banner5

banner29

Almanya'yı süper güç yapan Otto von Bısmarck'ın tarihi konuşması

II. Reich’ın kurucusu ve ilk şansölyesi olan Otto von Bismarck'ın Alman birliğini sağlayarak II. Alman İmparatorluğu’nun kuran askerlerine yaptığı o tarihi konuşması...

Tarih 29.01.2020, 17:02 30.01.2020, 16:24
Almanya'yı süper güç yapan Otto von Bısmarck'ın tarihi konuşması

“Biz Almanlar yalnız Tanrı’dan korkarız, başka hiçbir şeyden değil.”

Otto von Bismarck II. Reich’ın kurucusu ve ilk şansölyesi.

1871’de Alman milletinin birliğini sağlayarak II. Alman İmparatorluğu’nun kurulmasına ön ayak oldu. ‘Demir Şansölye’ lakaplı Bismarck’ın burada yer alan konuşması, diğer devletlerle sömürge yarışına girmek yerine ittifaklar kurarak güçlü bir devlet konumuna gelmeyi hedefleyen Bismarck siyasetine güzel bir örnektir. Tarihte ‘Bismarck kâbusu’ olarak da bilinen ve bu konuşmada da yer alan, Fransa ve Rusya’nın Almanya’ya karşı birleşmesi kaygısı, Bismarck’ın dış politika stratejilerinin temel dayanağı olmuştur. Almanya’nın iki cephede birden savaşmak durumunda kalması halinde galibiyet ihtimali çok düşüktür. Bismarck, özellikle Alsace- Lorainne gibi önemli bir endüstri bölgesini kaybettiği için Almanya’ya diş bileyen Fransa’ya karşı Avusturya ve Rusya ile yakınlaşır. Amacı, ülkesinin güvenliğidir. 1888’e gelindiğinde Almanya artık Avrupa’nın en güçlü ülkesi olmuştur. Bu tarihten sonra yeni İmparator II. Wilhelm’in sömürgecilik siyasetiyle uzlaşamayan Bismarck’ın sahneden çekilmesiyle Almanya da diğer devletlerle birlikte sömürge yarışına girmiş, böylece I. Dünya Savaşı’na giden sebepler dairesine o da dahil olmuştur.

“İsteyerek konuşmuyorum…

Mevcut şartlar altında talihsizce söylenmiş tek kelimenin dahi yıkıcı bir etkisi olabilir. Kelimeleri art arda sıralayarak durumu insanlarımıza ya da yabancılara açıklamaya çalışmanın ise pek de etkili olacağını düşünmüyorum. İstemeden konuşuyorum, fakat sessiz kalırsam da korkarım bu meseleye kendini eklemlemiş kamuoyunda kargaşa ve endişelere sebep olmuş birtakım beklentilerde azalma yerine artış olacaktır. Halkımız konunun kritik ve zor oluşuna binaen bir Dışişleri Bakanı’nın bile bu meseleye eğilmeye cesaret edemeyeceğini düşünmüş olabilir. Yine de konuşuyorum. Bu nedenle itiraf etmeliyim ki bunu, gönülsüzce yapıyorum. Kendimi bir sene önce yine aynı mekânda yaptığım konuşmada kullandığım ifadelerle sınırlayabilirim. Zaten o zamandan beri fazla bir gelişme olmuş değil. Yıl boyunca bizlere telaş veren korkulara Fransa’dan ziyade Rusya sebep olmuştur. Diyebilirim ki, yaz boyunca Rus ve Fransız basınının arasında geçen karşılıklı tehdit, kaygı uyandırma ve provokasyon olayları bizleri de etkilemiştir.

Fakat Rusya’da şu anki durumun bir sene öncesinden farklı olduğuna inanmıyorum.

Sizlere soruyorum! 1870’teki savaş bittiğinden beri savaş tehlikesi olmadan herhangi bir yıl geçirdik mi? Savaştan henüz dönüyorken, 70’li yılların başında ‘Sonraki savaş ne zaman olacak?

Rövanş ne zaman olacak?’ diye soruluyordu. En geç beş yıl içinde. O zaman bize denildi ki: ‘Savaşıp savaşmayacağımız ve savaşın başarısı Rusya’ya bağlı. Bu konuda karar onun ellerinde…’ Bugünlerde olabildiğince güçlü olmalıyız, eğer bunu başarabilirsek bizimle eşit kaynaklara sahip olan diğer ülkelerden daha güçlü olacağız.

