banner5

banner29

Cristoph Daum'dan, Aziz Yıldırım ve Aykut Kocaman'a şok sözler!

Bir dönem Türkiye'de Beşiktaş ve Fenerbahçe'de görev yapan Alman teknik direktör Christoph Daum, Türkiye'de görev yapmasındaki en önemli nedenlerden birisinin 5 Türk'ün kundaklanarak katledildiği Solingen faciası olduğunu belirtti.

Spor 15.10.2020, 12:58
Cristoph Daum'dan, Aziz Yıldırım ve Aykut Kocaman'a şok sözler!

Christoph Daum, Almanya'da Ullstein kitabevi tarafından piyasaya sürülen "Her zaman sınırda" (Immer am limit) adlı biyografi kitabında Türkiye'de geçen yıllarına uzun bir bölüm ayırdı.

Daum, geçmişte yaklaşık 25 sene önce Türkiye'ye teknik direktör olarak gittiğine işaret ederek, "Türkiye'ye gitmemde Solingen'deki ırkçı kundaklama saldırısı önemli bir rol oynadı. Üçü çocuk toplam beş Türk kundaklanarak katledildi. Tüm Almanya gibi bu aşırı sağcı olay beni de şok etti. Korkak saldırıdan ötürü utandım ve aslında biz Almanların öyle düşündükleri gibi olmadığımızı Türklere göstermek istedim." ifadelerini kullandı.

Beşiktaş'a transfer görüşmesine gittiğinde hayatında hiç bu kadar ilgi görmediğini anlatan Daum, havalimanında ilgiden neredeyse yürüyemediğine işaret ederek, "O kadar çok taraftar vardı ki kimisi yanağımdan ve alnımdan öpüyordu. Tespihler ve nazar boncukları ve diğer hediyeler verenler... Adeta bir hediyelik eşya dükkanı açabilirdim." değerlendirmesinde bulundu.

Fenerbahçe maçındaki elektrik kesintisi tesadüf müydü?

Beşiktaş ile ilk çıktığı karşılaşmanın Fenerbahçe ile Türkiye Kupası maçı olduğunu hatırlatan Daum, şunları kaydetti:

"Sahaya çıktığımda taraftar o kadar sesli tezahürat ediyordu ki 141 desibel ile bu bir dünya rekoruydu. Çok etkilenmiştim. Hemen bir engelli taraftar bulunması istedim. Engelli taraftar arkadaşla tanışıp ona soyunma odasına girip takımın motivasyonuna yardımcı olmasını söyledim. Çok heyecanlanmıştı. Soyunma odasına girdiğimizde futbolcular da çok şaşkındı. Sonra karşılaşmaya hızlı başladık ve 2-0 öne geçtik. Fenerbahçe durumu 2-1'e getirdikten sonra çok baskı yapmaya başlamıştı. Baskıların çok fazla olduğu anda birden elektrikler kesildi. Ben ne olduğunu anlayamadım bir anda. Yaklaşık on dakika karanlık kaldı stat. 10 dakikalık kesinti takım için yeterliydi. Bazen elektrik kesintisinin zamanlamasının tesadüf olup olmadığını kendi kendime soruyorum. Gerçi elektrik kesintisi o dönemler de olağandışı değildi."

"Türkiye'de bir futbolcuyu diğerlerinin yanında eleştirmemeyi öğrendim"

Alman teknik adam, Türkiye'de öğrenmek zorunda kaldığı durumlardan birisinin bir futbolcuyu diğerlerinin yanında hatasından dolayı eleştirmemek olduğunu dile getirerek, "Takımdaki eski oyuncuları genç oyuncuların yanında eleştirmek af edilmeyen bir küçümseme olarak algılanıyordu. Savunmadan Recep Çetin'in maçtaki bir hatasını takımla beraber ele aldık. O kadar alındı ki sonra birden hastalandı. Bundesliga'da böyle bir şey olsa kulüpten uyarı alırdı ama Türkiye'de işler farklı gidiyordu, buna alışmalıydım. Ben de birebir görüşmelere ağırlık verdim ve bu görüşmelerde yüzde 80 olumlu yüzde yirmi ise eleştirisel davrandım." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de ilk öğrendiği ve benimsediği atasözünün "Dil kılıçtan keskindir" olduğunu belirten Daum, Türkçe atasözleri öğrenmek için kendisine sözlük aldığını biraz bunlardan öğrenebildiğini aktardı.

Türkler ile çok iyi bir uyum sağladığını vurgulayan Daum, 1994 yılında iki kupa kazanmalarının ardından taraftar tarafından "kahraman" ilan edildiğini ifade etti.

Fenerbahçe'ye imza atmadan önce otel faturasını ödenmesini istemiş

Christoph Daum, kitabında Fenerbahçe ile sözleşme imzalamadan önce kulübün kaldığı otele faturayı ödemesini şart koştuğunu anlattı.

Daum, "Fenerbahçe daha önce Werner Lorant ile Avusturya'da Stanglwirt otelinde kamp yapmışlar. Ancak Fenerbahçe kulübü aracı ajansa 3 haneli rakamı ödemesine rağmen ajans otele ödeme yapmamış. İflas etmiş. Otel sahibini tanıdığım için benden bu konuda yardım istemişti. Aziz Yıldırım ile Avusturya'da sözleşme imzalamadan önce faturanın halledilmesini istedim. Onlarda şaşırdılar ancak 4 saat uzaklığa bir kişiyi göndererek bu sorunu çözdüler. Ben de sözleşmeyi imzaladım." ifadelerini kullandı.

"Aziz Yıldırım kulübü işinden çok önemsiyordu"

Fenerbahçe'ye transfer olduğunda başkan Aziz Yıldırım hakkında sadece müteahhit olduğunu ve milyarlık bir imparatorluğa sahip olduğunu duyduğunu belirten Alman teknik adam, "Aziz Yıldırım kulübü işinden çok önemsiyordu. Kalbini Fenerbahçe'ye vermişti. Kulübün anahtarını bana teslim etti ve ben çalışmaya başladım. Sadece kızgın olduğunda bana gözüne gözükme ve şaka yapma uyarısında bulunmuşlardı." değerlendirmesinde bulundu.

O dönemde Hollandalı futbolcu Pierre van Hooijdonk'u takıma kazandırmak istediğini ve bu amaçla görüştüğü aktaran Daum, futbolcuyu Galatasaray'ın da almak istediğini duyunca Aziz Yıldırım ile Hollanda'ya gittiklerini anlattı.

Daum, buradaki görüşmede futbolcunun danışmanının yüksek bir rakam istediğini vurgulayarak, "Burada Aziz Yıldırım fiyatı duyunca hafif bir gülümsedi. Oyuncuyu o da istiyordu. Fiyat Aziz Yıldırım için adeta çerez parasıydı. Yıldırım'ın bu tavrı beni çok etkiledi. Transfer dört saatte bitti. Burada Yıldırım'ın bana desteğinin farkına vardım. Bu desteği bana bir güven olarak gördüm." şeklinde görüş belirtti.

Christoph Daum ayrıca medya ve taraftar baskısını nedeniyle Türkiye'de bir yıl teknik direktörlük yapmanın 7 yaşam yılına bedel olduğunu vurguladı.

“TÜRKİYE OLMAZSA ÖLMÜŞTÜM… ÖLÜDEN BİLE ÖLÜ”

Ardından yeniden Almanya ve FC Köln macerasına geçen Daum, ikinci Fenerbahçe dönemine dek o bölümleri anlatıyor. Bu bölümün başı ise çok ilginç… Daum, “Türkiye olmasaydı, ölmüştüm… Ölüden bile daha ölü olurdum. Fenerbahçe ile gelen şampiyonluklar, Fener seyircisinin desteği, hayatımın kariyerinin bir dönüm noktası, bana yeniden hayat veren bir nokta oldu. Türkiye sayesinde yeniden başarılı bir teknik direktör olarak görülmeye başladım” diyor…

İKİNCİ FENERBAHÇE MACERASI VE AYKUT KOCAMAN

2009'da Aziz Yıldırım'ın kardeşi Ali Yıldırım tarafından yeniden Fenerbahçe'ye çağrıldığını belirten Christoph Daum, İstanbul'a geldiğinde Aziz Yıldırım'ın kendisine günlük işlerden çekileceğini anlattığını ve Aykut Kocamın Sportif Direktör olduğunu söylediğini belirtti.

Daum, “Aykut, Fenerbahçe'de bir efsaneydi. Beni iyi karşıladı. İlk intibam pozitifti. Sonradan anladım ki, bana karşı hiç de şeffaf değildi. Görünen yüzünün arkasında başka şeyler var, şüphesi uyandırmaya başladı.”

‘KOCAMAN’IN ÖLDÜREN BAKIŞLARI!’

“Alex de Souza'yı takımda görünce mutlu oldum. Daha önce onu istiyordum. 2009'daki bu sezon başlangıcına, Brezilya'daki noter ve resmi işleri nedeniyle biraz geç geleceğini söyledi. Ben de izin verdim. Bu sırada Aykut buna onay vermeyeceklerini söyledi. Aziz Yıldırım ise Sportif Direktörü'nün bu davranışından memnundu. Diplomatik çözüm aradım ve Alex'in sezonluk izninden iki gün kesebileceğimizi belirttim. Aykut para cezasında ısrar etti. Futbolcumun arkasında durmalıydım. Çok istiyorlarsa, para cezasını ödeyebileceğimi belirttim. İşte o zaman Aykut'un yüzündeki o dostane gülüş ilk kez kayboldu. Eğer bakışlarla bir insan öldürülebilir olsaydı, o an ben ölmüş olabilirdim. O zaman ikimizin bir arada olamayacağını anladım. Ben bir insanla ilgili bir kararın nasıl anında verildiğini, benimle ilgili nasıl bir yargıya varıldığını o an, o ifadeyle anladım.”

EMRE: AYKUT, SEN OLSAN KAZANIRDIK!

Daum, Aykut Kocaman'la ilgili anılarına şöyle devam ediyor:

“Zor zamanlardı. Aykut bana zamk gibi yapışmıştı. Yaptığım her şeye bakıyor, yorumluyordu. Bu durum, bazı futbolcular onun iyi arkadaşı olduğu için işimizi hiç de daha iyi yapmıyordu. Emre Belözoğlu, Türkiye'de yıldız bir futbolcu. Onunla iyi anlaşıyordum, çünkü bazı şeyleri doğru değerlendiriyordu ve çok az kızdırıyordu. Sonbaharın sonuna doğru Aykut'un, başka oyunlar çevirdiğini fark etmeye başladım. Beşiktaş derbisini 3-0 kaybettik. Ardından idam cezası geldi. Emre yedek kulübesinde sinir krizi geçiriyordu. Kaybetmenin sinirine bağlamıştım önce. Ancak bağırıp çağırmayı bırakmadı ve bakışları sürekli Aykut'u arıyordu. Sonra tercümanım bana, Aykut'a,”Aykut, takımı sen devralmalısın. Seninle kaybetmezdik” dediğini söyledi. Aykut buna cevap vermedi. Ertesi gün kendisiyle konuşmak istedim, böyle bir şey olmadığını söyleyip omzunu silkti.”

ATMOSFERİ ZEHİRLEDİLER

Böyle bir durumda ve güvensizliğin yeşerdiği yerde artık mantıklı çalışma olamayacağını göründüğünü belirten Daum, “Böyle durumlarda kolay pes eden değilim ama Aykut'la çok başkaydı. Başkan da sürekli onu koruyordu. Ayrılmak istedim ama eşim bırakmadı. Zehirlenen atmosfere rağmen şampiyonluğa yürüyorduk ve son maçımız Trabzonspor'laydı.”

O maçta 1-1'lik beraberlikten sonra topun bir türlü kaleye girmediğini, direklerin Trabzon engelini aşmalarına engel olduğunu belirten Daum, bir ara “Yanlışlıkla Beşiktaş'ın Bursa'yı yendiğinin anons edilmesi ile statta sevinç yumağı oluşmasını” anlayamadığını, olanların daha sonra farkına vardığını anlattı. Beşiktaş ile Bursaspor berabere kalınca, Trabzonspor'u yenemeyen Fenerbahçe yine şampiyonluktan olmuştu.

“BİR TOKAT ATMASI EKSİKTİ”

Daum, “O maçta hakem son düdüğü çalınca, benim için de artık son olduğunu anlamıştım. Seyirci de yoğun protestolar yapıyordu. Kıl payı kaçırmıştık ama Türkiye'de bir tek şampiyonluk sayılıyor. Türkiye'de ikinci olan, kaybedenlerin 1.’si sayılıyor. Aziz, soyunma odasına gelip bana ‘Sorumlu sensin’ diye bağırdı. Bir bana elini kaldırıp vurmadığı eksikti. Antrenörlük hayatında en kötü şeylerden biri ‘kaybeden’ olmaktır. Türkiye'de bu daha vahşi yaşanıyor, bunu biliyordum. 2005'te de Galatasaray bizi Ribery ile ezip geçmişti. Tüm yönetim soyunma odasına gelip bir sürü şeyler söyledi. ‘Rezillik', ‘onur- şeref' gibi kelimeler kullanıldı. Aslında kaybedince, oynamasan bile her yerin ağrıyor. Kemiklerin, karnın, göğsün, başın. Adeta ruh gibi oluyor insan, yer yarılsa da içine girsem istersin. Çünkü kaybedenin savunulacak bir yanı olmuyor. Bırakmam için ellerinden geleni yaptılar. Beni izinden bile geri çağırdılar. Mide bulandırıcı oyunlar oynandı. Daha sonra bir yönetici Almanya'ya geldi ve orada alacaklarımın yarısından vazgeçerek ayrıldım.”

"Robert Enke'nin depresyonda olduğunu sonradan öğrendim"

Daum, Fenerbahçe'nin 2003 yılında transfer ettiği ve 2009 yılından intihar eden Alman kaleci Robert Enke'nin depresyonda olduğunu sonradan öğrendiğinin altını çizdi.

İstanbulspor'a mağlup oldukları maçta kaleci Enke'nin hatalarının futbolda çok nadir görüldüğünü anlatan Alman teknik adam, "Robert ile görüşmek için bir gün sonra otel odasına gittim. Hava açık olmasına rağmen odaya girdiğimde perdelerin kapalı odanın karanlık bir halde olması garibime gitmişti. Robert burada bana ilk kez depresyon hastası olduğunu açıklamıştı. Barcelona'daki başarısızlığının sebebinin sportif olmadığını şiddetli depresyondan kaynaklandığını anlattı. Kendisini kandırdığını geçtiğini düşündüğünü ancak hastalığın tekrar geri geldiğini ve korktuğunu ifade etti. Hiç beklemiyordum, böyle bir şeye şaşırmıştım. Ertesi gün menajeri geldi ve sözleşmesi feshedilerek İstanbul'dan ayrıldı.Yıllar sonra intihar ettiğinde çok üzülmüştüm acaba o dönemler bir şeyler yapabilir miydim diye kendime sormadan edemedim." ifadelerini kullandı.

Solingen faciası 

Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletindeki Solingen kentinde 29 Mayıs 1993'de Genç ailesinin Untere Werner Caddesi'ndeki evleri kundaklanmış, saldırıda Gürsün İnce (28), Hatice Genç (19), Gülüstan Öztürk (12), Hülya Genç (9) ve Saime Genç (5) hayatını kaybetmişti.

Yakalanan failler Markus Gartmann, Felix Köhnen, Christian Reher ve Christian Buchholz hapis cezalarını çektikten sonra serbest bırakıldı. Kimlikleri gizli tutulan failler yaşamlarını Almanya'da sürdürüyor. 

Yorumlar (0)
15
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Pierre Loti Tepesi'nin adı değişmeli mi?
Pierre Loti Tepesi'nin adı değişmeli mi?
Namaz Vakti 30 Ekim 2020
İmsak 06:00
Güneş 07:26
Öğle 12:53
İkindi 15:42
Akşam 18:10
Yatsı 19:30
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 6 16
2. Fenerbahçe 6 14
3. Galatasaray 6 10
4. Karagümrük 6 8
5. Çaykur Rizespor 6 8
6. Kasımpaşa 6 8
7. Antalyaspor 6 8
8. Malatyaspor 6 8
9. Göztepe 6 7
10. Erzurumspor 5 7
11. Başakşehir 6 7
12. Beşiktaş 5 7
13. Gaziantep FK 6 7
14. Sivasspor 5 7
15. Hatayspor 4 7
16. Konyaspor 5 6
17. Kayserispor 5 6
18. Trabzonspor 6 5
19. Denizlispor 6 5
20. Gençlerbirliği 5 4
21. Ankaragücü 4 1
Takımlar O P
1. Tuzlaspor 7 17
2. İstanbulspor 7 16
3. Adana Demirspor 7 14
4. Samsunspor 7 14
5. Ankara Keçiörengücü 7 13
6. Altınordu 7 13
7. Giresunspor 6 11
8. Altay 6 10
9. Balıkesirspor 7 10
10. Adanaspor 7 9
11. Akhisar Bld.Spor 7 9
12. Bursaspor 7 7
13. Menemen Belediyespor 7 6
14. Bandırmaspor 7 5
15. Ümraniye 7 5
16. Ankaraspor 7 4
17. Boluspor 7 3
18. Eskişehirspor 7 3
Takımlar O P
1. Everton 6 13
2. Liverpool 6 13
3. Aston Villa 5 12
4. Leicester City 6 12
5. Tottenham 6 11
6. Leeds United 6 10
7. Southampton 6 10
8. Crystal Palace 6 10
9. Wolverhampton 6 10
10. Chelsea 6 9
11. Arsenal 6 9
12. West Ham 6 8
13. Man City 5 8
14. Newcastle 6 8
15. M. United 5 7
16. Brighton 6 5
17. West Bromwich 6 3
18. Burnley 5 1
19. Sheffield United 6 1
20. Fulham 6 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 7 14
2. Real Madrid 6 13
3. Granada 6 13
4. Villarreal 7 12
5. Atletico Madrid 5 11
6. Cádiz 7 11
7. Osasuna 6 10
8. Elche 5 10
9. Getafe 6 10
10. Real Betis 7 9
11. Eibar 7 8
12. Barcelona 5 7
13. Sevilla 5 7
14. Valencia 7 7
15. Deportivo Alaves 7 7
16. Athletic Bilbao 6 6
17. Celta de Vigo 7 6
18. Huesca 7 5
19. Levante 6 4
20. Real Valladolid 7 3