Sızlanış

Abone Ol

Dünyanın çivisi çıktı! Çak şimdi çakabilirsen! Kemendi yemiş boynunu nereye çevirirsen çevir. Faydası yok! Olacak, olacak besbelli...

Zulmün hükümferma olduğuna bakıp şaşa kalma! Ettiğini yahut etmediğini çekmekten kaçış yok! Hem... İkircikli mevcudiyetinin diyetini bir noktada ödemen gerekiyordu. Tamam, bu yol seni bir hayli yordu. Ama! Yolu, sarp dağlara sen sardırdın. Şimdi durup, hakkımızda Hakk'ın hükmünü bekleyeceğiz.

Sabır ve şükürden nasipsiz beklemek nasıl olacak ki? Yaşayıp göreceğiz. Belki başımıza ilave çoraplar öreceğiz. Kim bilir basiret kolumuza girer de yalpalamadan geçer gideriz. Belki de toptan göçer gideriz. Toz duman içinde bilmek muamma...

Azdan az çoktan çok gider demişler de... Bade harab-ül Basra deminde ne kadar işler? Kilit tutmaz olmuş kapılar, yükünü taşımaz olmuş kirişler... Zor diyorsun da... Zor ne kadar zor? Sen esas bu mevzuya kafa yor! Kafa kaldıysa tabi ki...

Veresiye celallenip incitme aynaları... Gelmiş geçmiş zalimler, birbirlerinin hep aynıları! Uykudan uyanmak yetmiyor belli... Maniler öyle böyle değil, kelli felli! El ve dil kilitlenmiş de bir buğz kapısı açık sanki... Bu işte bir tuhaflık var muhakkak... İnanki!

Cetvelle çizilmiş hudutların ahı tutuyor. Şer kumpanyalarının kan kokan ağzı, coğrafyalar yutuyor. Sen, aşık attın yetmedi de çelik-çomak mı oynuyorsun? Sen oyuncu ergenliğe demir atarsan, bunca cefanın hesabını kimler sorsun?

Hep sana yükleniyorum diye kızma! Zira ümit kesesinde kalan son pulsun... Evet sende günahıyla sevabıyla bir kemter kulsun. Lakin çağlar ötesinden akıp gelen bir cevher çınlıyor nabzında... Ve bir mesuliyet, nihayeti ancak ruhun kabzında!

Ölü taklidi yaparak çıkamazsın bu cendereden! Sen hakikati ıskalasan da hakikat seni ıskalamaz. İstikameti belli olan, zinhar; iki arada bir derede kalamaz!

Korku, fıtrat eseri malum... Korku atına gem vurup süvarisi olmayınca, cesaret inkişaf etmezmiş. Çırılçıplak cesaretse basiretten mahrum olana hiç yetmezmiş. Güç dedikleri aceb ne kadar güçlü? Gücün tapınıcısı varsa güç... Peki gücün sarhoşu olana ne demeli? Ne sarhoşu ne de tapınıcısı olmayınca, hakiki güç düşmez mi hissene? Satıhta vakit kaybetmeyi bırakıp, bu nazik mevzuda biraz derine insene!

Kemiyet, keyfiyeti dövüyor adeta! Her mecrada kemiyete esir düşmüş dünya... Fakat öyle mi? Hakikat bir keyfiyet meselesi değil mi? Hoş... Keyfiyet deyince akla, çay keyfi, kahve keyfi, pazar keyfi geliyor ne yazık!

Ân ile mazi arasındaki iletişim hatları(?) kesilmiş... Köksüz bir ağaç gibi çiçek açma derdindesin... Bu sebepten derman olmuyor yağan yağmur... Ve bu sebepten hece taşlarının anlattıkları, dokunmuyor sana! Üç günlük dünyada... Bunca umarsızlık çok fazla... Anlasana!

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }