Tarihsel ve stratejik anlamda İstanbul'un Girit ve diğer depremlerle bağlantısı

Girit’teki depremler ne anlama geliyor? Hangi depremleri tetikliyor. Akdeniz’deki deprem hareketliliğinin anlamı nedir? Tarihte Girit depremleri öncesi ve sonrasında neler yaşanmıştır, hiç araştırdınız mı?

Biz sizin için araştırdık…

Bizim incelememiz öncesinde Prof. Dr. Şükrü Ersoy, Yunanistan’ın güneyinde bir ada olan Girit’teki depremler ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’deki hatırı sayılır medya organları bu açıklamaları yayınladı.

Prof.Ersoy, son haftalarda 6.4 ile 3.0 büyüklüğü arasında çok sayıda depremin yaşandığı Girit depremlerine dikkat çekti. Her zaman deprem ile ilgili tedbirlerimizi almamız gerektiğini bu duyarlılığın ihmal etmeye gelmediği uyarısında bulundu. “Bu kuşak 8.0’den büyük depremler oluşturabilecek kapasiteye sahiptir’’, dedi.

Bir bilim adamı olarak bilimsel çalışmasını ve endişelerini kamuoyu ile paylaştı. Bu paylaşımdan sonra sen kâhin misin? Nereden biliyorsun, hangi ölçümlere dayanıyorsun gibi tenkitler de mutlaka gelmiştir.

Değerli okurlarım, sizin de iyi bildiğiniz gibi bilim adamları güneşin ve ayın hareketlerini takip ederek yıllar öncesinden tutulma yer ve zamanlarını bize asırlardır bildiriyorlar ve hiç yanıldıklarını da görmedik. Çünkü gök cisimleri salise sektirmeden döngülerini tamamlarlar.

Astronomiye oranla yer bilimlerinde ( jeoloji’de ) bu kadar ileri gitmediğimiz, teknolojimizi geliştirmediğimiz doğrudur.  Ancak fay hareketlerinin yönünü, şiddetini, kırılma noktalarını iyi hesap ettiğinizde, tıpkı güneş ve ay tutulmasının hesaplandığı gibi deprem anı da önceden tespit edilebilir.

Sayın Prof. Ersoy’un açıklamalarının dikkate alınması gerektiğini düşünenlerdenim. Ama bu yazımızda sizin çok daha farklı çerçeveden bakmanızı sağlamaya çalışacağım: Bunu yapmak için de öncelikle sizinle birlikte şöyle bir tarih turu yapmamız gerekiyor. Bu araştırma ne zamana kadar götürülmelidir?

Mesela:

M.S.796 yılında yaşanan 9 şiddetindeki Girit depremi; peki bu depremden sonraki deprem sizce hangisidir, nerede olmuştur?

Doğru tahmin ettiniz. Büyük İstanbul Depremi.. Büyüklüğü ise tam 8 şiddetinde… Girit depreminin hemen ardından…

M.S. 865 yılına gelelim: Önce İstanbul 9 şiddetinde sonra yine aynı yıl Girit ve Siklat Adalarında 9 şiddetinde art arda depremler oluyor.

M.S. 1501 yılında yine büyük Girit depremi 9 şiddetinde hemen ardından 1507’de büyük İstanbul depremi 8 şiddetinde…

M.S 1629 yılında yaşanan Girit depremi 8 şiddetinde ve büyük bir tsunamiye yol açıyor. Ardından 1633 yılı İstanbul 6 şiddetinde bir sarsıntıyla irkiliyor.

Sizde AFAD’ın https://deprem.afad.gov.tr/ tarihsel depremler linkinden bahsettiğim ve diğer depremleri sırasıyla inceleyebilirsiniz.

Netice olarak Girit ile İstanbul depremlerinin doğrudan bir ilişkisi var. Hatırlarsanız içinde bulunduğumuz Mayıs ayının başında Girit yine 6.2’lik bir depremin sarsıntısıyla sallanmıştı ve günümüze kadar da hala artçı depremler olmaya devam ediyor. Buraya kadar anlattıklarım bir bilim adamının açıklamasına daha sonrada İstanbul ve Girit depremlerinin tarihsel ilişkisinin açıklanmasına dayanıyordu.  Şimdi gelelim bu işin stratejik-medyatik boyutuna:

Biliyorsunuz filmler sadece para kazanmak için piyasaya sürülmüyorlar. Hele hele son dönemlerde senaryolar, filmler üst akıl tarafından yazılıyor ve kendi senaryolarına toplumu hazırlamak için, yönlendirmek için yapıyorlar. Yapacakları işlerin eylem planlarının ipuçlarını önceden haber veriyorlar. Bu işlere esirgemeden para harcıyorlar.  

