Yazarlarımızdan Mehmet Emin Sofuoğlu Türk siyasi tarihinin en kara yıllarından biri olan '28 Şubat darbesi ve sürecini' kaleme aldığı son yazısına taşıdı. Yazısına, "Çağdaş Türkiye maskesi ile gelen zulüm: 28 Şubat" başlığını atan Sofuoğlu, 25'inci yılında post modern darbeyi dikkat çeken ifadelerle anlattı. İşte Sofuoğlu'nun o yazısı.

Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat darbesi ve sürecinin üzerinden 25 yıl geçti. 

Habervakti.com yazarlarından Mehmet Emin Sofuoğlu ise 28 Şubat sürecine ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

İşte Sofuoğlu'nun, "Çağdaş Türkiye maskesi ile gelen zulüm: 28 Şubat" başlıklı yazısı:

Dün bazı sağduyulu televizyonlarda yayınlanan 28 Şubat belgeselini izleyemedim. Boğazıma acı bir yumru oturdu.. 

Avrupa Hun Devleti ne zaman kuruldu? Avrupa Hun Devleti Tarihi ... Avrupa Hun Devleti ne zaman kuruldu? Avrupa Hun Devleti Tarihi ...

Başörtülülere, dindarlara, İmam-Hatiplilere kin ve nefret kusanları görünce, o günleri birebir yaşayan biri olarak gerildim, tahammül edemedim!

Çünkü; millete kurulan tuzakların ve yapılan komploların,  doğrudan maddi-manevi varlığımızı, ilim ve irfanımızı, ahlâk ve maneviyatımızı, yaşama tarzımızı hedef aldığını aleni ortaya koyan mütekebbirleri ve kraldan fazla kralcı olan soytarıları anımsadım. 

Devletin, milletin, uçuruma itildiği günler geçiverdi bir an gözümün önünden. 

İlericilik, çağdaşlık perdesi arkasından, sinsî ve şeytanî planlarıyla, mütedeyyin insanları susturdukları, zeki, ilerici, aydın, muhterem ve kibar bir siyasetçiyi (Büyük Deha Rahmetli Erbakan Hocayı kastediyorum) sindirmeye çalışarak, ülkeyi yağmaladıkları günler, film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden.. 

28 Şubat postmodern darbesinin üzerinden 25 yıl geçti. 

28 Şubat, asıl operasyon merkezi dışarıda olan odakların, hainlik ve alçaklıkta sınır tanımayan ahlaksız, acımasız, duygusuz yerli iş birlikçileri aracılığıyla millet iradesine yaptıkları iğrenç bir darbe idi.

Çünkü millete kurulan tuzak, yapılan komplo ve kuşatma, doğrudan maddi-manevi varlığımızı, ilim ve irfanımızı, ahlâk ve maneviyatımızı, yaşama tarzımızı hedef almıştı.

Siyasi, sosyal, kültürel alanda yapılan tahribat daha derin ve yıkıcı olmuştu. Hükümet düşürülmüş, siyasi partiler kapatılmış, dönemin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan başta olmak üzere, birçok siyasetçinin siyaset yapması yasaklanmış, hakim ve savcılar hizaya sokulmuş, andıçlarla gazeteciler, yazarlar fişlenmiş, gazetelerin haber ve manşetleri darbe karargahında üretilmişti.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