Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) İBB Tuzla İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi 3. kademesinin açılışında konuşmasını bitirdikten sonra Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yanına oturduğunu belirterek, "Kendisine 'Bu tavır karşısında ben burayı terk edeceğim' dedim. 'Sayın Cumhurbaşkanı'mıza, partime, bana ağır ifadeler kullanılan bir yerde duramam' dedim. Maalesef beni de biraz tahrik etmeye yönelik 'Kurnazca bir konuşma hazırlamışsınız' dedi." ifadelerini kullandı.

Yazıcı, dünkü açılış programında yaşadıklarına ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Tuzla'da, yıllar öncesinden yapılmış arıtma tesisinin üçüncü etap açılışına davet üzerine katıldığını kaydeden Yazıcı, programda kendisinden önce İSKİ Genel Müdürü'nün konuştuğunu, daha sonra da kendisinin konuşmaya çıktığını anlattı.

Yazıcı, İSKİ Genel Müdürü'nün "Bir projeye başlanmış ve Cumhuriyetin 100. yılına armağan ediliyor" şeklinde ifadelerini duyunca Tuzla Belediye Başkanı olarak projenin başlangıç ve bitişini bildiği için projenin birinci etabının 1998 yılında açıldığını ve bunu planlayıp bu etabı açan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür ettiğini konuşmasında söylediğini aktardı.

Konuşmasının devamında projenin ikinci etabını 2009'da açan merhum Kadir Topbaş'a da teşekkür ettiğini dile getiren Yazıcı, "Yine ihalesi yapılıp temeli atılan, bu döneme kaldığından ve bu dönemde de bunu tamamlayan, belediye yönetimi ve başkana teşekkür ettim. O arada bir homurtular başladı tabii ki. Ben konuşmama devam ettim. Sataşmalara çok kulak asmadım." diye konuştu.

Yazıcı, eski İBB Başkanı Kadir Topbaş ile çalıştıkları dönemde nezaketle üsluplarını bozmadan taleplerinin olduğunu kaydederek, Ekrem İmamoğlu'na da zamanında olduğu gibi kendilerine yapılan pozitif ayrımcılıkların, Tuzla ve ilçe halkının hakkı olan bu projelerin devam etmesini istediklerini söylediğini anlattı.

- "(Ekrem İmamoğlu) 'Kurnazca bir konuşma hazırlamışsınız' dedi"

Beştepe'de EYT toplantısı Beştepe'de EYT toplantısı

Konuşmasında, 3,5 yıl süren bir süreçte hiçbir şey yapılmadığını, bir ilerleme kat edilmediğini söylediğini aktaran Yazıcı, "Biraz doz daha da artmaya başladı. Fakat en sonunda ben hatta 'Müjdeler yağdırılırsa çok seviniriz. Biz bundan çokta memnun oluruz' dedim. Ve sonunda projenin tekrar üçüncü etabını tamamlayan Başkan'a, yönetimine, ikinci etabını tamamlayan Sayın Kadir Topbaş Bey'e ve bu işin kuruluşunda birinci etabını yapan Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi'ye tekrar teşekkür ettiğimde o ilk baştaki homurtunun dozu da değişti." ifadelerini kullandı.

Yazıcı, salonda bulunanlardan küfürler veya hakarete varan ifadeler gelmeye başladığını kaydederek, şunları söyledi:

"Ben de konuşmamı bitirdikten sonra Sayın Başkan'ın (Ekrem İmamoğlu) yanına oturdum ve kendisine 'Bu tavır karşısında ben burayı terk edeceğim' dedim. 'Sayın Cumhurbaşkanı'mıza, partime, bana ağır ifadeler kullanılan bir yerde duramam' dedim. Maalesef beni de biraz tahrik etmeye yönelik 'Kurnazca bir konuşma hazırlamışsınız' dedi. 'Hayır, kurnazlığı siz yapıyorsunuz. (İSKİ) Genel Müdürü'nüz birinci ve ikinci etaptan, emeği geçenlerden hiç bahsetmedi' dedim. 'Ben hakkı olana hakkını verdim ve herkesin hakkını, hukukunu korudum. Kusura bakmayın, ben burada duramam' dedim. Ben de kalktım, elimi uzattım. Ayrılıyorum. Elimi tutmadan 'otur' gibi böyle nezaketsiz bir tavır sergiledi. 'Ben ayrılıyorum' dedim."

Bunun üzerine program alanından çıktığını anlatan Yazıcı, şöyle devam etti:

"O arada herkes üstümüze yürümeye başladı. Bu salonda oturanların kalkıp oraya doğru gelmesi... Zaten 2-3 otobüs dışarıdan geldiği söylenen bir ekip olduğu söyleniyor. Yani bu, Tuzla'da bulunan Cumhuriyet Halk Partililerin de söylediği ifade. Bir ekip geziyor diyorlar ama sağduyulu Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımız da orada vardılar. Ama bir ekiple beraber 3 otobüsün geldiği, böyle 3 minibüsün geldiği, bir ekibin orayı doldurduğu, onların o hakaretleri, arabaya gidinceye kadar üstümüze saldırmaları... Oradaki polisler ve korumalar bıraksalar bize her türlü şeyi yapacak kadar da gözü dönmüş bir durumdaydılar."

- "Böyle bir şeyi hayal dahi edemezdim"

Yazıcı, 22 yıldır siyasetin içinde olduğuna dikkati çekerek, "Birçok yerde bazen eksik gediklerden dolayı, konuştuğumuz ifadelerden rahatsız olanların tepkileri olmuştur. Bazı şeyler yaşamışızdır. Herkes bunu yaşamıştır ama ben böyle bir şeyi hayal dahi edemezdim." ifadelerini kullandı.

