Winston Churchill’in Soğuk Savaş'ın başladığını belirttiği o konuşması...

Winston Churchill’in II. Dünya Savaşı’nın ardından Amerika’da yaptığı ve ufukta beliren Soğuk Savaş tehlikesine atıfta bulunduğu ilk kez Demir Perde tabirini kullandığı o tarihi konuşması...

Tarih 29.01.2020 - 17:28 29.01.2020 - 17:28 Bülent Deniz

“Demir Perde çekildi!”

Winston Churchill’in II. Dünya Savaşı’nın ardından Amerika’da yaptığı ve ufukta beliren Soğuk Savaş tehlikesine atıfta bulunduğu konuşmadan... İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinin üzerinden daha bir yıl geçmeden, savaş dönemi İngilteresi’nin ünlü lideri Winston Churchill, Batı’nın kendini idare eden (self-governing) ulusları ile Komünist Sovyetlerin kontrolü altındaki bölgeler arasındaki hattı tanımlamak için ilk kez Demir Perde tabirini kullandığı bu konuşmayı yaptı. Churchill, Amerika’nın Missouri eyaletinin Fulton Westminster Koleji’nde, kendisi de Missourili olan ABD Başkanı Harry Truman’ın elinden aldığı onur madalyasının ardından mikrofonların başına geçtiğinde, Amerika’nın liderliğinde ve İngiltere’nin yedekliğindeki Batı Bloğu ile Sovyet Rusya liderliğindeki Doğu Bloğu arasında kıvılcımlanmaya başlayan Soğuk Savaş tehlikesine atıfta bulunuyordu:

“Birleşik Devletler, şu anda dünya gücü açısından zirvede durmaktadır. Bu, Amerikan demokrasisi için seçkin bir an. Güç dengesindeki bu üstünlüğe, geleceğe yönelik ilham verici bir güvenilirlik de ekleniyor. Etrafınıza baktığınızda sadece tamamlanmış bir görevin hissiyatını değil, aynı zamanda ulaşılmış bu başarı seviyesinin altına düşme endişesini de yaşamalısınız.

Ülkelerimizin her ikisi için de fırsat; net ve parlak bir şekilde burada, önümüzde duruyor. Bunu reddetmek, görmezden gelmek ya da değerlendirememek, ileride lanetlenmemize sebep olacaktır. Zihinsel bütünlüğün, amaçtaki kararlılığın ve kararın görkemli doğruluğunun, savaşta olduğu gibi barışta da, İngilizce konuşan halkların yönetimini yönlendirmesi ve ona rehberlik etmesi elzemdir. Bu kritik göreve layık olduğumuzu ispatlamamız gerekiyor, kaldı ki ben ispatlayacağımıza inanıyorum.

Cesur Rus halkı ve savaş dönemi yoldaşım Stalin’e büyük bir hayranlık ve saygı duyuyorum. İngiltere’de ve hiç şüphe duymuyorum ki burada da, Rus halklarının tümüne karşı bir sempati, iyi niyet ve aynı zamanda -birçok farklılık ve aksaklığa karşın- sürekli bir dostluğun oluşturulmasına yönelik bir kararlılık bulunuyor. Bununla birlikte, Avrupa’daki mevcut durumla ilgili olarak birtakım somut gerçekleri önünüze koymak benim görevim.

Baltık’taki Stettin’den Adriyatik’teki Trieste’ye kadar kıta boyunca demir bir perde çekildi. Doğu ve Orta Avrupa’nın tüm kadim ülkelerinin başkentleri, bu hattın arkasında kalmış durumda. Varşova, Berlin, Prag, Viyana, Budapeşte, Belgrat, Bükreş ve Sofya; tüm bu görkemli şehirler ve halkları, Sovyet etkinlik sahası olarak isimlendirmek zorunda kaldığım alanda kalıyorlar. Öyle ya da böyle, sadece Sovyet etkisine açık değiller; aynı zamanda, oldukça yüksek ve bazı durumlarda giderek artan bir Moskova kontrolü ile karşı karşıyalar.

Bayanlar, Baylar! Dünyanın güvenliği, Avrupa’da, hiçbir ülkenin ilelebet dışarıda bırakılmaması lazım gelen bir bütünlük oluşturulmasını gerektiriyor. Şahit olduğumuz dünya savaşları ya da daha eski zamanlarda meydana gelenler, Avrupa’daki bu güçlü baskın ırk çatışmalarından filizlendi. Amerika, iki kez, bu savaşlarla baş etmek için milyonlarca gencini Atlantik’in diğer tarafına göndermek zorunda kaldı. Ama artık, nerede olursa olsun, hepimiz her ulusu bulabiliriz. Muhakkak ki, Birleşmiş Milletler’in yapısı içerisinde ve taslağımızla uyum içinde Avrupa’nın tam katılımını hedefleyen bilinçli bir hedefle çalışmalıyız. Rus sınırlarından uzaklarda ve dünyanın her yerinde çok sayıda ülkede, komünist beşinci kol grupları oluşturuluyor ve bunlar komünist merkezden aldıkları emirlere topyekûn itaat gösteriyor, tam bir dayanışma içinde çalışıyorlar. Komünizmin emekleme çağını yaşadığı İngiliz Milletler Topluluğu ve Birleşik Devletler dışında, komünist partiler ya da beşinci kollar, Hıristiyan uygarlığına karşı giderek artan bir tehdit ve tehlike oluşturuyorlar.

