banner30

banner29

Fazlullah Hurufi, şeytanın oyununa gelmiştir! Ya Timurlenk?

Habervakti yazarı Prof. Dr. Ali seyyar Hurufilik fırkasının kurucusu Fazlullah Hurufi'yi anlattığı yazı dizisinde 4. makalesini yayınladı. Prof. Dr. Seyyar'ın, "Fazlullah Hurufi, şeytanın oyununa gelmiştir! Ya Timurlenk?" başlığıyla yayınladığı yazısı okuyucuları tarafından beğeni topluyor...

Tarih 21.02.2020, 13:09 21.02.2020, 15:10
Fazlullah Hurufi, şeytanın oyununa gelmiştir! Ya Timurlenk?

İşte Prof. Dr. Ali Seyyar'ın o yazısı:

Fazlullah Hurufi, şeytanın oyununa gelmiştir! Ya Timurlenk?(4)

Fazlullah, 34-35 yaşlarında Tebriz’de Hz. Âdem, Hz. İsâ ve Hz. Muhammed’i (sav) aynı rüyada hep birlikte gördükten sonra ehil ve güvenilir bir rüya tabircisine müracaat etmemiştir. Kendi başına yapmış olduğu tevhit inancına ters düşen rüya tevili, öyle görünüyor ki şeytanın sinsî bir müdahalesiyle ortaya çıkmıştır. Bırakınız kendisinin Mehdi/Mesih olması, Fazlullah, şaşırtıcı bir şekilde peygamberlik makamının bile üstünde olduğuna inanmaya başlamıştır. Nasıl olduysa şeytanın vesvesesiyle bu basit yalancı oyuna, bizzat kendisi iman etmiş ve hidayet yolundan uzaklaşabilirim endişesine hiç kapılmamıştır. Şu uyarıcı âyeti keşke o anda hatırlayabilseydi de bu sapık düşünceden hemen Allah’a sığınmış olsaydı:

“Gerçekten bunlar (şeytanlar), onları (velileri) yoldan alıkoyar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanır.” (Zuhruf: 37).

Allah’ın kullarına tanıdığı cüz’i iradenin, bir rüyaya dayandırarak, kulun ‘hür’ aslında dikkatsizliğin ve rikkatsizliğin bir sonucu olarak şeytanî iradesiyle küll-i irade boyutuna dönüştürmesi ve kişinin kendisini ‘Peygamber/ilah’ konuma getirmesi, açıkça sapkın bir tutum ve davranıştır.

İster bir manevî önder (veli, şeyh, hoca, mürşit vb) olsun, isterse siyasî bir lider (Diktatör, Sultan; Han vb.) olsun fark etmez, kim kendini “ilah” yerine koyma cüretini gösterirse, aslında ruhunu firavunlaştırmış olur. Herhangi bir ülkede adaletin yerine zulüm hâkim ise, bu orada güç sahibi olan herhangi bir siyasî liderin nefsine/şeytana uyarak, cüz’i iradesini yanlış kullanmasının acı bir sonucudur. Bir yerde de bid’at ve hurafeler gibi manevî sapkınlıklar revaçta ise, bu da orada din adına sözde tebliğde bulunan sapkın tarikat liderlerinin nefislerine yani şeytanın tuzağına düşmelerinin vahim bir neticesidir.

Şeytan, gaflete düşürebilecek adayların kimlik, makam ve özelliklerine göre bazı özel mantıkî tuzaklar hazırlar. Onları gaflete, yani delalete düşmelerine sağlayacak nefse cazip gelen ve aslında cüz’i iradelerini mahkûm eden bir teşebbüste bulunur. Bir kere siyasî/manevî yönden nüfuzu olan bir lider, anlık gaflete daldı mı, cüz’i iradesini kaybetmeye başlar, hakikat ölçülerini unutur ve uyarıcı istişareleri artık dikkate almaz. Düşmanlığında haddini aşmaya başladığında münafıklığın alametlerini de sergilemeye başlar.

Gaflete İyice Sarılmak, Kalıcı Sapkınlığa Yol Açar

Şeytanın yoluna girdiklerini fark edemeyecek kadar şuursuz hâle gelen kişiler, gaflet içinde hem inatçı, hem de sabit fikirli olur. Kendilerine ikazda bulunulduğu halde yine de bildiklerinden şaşmazlar ise en nihayetinde biri siyaseten, diğeri de dinen kendini dokunulmaz ilan eder. O noktadan sonra artık adalete/hakikate dönmenin kendi kendini inkâr etmek anlamına geleceğini vehmeden nefsanî/şeytanî akıl, iflas etmiş cüz’i iradesiyle daha çok gaflete yapışır. O gaflet türü, anlık bir gafletten ziyade sistemli bir şekilde pekiştirilmiş kalıcı gerçek bir sapkın hâlidir.

İdeolojiyle/ulûhiyetle sistemleştirilmiş gaflet, artık o kişinin tek var oluş gayesidir. Bunun için her türlü siyasî/ideolojik/dinî slogan kullanmak ve bunun için mücadele etmek, sadece siyasî/manevî liderin değil takipçilerin de itaat kültürünün bir yansıması olarak genelde gönüllü olarak ifa edilen anlamsız bir görevdir.

Halbuki bu iddia ve sloganlar, akıl, mantık ve itidalden uzak cazip bir yalana dayanır. Ama siyasî/manevî liderler, bazen acziyetlerini bile bile kendi yalanlarına inanmak mecburiyetinde kaldıkları ve(ya) nefsanen istedikleri için (mitomani), inanmışlık inancı ile o kadar gerçekçi görünürler ki, özellikle avam tabakasından gelen takipçileri bile o yalana liderlerinden daha fazla inanır (kolektif paranoya). Fazlullah bağlamında somut bir örnek vermek gerekirse:

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Aşı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Aşı hakkında ne düşünüyorsunuz?