Üniversite öğrencileri bir avdır

Günümüzde en güzel yönlendirme araçlarından biri görsel medyadır.

Diğeri internet medyasıdır...

Facebook yoluyla milyonlar kısa bir zamanda hem de çok kolay ve ucuz maliyetle yönlendirilirken...

Twitter de genelde kendini daha entel zannedenlerin aynı akıbete duçar olduğu bir yöntem olarak halen kullanılmaktadır.

İnsan kendisine vaaz edilen dini ve din adamını, din adına yapılan organizasyonları bireysel pencereden sorguladığı gibi ideolojileri de hareketin kendisi, hareketten beklenti içinde olan kişi ya da kurumları sorgulamalıdır.

Bu sorgulamayı yapmadığı sürece heyecanlarına ve duygularına kapılıp yönlendirilmeye mahkûm olur.

Hem kendisi, hayatının genelde en kıymetli, en değerli yıllarını ham hayallere ram eder...

Ya ölür, ya zindanlarda çürür, ya da kendi mesleğini, işini, sanatını olgunlaştıracağı yılları bir daha gelmeyecek şekilde başkasının istikbali için bedavadan harcar.

Bunun bir başka somut örneği de "gençlik bahçesi" olarak değerlendirilen üniversitelerdir.

Tabii ki üçüncü dünya ülkelerinin üniversiteleri...

Tabii ki bu dünyadaki devlet üniversiteleri...

Bu dünyadaki üniversite öğrencileri, duygu ve heyecan dolu yıllarında ideologlar için çok keyifli birer avdır.

Ceylandan daha leziz bir avdır...

Liseden sonra herhangi bir branşta uzmanlaşmak ve hayatını o branş üzere kazanmak için üniversiteye gider genç...

Ama bu gence yapılacak tek hareket onun gençlik duygularını okşamaktır...

Çağdaş olmak...

Aydın olmak...

Yurtsever olmak...

Öte yandan,

Ezilenin sesi olmak...

Ezenlere karşı omuz omuza olmak...

Emperyalist güçlere geçit vermemek...

Oysa hiçbir üniversiteli bu söylenilenlerle...

Değil söz sahibi, alâkalı bile olamamıştır...

2011 Kasım ayında kaçırdığı gemide eylem yapmak isteyen ve bir saatlik operasyonda daha parmaklarını bile oynatamadan öldürülen kişi medyada terörist olarak kayda geçmiştir. İçişleri Bakanı yaptığı açıklamada, "kandırılmış fakir çocuğu" denilmiştir.

Peki, herhangi bir siyasî liderin veya iş adamının veya bürokratın çocuğu üniversitede eylem yaparken görülmüş müdür?

Niye?

Onların da çocukları üniversitede öğrencidir?

Bir fark vardır?

Onların çocukları kademesine göre birinci sınıf ülkelerin üniversitelerinde öğrencidir...

Öyleyse üniversite öğrencisi genç, önce bu soruya cevap bulmalıdır.

Niçin ben geleceğimi planlamam gereken branşımda başarılı olmak yerine eylemci oluyorum da, onların çocukları eylemci olmuyor?

Benim eylemim onları ne kadar etkiliyor?

Şimdiye kadar hangi üniversite eylemi hangi üniversite gencine fayda sağlamıştır?

Eyleme yönlendirilen öğrenciler niçin fakir ailelerin çocuklarıdır?

Yoksa bunlar fakirliklerinin verdiği ezikliği bu eylemle intikam hırsına mı dönüştürmek istemektedir?

Eylem koydurmak isteyenler onları bu zayıf tarafından mı yakalamaktadır?

Ben eylem koyarken başıma bir hal gelse, bunu kim tazmin edecektir?

Şu gerçeğin de altını çizmek gerekirse...

İdeolojiler ve illegal örgütler üniversite öğrencisi ve o yaşlardaki kimseleri çabuk ve kolay etkiler.

Çünkü o yaşta insan, aklının almadığını anlamaya çalışmaz.

Öfke duymak onun için çok zevkli bir olgudur...

Öfke duyan yüz gence, aslında aynı imkânı aynı şartlarda sunsalar hiçbiri itiraz etmez.

Eğer kabul etmeyen % 1 kişi çıkarsa onun da niçin kabul etmediğini açıklayacak mantıklı bir gerekçesi yoktur.

Bu işin realitesi gerçeği işte budur.

Ama hayatına yön vermek değil de öfke ile gaz vermek durumunda olan kimseler...

Daha hayata atılamadan hayattan kopar.

Hele, Allah göstermesin kandırılmanın ve sahipsizliğin boyutuna göre terörist olduğunun farkına bile varamadan terörist olup önünde sonunda yok olup gider.

Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz üniversitede iken bütün arkadaşları o gün eyleme katılmaya karar vermişken o gidip okul idaresine der ki:

“Bugün bizim sınavımız vardı hocam.”

“Ama herkes eylemde...”

“Ben değilim. Ve ben sınavımı olmak istiyorum...”

Mesut Yılmaz bu kararlılığı sebebiyle koskoca amfide tek öğrenci olarak sınava girer ve arkadaşları eylemde iken o sınavını verir...

Sonuç mu?

Ortada değil mi?

Mesut Yılmaz bu ülkede bakan ve Başbakan olmuştur.

Sonuç olarak insan, gelecekte rahat ve huzurlu bir hayat istiyorsa önce kendisini olması gereken konuma getirecek uğraşılar dışında hiçbir uğraşıya göz kırpmamalı, prim vermemeli, hele içerisinde hiç olmamalıdır.

Önce kendi olmalı...

Sonra etrafına ve ülkesine yönelik duygu ve düşünceler içinde bulunmalıdır. Bunların tamamını da hukuka aykırı hareket etmeyecek şekilde değerlendirmelidir.

İnsan bireysel olarak ideolojik yönlendirmelere ram olmamalıdır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Aysel  Uçar
Aysel Uçar - 5 ay Önce

Başarılar dilerim.

Özlem Karaçam
Özlem Karaçam - 5 ay Önce

Selamlar Kemalettin bey tüm yazılarınızı büyük bir zevkle okuyorum. Bu yazınızda muhteşem olmuş. Sizden bir ricam var sizinle tanışmak istiyorum. Sizinle nasıl irtibata geçebilirim

Sevda Kar
Sevda Kar - 5 ay Önce

Çok anlamlı bir yazı özellikle Mesut Yılmaz örneğine bayıldım. Yeni yazınızı merakla bekliyorum.

Atilla
Atilla - 5 ay Önce

Güzel bir yazı

banner5