Norveç yapımı The Quake adlı film 1. saat 43. dakikadır. Filmdeki deprem sahneleri mükemmel çekilmiş. Depremi yaşıyorcasına, sarsıntıyı, kaçıştırmayı, korkuyu, heyecanı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Film başından sonuna kadar şifrelerle dolu.. Özet olarak bizi ilgilendirdiğini düşündüğüm anları sizinle paylaşacağım.

Filmin 1. saat 1. dakikasında Deprem Bilimleri (Jeoloji-Yer Bilim) Profesörü kendi eşini kurtarmak için İstanbul’da Tekstil Kent’teki ikiz kulelere benzeyen kuleye giriş yapıyor ve giriş yerindeki görevliye eşim nerede? Diyerek, eşini soruyor. Görevlide 34. kat diyor. Dikkatinizi buraya özellikle çekmek istiyorum. Neden 33 değil? 35 değil de, 34? Sayı mı kalmadı? “34”… Hepimiz biliyoruz “34 İstanbul”. Giriş yeri görevlisi şaşırarak 34 mü, diye cevap verince profesörümüz kızarak 34. kat Cehenneme diyor!!!

Bununla İstanbul’da olası bir depremin sinyalini mi veriyor, bilmiyoruz ama şöyle biraz daha ileri gidelim şifreleri çözmeye devam edelim.

Filmde dakikalar ilerliyor; artık 1. saat 4. dakika. 30. saniye, aşağıdan yukarı gökdeleni çekmekte olan kameranın kadrajına, BLUE yazısı yani MAVİ tabelası izleyicilerin gözlerine/gözlerine sokuluyor. Tıpkı yılın 4. ayı olan Nisan ayının 30’unda önemli bir haber ajansımızın Küçükçekmece sahilinde sudan sızan mavi ışığın kameralarının kadrajlarına takılması gibi. Daha sonra da Marmara denizinden aynı mavi ışık defalarca meraklılar tarafından kayıt altına alındı. Burada yine dikkatlerimizi çeken filmin, 1 saat 4. dakika. 30 saniyesi ve haber ajansında yılın 4. ayının 30’unda haber olması tesadüf mü? Tevafuk mu? Yine yorumu size bırakıyorum.

Ama buraya kadar anlattıklarımız birbirini teyit edecek cinsten. Filmde deprem ne zaman olduğunu merak ettiğinizi hisseder gibiyim? Filmde deprem ise 1. saat 8. dakikada başlıyor. 1 saat 9. dakikada bitiyor. Şu ana kadar filmdeki olaylarla gerçek hayat birbiri ile örtüşüyor. Bu senaryoya göre İstanbul depremi Ağustos’un sonu Eylül’ün başı gibi anlatılmak isteniyor olabilir.

Diğer taraftan dikkatimizi çeken diğer hususta; daha önce köşe yazılarımızda bahsetmiştik. İstanbul’da gece duyulan tüyleri ürperten ses, yine bir dizi filmde kullanan ses ile bu filmde de aynı ses kullanılmış dikkatli dinlerseniz deprem sonrasında defalarca kullanılıyor. Depremden sonra 1 saat 10. dakikasında ilk sesi duyuyoruz. Yine burada bu sesle kime sinyal çakılıyor? Ekim ayında kime mesaj gönderiliyor İstanbul’a kimler çağrılıyor gizemini koruyor.  Yani yorumu yine size bırakıyorum.

Şimdi bütün bunları bir tarafa bırakalım, tek gerçek olan bir şey var oda yakın zamanlarda bir deprem olacağı gerçeği ve biz buna topyekûn ne kadar hazırız?

Selam ve dua ile Allah’a emanet olunuz.

Video Makaleyi Bu linkten https://youtu.be/HnJNJOgGeKU Dinleyip İzleyebilirsiniz

Muhammet Binici

19/05/2020

YORUM EKLE

banner5