banner5

banner29

Dünya demokrasisi için mücadele eden Woodrow Wilson'un tarihi konuşması

Amerikalı politikacı, devlet adamı, ABD’nin 28. Başkanı olan I. Dünya Savaşı’ndan sonra insanlığın yeni felaketlere sürüklenmesini önlemek için Wilson İlkeleri'ni ortaya atan Woodrow Wilson'un o tarihi konuşması...

Tarih 29.01.2020, 17:03 30.01.2020, 17:36
Dünya demokrasisi için mücadele eden Woodrow Wilson'un tarihi konuşması

“Dünya demokrasi için güvenli bir yer haline getirilmelidir.”

Amerikalı politikacı, devlet adamı, ABD’nin 28. Başkanı Wilson, Amerika’nın önde gelen üniversitelerinden Princeton Üniversitesi’nden mezun olmuş, eğitimi sırasında parlak bir öğrenci sayılmasa da hitabet ve edebiyat kulüplerinde sivrilmiştir. Wilson, savaşın sonlarına doğru uluslararası bir sistemin kuruluşu için çalışmış ve Wilson İlkeleri olarak bilinen ve diplomasi tarihinde özel bir yer alacak olan 14 maddelik prensiplerini ortaya koymuştur.

Wilson İlkeleri, I. Dünya Savaşı’ndan sonra insanlığın yeni felaketlere sürüklenmesini önleyecek barış düzeninin temel ilkeleri olarak görülmüştür. Uluslararası siyasette ahlakî bir standardın gerekliliğini savunmuştur. Konuşmalarında bu ton açıkça sezilmektedir. 

“Atmakta olduğum adımın çok ciddi, hatta trajik bir nitelik taşıdığını ve getirdiği muazzam sorumlulukları çok iyi bilerek ama aynı zamanda anayasal görevim addettiğim şeye hiç tereddütsüz riayet ederek; Kongre’nin, Alman İmparatorluk hükümetinin yakın zamanda izlediği tutumu, ‘ABD hükümetine ve halkına savaş açmak’ şeklinde değerlendirmesini öneriyorum. Ayrıca Kongre’nin, bu şekilde kendisine dayatılmış ‘savaşan devlet’ statüsünü resmen kabul etmesini, sadece daha kapsamlı bir savaşı sona erdirmek üzere -aynı zamanda da, Alman İmparatorluğu hükümetine koşulları kabul ettirip- bütün yetkisini kullanmasını ve bütün kaynaklarını harekete geçirmesini öneriyorum.

Düşmanca amaçlara yönelik bu meydan okumayı kabul ediyoruz, çünkü biliyoruz ki böyle yöntemler uygulayan böyle bir hükümet, asla dostumuz olamaz ve onun hangi amaca yönelik olduğunu bilemediğimiz şeyleri gerçekleştirmek için hep tetikte bekleyen örgütlü gücü var oldukça, dünyanın demokratik yönetimleri için kesin güvenlik söz konusu değildir. Şu anda, özgürlüğün bu doğal düşmanının dövüş çağrısını kabul etmek üzereyiz ve onun hak iddiaları ile gücünü durdurmak, sona erdirmek için gerekirse ulusun bütün kuvvetlerini sonuna kadar kullanacağız. Gerçekleri her türlü sahte görüntüden, her türlü maskeden sıyrılmış haliyle görebildiğimiz şu anda, artık dünyada kesin barışı sağlamak için, Almanya’daki halklar dahil dünya üzerindeki tüm halkların özgürlüğü için dövüşecek olmaktan sevinç duyuyoruz. Büyük ve küçük bütün ulusların hayatı ve dünyanın her tarafındaki insanların, ‘nasıl bir hayat sürüp kime itaat edeceklerine kendi başlarına karar verme hakları’ için dövüşecek olmaktan sevinç duyuyoruz.

