banner5

05.02.2020, 11:11

'Suriye- Türkiye sürtüşmesi'nin bir savaşa dönüşmemesi temennisiyle..

Evet, bu temennimizi en başta belirletim. Çünkü böyle bir savaş, iki rejimin değil, iki müslüman halkın savaşması gibi bir görünüm ortaya çıkarır ki; emperial -şeytanî güçler bundan ancak bir zevk alırlar.

***

Tarihlerin bildirdiğine göre, Hz. Îsâ’nın bağlısı olan ve genelde İsevîler diye anılan (halbuki, o dönemin ve o yüce peygamberin ilk müminleri olan) o çağın Müslümanları, Roma’yı kuşattıklarında artık çaresiz kaldığını gören Roma İmparatoru Neron, Roma’yı ateşe vermiş ve amma, ‘şehri ateşe verenlerin ‘İsevî’ler olduğunu’ münâdîleri aracığıyla yaymış ve kendisi de bir kale burcuna çıkıp, eline aldığı ‘lyre’ denilen bir müzik âletini çalarak, yanmakta olan Roma’ya karşı, ‘Ben hâkim olamayacaksam, Roma isterse alevler içinde yok olsun..’ diye şarkılar söylemişti.

***

Suriye ülkesini ve zavallı müslüman halkını Baas ideolojisi ve Baas Partisi’nin ve de kendi hanedanının yarım asrı geçen tahakkümünü sürdürebilmesi için mahv’u perişan ve viran eden Beşşâr Esed’in geldiği nokta da, karşımıza bir modern Neron tipi çıkarmaktadır.

Bu konuyu biraz derinlemesine anlamak isteyince, konuyu biraz gerilerden almak ihtiyacı olabilir.

***

‘Baas’ kelimesi arabçada, lafzî mânâsı itibariyle diriliş-rönesans (fr. ‘renaissance’) demektir. Hani, ‘Amentü’ okurken, ‘ba’s-u ba’d’el-mevt’e iman ettiğimizi tekrarlarız ya, işte orada da geçen ‘ba’s’ kelimesi, son 70 seneye yakın zamandır, arab dünyasında fırtınalar estiren bir ‘ideolojik terim’e ve bir siyasî cereyana dönüşmüştür.

Bu ideolojik cereyanı ilk olarak bir bütünlük içinde, sistematik şekilde ortaya atan beyin kadrosu olarak üç ünlü isim vardır: Mişel Eflaq, Ekrem Houranî ve Salâh Bitar..

Mişel Eflaq (babası Kıbrıs’lı bir Hristiyan rum ve anası hristiyan arab olan) Lübnanlı bir ideologdur.

Ekrem Houranî de Beyrut’lu bir ‘Hristiyan arab’dır.

Salâh Bitar ise, Suriye’li, müslüman arab bir ailenin çocuğu olmakla birlikte, bizdeki niceleri gibi İslâm’la irtibatı kalmamış katı- totaliter laik olan bir diğer ideolog..

***

Osmanlı’nın yaklaşık 400 yıl süren yönetimi sırasında; bölgede elbette her toplumda olduğu gibi ufak-tefek bir takım rahatsızlıklar veya karışıklıklar olduysa da, (milâdî- 1900’ların başından beri, o dönemin süper gücü sayılan İngiltere’nin isimlendirmesiyle) ‘Middl-East /Ortadoğu’ diye anılan mıntıkada önceki asırlarda yaşanmamış olan bir uzuuun sukûnet dönemi hüküm sürmüştü. Bunda, Osmanlı’nın, yönetimi altındaki halkların dinlerine, dillerine, mezheblerine karışmaması elbette ki en etkili hususlardan birisiydi.

Ama, Osmanlı’nın son dönemlerinde, etnik farklılıklardan düşman odak ve kutuplar oluşturmak isteyen emperial ve şeytanî güçler, arab halkların ekseriyette yaşadığı coğrafyalarda, bir de ‘arab kavmiyetçiliği’ bayrağını yükseltmişlerdi.

Baas ideolojisi de işte bu temel üzerine oturtulmuştu: ‘Arabiyyûn + İştirakiyyûn /(sosyalizm..)’

***

Sözkonusu bu iki temel üzerine kurulu olan Baas ideolojisi, arab halkların ekseriyette yaşadığı coğrafyalarda, özellikle de okumuş yeni nesiller arasında epeyce tarafdar bulmuştu; Sûdan’dan, Irak ve Suriye’ye kadar..

Cezayir’de Fransız emperyalizmine 1,5 milyondan fazla kurban vererek yükselen İstiklal Savaşı da o yıllarda, getirilecek yeni sistemin ne olacağı üzerinde bir ipucu vermeye çalışıyordu.

Ancak, Baas ideolojisinin proğramını ilân eden ‘beyin kadrosu’nun, 1952’de Mısır’da Kral Fâruq’u devirerek iktidara el koyan Hür Subaylar Hareketi’nin bir arab yıldızı halinde yükselen, (ve bir bakıma bir ‘ata-arab’) konumuna gelen Cemâl Abdunnâsır’dan da; Tûnus’da iktidara geldiği 1956’dan itibaren kendisini bir ‘arab kemalisti’ olarak niteleyip laik- Batıcı bir yönetim kurmaya başlayan ve müslüman halkın inanç temelleriyle alenî mücadeleye giren Habib Burqiba’dan da se, fazla bir beklentileri yoktu. 1955’lerde bir beyannâme ve program ile duyuran hedeflerini ortaya koyan o ‘beyin kadrosu’ için en müsaid fideliğin Lübnan, Suriye ve Irak olduğu anlaşılmaya başlanmıştı.

