banner5

banner29

Japonya'ya atom bombası atılması kararını veren Franklin Roosevelt’in o tarihi konuşması

Japonya'nın Amerika'yı vurmasından sonra o dönemin ABD Başkanı olan Franklin D. Roosevelt’in kongrede yaptığı tüm Amerika halkının tek yürek olduğu, nükleer çağı başlatan o tarihi konuşma...

Tarih 29.01.2020, 17:24 30.01.2020, 18:09
Japonya'ya atom bombası atılması kararını veren Franklin Roosevelt’in o tarihi konuşması

Amerikan halkı, hakka dayanan gücüyle, kesin zafere ulaşacaktır!”

Amerikalılar gafil avlanmışlardı. İlk saldırı dalgası havalimanlarını ve savaş gemilerini hedef aldı. İkinci dalga ise diğer gemi ve liman tesislerini vurdu. Hava saldırısı saat 9.45’e kadar devam etti. Sekiz savaş gemisi ağır yara almış, beşi de batmıştı. Üç hücumbot, üç destroyer ve üç de ufak çaplı gemi batırılmış, 118 savaş uçağı tahrip edilmişti. Japonlar ise 27 savaş uçağıyla birlikte, iç limana sızarak torpido göndermek isteyen beş küçük denizaltılarını kaybetmişlerdi. Japonların öncelikli hedeflerinden olan, Amerikan Pasifik Filosu’nun üç ağır topu Lexington, Enterprise ve Saratoga uçak gemileri, saldırı esnasında limanda olmadıkları için bu yıkımdan kurtulabilmişti. Tarihe Pearl Harbor Baskını olarak geçen bu sürpriz saldırı Amerika’ya ağır bir fatura çıkardı; 2 bin 335 askerin yanı sıra 68 sivil hayatını kaybetti, bin 178 kişi de yaralandı. Saldırının belki de en dramatik tarafı, USS Arizona savaş gemisinin ön kısmında bulunan cephaneliğin bin 760 paundluk bir bombayla infilak etmesi sonucu binin üzerinde mürettebatın bir anda sulara gömülmesiydi. Amerikan radyoları, sürpriz saldırıyla ilgili haberleri, o zamanlar çok moda olan pazar öğleden sonrası eğlence programlarını keserek kamuoyuna duyurdu. Haber, ülke genelinde bir şok dalgası gibi yayıldı; gençler, orduya yazılmak için askerlik şubelerine akın etti. Saldırı sadece Amerikan halkının dönemin Başkanı Franklin D. Roosevelt’in arkasında tek yürek olarak bir araya gelmesini sağlamadı, aynı zamanda Amerika’nın dünya meselelerine karışmama şeklinde özetlenebilecek izolasyon politikasını da tarihin çöp sepetine attı. Sürpriz saldırıya Amerika’nın sürpriz olmayan yanıtı gecikmedi. 8 Aralık Pazartesi günü Kongre’de bir konuşma yapan Başkan Roosevelt, Japonya’ya savaş ilan edilmesi çağrısında bulundu. Roosevelt, bu konuşmasıyla, bir yandan Amerika’yı günümüze kadar bir süper güç olarak getiren süreci başlatırken; diğer yandan da, savaşın sonunda Japonya’nın ‘atomlanması’ göz önüne alındığında, nükleer çağın da startını veriyordu! 

“Sayın Başkan Yardımcısı, Sayın Konuşmacı, Senato ve Temsilciler Meclisi’nin Sayın Üyeleri!

Dün, -her zaman lanetle hatırlanacak o gün- 7 Aralık 1941 günü, Amerika Birleşik Devletleri, Japon İmparatorluğu hava ve deniz kuvvetlerinin ani ve kasıtlı saldırısına uğramıştır. Birleşik Devletler, bu ulusla barış içindeydi ve Japonya’nın da onayıyla, Pasifik’teki barışın muhafaza edilmesi yönünde bu ülke hükümeti ve imparatoruyla temas halindeydi. Aslında Japon hava birliklerinin Amerikan adası Oahu’daki bombardımanlarına başlamasından bir saat sonra, Japonya’nın Amerika Büyükelçisi, Dışişleri Bakanımıza, kısa süre önce gönderilen bir Amerikan mesajına karşılık olarak resmî bir cevap sunuyordu. Bu mesaj mevcut diplomatik müzakerelerin sürdürülmesinin gereksizliğini ortaya koyuyordu; mesajda, bir savaş ya da saldırıya dair herhangi bir tehdit ya da ima bulunmuyordu.

