Ayasofya ibadete kapatılalı 87 yıl oldu!

Ayasofya'nın nasıl bir oldu bittiye getirilip sahte imzalar ile müze haline getirildiği, Ayasofya ibadete kapatılmasının yıl dönümünde tekrar gündeme geldi.

Ayasofya ibadete kapatılalı 87 yıl oldu!

Ayasofya Camii'nin müzeye çevrilmesinin yarın 87'inci yıldönümü. İstanbul Fethi'nin sembol isimlerinden Ayasofya fethin hemen ardından Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilmişti. 

İstanbul’daki ilk Cuma namazı da üç gün sonra camiye çevrilen Ayasofya’da kılındı. Fatih Sultan Mehmet Ayasofya’nın ilelebet bir cami olarak kalması için bir burayı vakfetmiş aynı zamanda giderlerinin karşılanması için çarşı, han, hamam, dükkanlardan pay ayırmıştı. 

Yaklaşık 500 yıl boyunca cami olarak hizmet gören Ayasofya 1934 yılında ani bir kararla müzeye dönüştürüldü. Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi ile ilgili en önemli kaynaklardan biri Celal Bayar’ın anlattıklarıdır. 1934 yılı Türkiye’nin İtalyan tehdidine karşı Balkan ülkeleri ile birlikte bir pakt kurma çalışmalarının olduğu yıldır. Bu çerçevede Atina’ya giden Celal  Bayar’a Yunan Başbakanı Türkiye’nin bu pakta dahil olması için  bir jest yapmasının kamuoyunu  ikna etmek için önemli bir  fayda sağlayacağını ifade  etmiştir. Bu jest ise Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi idi. Yunan başbakanın Ayasofya konusunu ile ilgili ifadelerini Atatürk’e aktaran Celal Bayar’a şöyle bir karşılık almıştır: "Az önce, Vakıflar Genel Müdürü buradaydı. Ayasofya Camii'ni tamir edecek para bulamıyorlar. Bugünkü hali ile harap ve bakımsız. Hatta mezbelelik. Ayasofya'yı müze yapsak, hem harabiyetten kurtarsak, hem Yunanlılara bir jest yapsak Balkan Paktı'nı kurtarabilir miyiz? Öyleyse yapalım." 

Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi ile ilgili çalışmalar da aynı tarihe denk gelmekte.1934 yılının  Ağustos ayında İstanbul Müzeler Müdürü Aziz Ogan başkanlığında 9 kişilik bir heyet konu ile ilgili çalışmalara başlamıştır.  Heyet yaptığı çalışmaların ardından hazırladığı ilk raporda Asar-ı Atika Müzesinden Bizans lahitlerinin, vaftiz teknelerinin, İstabul’un çeşitli yerlerinde bulunan mimari parçaların Ayasofya’nın bahçesinde, Türk-İslam eserleri  müzesindeki halıların, rahlelerin, şamdanların, yazma eserlerin de camekanlar içerisinde Ayasofya’nın içerisinde sergilenmesine karar vermiştir. Ancak daha sonra Ankara ile yapılan yazışmaların sonunda bu karardan vazgeçilmiş ve yalnızca Ayasofya avlusunda bulunan mimari parçaların, mezar taşlarının düzenlenmesi kararlaştırılmıştır. 

Bu çalışmaların ardından 24 Kasım 1934 tarihli 1589 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Ayasofya camii müzeye çevrildi.  Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi ile ilgili alınan Bakanlar Kurulu kararı da uzun yıllardır tartışılan önemli konulardan biri olarak günümüze kadar geldi. Kararname ile ilgili iki önemli nokta tartışmaların odak noktasını oluşturdu. Birincisi; 24 Kasım 1934 tarih ve 1589 sayılı karardan 2 gün önce çıkan kararnameler  1590- 1606 arasında numaralandırılmış. Yani 24 Kasımda alınan bir kararın numarası 22 Kasımda verilen numaralardan daha geride. 24 Kasım günü çıkmış olan diğer kararnamelerin numaraları da 1613 ve 1614.

İkincisi ise  yine ilki kadar dikkat çekici: Bakanlar Kurulu kararının altındaki onay imzasının Atatürk’ün o tarihlerde kullanmadığı bir imza şekli olması. 24 Kasım tarihinde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, henüz Atatürk soyadını almamıştı ve imza olarak da Gazi Mustafa Kemal şeklinde imza atmaktaydı. Ancak kararname  K.Atatürk şeklindeki bir imza ile onaylanmıştı. Bu durum onayın sahte olduğu yönündeki iddiaları gündeme getirdi. 

Bakanlar Kurulu kararı veya Atatürk’ün imzası konusu günümüze kadar tartışılsa da caminin müzeye dönüştürülmesi süreci de bu tarihlerde hızlı bir şekilde devam etti. İstanbul valisi ile Evkaf müdürü ve Müzeler Genel Müdürü arasında yapılan bir protokol ile cami müze yönetimine devredildi. Ayasofya 1 Şubat 1935 tarihinde müze olarak resmen açıldı.

Ne olmuştu?

3 Şubat 1932 gecesi Ayasofya Camii tarihî günlerinden birini yaşamıştı. Kadir Gecesi için 40 bin kişinin doldurduğu caminin balkonlarında davetli sefirler oturuyordu. 40 ünlü hafızın okuduğu Türkçe ezan, Türkçe kamet, Türkçe Kur’an o gece görücüye çıkmıştı. Radyo geceyi bütün ülkeye canlı yayınladı. Atatürk’ün talimatıyla gerçekleşen Ayasofya’daki Kadir Gecesi ertesi günkü gazetelerin manşetlerindeydi. 4 yıl sonra başka bir şubat günü Ayasofya’nın müzeye çevrileceği söylense o gün kimse inanmazdı. Nasıl olduğunu anlamak için hikâyenin en başına gitmemiz gerekiyor…

Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeki Tokatlıyan Pasajı bir zamanların ünlü Tokatlıyan Oteli’ydi. 12 Haziran 1929 akşamı, akşam yemeği için 8 zengin ve ünlü Amerikalı bu otelde buluştu. Ayasofya’nın “kaderini değiştirecek” Bizans Enstitüsü o akşam bu otelde kuruldu. O akşam yemekteki Amerikalılardan biri 10 yıl önce de başka bir görev için İstanbul’a gelmişti.
Charles R. Crane Amerikalı zengin bir iş adamıydı. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından toplanan Paris Konferansı sonrası ABD başkanı Wilson’un talimatıyla kurulan komisyonun üyesi olarak Osmanlı coğrafyasını dolaşmıştı.
Görevi; Osmanlı devletinde Amerikan mandasının koşullarını araştırmaktı.
İstanbul’da siyasi, bürokratik, askerî ve entelektüel çevrelerle görüşmeler yapmış, Sivas Kongresi’ne delege (ya da gözlemci) olarak davet edilmiş, yerine gönderdiği Amerikalı gazeteci Mustafa Kemal Paşa’yla 3 saatlik bir görüşme gerçekleştirmişti.

Güncelleme Tarihi: 31 Ocak 2019, 17:14
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5