Kendisine yönelik yapılan saldırıyı, "demokrasi ve insan hakları adına, söylem ve düşünce özgürlüğü açısından hiçbir yere konulamayacak kadar çok nezaket dışı ve saygısızca" olarak nitelendiren Yazıcı, "Burada hiçbir saygı yoktu. 280 bin Tuzlalının seçmiş olduğu, 3 dönem seçilmiş bir belediye başkanına değil, bu bir insana bile yapılmamalıydı. Kınadım yani çok da üzüldüm." değerlendirmesini yaptı.

Yazıcı, Ekrem İmamoğlu'nun arkasından yaptığı konuşmada "Provokasyon yapıyor" şeklinde söylemde bulunduğunu belirterek, "Ben duyuyordum aslında. 'Provokasyona gelmiş Başkan' diye duyuyordum. Ama asıl o galeyana gelmiş olan toplumu sakinleştirmek, susturmak, onların daha rahatlamasını sağlamak, belediye başkanının başına bir şey gelmemesi için bir devlet adamına, bir insana, insani olan tavır olan sükunete çağırmak yerine 'Arkadaş provokasyona gelmiş' deyip, asıl provokasyonu kendisinin yapmasıysa bence vahim olan, daha kötü durumlardan bir tanesiydi." dedi.

- "Başkanın korumaları Şadi Yazıcı'yı kimden korumuş?"

Programdan ayrıldığı sırada, alanda bulunanların kendilerine vurmaya çalıştıklarını ve üstlerine geldiklerini kaydeden Yazıcı, şunları anlattı:

"Bizim zaten 4-5 arkadaşımız vardı. Basından arkadaşımız vardı. Basın danışmanımız, kameramanımız, fotoğrafçımız vardı. Birisinin gömleği yırtıldı, birisinin pantolonu yırtıldı. Şoförümüz ve özel kalemden arkadaşımız vardı. Bazı haberlerde 'Başkanın koruması beni korumuş' diye duydum. Yani benim bildiğim kadarıyla bir polis korumaları var orada. Ortada birkaç polis arkadaş da vardı. Onların destekleri vardı. Ben şu soruyu sormak isterim: Başkanın korumaları Şadi Yazıcı'yı kimden korumuş? Yani bunu bir sormak lazım onlara. Zaten talihsiz açıklamalara savunulacak bir şeyleri yok ama 'Başkanın koruması Şadi Yazıcı'yı korumuş.' Yani kimden korumuş? Otobüslerle oraya gelen, kendilerinin davetlileri, misafirleri veya sevenlerinden korumaları kurtarmış. Çok büyük bir iş yapmışlar. Teşekkür ediyoruz yani."

Şadi Yazıcı, olay sırasında üzerlerine gelenlerin aracına bindikten sonra aracını dahi sallamaya kalktıklarını, alanda bulunan gazetecilerin de arbedede arada kaldıklarını söyledi.

Olay sırasında bir hanımefendiye ve beyefendiye yakışmayacak ifadeler ile nahoş sözler söylendiğini aktaran Yazıcı, bunun 22 yıllık siyaset hayatında yaşadığı en nahoş tecrübe olduğunun altını çizdi.

- "Avukatlarımızla bu konuyu inceliyoruz"

Kendisine yönelik yapılan saldırıya ilişkin avukatlarının hukuki olarak inceleme yaptığını aktaran Yazıcı, "Avukatlarımızla bu konuyu inceliyoruz. Bütün görüntüleri, sözleri, sözlerin eyleme dönüşmesini, eylemin ne kadar hukuki, söylemlerin de bunu ne kadar tetiklediğine dair avukatlarımız bu konuda bakıyorlar, inceliyorlar." ifadelerini kullandı.

Yazıcı, olay sırasında üstü başı yırtılarak, darbedilen belediye çalışanlarının suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, "Çünkü onların elbiseleri yırtılmış. Çekmişler, etmişler, görevini yapmasını engellemeye çalışmışlar. Onlar suç duyurusunda bulundular. Ben de görüntüleri inceletiyorum. Özellikle de onlar saldırırken mikrofondan beni provokatör olarak yaftalamaya çalışanların, ne kadar hukuki bir tavırda olup olmadıklarını da arkadaşlar inceliyorlar." değerlendirmesini yaptı.

Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı, olaydan sora İBB Başkanı İmamoğlu'nun yaşananlar nedeniyle kendisini aramadığını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Çünkü zaten kafasındaki fikir, kurnazca gelmişim. Orada işte bir provokasyon yapmaya gelmişim. Benim 12 dakikalık konuşmamı bütün Türkiye izleyebilir, okuyabilir. Hiçbir yerde cımbızla çekerek asla nezaketsizlik yapmamaya çalıştım. Asla hiçbir camiayı, bir lideri, bir başkanı hiç rencide etmemeye gayret ve özen gösterdim. Ama benim o tesiste emeği geçmiş, kurmuş olan bir kişiye, Cumhurbaşkanı olabilir veya hiçbir kimse de olabilir ama Cumhurbaşkanı olan ve şu anda da liderimiz olan birisinin ismine 30 yıl önce yapmış olduğu işten dolayı teşekkürden başka da çok büyük suçum yoktu. Davet ettiler, katıldım provokasyonsa bu."