banner29

'Baktığım hastalar gibi yoğun bakıma düşeceğimi düşündüm'

Sivas'ta yakalandıkları yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yenen hemşireler Cansu Karabulut ve Ceyda Saraç, hastalık ve tedavi sürecinde yaşadıklarını anlattı.

Yaşam 14.03.2021, 11:32 14.03.2021, 15:48
'Baktığım hastalar gibi yoğun bakıma düşeceğimi düşündüm'

Numune Hastanesinde salgının ilk gününden itibaren özveriyle çalışan ve hastalığı yenerek görevinin başına dönen yoğum bakım servisinde görevli hemşirelerden 28 yaşındaki Cansu Karabulut, AA muhabirine, 9 Aralık'ta eklem ve baş ağrısı şikayetlerinin başladığını söyledi.

Karabulut, verdiği testin pozitif çıkması üzerine sağlıkçı eşiyle evlerinde izole olduklarını belirtti.

Hastalık sürecinde yaşadıklarına değinen Karabulut, "Gece uyandıracak şekilde ağrılarım oldu. Ateşim olmadı ama baş ve eklem ağrısı vardı, beşinci günde tat almam gitti. Hastalığım geçtikten sonra tat ve koku almam geri geldi. Tat ve koku kaybı geri gelmeyen arkadaşlarımın olması beni çok tedirgin etmişti." dedi.

Karabulut, hastalığı ailesine ve arkadaşlarına bulaştırma endişesi yaşadığını dile getirerek, "Çok tedirgin oldum. Baktığım hastalar gibi yoğun bakıma düşeceğimi düşündüm. Çok gergin ve stresli bir dönemdi ama çok şükür atlattım." diye konuştu.

- "Biz de korkuyorduk ama hastalara destek olmaya çalıştık"

Bilinmeyen bir hastalıkla mücadele ettiklerine, hastaların bu yüzden çok tedirginlik yaşadığına dikkati çeken Karabulut, şunları kaydetti:

"Yoğun bakıma girdiğimizde hastalar, 'Beni kurtarın, bizi buradan kurtarın. Ölecek miyim, ne olacağım?' gibi şeyler söylüyorlardı. Biz de korkuyorduk ama onlara destek olmaya çalıştık. İlk başta yaşlılar çok geliyordu, daha sonra yaş aralığı düşünce gebeler gelmeye başladı. Hatta yoğun bakımda bir ilke imza attık. Kovid-19 hastası gebeye yoğun bakımda doğum yaptırdık, bizim için çok büyük bir deneyimdi. Yaş düştükçe biz de etrafımız için çok korktuk. Çember daralmıştı, zaten sonradan biz de kaptık."

Sağlıkçı eşiyle salgın sürecinin büyük bölümünü hastanede geçirdiklerini anlatan Karabulut, bu süreçte sağlıkçıların çok yorulduklarının ve fedakarlıklar yaptıklarının altını çizdi.

Karabulut, hastalığın genelde cenaze ve düğünlerde bulaştığını belirterek, "Yatan hastalarımızla konuştuğumuzda gerçekten çok pişman olduklarını söylüyorlar. Genelde cenazeye, düğüne katılanlar, evde toplananlar ve kurallara uymayan insanlar geliyordu. İnsanlar yoğun bakımda çok zorlu süreçler yaşıyor. Buraya düştükten sonrası gerçekten çok zor." ifadelerini kullandı.

- "Nefes almak gerçekten nimet"

Yoğun bakım hemşiresi 27 yaşındaki Ceyda Saraç ise hastanedeki personel arasında ilk kendisinin koronavirüse yakalandığını söyledi.

Nisan ayında ateş, öksürük, eklem ağrısı gibi hastalığın her türlü belirtisini yaşayınca verdiği testinin pozitif çıktığını aktaran Saraç, 17 günlük hastalık sürecinin ise normalden uzun sürdüğünü dile getirdi.

Saraç, ailesinin Samsun'da yaşaması nedeniyle evde tek kaldığını ve hastalık sürecini yalnız geçirdiği için bazı endişeler taşıdığını belirterek, "Nefes darlığım çok oluyordu, ya bir şey olursa diye çok korkuyordum. Ailem uzakta yaşadığı için onlara söylememiştim, hala da bilmiyorlar." dedi.

Yoğun bakımda hastaların çok zor zamanlarına tanıklık ettiğini anlatan Saraç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burada bir hastalıkla mücadele ediyorsunuz. Nefes alması sıkıntılı, ateşi stabil olmayan bir hasta ve yapayalnız. İçeride duygusal destek vermeye çok özen gösteriyoruz. Çok zor zamanlarına şahit oluyorsunuz.

Kovid'i atlattım ama yürürken dahi nefes darlığı yaşıyordum. Nefes almak gerçekten nimet. Hastaların ölmek istemesi, bunu dile getirmesi çok çok zor bir şey. 'Beni buradan çıkartın, artık dayanamıyorum.' diyen hastalar vardı. Hasta nefes alamamaktan yorgun, bitap düşüyor ve 'Yeter beni uyutun, beni entübe edin. Artık dayanamıyorum.' şeklinde yardım istiyordu. Her iki tarafın da gücünün tükendiği anlar oluyordu."

Saraç, herkesin maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymasının en önemli tedbir olduğunu sözlerine ekledi.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye erken seçime gitmeli mi?
Türkiye erken seçime gitmeli mi?