BİRLİK VE LİDERLİK ARAYIŞLARI DEVAM EDERKEN, BAAS İDEOLOJİSİ DAHA TUTARLI GÖZÜKÜYORDU

1959-61 arasında Suriye ve Mısır’ın birleşerek kurduğu Birleşik Arab Cumhûriyeti, başarısızlıkla sonuçlandıktan ve Suriye o birlikten koptuktan sonra, Baas ideolojisini katı bir şekilde uygulamaya koymak gerektiği kanaati, ordu ve bürokrasi içindeki Baasçı kesimleri Suriye’de arka arkaya darbelere sürüklüyordu amma, bunların her birisi 6 aydan fazla dayanamıyordu. Hattâ bir ara, Mustafa es’Sıbaî isimli mütefekkir bir müslüman bile başbakanlığa getirilmişti.

Ancak, o çalışmalar ve iç çatışmaların Baasçı kadroları yorgun düşürdüğü bir sırada, 1968’de Suriye’de General Hâfız Esed bir darbe ile iktidara geliverdi. Onun avantajı, dayanağı olan bir halk kitlesinin olmasıydı.. Bu halk kesimi, daha çok Lazkiye civarında yaşayan ve ülke nüfusunun yüzde 11’-12’lik bir bölümünü oluşturan Nusayrî kitlesi idi. General Hâfız Esed hem o kitleye dayanıyor, hem de genç nesillerin Baas idealine cevap vermek iddiasını taşıyordu.

***

Irak’ta ise, Temmuz-1958 ‘de 15 yaşındaki Kral Faysal ve (yaşlı amcası) Veliahd Abdulillah kraliyet ailesiyle ve 40 yıllık ingiliz uşağı ve (eski Osmanlı Paşası) Başvekil Nuri Said Paşa’nın (tam da Ankara’ya gelecekleri sabahın gecesinde) Saray’ın en güvendiği komutanlardan General Abdulkerim Qaasım liderliğindeki korkunç kanlı ihtilalle öldürülmeleri ve amma, 2 sene sonra genç Saddam Huseyn’in onu vurması ve ama ölmemesi ve Şubat -1963’de ise, Abdulkerim Qaasım’ın bir darbe ile devrilip hemen o anda, televizyondan da yayınlanan dehşetli bir kısa -sözde- yargılamayı müteakip, canlı yayında kurşuna dizilmesinden sonra.. Baasçılar iktidarı ele geçirme denemelerine devam ediyorlardı. (Saddam Huseyn ise Mısır’a kaçmıştı, başarısız suikad teşebbüsünden sonra..)

Yönetime gelen General Abdusselam Ârif ve onun bir helikopter kazasında ölümü üzerine, kardeşi General Abdurrahman Ârif’in 5 yıllık mülâyim yönetimi, Baasçı kadro ve güç odaklarının çalışmalarına müsaid bir atmosfer oluşturmuştu.

Ve.. 1968’de (Saddam Huseyn’in dayısı olan) General Hasan el’Bekr liderliğinde bir darbe daha yapılıyor ve arab dünyasında çok daha iddialı ve güçlü şekilde ve Baas ideolojisi üzerine kurulu olan bir yönetim olarak ortaya çıkıyor ve Saddam da Irak’a dönüp, dayısının başkanlığındaki o yönetimin Devrim Komite Konseyi Başkan Yard. oluyordu.

***

Şimdi Suriye’den sonra, ikinci bir arab ülkesinde de Baas rejimi iktidara gelmişti. Hedef ise, bütün arab ülkelerini tek bir Baas ideolojisi ve liderliği altında toplamaktı.

Ancak, şimdi de,Irak-Suriye arasında bir Baas liderliği mücadelesi başlıyordu..

Yorumlar (0)
14°
açık
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 24 Ocak 2021
İmsak 06:46
Güneş 08:15
Öğle 13:21
İkindi 15:54
Akşam 18:18
Yatsı 19:41
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 19 41
2. Galatasaray 20 39
3. Fenerbahçe 19 39
4. Gaziantep FK 19 34
5. Trabzonspor 20 33
6. Alanyaspor 19 31
7. Hatayspor 19 31
8. Karagümrük 20 30
9. Malatyaspor 20 27
10. Antalyaspor 20 26
11. Göztepe 19 25
12. Rizespor 20 25
13. Sivasspor 19 24
14. Başakşehir 20 24
15. Konyaspor 20 23
16. Kasımpaşa 19 22
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 20 19
19. Ankaragücü 19 18
20. Erzurumspor 20 17
21. Denizlispor 20 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 18 38
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 18 31
6. Ankara Keçiörengücü 18 31
7. Bursaspor 18 30
8. Tuzlaspor 18 30
9. Altınordu 17 28
10. Bandırmaspor 18 27
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 18 20
13. Boluspor 18 19
14. Akhisar Bld.Spor 18 16
15. Menemen Belediyespor 17 16
16. Balıkesirspor 18 16
17. Ankaraspor 18 10
18. Eskişehirspor 18 4
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 19 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Aston Villa 17 29
9. Chelsea 19 29
10. Southampton 18 29
11. Arsenal 19 27
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Burnley 18 19
16. Newcastle 19 19
17. Brighton 19 17
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 17 44
2. Real Madrid 19 40
3. Sevilla 19 36
4. Barcelona 18 34
5. Villarreal 20 34
6. Real Sociedad 20 31
7. Granada 20 28
8. Real Betis 20 27
9. Cádiz 20 24
10. Levante 19 23
11. Getafe 18 23
12. Celta de Vigo 19 23
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 19 20
15. Real Valladolid 20 20
16. Eibar 19 19
17. Osasuna 20 19
18. Deportivo Alaves 20 18
19. Elche 17 17
20. Huesca 20 13