Fakat kaynaklarımızı kullanmazsak bu bizim için bir suç olacaktır. ‘Tüm acil durumlarda hazır olmak için mütemadiyen gayret göstermeliyiz’ demekle, coğrafî konumumuzu da hesaba katarak sonuçta bizimle aynı hedefleri paylaşan diğer güçlerden daha fazla çaba sarf etmemiz gerektiği önerisini ileri sürüyorum.

Bizler Avrupa’nın ortasındayız. En az üç yönden saldırılabilecek bir konumdayız. Fransa’nın sadece doğu sınırı var. Rusya ise sadece batıdan saldırıya maruz kalabilir. Coğrafî konumumuzdan ve ayrıca Almanlar olarak şimdiye kadar birbirimize zayıf bir alaka sergilememizden ötürü, bize karşı kurulacak bir koalisyonun olumsuz etkisine diğer halklardan daha fazla açığız. Her neyse, Tanrı tarafından komşularımızın, bizim atalete düşmemizi engelleyecekleri bir konuma yerleştirilmişiz…

Yeni kanunla silahlı askerlerimizin sayısını artırabileceğiz, eğer ihtiyacımız olmazsa bunu yapmayız ve bu askerler ülkemizde kalır. Fakat hizmete hazır bir durumda olmalılar. Bu, birincil derecede önem arz eden bir mesele. 1813’te İngiltere bizler için kısa tüfekler sağlamıştı. Gençken bu silahlarla biraz avcılık deneyimim olmuştu. Kesinlikle askerlik ve savaş için uygun silahlar değildiler.

Acil bir durumda derhal silah temin edebiliriz fakat bu kanunla aynı zamanda her şey hazır halde bulunacağı için barıştan yana olan tutumumuzu sağlama almış ve ittifakımıza yedi yüz bin askeri olan dördüncü bir büyük güç katılmışçasına barış cemiyetimizi desteklemiş olacağız. Ordunun böyle güçlü bir şekilde desteklenmesinin halkımız üzerinde de teskin edici bir yönünün olacağını düşünüyorum.

Ayrıca bir ölçüde basınımızın ve kamuoyunun kaygılarını da dindirecektir bu. Ümit ediyorum ki imza atılıp kanunun yayınlanmasından sonra orduya yapılan bu destek sayesinde, askerlerin hazır bulunuşundan dolayı herkes rahatlayacaktır. Silahlar da gerekli ve önemlidir. İnsanlarımızdan da en iyilerini seçerek ordumuzu güçlendirmeliyiz. Hiçbir zaman hücuma, saldırıya yönelik bir savaş taraftarı olmadım ve eğer savaş sadece bizim inisiyatifimize kalırsa, biliniz ki başlamayacaktır. Ateş iyice yanmaya başlamadan önce tutuşturulur, bizler bunu yapmayacağız. Az önce de bahsettiğim gibi gücümüzün şuurunda olmak ya da müttefiklerimize duyduğumuz güven, bizleri barışı sağlamaya yönelik gayretlerimizi devam ettirmekten alıkoymayacaktır. Aksi ve huysuz bir tutumumuz olamaz. Önyargılara teslim olmayacağız. Bizlere yöneltilen tehdit, hakaret ve provokasyonlar, kuşkusuz ki tabii olarak bizlerin husumet duygularını kabartmıştır.

Almanlarda bu tür duyguları uyandırmak cidden zor bir iştir, zira her nasılsa başkalarının onlardan hoşnut olmamasına diğer milletlerden daha az duyarlıdırlar. Şimdi oluşan bu husumeti yumuşatmak için epeyce zahmete giriyoruz. Gelecekte de geçmişte olduğu gibi komşularımızla özellikle de Rusya ile barış içinde olmaya gayret edeceğiz. Özellikle Rusya ile derken bunun sebebi, Fransa’nın barışa yönelik gayretlerimize rağmen bize hiçbir güvenlik teminatı sunmamasıdır. Hiçbir zaman bozuşmak için sebep aramayacağız. Fransa’ya asla saldırmayacağız. Barışın yakın bir gelecekte sekteye uğrayacağına inanmıyorum ve umarım henüz karara bağlanmamış olan kanun tasarısını barışı bozmaya yönelik bir düşünce ya da anlayış olarak değerlendirmezsiniz. Alman halkı, Tanrı’nın ona verdiği gücü sadece gerektiğinde ve yerinde kullanacaktır. Silahlanmayla ilgili bu kanun tasarısına bu yönden bakılmalıdır. Eğer gerekmiyorsa askerî gücümüzü kullanmayacağız ve kullanmamızı gerektirecek durumlardan sakınmaya da gayret göstereceğiz. Yabancı basında çıkan kışkırtıcı makaleler bunu zora soksa da dünyaya bu tür makalelerin yayınlanmasına karşı tavır almaları için hususî bir öneride bulunabilirim.

