Pek çok satıcı, evini bir yabancıya satmanın karmaşık, hatta neredeyse imkânsız bir süreç olduğunu düşünüyor. "Yabancı biri Türkiye'de nasıl ev alabilir ki" sorusu, aslında çoktan cevaplanmış bir soru; sanıldığından çok daha yaygın ve kurumsallaşmış bir süreç bu. Son yıllarda büyük şehirlerde satılan dairelerin önemli bir kısmı, yurt dışından gelen alıcılara gidiyor ama bu bilgi satıcıların çoğuna hâlâ ulaşmamış durumda. Yabancı yatırımcı Türkiye emlak piyasasına ilgi gösterirken, yerel satıcıların çoğu bu ilgiden nasıl faydalanacağını bilmiyor; ilan tek bir yerel siteye verilip beklemeye geçiliyor, oysa asıl talebin büyük kısmı hiç görülmeden geçip gidiyor.
Yabancıya ev satmak Türkiye'de yasal olarak mümkün, ama süreç birçok satıcı için hâlâ belirsiz. Mütekabiliyet şartı olarak bilinen ve bir dönem alıcının ülkesiyle Türkiye arasında karşılıklı bir anlaşma aranmasını gerektiren kural, 2012 yılında büyük ölçüde kaldırıldı. Bugün pek çok ülke vatandaşı, Türkiye'de doğrudan kendi adına mülk edinebiliyor, üstelik bu süreç düşünüldüğünden çok daha standart ve öngörülebilir işliyor. Bu değişiklik, satıcı tarafında alıcı havuzunu ciddi ölçüde genişletti; artık sadece yerel alıcılara değil, dünyanın farklı noktalarından gelen geniş bir talebe de açık bir piyasa söz konusu. Bu belirsizlik hissi, çoğu zaman gerçek bir engelden değil, sadece bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor; satıcı, kendi evini kimin alabileceğine dair net bir fikre sahip olmadığı için ilanı en baştan dar bir kitleye hitap edecek şekilde hazırlıyor.
SÜRECİN GENEL İŞLEYİŞİ NASIL?
Genel hatlarıyla bakıldığında, yabancıya satış yasal süreç olarak yerel bir satıştan çok farklı işlemiyor; fark daha çok hazırlık aşamasında ortaya çıkıyor. Satış, Türk vatandaşlarında olduğu gibi resmi olarak Tapu Müdürlüğü'nde tamamlanıyor; mülkiyet ancak orada imzalanan resmi senetle geçerlilik kazanıyor — noter huzurunda yapılan ön sözleşmeler tek başına mülkiyeti devretmiyor. Tapu devri yabancıya satış söz konusu olduğunda alıcı tarafında bazı ek belgeler gerekiyor: pasaport ve noter onaylı Türkçe tercümesi, Türkiye'de alınmış bir vergi numarası, resmi bankacılık kanalları üzerinden yapılan ödemeye dair kayıt gibi. Bazı bölgelerde, özellikle askeri veya güvenlik bölgesi kapsamına giren yerlerde ek izin süreçleri işleyebiliyor; bu da satılacak mülkün konumuna göre değişen bir detay. Ayrıca her ülke vatandaşının Türkiye'de mülk edinme hakkı bulunmuyor — bu, ilgili mevzuatla belirlenen bir liste üzerinden düzenleniyor. Satıcı açısından pratik sonuç şu: alıcının bu belgeleri zamanında ve eksiksiz tamamlaması, satış sürecinin hızını doğrudan etkiliyor; bu yüzden deneyimli bir ekiple çalışmak, sürecin yavaşlamasını önleyen önemli bir fark yaratıyor. Bu yazı genel bir bilgilendirme niteliğinde, hukuki tavsiye yerine geçmiyor; kendi durumunuza özel netlik için sürecin başında bir uzmana danışmak her zaman en sağlıklı yol.
GENİŞ BİR ALICI AĞINA ULAŞMANIN AVANTAJI
İstanbul evimi satmak istiyorum diyenler için yabancı alıcı talebi son dönemde ayrı bir fırsat haline geldi. Yerel piyasada satışa çıkan bir ev, sadece o bölgeyi bilen alıcılara ulaşırken, uluslararası bir ağa erişimi olan bir satış süreci çok daha geniş bir kitleye görünür oluyor. Bu fark, sadece daha hızlı bir satış anlamına gelmiyor; bazen daha yüksek bir teklif anlamına da geliyor, çünkü yabancı alıcı kitlesinin fiyat beklentisi ve karşılaştırma yaptığı piyasa genellikle farklı işliyor — kendi ülkesindeki gayrimenkul fiyatlarıyla kıyaslayan bir alıcı, Türkiye'deki fiyatları çoğu zaman daha uygun ve cazip buluyor. Ama bu avantajdan faydalanabilmek için satıcının önce bu geniş kitleye erişebilmesi gerekiyor — ki bu da çoğu bireysel satıcının tek başına kuramayacağı bir altyapı. Bir ilanı sadece yerel bir portalda yayınlamak, bu potansiyel alıcı kitlesinin büyük bir kısmına hiç ulaşmamak anlamına gelebiliyor — kendi dilinde arama yapan, kendi ülkesindeki portallardan Türkiye'yi araştıran bir alıcı, o ilanı hiçbir zaman göremiyor bile.
TEKCE GAYRİMENKUL İLE EVİNİZİ YABANCIYA KOLAYCA SATABİLİRSİNİZ
TEKCE Gayrimenkul'ün 5 ülkede 20 ofis ve 200'den fazla ekip üyesiyle kurduğu global ağ, tam olarak bu ihtiyaca cevap veriyor. İlanlar 12 farklı dilde hazırlanıp dünya çapındaki emlak portallarında yayınlanıyor; 30'dan fazla dil konuşan danışmanlar, farklı ülkelerden gelen alıcılarla doğrudan iletişim kurabiliyor. Satıcı için pratik fayda açık: mülk, sadece yerel çevrenin değil, gerçek anlamda uluslararası bir alıcı kitlesinin gözü önünde. Üstelik bu görünürlük tesadüfi değil; hangi ülkeden hangi profilde alıcının hangi bölgeye ilgi gösterdiğine dair birikmiş bir deneyimle yönetiliyor, bu da ilanın doğru kitleye doğru şekilde sunulmasını sağlıyor. MyTEKCE Satıcı Paneli üzerinden, ilana hangi ülkelerden ilgi geldiğini görebilmek de satıcıya süreç boyunca somut bir fikir veriyor. Yabancıya satışın karmaşık göründüğü doğru, ama bu karmaşıklığı yönetecek bir altyapıyla çalışıldığında, aslında ek bir fırsat kapısı açan bir süreç haline geliyor. Satıcının tek yapması gereken, bu global ağa erişimi olan doğru bir ortakla yola çıkmak.