Hawaii’nin Japonya’dan olan uzaklığı, bu saldırının kasıtlı olduğunu ve günler ya da haftalar öncesinden planlandığını gösteriyor. Bu dikkate alınacaktır. Müzakerelerle geçen zaman boyunca Japon hükümeti, yanlış açıklamalar ve barışın devamına yönelik sahte beyanatlarla Birleşik Devletleri kasıtlı olarak aldatmaya gayret etmiştir. Dün Hawaii adalarına yapılan saldırı, Amerikan deniz ve hava kuvvetlerine ağır bir darbe vurmuştur. Birçok Amerikalının hayatını kaybettiğini söylemekten üzüntü duyuyorum. Buna ek olarak, San Francisco ve Honolulu arasında bazı Amerikan gemilerinin torpido ile batırıldığı haberleri geliyor. Japon hükümeti dün aynı zamanda Malaya’ya da saldırılar düzenledi. Dün gece Japon kuvvetleri Hong Kong’a saldırdı. Dün gece Japon kuvvetleri Guam’a saldırdı. Dün gece Japon kuvvetleri Filipin adalarına saldırdı. Dün gece Japon kuvvetleri Wake Island’a saldırdı. Ve bu sabah Japon kuvvetleri Midway Island’a saldırdı. Japonlar bunun için Pasifik bölgesi boyunca sürpriz bir saldırı yayılması yapmışlar. Dünün ve bugünün gerçekleri yeteri kadar açık. Birleşik Devletler halkı, çoktan kararını verdi ve ulusumuzun güvenliği ve varlığına dönük bu tehlikeyi anlayabiliyor.

Ordu başkomutanı olarak savunmamız için gereken tüm önemlerin alınmasını emrettim. Tüm ulusumuz, bize karşı yapılan katliamın karakterini daima hatırlayacak. Bu planlanmış işgali bertaraf etmemiz ne kadar uzun sürerse sürsün, Amerikan halkı, hakka dayanan gücüyle, kesin zafere ulaşacaktır. İnanıyorum ki, sadece kendimizi sonuna kadar savunmakla kalmayacağımızı; aynı zamanda bu tür bir ihanetin bir daha bizi gafil avlamaması için elimizden geleni yapacağımızı söylediğimde, Kongre’nin ve halkın iradesini yansıtmış oluyorum. Düşmanlıklar gayet somut. Halkımızın, topraklarımızın ve çıkarlarımızın büyük bir tehlike içinde bulunduğuna şüphe yok. Ordumuza duyduğumuz güven ve halkımızın sarsılmaz kararlılığıyla, kaçınılmaz zafere ulaşacağız. Tanrı yardımcımız olsun. Kongre’nin, Japonya tarafından 7 Aralık Pazar günü gerçekleştirilen bu sebepsiz ve korkakça saldırıdan itibaren, Birleşik Devletler ile Japon İmparatorluğu arasında savaş durumunun mevcut bulunduğunu ilan etmesini istiyorum.”

8 Aralık 1941 Üç gün sonra, 11 Aralık’ta Japonya’nın müttefikleri Almanya ve İtalya, Amerika’ya savaş ilan etti. Amerikan Kongresi de her iki ülkeye savaş ilan ederek karşılık verdi. Böylelikle Avrupa ve Güneydoğu Asya savaşları, Mihver Güçler olarak bilinen Japonya, Almanya, İtalya ve müttefikleri ile Müttefik Güçler olarak bilinen Amerika, İngiltere, Sovyetler Birliği ve müttefikleri arasındaki küresel bir çatışmaya döndü. İkinci Dünya Savaşı artık daha da alevli hale gelmişti!

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?