Hiçbir şey ifade etmiyorlar. Bizlere verilmeye çalışılan gözdağı, - hükümetler tarafından değil, gazetelerdekini söylüyorum- Büyük Alman İmparatorluğu’nun kâğıt üzerine basılmış siyah mürekkepli birkaç sıra kelimeden ürkeceğini sandıkları düşünüldüğünde, inanılmaz derecede saçma…

Eğer bu tarz fikriyatı bırakırlarsa her iki komşumuzla da daha sağlıklı bir anlaşma zeminine ulaşacağız. Sonuçta her ülke kendi basınının sebep olduğu fesattan sorumludur. Yoksa bir gün başka bir ülkenin vereceği nihaî bir kararın sonucu olarak hesaba çekilmekle karşı karşıya kalabilir. İyi niyet ve sevgi ile belki de çok kolay elde ediliriz, fakat tehditler ve gözdağı ile asla. Biz Almanlar, yalnız Tanrı’dan korkarız, başka hiçbir şeyden değil. Barışı sevmek ve korumak bizde Tanrı korkusundandır. Bunu bize karşı insafsızca kullananlar, 1813’te olduğu gibi zayıf ve küçük Prusya Krallığı’nın tüm nüfusunun savaşçı bir vatan sevgisinin gücüyle nasıl bir araya geldiğini anladıklarında öğreneceklerdir. Ayrıca vatanseverlik, tüm Alman ulusunun ortak bir özelliği olmuştur. Almanya’ya her kim saldırırsa, halkı birbirine kenetlenmiş, her askerinin kalbi Tanrı’nın bizimle olduğu inancıyla atar şekilde bulacaktır Alman ulusunu.”

Yorumlar (0)
13
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
ABD seçimlerinde sizce hile var mı?
ABD seçimlerinde sizce hile var mı?
Namaz Vakti 05 Aralık 2020
İmsak 06:35
Güneş 08:07
Öğle 13:00
İkindi 15:22
Akşam 17:43
Yatsı 19:09
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 10 23
2. Galatasaray 10 20
3. Fenerbahçe 10 20
4. Beşiktaş 10 19
5. Göztepe 10 15
6. Konyaspor 10 15
7. Gaziantep FK 10 15
8. Başakşehir 11 15
9. Kasımpaşa 11 15
10. Karagümrük 10 14
11. Malatyaspor 10 13
12. Rizespor 9 12
13. Hatayspor 7 12
14. Trabzonspor 10 12
15. Antalyaspor 10 10
16. Sivasspor 9 9
17. Erzurumspor 10 9
18. Kayserispor 10 9
19. Gençlerbirliği 10 8
20. Denizlispor 9 6
21. Ankaragücü 8 2
Takımlar O P
1. Altınordu 11 23
2. Ankara Keçiörengücü 11 21
3. Tuzlaspor 11 21
4. Samsunspor 11 20
5. Giresunspor 12 20
6. Adana Demirspor 10 18
7. İstanbulspor 11 18
8. Altay 11 17
9. Bursaspor 12 14
10. Balıkesirspor 11 14
11. Menemen Belediyespor 11 13
12. Akhisar Bld.Spor 11 13
13. Ümraniye 12 13
14. Adanaspor 9 12
15. Bandırmaspor 12 12
16. Boluspor 11 10
17. Ankaraspor 11 8
18. Eskişehirspor 12 1
Takımlar O P
1. Tottenham 10 21
2. Liverpool 10 21
3. Chelsea 10 19
4. Man City 10 18
5. Leicester City 10 18
6. West Ham 10 17
7. Southampton 10 17
8. Everton 11 17
9. Wolverhampton 10 17
10. M. United 9 16
11. Aston Villa 9 15
12. Leeds United 10 14
13. Newcastle 10 14
14. Arsenal 10 13
15. Crystal Palace 10 13
16. Brighton 10 10
17. Fulham 11 7
18. West Bromwich 10 6
19. Burnley 10 6
20. Sheffield United 10 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 11 24
2. Atletico Madrid 9 23
3. Real Madrid 11 20
4. Villarreal 11 20
5. Sevilla 10 16
6. Cádiz 11 15
7. Barcelona 9 14
8. Granada 10 14
9. Athletic Bilbao 11 13
10. Elche 9 13
11. Eibar 11 13
12. Deportivo Alaves 11 13
13. Getafe 11 13
14. Celta de Vigo 12 13
15. Valencia 11 12
16. Real Betis 11 12
17. Levante 11 11
18. Osasuna 10 11
19. Real Valladolid 11 10
20. Huesca 11 7