemi: İnandırıcılığını yitiriyor mu?

Orta Doğu’da güç dengeleri sürekli olarak değişirken, bölgedeki en önemli aktörlerden biri olan İran, özellikle İsrail ile yaşadığı çatışmalarda “stratejik sabır” politikası ile hareket ettiğini iddia etmekte. İran, İsrail'in kendisine, müttefiklerine ve taşeron örgütlerine yönelik saldırıları karşısında sabırlı! bir duruş sergileyerek, doğru zamanı beklediğini ileri sürse de bu stratejinin sonuçsuz kalması hem dostları hem de düşmanları nezdinde sorgulanmaya başlamıştır. İran’ın bu söylemi ne kadar etkili ve sürdürülebilir? Bu sorunun cevabı, son dönemde yaşanan gelişmelere bakıldığında daha net ortaya çıkmaktadır.

İran-İsrail gerilimi: Saldırılar ve misilleme eksikliği

İsrail, uzun yıllardır İran'ın bölgedeki stratejik hedeflerine yönelik saldırılar gerçekleştirmekte ve özellikle Suriye’deki İran askeri varlığına ciddi zararlar vermektedir. Bu saldırılar sırasında İran’ın en sık dile getirdiği söylem “intikam alınacaktır” ifadesi olmuştur. Ancak bu söylemin arkasında ciddi bir misilleme eylemi olmadığı sürece, İran’ın caydırıcı gücünün giderek aşındığı görülmektedir.

Son dönemde yaşanan gelişmeler ve İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılar bu durumu daha da belirgin hale getirmektedir. Bu duruma, Hamas Lideri İsmail Heniye’nin Tahran’da uğradığı saldırıda şehid edilmesi, Lübnan’da Hizbullah milislerinin kullandığı telsiz ve çağrı cihazlarına yönelik İsrail tarafından gerçekleştirilen siber saldırılar örnek verilebilir. İran’ın, bu saldırılara karşı net bir tavır ortaya koyarak etkili bir karşılık vermekte zayıf kalmış ve bu saldırılara stratejik sabır politikasını yineleyerek yani uygun zamanda intikam alınacağını söyleyerek karşılık vermekle yetinmişti. Bu durum İsrail’e, İran’a ve müttefiklerine yönelik yeni saldırılar yapma cesareti vermiştir.

Bu saldırılar detaylı şekilde incelendiğinde, İsrail’in, Hizbullah milislerinin kullandığı çağrı cihazlarına yönelik gerçekleştirdiği siber saldırıyla İran ve Hizbullah'a ağır bir darbe vurduğu görülmektedir. Aynı anda 1.500’den fazla Hizbullah milisini hedef alan bu saldırı, örgütün ciddi bir güvenlik açığı ve zafiyeti olduğunu ortaya koyması bakımından önemlidir.  Saldırıya maruz kalan Hizbullah milislerinin tamamı hayatını kaybetmemiş olsa da, elini, kolunu, bacağını veya bir başka uzvunu kaybeden ya da yaralanan çok sayıda milisin varlığı, Hizbullah’ın askeri kapasitesini önemli ölçüde zayıflamasına sebep oldu.

Bu saldırılar karşısında İran’ın pasif tutumu, İsrail’i daha da cesartlendirerek özellikle Hizbullah hedeflerine yönelik daha pervasızca ve daha etkili saldırılar gerçekleştirmesine zemin hazırladı. İsrail’in, Hizbullah hedeflerine yönelik gerçekleştirdiği bu saldırılarda, İran’ın en önemli taşeron örgütü olan Hizbullah’ın Genel sekreteri Hasan Nasrallah, örgütün Güney Bölge Komutanı Ali Keraki’nin de aralarında olduğu üst düzey komutanlarla İran Devrim Muhafızları Komutanlarından Abbas Nilfuruşan öldürüldü. İran bu saldırılar ve kayıplar karşısında müttefiki Hizbullah’ı savunmakta yeterince güçlü bir duruş sergilemedi, stratejik sabır söylemiyle yine pasif kalmayı tercih etti. Bu durum, Hizbullah’ın hem sahadaki etkinliğini hem de İran'la olan stratejik ittifakını sorgulanabilir hale getirmiştir.

İran, birkaç gün önce kendi topraklarından İsrail hedeflerine yönelik gerçekleştirdiği füze saldırılarıyla, Şehid Komutan İsmail Heniye’nin, Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah ve Devrim Muhafızları Komutanı Abbas Nilfuruşan’ın intikamının alındığını duyurdu.

İran’ın bu pasif duruşu, kendisinin bölgedeki caydırıcılığını ve müttefikleri arasındaki itibarını ciddi anlamda sarsmaya başlamıştır.

Stratejik sabır: Bir zayıflık göstergesi mi?

İran’ın stratejik sabır politikası, uzun soluklu, teoride düşmanı kışkırtmamak ve zamanı geldiğinde daha büyük bir misilleme yapmak üzerine kurulu bir strateji olarak lanse edilmektedir. Ancak bu strateji, pratikte sonuçsuz kaldıkça, düşmanları tarafından bir zayıflık göstergesi olarak algılanmaktadır. Özellikle İsrail, İran’ın bu politikasından cesaret alarak Suriye, Lübnan ve Irak’taki İran hedeflerine yönelik saldırılarını artırmış, İran ise bu saldırılar karşısında anlamlı ve etkili bir cevap verememiştir.

Eğer İran, İsrail’e yönelik etkili bir misilleme gerçekleştirmezse, bu durum yalnızca İsrail’in değil, bölgedeki diğer aktörlerin de İran’a yönelik algısını olumsuz etkileyecektir. İran, bu stratejiyi sürdürdüğü takdirde, Suriye, Lübnan ve Irak gibi İsrail’in dilediği zaman saldırı gerçekleştirebildiği bir ülke konumuna düşme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.

İran’ın müttefikleri nezdinde güven sarsılması

İran’ın stratejik sabır politikası, yalnızca düşmanları tarafından değil, İran’ın destekleyip silahlandırdığı Şii taşeron örgütlerle İran’ın müttefikleri tarafından da sorgulanmaya başlamıştır. İran’ın başta Hizbullah olmak üzere birçok Şii milis örgütüyle kurduğu stratejik ilişkiler, bu politikayla birlikte sarsılma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

İran’ın kendisine yönelik saldırılara karşı güçlü bir cevap verememesi, müttefikleri arasında “İran’ın kendi kanı, Arap kanından daha mı değerli?” şeklinde sorgulamalara yol açabilir. Bu durum, İran’ın bölgedeki taşeron örgütleri ve müttefikleri nezdinde büyük bir güvensizlik oluşturabilir. Özellikle Hizbullah gibi İran’ın Orta Doğu’daki en önemli vekil güçlerinden biri olan bir örgütün, İran’a olan güveni sarsılabilir ve bu, İran’ın bölgedeki etkinliğini ciddi şekilde zayıflatabilir.

Eğer İran, bu saldırılara karşı etkili bir misilleme gerçekleştirmezse, Hizbullah ve diğer müttefikleri, İran’ın desteğine olan güvenlerini kaybedebilir ve bu da İran’ın bölgedeki stratejik hedeflerine ulaşmasını engelleyebilir.

İran’ın Stratejik Seçenekleri: Yeni Bir Yol mu?

İran’ın caydırıcı gücünü ve müttefikleriyle olan ilişkilerini koruyabilmesi için stratejik sabır politikasını gözden geçirmesi gerekmektedir. İran’ın, İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılara karşı daha etkili bir askeri cevap vermesi, caydırıcılığını yeniden tesis etmesi açısından kritik bir öneme sahiptir.

İran, eğer mevcut stratejik sabır politikasını sürdürmeye devam ederse, yalnızca İsrail’in saldırılarını artırmasına zemin hazırlamakla kalmayacak, aynı zamanda bölgedeki müttefiklerinin güvenini de tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu durum, İran’ın bölgedeki uzun vadeli stratejik hedeflerine ulaşmasını imkânsız hale getirebilir.

Bu noktada, İran’ın kendisine yönelik saldırılara karşı daha sert ve kararlı bir duruş sergilemesi, hem caydırıcılığını yeniden kazanması hem de müttefikleri nezdinde güvenini tesis etmesi açısından hayati bir adım olacaktır. 

İran, stratejik sabır politikasını gözden geçirmeli ve kendisine yönelik saldırılara karşı daha sert bir duruş sergileyerek caydırıcılığını yeniden tesis etmelidir. Aksi takdirde, hem İsrail nezdinde zayıf bir aktör olarak görülmeye devam edecek hem de bölgedeki taşeron örgütleri nezdinde güven kaybetmeye devam edecektir. İran, stratejik sabır söylemiyle zayıflayan bir güç olarak Orta Doğu’daki konumunu kaybetme riskiyle yüz yüze gelecektir. İran’ın hem askeri hem de diplomatik açıdan bu kritik dönemde atacağı adımlar, İran’ın Orta Doğu’da gelecekteki konumunu belirleyeceği gibi bölgedeki dengeleri de şekillendiren en önemli etkenlerden birisi olacaktır.

Bu dosyayı kapatırken bir konuyu açığa kavuşturmak isterim. Şii Hilali söylemini, İran’ın yayılmacı politikasını özetleyen bir anlam ifade ettiği için kullanmayı tercih ettim. Bu kavram ilk olarak 2004 yılı Aralık ayında ABD’ye gerçekleştirdiği ziyarette Washington Post Gazetesine verdiği bir röportajda Ürdün Kralı II. Abdullah tarafından kullanılmıştır.

Bu makale ile “Şii Hilali Projesi Bölgesel Dinamikler ve Filistin Davası” yazı serimizi bitirmiş olduk. Gündemin sıcaklığından dolayı, yazı serimizdeki makaleler arasında kopukluk olmaması ve süreci uzatmamak için yazılarımızı arka arkaya yayınlamak durumunda kaldık. Bu yazımızdan sonra Salı ve Cumartesi günleri olmak üzere haftada iki gün yazılarımızı sizlerle paylaşacağız.
 

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }