Siyaset, Ünlüler, Eurovision ve Protesto

Herkes siyasal eğilimini sergileyebilir. Herkes politik tepkisini gösterebilir ve buna elbette ünlüler de dahildir…

Burada bir sorun yok.

Ama siyasilerin bir kısmı, ünlüler politik bir tutum sergiledikleri, diğer kısmı da politik tutum sergileyenlere iktidar tarafından çıkışıldığı için kızgınlar.

Aynı siyasilerin bir kısmı Afrin harekatında sınıra giden ünlüleri “gerçek sanatçılar” ilan etmiş, diğer kısmı da o ünlülere “Rezil adamlar!” diyerek hakaret etmişti.

Ben konuya şöyle bakıyorum.

Gençlik, toplumsal ahlak ve aile değerleri gibi RTÜK’ün 6111 sayılı kanunla  korunmasını amaçladığı sınırlar her gün ünlüler tarafından ihlal ediyor.

Toplum her gün prime time kuşağında güç, görkem ve şehvetle büyüleniyor ve siyaset kurumu, bürokrasinin ilgili mekanizmaları bu durum için tek söz etmiyor.

Ama konu ünlülerin siyasi kanaatlerini ortaya koymalarına geldiğinde kıyamet kopuveriyor.

Yani ünlülere, gençliği yozlaştırabilir, aile değerlerini aşındırabilir, toplumsal ahlakı, bozabilir, şiddete ve tüketim kültürüne özendirebilirsiniz ama siyasete karışamazsınız deniliyor.

Peki siyasetin bir amacı da toplumun kültürel varlığını korumak, yozlaşmayı engelleyecek mekanizmaları çalıştırmak değil midir?

Şayet öyleyse, bugün siyasiler tarafından gösterilen reaksiyonun bir benzerinin kültürel konularda da gösterilmesi gerekmez miydi?

ÜNLÜLERİN DEMOKRASİ KARNESİ

İmamoğlu adına demokrasi havarisi gibi paylaşımlar yapan ünlülerin inandırıcılığına on üzerinden kaç verirsiniz? 

90’lı yıllarda ayyuka çıkan başörtüsü yasağı esnasında birkaç cılız ses dışında ana akım ünlü sınıfından tek bir tepki geldiğini hatırlamıyorum doğrusu. Hatırlayan dostlar bizi de bilgilendirebilirler.

Refah Partisi ve AK Parti kapatma davalarında, ünlüler topluluğu başka bir ülkede yaşıyormuşçasına olup bitenlere kayıtsız kalmışlardı mesela.

367 uygulamasında da ortalarda görünmemişlerdi.  

15 Temmuz’da dahi sosyal medyada böylesi yek vücut bir şekilde demokrasi rüzgarı estirmeyi; halka metanet telkin etmeyi akıllarından geçirmediler.

Bütün bunlar, ünlüleri harekete geçiren gerçek nedenlerin demokrasiyi savunmak olmadığını ispatlamaya yeter da artar bile.

Dolayısıyla bu ünlü topluluğunun demokratik mücadelesine geçer not vermek mümkün değil. İŞTE BİR ÖRNEK!

64. Eurovision şarkı yarışmasının yarı finali 14 ve 16 Mayıs tarihleri arasında İsrail'in ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.

Pink Floyd grubunun meşhur ve muhalif solisti Roger Waters, The Guardian gazetesine bir mektup yazmıştı bu programla ilgili. Eurovision’da sahne alacak Madonna’ya ve diğer ünlü isimlere “İsrail’de konser vermeyin” çağrısında bulunmuştu.

Tutumunu şöyle açıklamıştı: İsrail'de konser vermek karlı iş ama bu; işgalin, ayrımcılığın, etnik temizliğin, çocukların hapsedilmesinin ve silahsız eylemcilerin katledilmesinin meşrulaştırılmasına hizmet ediyor." 

Roger’ın soylu çağrısı müzisyenler tarafından dikkate alınır da İsrail işgalini, katliamını protesto etmek isteyen olur mu bilemiyorum.

Ama bildiğim bir şey var ki ortada Roger’ın özetlediği gibi can yakıcı bir gerçek varken, İsrail zulmünün meşrulaştırılması söz konusuyken; Türkiye’den bir ünlü, İsrail’de tam bir milyon dolar karşılığında konser verdi.

Bir de üzerine magazin programlarında bu konseri ballandıra ballandıra anlattı.

Bir tarafta ahlakçı duruşları nedeniyle yeri geldiğinde parayı reddedebilen Roger gibi sanatçılar; diğer tarafta para için babasının katiline bile şarkı söyleyebilecek evsafta Türk ünlücükleri…

Ünlülerimiz İmamoğlu hadisesindeki tutumlarını “sanatçı muhaliftir” uydurmasıyla kamufle etmeye çalıştılar Roger gibilerden de utanmadan...   

Bizim ünlülerin büyük kısmı, bu toprakların bin yıllık kurucu ilkelerine muhalif oldukları kadar; darbelere, PKK terörüne ve “İsrail’in etnik temizliğine” muhalif değillerdir nedense.  

Yazık!   

ÜNLÜLERİ PROTESTO EDECEKLERE HATIRLATMALAR

Ey öfkeli muhafazakar arkadaş!

Ünlülere olan kızgınlığını anlıyorum, ama sana şunu hatırlatmak istiyorum.

Eğer ünlülerin filmlerini, dizilerini, şarkılarını sadece İmamoğlu hadisesinden dolayı protesto etmeyi düşünüyorsan…

Bil ki yanlış yoldasın…

İnsanlar siyasi görüşlerini ifade etme konusunda özgürdürler.

Ancak insanlar Anayasanın korumaya aldığı, gençlik, toplumsal ahlak ve aile değerlerini yozlaştırma ya da yıkma konusunda özgür değildirler.

Yasalar bu tür içerik üretimini yasaklar.

Çünkü yasalar Türkiye’nin kültürel varlığını, çocuk ve gençlerin ruh sağlığını korumayı amaçlar.

Ama bu ünlüler yasaların yasakladığı bu tür fiilleri örgütlü bir biçimde senin de gözlerinin önünde yapmaktalar.

Şimdi sen muhafazakar arkadaş!

Söz konusu ünlüleri şiddeti, magandalığı, cehaleti, görgüsüzlüğü kutsayan işler yaparak yeni kuşakları zehirlemelerinden değil de, politik tutumlarından dolayı protesto ediyorsan…

Başını ellerinin arasına al ve düşünmek için çok ideal olan bu ayda, enine boyuna düşün…

Değerler sıralamanda siyaset nelerin üzerine çıkmış?

YOKSULDAN ALIP ZENGİNE VERMEK

Ali Koç, Cem Yılmaz, Acun Ilıcalı…

Türkiye’nin en zengin işadamı, en zengin program yapımcısı, en zengin komedyeni bir araya gelmişler ve “Fener Ol” kampanyası adı altında Fenerbahçe kulübüne bir televizyon programında para topluyorlar.

Kim için?

Milyonluk otomobillerde gezip, milyonluk evlerde yaşayan, vergi borçları hükümetler tarafından affa uğrayan futbolculara yapılacak harcamalar için… 

Kimden?

Kendileri gibi toplumun ekonomik anlamda imtiyazlı sınıfını oluşturan zenginlerden mi?

Elbette hayır…

Yüksek enflasyon altında ezilen, yoksul insanlardan.

Ne adına?

Spor, futbol, taraftarlık gibi dramatize edilmiş modern hurafeler adına.  

Yoksulların, zenginler daha da müreffeh yaşayabilsinler diye lokmalarından feragat etmeleri  hem alışıldık, hem de sık kullanılan bir şarklı hastalığıdır aslında. 

Yoksul, duygusal hareket etmekten vazgeçmediği müddetçe; sporcusu, yazarı, televizyoncusu, siyasetçisi tarafından soyulmasına da gönül koymamalı…

YORUM EKLE

banner5