"Darbecilere teslim olmadı, yeni partilere de..."

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yenilenen İstanbul seçimlerinin ardından 31 Mart sonuçlarını analiz ediyor. Erdoğan'ın kabinede kapsamlı bir revizyon yapması beklenirken, Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi'den konuyla ilgili, "15 Temmuz’da darbecilere teslim olmayan Erdoğan, yeni partilere de teslim olmayacak. Mücadeleyi seçecek." değerlendirmesi yaptı

"Darbecilere teslim olmadı, yeni partilere de..."

Yerel seçimin ardından parti organlarıyla ve milletvekilleriyle sonuçları tüm yönleriyle istişare eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma günü sahadaki sonuçları Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında teşkilatla ve il belediye başkanlarıyla masaya yatıracak.

Teşkilatta ve kabinede değişim yapması beklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha sonra seçimlerde Cumhur İttifakı’na en yüksek oyu veren il ve ilçelere teşekkür turuna çıkması planlanıyor.

Erdoğan'ın ilk ziyaret edeceği ilin AK Parti'ye yüzde 72 ile 31 Mart seçimlerinde en yüksek oyun çıktığı baba ocağı Rize olacağı belirtiliyor.

Olası kabine revizyonu konusunda önemli değerlendirmeler yapan Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi'den de ilginç mesajlar geldi.

"Yeni dönemde plan farklı" başlığını taşıyan köşe yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeni dönem stratejisine ilişkin görüşlerini paylaşan Selvi, "15 Temmuz’da darbecilere teslim olmayan Erdoğan, yeni partilere de teslim olmayacak. Mücadeleyi seçecek. Ancak başta ekonomi olmak üzere toplumun rahatsız olduğu noktaların düzeltilmesi gerekiyor. Seçmen sandıkta verdiği mesajın gereğinin yerine getirildiğini görmek istiyor." yorumunu yaptı.

İşte Abdulkadir Selvi'nin o yazısı;

- Yeni dönemde plan farklı

ANKARA kabine değişikliğine odaklandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dinlenmeye çekilmesi, beklentiyi güçlendirdi.

Oysa daha köklü bir sorun var.

Kimin bakan olacağından ya da hangi bakanın gideceğinden ziyade güven verilmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cuma günü il başkanları toplantısında yapacağı konuşma bu açıdan önemli olacak. Konuşmanın satır aralarından yeni dönemin ipuçlarını alacağız. Ardından Erdoğan’ın çıkacağı Anadolu gezisindeki üslup ve söylemi bize yeni dönemin kodlarını verecek.

O nedenle Erdoğan’ın kabine ve parti yönetiminde değişiklikle yetinmemesi, köklü bir “paradigma değişikliği”ne gitmesi bekleniyor.

Siyaseten normal günlerden geçmiyoruz. 31 Mart ve 23 Haziran seçimleri sıradan seçimler değildi. Siyaset yeniden şekilleniyor. Bu noktada Erdoğan’ın yeni döneme ilişkin stratejisi hayati derecede önemli. Çünkü Erdoğan yapacağı hamlelerle suyun yönünü değiştirebilir. Atacağı yanlış adımlar ise değişim sürecini hızlandırabilir.

Abdullah Gül ve Ali Babacan ekibi ile Ahmet Davutoğlu, çalışmalarını hızlandırdı. İllerde teşkilatlanma noktasına geldiler.

Tüm bunlar 2023 seçimlerine dönük adımlar. Bizde cumhurbaşkanlığı seçimleri hep sancılı olmuştur. 12 Mart’ın, 12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın ve son olarak 27 Nisan e-muhtırasının cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşanması boşuna değil. Darbe ve muhtıra dönemlerinin örneklerini bir rejim tehlikesi olduğu için vermedim. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin rejim içindeki yerine işaret etmek istedim.

24 Haziran seçimlerinde muhtıra veren ya da darbeye yeltenen oldu mu?

Yok. Çünkü bu kez plan farklı.

YENİ SİSTEM, YENİ PLAN

Çünkü başkanlık sistemi var. Çünkü yüzde 50 artı bir var. Çünkü yüzde 50’lik iki blok oluşmuş durumda. Şimdiki plan, AK Parti’nin alternatifini AK Parti’nin içinden çıkarmak.

31 Mart seçimlerinde büyük illerin muhalefetin eline geçmesi, tekrarlanan İstanbul seçimlerini Ekrem İmamoğlu’nun dokuz buçuk puan farkla kazanması muhalefetin umutlarını artırdı.

Erdoğan, 24 Haziran seçimlerini yüzde 52 ile kazandı ama 31 Mart seçimleri bize gösterdi ki aradaki makas kapanmış. Yüzde 50-yüzde 50’lik iki blok oluşmuş. 2023’e kadar geçen süre zarfında kim seçmen havuzunu büyütebilirse, o kazanacak.

HALK YENİ PARTİ İSTİYOR MU?

İki kamuoyu araştırma şirketinin sonuçlarını inceledim. Görünen o ki seçmende bir arayış var. Partilerin dışında bir gri alan oluşmuş durumda. “Yeni parti kurulsun” diyenlerin oranı yüksek. Benzer tabloyu Meral Akşener’in yeni parti kurma çalışmaları sırasında görmüştüm. Akşener o süreci iyi yönetemedi. Ama buna rağmen yüzde 10 almayı başardı.

Zaten “Yeni parti kurulmalı” diyenlerin önemli bir bölümünü İYİ Parti ve MHP seçmeni oluşturuyor. İYİ Parti seçmeni MHP’den, MHP seçmeninin bir bölümü ise AK Parti’den gitmişti. Bu seçmenler, parti sadakatini geride bırakmış ve değiştirme eşiğini aşmış.

Ancak belli ki tatmin olmamış, arayışlarını sürdürüyor. İlginçtir, bu kez muhafazakâr seçmen bir arayış içinde. CHP ve HDP seçmeni partisinden memnun. Yerel seçimlerin ve İstanbul başarısının etkisi olduğu belli.

Yeni partiler bir anlamda kendi kaderlerini kendileri belirleyecekler. Nasıl bir söylemle çıkacaklar, Türkiye’ye ne vaat edecekler, kadroları kimlerden oluşacak, kitlelerde yeni bir umut rüzgârı estirebilecekler mi? Bunlar kritik aşamalar.

REİS DÜZELTSİN BEKLENTİSİ

Abdullah Gül-Ali Babacan partisine AK Parti tabanından kısmen ama daha çok merkezden bir ilgi olduğu anlaşılıyor.

Ahmet Davutoğlu’na ise AK Parti tabanından muhafazakâr ve entelektüel bir kesimin yöneldiği görülüyor.

AK Parti açısından esas tehlike, yeni partilerin yüzde 50’lik bloktan ne koparacağı olacak. AK Parti’den kopacak bir puan, Erdoğan karşıtlarının hanesine iki katı olarak geçecek. Burası bir azalacak, orası bir artacak.

Tehlike büyük. Durum ciddi.

Bir yandan kurulacak olan partileri takip ederken, diğer yandan Erdoğan’ın stratejisini çözmeye çalışıyorum.

15 Temmuz’da darbecilere teslim olmayan Erdoğan, yeni partilere de teslim olmayacak. Mücadeleyi seçecek. Ancak başta ekonomi olmak üzere toplumun rahatsız olduğu noktaların düzeltilmesi gerekiyor. Seçmen sandıkta verdiği mesajın gereğinin yerine getirildiğini görmek istiyor.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5