Herkes Allah'a inanıyor ama başka varlıkların kulu!

"İnsanlar iman ettik demekle bırakılacaklarını ve sınanmayacaklarını mı zannediyorlar?" ayeti gereği iman eden fakat sınanacağını unutarak şirk bataklığının içinde olduğunu fark edemeyen modern insana Peygamber hayatlarından örneklerle uyarılar..

Herkes Allah'a inanıyor ama başka varlıkların kulu!
Muharrem Erhan Koyuncu, "Bunu biz yapmayalım" başlıklı yazıda kıssaları hayata taşıma ve Allah'a inandığı halde kula kul olan, hakikati tekeline alan ve şirk eyleminin farkında olmayan insan prototipini kaleme aldı:

Yine aynısı oldu.

Yine o kısır döngünün içine düştü insanlık.

Yine kimsenin ne yaptığından haberi yok!

Yine herkesin aslında amacı Allah’a şirk koşmak değil!

Yine herkes Allah’a inanıyor ama başka varlıkların kulu!
Hz. Adem (as) gibi tövbe ile dönüş yapıp Müslüman olarak ölmeyi, Hz.İbrahim’in (as) ve Hz.Yakub’un (as) çocuklarına vasiyet ettiği gibi ölümün kendisini alt etmesine izin vermemeyi dert edinen yok gibi.


Hz. Nuh’un (as) “yanımdan kovmayacağım” dediği, ilkelerinden vazgeçmedikleri için “aşağı tabakadan” yaftası vurulmuş insanların mı dediği oluyor yoksa onlara bu yaftayı vuran “meleler” mi dediklerini yaptırıyor içinde yaşadığımız toplumda,

Hz. Hud’un (as) “aslı olmayan şeyler uyduran kimselersiniz sadece” dediği müfterilerin bu zamanda uydurdukları putlara salonlarda, stadyumlarda binlerce kişi aynı ağızdan cemaat halinde ibadet ediyor.


Hz. Salih (as) hakkında; kendi putlarına, geleneksel inançlarına, kurulu şirk düzenlerine laf etmediği zamanlarda umut beslerken, tek Allah’a kul olmaya dâvet ettiğinde ona deli muamelesi yapanları düşünün. Şimdilerde yeteneği, becerisi, parlak zekâsı ile öne çıkan siyasetçi, sporcu, sanatçı vs.nin Müslüman kimliğini ön plana çıkartan bir söylemi olduğunda ona yüz çeviren soysuzlarla aynı tipoloji değil mi?


Hz. İbrahim’in (as) paramparça ettiği putların manevi putlar olduğu tevilini inceden inceye yaymaya çalışanlara bu putların bal gibi de taştan, kilden, alçıdan, mermerden yapılmış putlar olduğunu da hatırlatmak lâzım.


Hz. Lût’un (as) “her türlü ölçüyü aşan azgın bir toplumsunuz!” dediği kavminin işlediği günahın aynısını işleyenler, organize olup dünyanın önemli başkentleri ve büyük şehirlerinde festivaller düzenleyerek meydan okumalarını devam ettiriyorlar.


Hz. Şuayb’ın (as) uyardığı;ölçüyü, tartıyı, ticareti hile hurda ile yapıp zengin olan “ağaçlı vadi kavminin” yerini, olmayan evleri projeden, maketten üstelik faiz ile satıp zengin olan “betonlu vadi kavmi” aldı.  Hz. Şuayb (as) gibi yaklaşan akıbetten korkmamak elde değil.

Hz. Musa’nın (as) tebliğine yüz çeviren Firavun ve onun seçkinler çevresi hiçbir şekilde sağduyu ürünü olmayan hükümler uydurdular, halkı ateşe sürüklediler de şimdi yöneticilerine sorgusuz sualsiz boyun eğen halkın firavunu ve seçkinler çevresi boş mu duruyor? Kararlarına, ilkelerine uyduğu, sözlerine inandığı hocayı, lideri, yöneticiyi, gittiği menzili sorgulayan mı var?


İsrailoğullarının bu anlatılanları kendi kitaplarında okumuş olmalarına rağmen din adamlarını Rabb edinmeleri dolayısıyla gereken dersleri çıkaramadıklarını, Yahudi din adamlarının inkar edenlerin ilki olduklarını Kur’ân’dan öğreniyoruz. (Ey İsrailoğulları! Size ettiğim iyilikleri aklınızdan çıkarmayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. Sizin yanınızda olanı (Tevrat’ı) onaylayıcı olarak indirdiğime (Kur’ân’a) inanın. Onu görmezlikten gelenlerin ilki olmayın! Âyetlerimi geçici bir bedele karşılık satmayın! Yalnız benden çekinerek kendinizi koruyun! (Bakara 40-41) Peki bu kıssaların fonksiyonu İsrailoğulları ve ruhbanları ile mi sınırlı, bizim din adamlarımız bu kıssaların günümüz karşılıkları hakkında ne düşünüyor acaba?


Allah’ın azabı ile sonuçlandığı için bize bir ders olsun diye anlatılanlar gösteriyor ki insanlar çağlar boyu hep kendi kendilerine zulmettiler ve ne yazık ki aynı zulüm şimdi de sürüyor. Rabbimizin, halkı zalim olan kasabaları tepelediği zamanlarda ne yaşanıyorsa şimdi de aynı şeyler yaşanıyor. Atalarının vaktiyle şirk günahını işleyip ahmakça sapanların ve onların saptırdıklarının torunları da şimdi aynı sapkınlık ve şirk günahı içerisinde debeleniyor.


Bütün bu anlatılanlardan Kur’an-ı Kerim sayesinde haberdar olan Allah ve Rasûlu’nun sıkı takipçileri ise o Son Gün başa gelebilecek azap dolayısıyla korku ve umut arasında bir ömür sürmenin ve can emânetini Müslüman olarak verebilmenin peşinde.

İmanlarına şirk bulaştırmadan, günah olan şeyin yakınından bile geçmeden, zulümde ısrar edenlere meyletmeden nasıl yaşarım, ailemi her türlü şirkten ve uydurulmuş  putlardan nasıl koruyabilirim derdinde.

Sabır sınavında.

Vesselam…

Güncelleme Tarihi: 07 Mayıs 2018, 15:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5