Marcus ANTONİUS'un tarihi konuşması !

Marcus Antonius’un, Sezar’ın ölümünden sonra Brutus’un iznini de alarak yaptığı konuşma, siyaset dünyasının ne türlü entrikalarla yoğrulabileceğinin en güzel örneklerinden biridir. İşte Marcus ANTONİUS'un o tarihi konuşması !

Marcus ANTONİUS'un tarihi konuşması !

 “Sezar’ı bıçaklayan şerefli insanlara!”

Marcus Antonius’un, Sezar’ın ölümünden sonra Brutus’un iznini de alarak yaptığı konuşma, siyaset dünyasının ne türlü entrikalarla yoğrulabileceğinin en güzel örneklerinden biridir.  Shakespeare, “Julius Caesar” metni içinde gösterdiği gerçekçiliğini en fasih biçimde Antonius’un bu konuşmasıyla ortaya koymaktadır.  Sezar’ın öcünü almak isteyen Antonius, kendisine verilen konuşma fırsatını çok iyi değerlendirmiş ve halkı Brutus’a karşı kışkırtmıştır. Brutus aslında bir insan ve devlet adamı olarak Sezar’ı sever. Fakat Sezar’ın eline daha çok güç geçerse bunu suîistimal edeceğine inandırılmıştır.

Gerçekte kendileri için büyük tehlike arz eden Antonius’un öldürülmesinin önüne geçer, Sezar’ın öldürülmesiyle her şeyin çözüleceğine inanmıştır çünkü. Brutus soyut bir iyilik zihniyetiyle Sezar’ı öldürmüş, halka bunu anlattığında da halkı kendisinin haklı olduğuna inandırmıştır. Brutus’tan sonra kürsüde yerini alan Antonius ise gerçekleri kendi çıkarına kullanmayı başarır. Halkı, Sezar’ın ölüsünün önünde öç almaya zorlar. Brutus bu başkaldırıya cevap veremez. İnsanlar konuşmanın sonunda katillerden hesap sormaktadır. Ülke, bir iç savaşa doğru hızla sürüklenir; düzen alt üst olur. Antonius bu karmaşada sağ kalmış, Brutus ise gerçeklikten ayrılmakla yaptığı yanlışı geç de olsa anlamıştır.


Antonius: Canım Romalılar, Dostlar, Romalılar, yurttaşlar, dinleyin, Ben Sezar’ı gömmeye geldim, övmeye değil. İnsanın ettiği kötülük yaşar ardından, İyilikleriyse toprağa gider kemikleriyle. Bırakın öyle olsun Sezar için de. Soylu Brutus, ‘muhteris’ dedi Sezar için, Öyleyse ağır bir suç bu. Ve Sezar bütün ağırlığıyla ödedi suçunu, Burada Brutus ve ötekilerin izniyle. Çünkü Brutus şerefli bir insandır, Ötekiler de öyle hep şerefli insanlardır. Konuşmaya geldim Sezar’ın cenazesinde. Dostumdu, vefalı ve dürüsttü bana karşı, Ama Brutus, ‘muhteristi’ diyor. Brutus şerefli bir insandır. Sezar nice esirler getirdi Roma’ya, Fidyeleriyle devlet hazineleri doldu, Bundan ötürü mü muhteris göründü Sezar? Fakirler ağlayınca gözleri yaşarırdı, Bir muhteris daha katı yürekli olsa gerek. Ama Brutus, ‘muhteristi’ diyor, Brutus ise şerefli bir insandır. Geçen bayram hepiniz gördünüz, Krallık tacını üç kez sundum ona. Üçünde de almadı. İhtiras denir mi buna? Ama Brutus, ‘muhteristi’ diyor. Brutus şerefli bir insandır şüphesiz. Ben Brutus’a karşı konuşmuyorum, hayır.  Bildiğim kadarını söylüyorum yalnız. Hep sevdiniz onu bir zamanlar, Boşuna da değildi elbet sevginiz, Sonra ne oldu da yanmıyorsunuz ölümüne? Ey düşünce, yırtıcı hayvanlar arasına kaçmışsın, İnsanlar yitirmiş akıllarını... Bağışlayın beni, Yüreğim şurada şimdi, Sezar’ın tabutunda. Konuşamam dönünceye kadar bana. ........ Daha dün Sezar’ın bir sözü, Dünyadan daha ağır basardı. Şimdiyse serilmiş yatıyor şurada, Bir dilenci bile eğilmez olmuş önünde.


