Sabah Gazetesi yazarı Engin Ardıç gençleri uyararak, 'Türkiye eskiden daha güzeldi' güzellemesi yapan muhalefeti eleştirdi.

"Türkiye eskiden cennetti." ifadesini ağızlarına pelesenk eden muhalefete kızan Sabah Gazetesi yazarı Engin Ardıç dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

İdlib'de 901 briket eve aileler yerleştirildi İdlib'de 901 briket eve aileler yerleştirildi

İşte o yazının tamamı:

Kemal Bey demiş ki:

"Biz bu güzel Türkiye'yi yeniden cennete dönüştürmek için mücadele edeceğiz." Bu cümlenin anlamı nedir?
"Türkiye eskiden cennetti." Bu cümleden bu anlam çıkmıyorsa bendeniz de Türkçe bilmiyorum demektir.
Acaba ne zaman cennetmiş?
CHP iktidarında mı?
Yoksa DP, AP, DYP, ANAP iktidarlarında falan mı?
Yoksa koalisyon dönemlerinde mi?
2002 yılından önce her zaman olabilir...

CHP cennetinde işçinin grev hakkı, parti kurma hakkı, örgüt hakkı, gazete ve dergi çıkarma hakkı yoktu.
Gerçek bir işçi cennetiydi yani.
Aslına bakarsanız CHP'lilerden başka kimsenin de parti kurma hakkı yoktu.
Yani "diğer fikirliler" için de Türkiye bir cennetti.
Kurulan partiler patır patır kapatıldılar.
Yalnız sol partiler demedik, sağ partiler de.
Uzun bir süre, yurtdışına çıkmak deveye hendek atlatmaktan daha zordu.
Poliste kaydınız varsa pasaport alabilmek de mümkün değildi.
Dolar 2 lira 80 kuruştu. 1958 devalüasyonuyla 9 liraya çıktı, karaborsa fiyatı da 13 liraya.
Cennet gibi.
Sonra 17 liraya, sonra 20 liraya, sonra 70 liraya.
"Milyonları telaffuz etmeye alıştık"...
1 doların 1 milyon 750 bin lira olduğu günü biliriz. Gel de gençlere anlat.
1994 ve 2001 krizlerini yaşadığımızda Türkiye cennetti.
O güzel günlerde geçim sıkıntısı yüzünden ayrılan çiftler, yıkılan yuvalar gördük.
Ondan önceki dönemlerde sokaklarda patır patır adam vuruyorlardı.
1980 darbesine kadar böyle böyle 5 bin genç öldü.
Ondan yirmi yıl önce evimize eti gramla alıyorduk.
Hiç bilmem çocukluğumda "bir kilo" et girdiğini mutfağımıza...
Pastırma almak, muz almak, baklava almak az rastlanır bir olaydı.
Cennet gibi falan değil, cennetin ta kendisiydi Türkiye.
Pantalonumuz babamızın eski pantalonundan "tornistan" edilirdi.
Ayakkabımızın altına "pençe" yaptırır öyle gezerdik.
Televizyon yoktu. Radyo akşamüstü saat beşte açılırdı.
Evimizde telefon yoktu. Telefon karaborsada bir milyon liraydı.
Okulda kitap yasak, dergi yasak, gazete yasak, radyo yasaktı.
Gene öyle olsun da gençler cennet görsünler.

YÜRÜYEN YÜRÜYENE

"Biz milletimizle el ele, kol kola iktidara yürüyoruz." Meral Akşener