LAYIK OLDUĞUMUZ GİBİ…

Tarihte, insani erdemlerini ve ahlaki değerlerini kaybederek azgınlaşan, Allah’ın yasakladığı haramlara dalan ve günahları meşrulaştıran milletlerin nasıl helak edildiklerini hatırlayalım!

LAYIK OLDUĞUMUZ GİBİ…
Faiz, zina, içki, piyango gibi haramların yaygınlaştığı, yasallaştığı ve vergiye bağlandığı toplumların, bela ve musibetlerden başlarını kurtaramadıkları ve sonunda tarih sahnesinden yok olup gittiklerini her gün Kur’an-ı Kerim’den okuyoruz.

Buna rağmen bu konularda ciddi bir adım atmamamızın, bu adımları atacak iradeyi göstermemizin sebebini anlamak mümkün değil!

Sanırım toplumsal bir koma halindeyiz! Manevi hassasiyetlerimizin ikamesine karşı hissiyatsızlaştık.

Oysa emr-i bi’l-ma’ruf, nehy-i ani’l-münker (iyilikleri tavsiye etmek, kötülükleri kaldırmak) vazifemizi terketmemeliydik! Toplumda birbirimize oto-kontrol olmalı, iyiliği ve hakikati önermeli, övmeli ve üstün tutmalıydık. Kötülüklere gözümüzü kapatarak, ‘bana ne’ dememeliydik!

İyi toplumların, iyi idarecileri olur. Yoksa iyi idareciler, iyi bir toplum üretemez!

Hz. Nuh Aleyhisselam ve Hz. Lut Aleyhisselam'a bakın, bir de içinde yaşadıkları ve tebliğ ile görevlendirildikleri toplumların iğrençliklerine bakın!

İyi insanlar, toplumları düzeltecek olsaydı, peygamberler kendi çocukları ve eşleri dahil, içinde yaşadıkları toplumları düzeltirlerdi.

Herkes layık olduğu gibi idare olunur!

Biz, kendi hakkımızdaki hükmü değiştirmeden, Allah cc, bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmez!

Asıl değişmesi gereken, başımızdaki yöneticilerden önce biziz!

Biz değişirsek, Allah cc, içimizden iyi insanları bize idareciler olarak görevlendirir!

* * *

EGO ZEHİRLENMESİ!...

Hz. Musa Aleyhisselam, Karun'a, zekât vermesini söyleyince, Karun, kazandıklarının kendine ait olduğunu ve bunun üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma hakkı olduğunu söylemişti..

Halbuki Karun, Hz. Musa ve Hz. Harun’dan sonra Tevrat’ı en iyi bilenlerden biri olarak tanınırdı.

Önceleri sâlih bir kul olan Kârun, Allah’ın bir imtihan olarak ihsân ettiği nîmetleri kendinden bilip gurura kapılınca, gururlandığı o hazineleriyle birlikte yerin dibine gömüldü.

Eyy başkanlar, müdürler, dekanlar, rektörler, vekiller, bakanlar, belediye başkanları, iş adamları, patronlar, Eyy işçiler, memurlar, ağalar, beyler, hanımlar, gençler;

Mülkün sahibi siz değilsiniz!!!

'Rızk'a ve 'Ecel'e hükmeden de siz değilsiniz!

Size bir imtihan olarak verilen sahip olduğunuz güç (makam, zenginlik, yetenekler, ilim vb..) de, aslında sizin değil!

Karun’u hatırlayın!

Yaratılmış diğer şeyler gibi, makamlar da, güç de, zenginlik de, ömür de geldiği gibi gider!…

Bugün toplumsal olarak fert fert yaşadığımız ‘ego zehirlenmesi’ bizi mahvetmeden, ‘tevazu’ ile yeniden dirilişimize dua ve gayret edersek, bu dünyamızı da, ahiretimizi de, istikbalimizi de, neslimizi de kurtarabiliriz. Allah Azze ve Celle de, bize o zaman rahmetiyle muamele eder...
Güncelleme Tarihi: 14 Eylül 2018, 08:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5