habervakti.com yazarı Mehmet Emin Sofuoğlu, “Biz Uyanırsak, İnsanlık Uyanır!” adlı makalesinde Batı medeniyetinin takdis ettiği mefhumların iflas ettiğini belirtti.

Sofuoğlu, "İnsanlığı kandırarak, zorbalıkla rehin alan ve acımasızca sömüren Batı'nın tüm kavramları, bugün felsefi zeminde çökmüş, ekonomik bağlamda iflas etmiş, eğitim, sağlık ve siyaset sistemleri bakımından da çıkmaza girmiştir." dedi.

Batı’nın zihin dünyamızda kodladığı algılardan, sınırlardan kurtulmamız gerektiğini belirten Sofuoğlu, “ İnsanlığı kandırarak, zorbalıkla rehin alan ve acımasızca sömüren Batı'nın tüm kavramları, bugün felsefi zeminde çökmüş, ekonomik bağlamda iflas etmiş, eğitim, sağlık ve siyaset sistemleri bakımından da çıkmaza girmiştir.” İfadelerini kullandı.

Sosyal medya teklifi TBMM Genel Kurul'da Sosyal medya teklifi TBMM Genel Kurul'da

Batı’nın kültür emperyalizmini manipülasyonlarla sürdürdüğüne dikkat çeken Sofuoğlu sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Doğru gibi dayatılan köksüz yanlışları, inançlarımızdan beslenmeyen ancak inanç değerlerimiz gibi dayatılan manipülasyonları, gizli kimliklileri ve bunların nasıl yerleşerek toplumlara yön verdiklerini, ivedilikle deşifre ederek, gözümüzü açmalıyız!”,

İşte Sofuoğlu'nun söz konusu yazısının tamamı:

Tüm dünyayı dizayn etme görevinin kendilerinde olduğunu zanneden, ezoterik orijinli vahşi hırsları doğrultusunda ülkeleri kan ve gözyaşlarına boğarak sömüren “Batı”, bugüne dek kendilerini, bâtıl sahte tanrılarının taşeronları olarak görüyor, bunu da dünyaya baskıyla, korkuyla, kaosla ve vahşetle kabul ettiriyorlardı.

Batı’nın zihin dünyamızda kodladığı algılardan, sınırlardan, artık ivedi kurtulmamız gerek! 

Aynı zamanda, uygarlığın, demokrasinin ve bilimin beşiği gibi göz alıcı kavramlarla gözümüzü boyayan Avrupa-Atlantik ekseninden de, ivedi uzaklaşmamız gerek! 

Yüzyıllardır insanlığı, hem ekonomik, hem zihinsel olarak köleleştiren, hem de insani değerler bakımdan yozlaştırarak adeta mankurtlara dönüştüren ve böylece vahşi, kan içici, sömürge düzenlerini sağlamlaştırarak yeryüzünü esarete prangalayan Vahşi Batı'nın, foyasını ortaya çıkarma vakti, artık gelmiştir.

İnsanlığa, insanca yaşayacak iklimi oluşturacak, bugün içlerini boşaltarak kendi hegamonyalarına hizmet ettirdikleri 'barış, adalet, insan hakları' gibi kavramları, asli hüviyetlerine kavuşturarak tecessüm ettirecek olan tek ülke, Büyük Türkiye'dir. 

Dünya'ya söyleyecek sözü olan, insan merkezli medeniyetler kuran, sömürmeyen, köleleştirmeyen, bilakis aksine güven ve huzurla, adalet ve merhametle, insanca yaşamı hayata geçiren, medeniyet kurma bağlamında da iki bin yıllık birkimi olan tek ülke, Büyük Türkiye'dir. 

Bizim geçmişimiz de, bugünümüz de, Batı'dan daha aydınlık, daha merhametli, daha adaletli ve daha insanidir. 

İnsanlığı kandırarak, zorbalıkla rehin alan ve acımasızca sömüren Batı' nın tüm kavramları, bugün felsefi zeminde çökmüş, ekonomik bağlamda iflas etmiş, eğitim, sağlık ve siyaset sistemleri bakımından da çıkmaza girmiştir. 

Ancak, yaklaşık iki yüz yıldır, yaşamlarımız, onların sahte renkleriyle boyandığı, zihinlerimiz onların içlerini doldurup dayattıkları kavramlar ile kodlandığı için, bütün değerlerimiz, onların ölçütleriyle formatlandığı için, iradelerimiz, onların baskı ve aldatmacalarıyla kırıldığı için, bu kölelik düzeninden kurtulmak, gerek ekomomik anlamda, gerekse kültürel ve bilimsel anlamda, biraz zaman alacak gibi görünüyor. 

Öncelikle, zihinlerimizin özgürleşmesi gerekiyor!

Öncelikle, 'Eğitim Sistemi'nde, köklü yapısal değişiklikler ve paradigma devrimleri gerçekleşmeden, bu zihinsel hürriyetin zamanı daha da uzar. 

Uyanmalıyız! 

Tarihi, iyi okumalı, geleceğe yön verecek derinliği kazanmalıyız! 

Doğru gibi dayatılan köksüz yanlışları, inançlarımızdan beslenmeyen ancak inanç değerlerimiz gibi dayatılan manipülasyonları, gizli kimliklileri ve bunların nasıl yerleşerek toplumlara yön verdiklerini, ivedilikle deşifre ederek, gözümüzü açmalıyız! 

Her coğrafya için, her millet için, her ülke için ayrı ayrı dizayn edilmiş projeleri, günyüzüne çıkararak, bizleri, iç kavgalara nasıl sürüklediklerini anlamalı ve bu büyük hesaplarını bozmalıyız. 

Zenginliklerimizi, acımasızca talan eden, iradelerimizi öğretilmiş çaresizlik teknikleri ile iğdiş eden, onur ve haysiyetimizi yerle bir eden, küresel vahşi düzenin, zulüm kulelerini bir bir yıkmalı, yerine, her inanca, her ırka, saygı gösteren, insanca yaşamalarına altyapı oluşturan ve olanaklar sağlayan, kadim medeniyet değerlerimizi yeniden ihya ve inşa etmeliyiz. 

Biz uyanırsak, Dünya uyanır

Milyonların kan ve gözyaşı üzerinden, kendi refahını sürdürmeye çalışan, dünya üzeründe acı çektirmediği hiç bir millet kalmayan, yeryüzünü fesada uğratıp bozgunculuk yapan, Vahşi Batı'ya,' Dünya 5'ten büyüktür' diyerek adeta 'dur' diyen, küresel emperyalistlerin korkulu rüyası olan, Dünya Liderimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile, yakaladığımız tarihi fırsatı iyi değerlendirmeliyiz. 

2023'te, Cumhuriyetimizin 100. yılına, 'Yeni Dünya Düzeni'nin kurucu iradesi ve lokomotifi olarak girmeli ve halaylarla bunu kutlamalıyız! 

Her inançtan, her görüşten, her ırktan ve dilden insanlar topluluğu olarak, birbirimizle güven, huzur ve selamet içinde nasıl yaşanacağını dünyaya modellemiş bir millet olarak, hürriyetimizi perçinlemeli, kısır günlük siyasi çekişmeleri bir yana bırakmalı, el ele, omuz omza, yürek yüreğe, Büyük Türkiye'yi yeniden dünyaya ilan etmeliyiz! 

Dünya, BÜYÜK TÜRKİYE GÜNEŞİ ile aydınlanmalı!..