Ah kardeşler!

Ben yüreklerinizi, kafalarınızı Azdıracak, ayaklandıracak bir insan olsaydım, Brutus’a da Kasius’a da kötülük edebilirdim. Ama bilirsiniz, şerefli insanlardır onlar. Onlara kötülük etmek istemem. Bir ölüye, kendime ve sizlere zararlı olmam daha doğru O şerefli insanlara kötülük etmekten. Ama bir yazı var, Sezar’ın mührü basılmış, Çekmecesinde buldum, vasiyetnamesi Sezar’ın, Bunları halka okusam, ki hoş görün, Hiç okumak niyetinde değilim, Bir okusam bunları, halk doğru gider, Yaralarını öperdi ölmüş Sezar’ın.
Mendillerini boyardı kutsal kanına. Ne kanı, tek kılını dilenirdi saçlarının. Anmak için Sezar’ı ve ölürken de, Değerli bir miras diye bırakmak için Çocuklarına.

Halk: Vasiyetname! Vasiyetname! Okunsun Sezar’ın vasiyetnamesi!

Antonius: Sabırlı olun dostlarım, okumam doğru olmaz. Sırası mı şimdi bilmenizin, Sizi ne kadar sevdiğini Sezar’ın? Odun değil, taş değil, birer insansınız. İnsan olarak dinleyince de Sezar’ın dileklerini Tutuşur yürekleriniz, deliye dönersiniz.
Bilmemeniz daha iyi, Her şeyini sizlere bıraktığını. Bilirseniz neler, neler olur kim bilir!

Halk: Oku, dinlemek istiyoruz! Oku Antonius! Oku Sezar’ın vasiyetnamesini!

Antonius: Sabırlı olun, bekleyin biraz ne olur! Fazla ileri gittim, korkarım, Size bu vasiyetnameden söz etmekten Bir zararım olmasından korkuyorum doğrusu, Sezar’ı bıçaklayan şerefli insanlara. Korkuyorum gerçekten.

Halk:  Alçak katil herifler! Okunsun! Sezar’ın vasiyeti okunsun! Antonius: Anlaşıldı, zorla okutturacaksınız bana. Öyleyse bir halka olun Sezar’ın çevresinde, Göstereyim size bu dilekleri yazanı. İnebilir miyim? İzin veriyor musunuz bana? Halk: Haydi in, izin veriyoruz dilediğin yerde konuşmana, Halka olun, çevrilin şöyle! Tabuttan uzaklaşın, açılın biraz! Antonius’a yer verin, yüce Antonius! Açılın, yer verin, çekilin geriye!

Antonius:
Yaş varsa gözlerinizde, hazır olun dökmeye, Bu şalı hep bilirsiniz, ben hiç unutmam, Onu Sezar’ın üstünde ilk gördüğüm günü. Bir yaz akşamı çadırındaydık, Nervius’un ordularını yendiği gün. Bakın şurasından girmiş hançeri Kasius’un. Şurasını ne hırsla yarmış Casca. Şurasından o çok sevdiği Brutus bıçaklamış! Geri çekerken de lanetlik hançerini, Bakın nasıl gelmiş ardından Sezar’ın kanı? Kapılara fırlayıp anlamak ister gibi, Gerçekten Brutus mu, değil mi diye Böylesine hoyratça vuran. Çünkü biliyorsunuz, Brutus, Koruyucu meleğiydi Sezar’ın. …. Aldığı yaraların en acısı bu oldu. Vurduğunu görünce Brutus’un, Nankörlük, hıyanetin kollarından beter, Yıktı bitirdi onu, yarıldı aslan yüreği, Kapayıp yüzünü koca Sezar, Düştü Pompeius heykelinin dibine, Kanlarının oluk oluk aktığı yere. Ah, o ne düşüştü o, yurttaşlar, Ben, sen, hepimiz düştük onunla, Ve en kanlı hıyanet geçti başımıza. Elbet ağlarsınız böyle, duyuyorum içimde Yüreklerinizin nasıl yandığını. Rahmet damlaları bu döktüğünüz yaşlar. Duygulu yürekler, sizleri ağlatan. Bir de şuraya bakın! Bakın, işte kendisi! Delik deşik olmuş ihanet hançerleriyle

