banner30

banner29

Sportif direktör müsün? Teknik direktör mü?

Genç yazar Mert Cengiz, Fenerbahçe'de yaşanan teknik direktör değişikliği konusunu yazısına taşıdı. Ligimize verilen milli arada Erol Bulut'un yerine geçen Emre Belözoğlu'nu değerlendiren Cengiz, "Sportif direktör müsün, teknik direktör mü?" başlığını atarak verilen kararın profesyonel bir karar olmadığını savundu. İşte Mert Cengiz'in yazısı...

Spor 01.04.2021, 19:41
Sportif direktör müsün? Teknik direktör mü?

Fenerbahçe geçtiğimiz günlerde teknik direktör değişikliğine giderek, Erol Bulut'un yerine aynı zaman sportif direktörlük görevini de üstlenen Emre Belözoğlu'nu getirdi. Taraftarlar arasında da tartışılan bu kararı genç kalem Mert Cengiz yazısında değerlendirdi.

İşte Mert Cengiz'in o yazısı:

Fenerbahçe’de sezonun başında camianın evlatlarından kurulan antranör ve yönetim kadrosu birçok taraftar için heyecan vericiydi. Zira uzun süredir takımın ihtiyacı olan güzel günleri belli halleriyle yaşamış futbolcuların, bugün işin perde arkasına geçmesi bir anlamda yeni kazanılacak başarılara yelken açmaktı. Fakat vaziyet süreç içerisinde öyle bir noktaya geldi ki, profesyonel olarak anlatılan futbol sistemimizin, kulüp yönetimimizin ne kadar amatör işlediğini örneklerle görüyoruz.

Daha evvelden alt liglerde teknik direktörlük görevlerini yerine getiren Mehmet Aurelio ve Mehmet Yozgatlı, dahası idari menajer Selçuk Şahin Emre Belözoğlu eksenli yönetimin görevlisi rolünün dışına çıkamadılar. Volkan Demirel geçen sene yönetimin saha içerisindeki adamı gibi bir izlenim vermekteydi ve bugün geldiği nokta bundan farksız değil. Dahası antrenörlük özelliklerini veya Fenerbahçeliklerini tartışmak bir yana, sezon içerisinde kimi süreçlere takımlarda sözü geçenler anlamında kullanılan takımdaki “papaz”lar gibi olaylara dahil olmaları asıl mesele etmek istediğimiz şey.

Sezon başı itibariyle emekli olup hemen takımın Sportif Direktörü olan ve transfer süreçlerinin tamamen içerisinde bulunan Emre Belözoğlu, geçmiş tecrübeleri ve oyun planıyla baktığımızda Erol Bulut’un istemediği/almayacağı birçok transfere imza attı. Erol Hocayı savunmamakla beraber, zira yapılan transferler itibariyle elinde farklı şeyler kurgulayabileceği halde, bu imkanı kullanamamıştır, takım kurgusu bakımından bütün suçlu olarak da göremiyorum. Zira onun kontrolü dışında gelişen birçok hadise olduğunu görüyoruz.

Diğer bir etmen de kurgulanan kadro içerisinde Erol Hocanın daha evvel mücadele etmek zorunda olmadığı, bu denli “papaz” futbolcunun bir arada olması. Futbolcular içerisinde son patlak veren h Caner meselesinde dahi Caner’in özür dilemeden affedilip takıma girdiğini gördük. Takım içerisinde gruplaşmaların olduğunun, Erol Hocanın kontrolü dışında işlerin olduğunun ispatı niteliğindeydi bu durum. Genel olarak bunların takıma sirayeti, formsuz futbolcular, farklı bir oyun kurgusu geliştirilememesi ve kaybedilen puanlar Erol Hocanın sonunu hazırladı.

Hocanın belki de bugüne kadar ısrar edilip, yönetimsel değişiklik yapılmadan, sürekli aynı şeylerin denenerek başarılı olmaya çalışılan bir süreç geride kaldı. Bugün liderle, liderin maç eksiğine rağmen aradaki 5 puanlık fark ve ezeli rakip Galatasaray’ın 2 puan gerisinde olunması göz önüne alındığında, bazı şeyler için umutsuzlukla dolu bir sürece girildiğini ve bu noktaya kadar sabretmenin hatalı olduğunu görüyoruz.

Amatörlük vurgusunu da tam olarak buradan açmak istiyorum. Tüm suçlu Erol Bulut değil elbette. Fenerbahçe yönetimi Erol Bulut’un kafasını sadece futbol oynamaya verebileceği sağlıklı bir ortam oluşturamamıştır. Sürekli farklı polemiklerde özne olarak gördük ki bu noktada, hatalarla yüzleşmek bir o kadar zorlaştı. Yönetim, Erol Hocanın isteğinin farklı olduğu meselelerde, farklı görev tanımları olmasına karşın sportif direktör veya yardımcılar yoluyla Hocanın işine fazlasıyla karışmıştır.

Sezon başından Erol Hocadan ziyade takımı kurgulayan Emre Belözoğlu’nun kendi kurduğu takımla neler yapacak göreceğiz ömrümüz yeterse. Fenerbahçe kalan 10 maçı kazansa ve şampiyon olsa bile, Fenerbahçe camiası için Emre Belözoğlu tartışılmalıdır. Neden mi? İstifa ertesinde teknik sorumlu olarak açıklandıktan sonra yaptığı basın açıklamasında, Türkiye’nin en iyi teknik direktörlerin olmak isteğini söylüyor Emre Belözoğlu. E abi sormazlar mı adama neden sportif direktör olarak görevi kabul ettin o zaman? Sen de antrenör ekibinde olsaydın. Neden antrenörlük özelliklerini geliştirebileceğin bir yer değil de, daha ekonomik (şirket, sponsorluk, transfer) işlerle meşgul olacağın bir pozisyon teklifini kabul ettin? Geçmişte Daum - Aykut Kocaman’da gördüğümüz durum gibi, sportif direktörlük teknik direktör olmak için atlama tahtası mıdır? Aziz Yıldırım’ı vizyonsuzlukla suçlayanların, takıma getirecekleri vizyon bu mu? Maalesef hem camianın genel itibariyle sürüklendiği saha dışı konum, girilen tartışmalar , saha içi başarı kazanımları bakımından önceki yönetimleri ve Ali Koç yönetimini kıyasladığımızda arpa boyu yolun alınmadığı hatta kimi halleriyle geri gidildiğini görüyoruz.

Niyet itibariyle, yüreklilik itibariyle kimseyi tartışmıyorum. Ama madem profesyonel iş yapıyoruz, herkes bulunduğu konumu (görev tanımını) doldurmak için mücadele etmeli. Başkasının işine müdahil olmak, takıma uzun vadede bir şey kazandırmayacaktır. Fazlası başkasının işine müdahil olarak onun gelişmesini, yanlışlardan ders çıkartmasını, kulüp olarak yanlışlıklardan hızlı dönülmesi gibi ihtimallerinde önüne geçilmiş oluyor. Takımımızın abileri bir düşünsünler bence bu işi.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye erken seçime gitmeli mi?
Türkiye erken seçime gitmeli mi?