Dünya, demokrasi için güvenli bir yer haline getirilmelidir. Dünyada barış, politik özgürlüğün denenerek doğrulanmış temelleri üzerinde kurulmalıdır. Biz bencilce amaçlara hizmet etmiyoruz. Fetih arzusunda değiliz, sömürge bulma arzusunda değiliz. Seve seve feda edeceğimiz canlar için maddî tazminat istemiyoruz. Sadece insanlığın haklarını savunanlardan bir tanesiyiz. Bu haklar, ulusların inancı ve özgürlüğü sayesinde güvence altına alınmış olduğunda rahata ereceğiz. Kinle ve bencilce amaçlarla dövüşmediğimiz, kendimiz için bir şeyin peşinde olmadığımız ve sadece bütün özgür insanlarla paylaşmayı isteyeceğimiz şeylerin peşinde olduğumuz için, eminim ki savaştaki harekâtlarımızı ihtirasla değil, uğruna dövüşmeye yemin ettiğimiz hakkaniyet ve doğruluk ilkelerine büyük bir titizlikle uyarak gerçekleştireceğiz.

Biz, kinle değil; bir halka karşı düşmanca duygularla, bir halkı incitme ya da zarara uğratma amacıyla değil; sadece insanlığa ve doğruluğa yakışır her türlü kaygıyı bir yana bırakıp cinnete tutulmuş olan sorumsuz bir hükümete silahla karşı koymak adına harekete geçmekteyiz. Bu nedenle de, doğruluğa ve adalete tümüyle uygun bizler için, yüce bir ruh sergileyerek savaşmak çok kolay olacaktır.

Bir kez daha belirtmek istiyorum: Bunları yürekten söylediğimize inanmak şimdilik onlar için ne kadar zor olursa olsun, bizler Alman halkının içten dostuyuz ve aramızda, geçmişteki gibi karşılıklı yarara dayalı yakın ilişkilerin yeniden kurulmasından başka bir şey istemiyoruz. Bütün bu sıkıntılı aylar boyunca, sırf o dostluk adına katlandık şimdiki hükümetlerine; başka türlü imkânsız olacak bir sabır ve tahammül gösterdik. Alman kökenli olup doğal olarak Almanlığa sempati besleyen ve aramızda yaşayarak hayatı bizimle paylaşan milyonlarca erkeğe ve kadına, günlük tavır ve davranışlarımızla bu dostluğu kanıtlama fırsatı bulmaktan mutluluk; bu sınav anında komşularına ve devletine bağlı kalanlara, bunu kanıtlamaktan onur duyacağız.

En az daha önce başka bir yere bağlanmamış, başka bir yere bağlılık için and içmemiş olanlar kadar onlar da hakikî ve sadık birer Amerikalıdır. Farklı düşünüp farklı amaçlar taşıyabilecek olan küçük bir azınlığa, doğru yolu gösterip onların önünü kesmekte de yanımızda olacaklardır. Her türlü sadakatsizlik, demir bir yumruk bulacaktır karşısında. Ve bir sadakatsizlik boy gösterecek olursa da bu, ancak bir istisna olarak, yasalara saygı duymayan ve kötü niyet besleyen çok küçük bir azınlık dışında kimsenin yüz vermediği bir sadakatsizlik olacaktır. Sayın Kongre üyeleri, huzurunuzda konuşurken, çok üzücü ve zorlu bir görevi yerine getirmeye çalıştım. Önümüzde çok çetin bir sınav ve fedakârlıklarla geçecek aylar bulunmaktadır.

Barışa gönül vermiş bu büyük ulusu savaşa sokmak, savaşların en kötüsüne ve en fecisine, doğrudan uygarlığın tehlikede olduğu bir savaşa sokmak korkunç bir şey. Ama doğruluk ve hakkaniyet, barıştan daha değerlidir. Biz de, her zaman kalbimizde taşıdığımız şeyler adına; demokrasi adına; otoriteye boyun eğenlerin, yönetimde söz sahibi olma hakkı adına; özgür halklardan oluşmuş, bütün uluslara barış ve güvenlik getirecek ve sonunda dünyayı özgürlüğüne kavuşturacak bir ittifakın hakları adına savaşacağız. Böyle bir vazife uğruna canlarımızı ve servetlerimizi, bizi biz yapan ve bize ait olan her şeyi; Amerika’nın bir ulus olarak doğuşuna, mutluluğuna ve elinde bir hazine saydığı barışa temel olan ilkeler uğruna kanını ve gücünü harcama ayrıcalığına kavuştuğu o günlere ermenin gururuyla feda ederiz. Bu göreve koşmaktan başka çare yoktur. Tanrı Amerika’ya yardımcı olsun.”

Washington DC, 2 Nisan 1917

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?