banner29

Sami Coşkun yazdı: İmanla küfür arasında bir ekmek var!

Yardım kampanyası için Suriye'ye giden ve oradaki mağduriyeti yerinde gören Sami Coşkun, gördüklerini yazıya dökerek adeta oradaki yaşananları okuyucuya hissettirdi. İşte Suriye'deki mazlum kardeşlerimizin yaşantısına bire bir tanık olan Sami Coşkun'un yazısı...

Yaşam 13.02.2021, 18:53 13.02.2021, 20:46
Sami Coşkun yazdı: İmanla küfür arasında bir ekmek var!

Yardım kampanyası çerçevesinde mazlum Suriyeli kardeşlerimizin mağduriyetlerle dolu yaşantısına bire bir tanık olan Sami Coşkun, gördükleriyle alakalı notlar aldı ve o notları bir yazı halinde payşlaştı.

İşte Sami Coşkun'un duygu dolu o yazısı...

İMANLA KÜFÜR ARASINDA BİR EKMEK VAR !

Suriye Telebyat’ta hangi köşeye baksan, hangi kapıyı diyecem ama kapı yok ki çalsan mutlaka bir yetim ve bin dram var. İnsanların yemek diye bir kaygıları yok, sadece o gün ki ekmeklerini temin edip ayakta durup İMANLARINI korumaya çalıştıklarına şahit olduk.
Karınları aç 6 yetimine  bakmak için Annenin feryadı halen kulaklarımda çınlıyor. Bu mazlum insanlara bir ekmek biz verirsek imanlarını muhafazada sabit kalkacaklar, aksi takdirde küfür köşe başında onları bekliyor.

Toplumumuz’da  kötü Suriye’ liler algısı işleyenlerin aksine şunlara şahit olduk. En çok ihtiyaçları ekmeğe olduğu halde bir poşet ekmekten başka bir poşete el uzatmayan vakar halleri gönül ve gözlerinin tokluğu bizi derinden etkiledi. 

Yetimlerin bulunduğu yetimhanede yaşadıklarımızı yirmi gündür gözlerimizin önünde bir filim şeridi gibi gece gündüz hayallerimizde bizi terk etmiyor. Yetimhanedeki Ahmet’in yetimhaneye girer girmez o sarılıp kucaklaması adeta vücudundaki damarlarının içinden geçen  kanı hissetmemdeki anı asla unutamam.  

Yetimhanedeyken 

Yetimlerin Sultanı PEYGAMBERİMİZ (sav) İN YETİMLERE ŞEFKATİ AKLIMA GELDİ.

“Ben her mü’mine kendi nefsinden daha ileriyim, daha yakınım. Bir kimse ölürken mal bırakırsa o mal kendi yakınlarına âittir. Fakat borç veya yetimler bırakırsa, o borç bana âittir; yetimlere bakmak da benim vazîfemdir.” 

"Kim üç yetimi korumasına alır, bakımını yaparsa sanki ömür boyu gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçirmiş ve Allah yolunda cihat etmiş gibi olur. Ben ve o, [iki parmağını göstererek] cennette şu ikisi gibi kardeşiz."

“Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan fakiri doyur, yetimin başını okşa!” tavsiyesinde bulunan Hz peygamber (sav) in hadisini bol bol yaşamanın zevkini taddık. 

“Yetime karşı şefkatli bir baba gibi ol!” manın  zevkinin yaşadığımız yerde gece yetimlerle birlikte kaldık. Gecenin ikisinde İbret alınacak ve yetimlerin halini Hak’ kal yakin Yaşatan Allah’a hamd ettik. Yetimhanede Mevlam bize onların hallerini yaşatmakla büyük bir ders daha verdi. Gece ikide sobanın yakıtı bitti.  Kaldığımız oda adeta bir buz kütlesi haline geldi. Yatağa üzerimize aldığımız battaniye ve kalın montlarımız bile üşümemize engel olmadı sabah namazına kadar o bekleyişi unutmak mümkün mü !  sabah namazı vakti girince aşağı salona indik sobanın olmadığı yerde yatan Genç Muhammet hocaya üşümüyormusun ? diye sorduğumda arada bir üşüyorum hocam diyen Muhammed’in o Vakar ve sabır hali şahsım adına ne kadar şükürsüz olduğumu gözlerimin önüne serdi. Biz bir gece için o soğukta kalmaktan imtina ederken 10/11 yaşlarındaki yetimlerin her gün ki hallerinin bu olduğunu temaşa ettik. 

Allahımız bize orada şu dersi almamızı nasip etti. Eyy Kulum öyle yardım getirip turist gibi dağıtıp iki karede fotoğraf almakla bu işler olmaz dedirtti gecenin ikisinde. Hak’kal yakin ordaki yetimlerin yaşadığını bir yaşa dedi mevlamız.  

Hangi bir yetimi anlatsam bilemiyorum ki Anne ve babası olmayan Çadırda yaşamaya çalışan yetim Down Sendromlu 11/ 12 yaşında ki minik Hacer kendisi bakıma muhtaçken 3 yaşındaki küçücük kardeşi Ebu Zeyd e bakmasına mı üzülsem yoksa çadır kente girdiğim zaman elimi tutup herhalde beni babasına benzeten doyasıya beni öpen ve kucaklayan benimde onu bağrıma basıp doya doya öptüğüm yetim Muhammed’e mi üzülsem mi sevinsem mi bilemedim…

Anlatacak o kadar acı ve dram var ki bizi yemek yemekten alıkoyan gece yatmamıza engel olan hangi yetimi anlatsam bilemedim ki.

Ve nihayet telebyat’tan yetimlerin arasından ayrılma vakti gelince yetimhanede baktığımız hafızlardan  11 yaşındaki güzel sesli Abdurrahman yarım yamalak Türkçesiyle arabaya kadar senin elini tutucam diyerek arabaya kadar benim birlikte geldi. 
Arabaya binince güzel sesli hafız Abdurrahman Vefa’nın ne olduğunu anlatırcasına bir ders verdi bana . Elinde bir limon yaprağı avucumun içine sıkıştırarak şunları söyledi. Siz bize bir sürü hediye eşya getirdiniz, ama bizim size verecek hiç bir şeyimiz yok. 
Bu yaprağı hediye olarak kabul edermisin demesi bizi çok hüzünlendirdi. 

Yazımızın başlığına döner isek Diyanet İşleri Başkanlığımızın Açmış olduğu yetimhanede ekmek ve gıda dağıtımımızdan üç saat sonra canlı bomba patlatarak  verilmek istenen mesaj bize şunu hatırlattı:

İMANLA KÜFÜR ARASINDA BİR EKMEK VAR !

Eğer o ekmeği biz vermezsek kardeşlerimizi küfüre teslim edeceğiz. Bu bilinç ve şuurla oradaki mazlum, garip ve yetimlere el uzatmamız bizim boynumuzun borcudur. Selam dua ve muhabbetle. Fiemanillah…

Akıllı isen, gariplerin gönlünü avla;
Yetimin göz yaşını sil, başını okşa;
Kaybetmezsin sen iki cihanda;
Sami’mi isen bekler seni Cenneti Ala

Yorumlar (1)
Mustafa Özen 4 ay önce
Allah'ım razı olsun güzel insan ve güzel dostlarım, iyiki varsınız. Allah'ım gücünüze güç katsın hizmetlerinizi daim etsin inşAllah
Günün Anketi Tümü
Yeni bakanlar kurulu kurulmalı mı?
Yeni bakanlar kurulu kurulmalı mı?