Uzak Doğu’daki ve özellikle de Mançurya’daki manzara endişe verici. Yalta’da yapılan ve benim de taraflarından biri olduğum anlaşma, aşırı derecede Sovyet Rusya lehineydi. Ama bu anlaşma, Almanya ile savaşın tüm yaz ve 1945 sonbaharı boyunca süreceğinin düşünüldüğü ve Japonya ile yapılan savaşın en iyi ihtimalle Almanya ile olan savaşın bitmesinden sonra 18 ay kadar daha devam edebileceğinin hesaplandığı bir dönemde yapılmıştı. Her ne kadar yaklaşmakta olsa da, yeni bir savaş fikrinin kaçınılmaz olduğunu kabul etmiyorum. Bu, kaderimizin halen elimizde bulunmasından, geleceği kurtarma gücüne sahip olmamızdan ve imkânım ve sebebim varken uyarılarda bulunmam gerektiğini hissetmemden dolayı böyle. Sovyet Rusya’nın savaş arzuladığını sanmıyorum. Arzuladıkları, savaşın meyvelerinin ve güç ve doktrinlerinin sınırsız bir şekilde yayılması. Halen zaman varken burada üzerinde düşünmemiz gereken şey, savaşın daimî olarak engellenmesi ve mümkün olduğu kadar kısa sürede tüm ülkelerde özgürlük ve demokrasi koşullarının oluşturulmasıdır. Zorluklarımız ve önümüzdeki tehlikeler, gözlerimizi onlara kapamakla ortadan kalkmayacak. Ne olacakları görmek için beklememiz ne de uzlaşma politikasını takip etmemiz yok edecek bu zorlukları. İhtiyaç duyulan şey, bir düzenleme ve bu ne kadar geciktirilirse, yapılması o kadar güçleşecek ve tehlikelerimiz de bir o kadar büyüyecek.

Savaş boyunca müttefiklerimizden ve Rus dostlarımızdan gördüklerim sonucunda; güç kadar saygı duydukları ve zayıflık, özellikle de askerî zayıflık kadar az saygı gösterdikleri başka bir şey olmadığına ikna oldum. Bundan dolayı eski güçler dengesi doktrini bir mana ifade etmiyor.

Eğer yapabilirsek, güç ölçüşmesine imkân tanıyacak tahriklerde bulunarak uç noktalarda hareket etme lüksümüz yok. Son kez bunların yaklaşmakta olduğunu gördüğümde kendi halkımı ve dünyayı yüksek sesle uyardım ama hiç kimse kulak asmadı. 1933 ve hatta 1935 yılına kadar, Almanya, kendisini ele geçiren korkunç kaderden kurtarılabilir ve bizler de Hitler’in insanlığın üzerine saldığı belalara maruz kalmayabilirdik. Tarihte, dünyanın böylesine büyük bir bölümünü mahveden bu savaştan daha çok -zamanında müdahale edilebilseydi- engellenebilecek başka bir savaş olmamıştı. İnancıma göre, tek kurşun bile atmadan bu savaş engellenebilir ve Almanya bugün güçlü, zengin ve saygın bir ülke olabilirdi. Ama hiç kimse dinlemedi ve teker teker hepimiz bu kasırganın kurbanı olduk. Bunun tekrar gerçekleşmesine izin vermemeliyiz.

Bu sadece şimdi, 1946’da, Birleşmiş Milletler Organizasyonu’nun otoritesi altında Rusya ile tüm noktalar üzerinde bir mutabakata varılmasıyla, bu mutabakatın barış dolu uzun yıllar boyunca sürdürülmesiyle ve İngilizce konuşan dünya ve bunun tüm bağlantılarının topyekûn gücü ile başarılabilir. İngilizce konuşan Milletler Topluluğu’nun (Commonwealth) nüfusu, Amerika’nınkine eklenirse ve tüm bunlarla birlikte böylesi bir işbirliği havada, denizde ve yerkürenin her yerinde, bilimde, endüstride ve ahlakî güçte kendini hissettirirse; tutku ve maceraya tahrik kaynağı teşkil edebilecek, tehlikeli ve kırılgan bir güç dengesi olmayacak.

Üstelik baskın bir güvenlik garantisi olacak. Eğer Birleşmiş Milletler taslağına sadık kalır; hiç kimsenin toprağı ve servetinde gözümüz olmaksızın, insanların düşünceleri üzerinde metazori bir kontrol kurmanın yolunu aramaksızın, kararlı ve adil bir şekilde ileriye doğru yürürsek; ve eğer İngiltere’nin tüm ahlakî ve materyal gücü sizinkilerle iyi niyetli bir birliktelik oluşturursa, sadece bizler için değil herkes için, sadece zamanımız için değil gelecek yüzyıl için de, geleceğe giden çetin yolların aşılması kolaylaşacak.”

5 Mart 1946

Yorumlar
Anastasiadis, Türkler'i tehdit etti!
Başörtülü kadına çirkin saldırı: 'AK Parti'nin köpeğisin, kapalısın diye namuslu musun?'
Medyascope'u fonlayan vakfın başkanı TSK'nın gizli bilgilerini ABD için istemiş!
Ruşen Çakır'ın 2005 yılında yaptığı haber, başına geldi!
Yunanistan’da aşı karşıtları polisle karşı karşıya geldi
'Çocuk haczi ve genç evlilik sorununa karşı 4 maymunu oynamayın'
Arab News'İN makalesi gündem oldu! KKTC'yi 5 ülke tanımak üzere
Bahçeli'den flaş 'Lozan' çıkışı: "Bu konu açılmamak üzere kapanmıştır"
Ayasofya Camii'nin ibadete açılışının birinci yılı geride kaldı!
Başkan Erdoğan'dan 'Ayasofya' mesajı! "Kıyamete kadar eksik olmayacak"
Namaz Vakitleri
İmsak --:--
Güneş --:--
Öğle --:--
İkindi --:--
Akşam --:--
Yatsı --:--
Anket Tümü

Aşı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ankete Katıl

Gelişmelerden Haberdar Olun

@