Halk: Ne uğursuz günmüş bugün, Kalleşler, alçaklar! Kan dökmenin böylesi görülmemiş, Kanına kan alacağız! Kanına kan! Yürüyelim! Bulalım hepsini! Yakalım! Verin ateşi! Öldürün! Gebertin! Bir tekini sağ bırakmayalım hainlerin!

Antonius: Durun yurttaşlarım! Dostlar! Canım kardeşlerim! Sizi böyle birden isyana sürüklemiş duruma sokmayın beni.
Bu işi yapanlar şerefli insanlardır, Yazık, bilmem neye kızıp da yaptılar bunu. Akıllı, şerefli insanlar hepsi, Elbet haklı sebepler gösterirler size. Ben yüreklerinizi çalmaya gelmedim dostlar, Ben bir söz ustası değilim Brutus gibi, Hep bilirsiniz, ben dostunu seven, kaba saba bir adamım, Bunu bildikleri için izin verdiler halkın önünde konuşmama. Ne zekâm elverir, ne sözlerim, ne değerim, Etkim, inandırma gücüm yeter, Halkın kanını azdırıp tutuşturmaya. Ben içimden geleni söylüyorum düpedüz, Sizin de bildiğiniz şeyler söylediklerim.
Canım Sezar’ın yaralarını gösteriyorum. Şu zavallı, güçsüz, dilsiz ağızları Konuşturuyorum kendi yerime. Ama ben Brutus olsaydım, Ya da Brutus, Antonius’un yerinde olaydı, Öyle bir Antonius olurdu ki, Akıllarınızı başlarınızdan alır, Sezar’ın her bir yarasını bir dile çevirip Roma’nın taşlarını yerinden oynatır, Ayaklandırırdı sizi.

Halk: Ayaklanacağız! Brutus’un evini yakalım!

Antonius: Ama dinleyin yurttaşlar, beni dinleyin önce.
Dostlar, ne yapacağınızı bilmeden gidiyorsunuz, Sevgilerinize nesiyle hak kazandı Sezar? Ah bilmiyorsunuz bunu, şunu söylemeliyim size, ‘Vasiyet yazısı var’ dedim, unuttunuz.

Halk: Öyle ya evet! Vasiyet! Durun dinleyelim! Antonius: İşte vasiyeti, Sezar’ın mührüyle hem de. Her Roma yurttaşına, her birine ayrı ayrı, Yetmiş beşer drahmi bırakıyor. Ayrıca Tiber kıyısındaki gezi yerleri, Kendi bağları, bahçeleri, yeni fidanlıkları, Hep size kalıyor, size bırakıyor hepsini,
Size ve mirasçılarınıza, dünya durdukça. Hep birlikte gezip dolaşasınız, Gidip dinlenesiniz diye oralarda. İşte buydu Sezar, bir daha gelir mi böylesi? Halk: Gelmez, dünyada gelmez! Haydi davranın, yürüyün! Kutsal yerde yakalım Sezar’ın ölüsünü. Onu yakan ateşlerle de Tutuşturalım hainlerin evlerini. Antonius: Şimdi bırak, yürüsün! Bir kez ayaklandın ya ey hınç, Dilediğin yere git artık!

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2020, 19:28
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5