Yavuz Sultan Selim'in Şair Hikmet'i(Şair Vehbi) yazdığı şiirden tanıması!

Yavuz Sultan Selim'in çok sevdiği Şair Hikmet(Şair Vehbi) ile arasında geçen tarihi olay halen daha tazeliğini korumaya devam ediyor.

Yavuz Sultan Selim'in Şair Hikmet'i(Şair Vehbi) yazdığı şiirden tanıması!

Şiire olan merakı ve yazdığı şiirlerle tanıan Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in çok sevdiği şairlerden olan kimi kaynaklarde Şair Hikmet kimi kaynaklarda da Şair Vehbi ile arasında geçtiği anşatılan ibretlik olay halen daha anlatılmaya devam ediyor.

İşte o tarihi olayın özeti:

Yavuz Sultan Selim Han mübârek, bir gün nasıl olduysa gönül ehli olan Şâir Hikmet'i yanlışlıkla üzüp, yanından uzaklaşmasına sebep olmuş...

Bu duruma içerlenen Şâir Hikmet ise, diyâr diyâr dolaşıp yerleşecek yer aradıktan sonra, nihâyet Van Müftüsü'nün yanında kâtip olarak çalışmaya başlamış.

Aradan epey bir zaman geçtikten sonra, Sultan Selim Han şâiri tekrar bulmak istemiş, fakat ara ki bulasın..!!

Şair Hikmet, deyim yerindeyse yer yarılmışta içine girmişti sanki.

Koca Selim, düşünmüş, taşınmış ve aklına dahiyane bir fikir gelmiş.

Demiş ki, Ben bir mısrâ yazayım ve bir yarışma düzenlensin. Benim mısrâmı beyte tamamlayan, en güzel mısrâyı yazana mükâfât vereceğimi îlân edeyim.

Çok yakından tanıyordu çünkü Hikmet'i, şüphesiz ki Şâir Hikmet de dayanamayıp, bu yarışmaya katılacaktır, O vakit, onu üslûbundan tanırım.

Ardından şu mısrâyı yazmış:

''Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu''

Hemen münâdîler çıkartılmış ve Devlet-i Âl-i Osmânlı'ın her köşesinde Sultan'ın başlattığı yarışma îlân edilmiş.

Tabiî katılım çok yüksek olmuş, her eli kalem tutan, Sultan'ın mısrâsına bir mısrâ katıp, saraya göndermiş. fakat pâdişah hiçbirisini kabul etmiyormuş.

Her gelene 'Hayır' diyormuş, 'aradığım bu değil.'

Van Müftüsü bu hâli işitince, 'Şansımı bir de ben deneyeyim, nasipse olur' deyip, koyulmuş bir mısrâ yazmaya.

Kendince bir şeyler yazdıktan sonra, bir de kâtibine göstermiş, 'Nasıl olmuş?' diye.

Şâir Hikmet de, 'Şurası şöyle olsa nasıl olur?', 'Şurasını da şöyle değiştirseniz güzel olmaz mı?' derken ortaya aşağıdaki mısrâ çıkmış:

'Ezelden gam turâbıyla yoğrulmuş bir bedendir bu.'

Pâdişah Van Müftüsü'nden gelen beyti okuyunca birden durmuş. 'Tamam' demiş, 'İşte aradığımı buldum. Hemen haber salın bu mısrânın şâirine, saraya gelsin..!!''

Müftü büyük bir heyecanla gelmiş saraya, Pâdişah'la bizzat görüşmek üzere huzûra alınmış.

Sultan Selim, aradığını bulmuş olmanın rahatlığıyla sormuş: Bak müftü efendi, Bu mısrâ ile mükâfâtı hakettin, Lâkin...

Lâkin eğer ben üslûptan şu kadar anlıyorsam, bu mısrâın şâiri sen değilsin..!!

Müftü efendi hiç uzun etmemiş. 'Doğrudur hünkârım' demiş.

Kimdir o halde..??

Söylemiş müftü, 'Kâtibimdir' demiş.

İsmi nedir kâtibinin..??

Hikmet...

Doğru, Hikmet'dir. Elhamdülillâh,
Çağırın öyleyse huzura gelsin.

Çağırmışlar tabiî.

Târihin kahramanlıkları ile yâd ettiği Yavuz Selim Han, şiirden edebiyattan da böylesi anlarmış işte...

Bize de aşağıdaki beyit, yâdigâr kalmış:

Sultan Selim: "Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu"

Şair Hikmet: "Ezelden gam turabıyla yoğrulmuş bir bedendir bu."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5