Son zamanlarda değer yargılarımız çok değişti.
İnsanlar artık ehl-i keyf yaşıyor.
Nefs vicdanın önüne geçti.
Nefsani duygular daha öncelikli oldu.
Öncelik nefsani duygular olunca, rahmani duygular sonralık oldu.
Kavramlar, terimler, karakterler ve roller birbirine karışınca öncelikler bozuldu.
Hal böyle olunca tepeden tırnağa bir ahenk bozukluğu meydana geldi. Fikirler, kavramlar ve sözler anlamını yitirdi. Size elimden geldiğince bir kısırdöngü haline gelen öncelik-sonralık sarmalını anlatmaya çalışacağım.
Emek, çile, sabır ve kul hakkı unutulunca insanlar zevk-ü sefa peşinde koşmaya başladı. Fedakârlık mâzide kaldı ve kişisel çıkarların peşine düşüldü. Mesela çocuklar hemen büyümek istiyor. Gençler tecrübe sahibi olmadan yüksek maaşlar talep ediyor. Yetişkin insanlar kısa yoldan zengin olmak istiyor. Kadınlar aile kurmayı ve anne olmayı önemsemeyerek kariyer yapmak istiyor. Sizin anlayacağınız dünyevi istekler hiç bitmiyor. Dünyevi konularla imtihan olunurken uhrevi konular çoğu zaman erteleniyor.
Öncelik yemek, içmek, eğlenmek ve dünyadan haz almak olunca; kader, vebal, rızk, ecel ve ahiret sonralık oldu.
Öncelik tatile çıkmak, dünyayı dolaşmak ve her zevkten tatmak olunca; sıla-i rahim ziyareti ve aile büyüklerinin duasını almak sonralık oldu.
Öncelik okullar inşa edip kantin ve servis ihalelerini "birilerine" paylaştırmak olunca; eğitim kalitesi, müfredat, ilim ve irfan sonralık oldu.
Öncelik faizden, borsadan ve dövizden rant elde etmek olunca; halkın refahı için enflasyonu düşürmek sonralık oldu.
Öncelik aileleri paramparça edip avukatları ihya etmek olunca; toplumun ruh sağlığını düşünmek sonralık oldu.
Öncelik gösteriş için namaz kılmak, oruç tutmak ve zekât vermek olunca; takvada üstün olmak ve kul hakkına riayet etmek sonralık oldu.
Öncelik "gündem" olunca; yerli ve milli sandığımız medya kuruluşları sınıfta kaldı. Özgün haberlerle halka hakikatleri anlatmak sonralık oldu.
Öncelik popüler olmak olunca; medeniyetimize sahip çıkmak ve onu geleceğe taşımak sonralık oldu.
Öncelik yurtdışından ithal edilen dizi ve filmleri taklit etmek olunca; kültürümüzü, tarihimizi ve medeniyetimizi anlatan diziler sonralık oldu.
Öncelik sadece seçimleri kazanıp iktidara gelmek olunca; halka hizmet etmek ve halkın derdiyle dertlenmek sonralık oldu.
Öncelik makam sevdası ve güç şımarıklığı olunca; adalet, liyakat ve emanet bilinci sonralık oldu.
Öncelik siyasi rakiplerin hatalarını araştırmak olunca; özeleştiri yapmak ve kendini sorgulamak sonralık oldu.
Öncelik ünlülere yaranmak olunca; asil, vefalı ve çilekeş dava adamlarına saygı duymak ve fikirlerine değer vermek sonralık oldu.
Öncelik yurtdışına kulak vermek olunca; yurtiçindeki siyasi, ticari ve sosyal meselelere çözüm üretmek sonralık oldu.
Öncelik "İbrahim Anlaşmaları" olunca; Hazreti Ömer'in "Kudüs Beyannamesi" sonralık oldu.
Yukarıdaki listeyi siz de istediğiniz kadar uzatabilirsiniz.
Bunları bir psikoloğa anlatsanız "erteleme hastalığı" deyip geçiştirir.
Mesela ben de bu yazımı geçen ayki "Nemelazımcılık" başlıklı yazımdan sonra yayınlanması için yazacaktım ama erteledim.
Ülkemizde kangren haline gelen sorunlar maalesef ertelenerek çözüme kavuşmuyor.
Her şeyin anlamını yitirdiği bir dönemde aklımızı başımıza alıp bir nefs muhasebesi yapmalıyız. İş işten geçtikten sonra söylenen sözlerin bir anlamı olmuyor, su gibi akıp giden zaman da geri gelmiyor.