Yeni Hilafet, yeni Osmanlı, yeni Roma!

Abone Ol

Alevi, Sünni, Bektaşi, Kızılbaş, Caferi, Nusayri...
Bunları bir araya getirdiğinizde aslında Türkiye’de Sünnilere karşı bir denge oluştururken, İran’a karşı güçlü bir karşı Şia mezhepler topluluğu oluşturmuş olursunuz. ABD için “hilafet” kadar “imamet”in de dönüştürülmesi önemli.
Bunun için “Neo-Imamet”in inşasında bu topluluklara ihtiyaç var.
Sadece “Fars Şiası” değil, “Arap Şiası”na karşı da ABD’nin bir denge oluşturması gerek. ABD’nin “Kushner / Dahlan senaryosu” içine Bahreyn’i de almasının ayrı bir anlamı var.

Geçtiğimiz günlerde Azerbaycan’daki ABD ve İsrail askerî üslerinden İran’a saldırılar gerçekleştirilmiş olmasını da bir kenara not edelim. Bunun Türkiye’yi ilgilendiren bir yönü olduğu gibi aynı zamanda İran Caferileri ile Azeri Caferilerini ilgilendiren bir yönü de var.
Bu, İran’ın bölünmesine giden yolda çok önemli bir adım.
Azerbaycan, İran’ın en büyük eyaleti.
Kürdistan çok büyük değil ama etkili bir topluluk; Türkiye, Suriye ve Irak’a uzantıları var. Huzistan büyük değil ama “Arap Şiası” açısından Necef’le birlikte düşünüldüğünde çok özel bir ehemmiyete sahip. İran’a yönelik bir kara harekâtı başlatılacaksa bu planın içinde mutlaka Belucistan olacaktır ve Belucistan sadece İran’ı değil, Pakistan ve Afganistan’ı da yakından ilgilendiren bir konumda. Hâl böyle olunca bir ucundan Hindistan da sürece dâhil olacak ve Diego Garcia üzerinden de bölgeye yönelik askerî operasyonlar gündeme gelecektir.

Kemalizm” konusuna gelince; Ağa Han cemaatine benzer ya da Konfüçyüsçülük'e benzer bir kült olarak yeni bir topluluk inşa edilebilir. Anıtkabir de onlar için Ağa Han’ın mezarına benzer bir ziyaret yerine dönüştürülebilir.

Arnavutluk’ta yeni Bektaşi “Vatikan’ı”nı yazdım. Ve bir de “Epstein adası” senaryosu vardı. Bu işlerin arkasında Kushner var... Arnavutluk, NATO’nun ikinci Müslüman üyesi idi değil mi? Şunu da not edelim: En büyük topluluk Müslümanlar ama Müslümanlar artık nüfusun yarısından fazlasına sahip değil. Ateizm, deizm ve agnostisizm ile diğer dinlerin toplamı nüfusun %50’sinden fazla. CHP; anayasanın başlangıcındaki bölüm ve İş Bankası’nı Kemalistlerin elinden alın, geriye fazla bir şey kalmaz. Kemalizm din mi, ideoloji mi belli olmayan bir siyasi kült.

İbrahimî buluşmalara giden yolda, Türkiye’nin rol modelliğinde sürece liderlik edecek kişinin yakasına bir hilafet rozeti ve bir de yeni Osmanlıcılık rozeti takarsanız Türkiye’nin önünde kimse duramaz. Tabii bir de Osmanlı’nın elinde Ortodoksluğun hâmisi, Türk dünyasının abisi olmak rolü de var. Oradan bu işe Gök Oğuzları, Karay ve Hazaraları da ekleyebilirsiniz.

Yeni “Türkiye Yüzyılı”nda yeni liderlik şemsiyesinin altında bütün renkleri ile Müslümanlar, Yahudi Karaylar, Hristiyan Gök Oğuzlar (Gagavuzlar), Şaman Yakutlar da olacak. Ve tabii yanı başımızda Karay ve Hazaraların, İsrail’in arkasındaki Chabad’cılar, Evangelik Hristiyan Siyonistler ve Anglikan lobisi de olacak.

Yeni halife kim olacak düşünmeyin; etnik özerklik gibi bir dinî özerklik yapısı içinde Diyanet’i dönüştürerek bu işi çözmek mümkün. Onlar bu yoldan Mekke, Medine, Kudüs ve Kerbela’nın da kontrolünü ele almak istiyorlar. Dikkat edelim; Şeytan bizi Allah’la, Hz. İbrahim’le, hilafet, yeni İslamcılık ve yeni Osmanlıcılıkla aldatmasın.

Bana kalırsa Trump’ın Erdoğan aşkı biraz da buradan kaynaklanıyor. Bu proje bir dinde reform projesidir. İbrahimî buluşma ile birlikte bu süreç olağanüstü bir hızla örgütlenebilir. Zaten şimdiden Müslümanların birçoğu neye ve kime inanacağını şaşırdı. Kimi agnostik oldu, kimi deist, kimi de ateist oldu. LGBT’li olanlar da var. Birileri az zamanda büyük işler başardılar “İslamcı iktidar”ın gölgesinde. Osmanlı milletler topluluğundaki ülkelerin rejim, iktidar ve sınırlarını yeniden şekillendirmek için örgütlenen BOP’ta bizi durduk yerde eş başkan yapmadılar. Onun için bizi yanlarına aldılar. Onun için AK Parti iktidarını “İslamcılık” yapıyor diye suçladılar ki diğer Müslüman ülke halkları bizi savunsun ve desteklesin...

NATO ülkeleri bundan sonra Türkiye’de hilafeti de Osmanlıcılığı da Türk dünyası ile ilişkilerini de Türkiye’nin kontrolünde Doğu Roma ve Ortodoksluğu da daha fazla sahiplenecekler. NATO, Türkiye’yi bu ülkelere ve hedef kitleye karşı bir Truva Atı olarak kullanmak istiyor. BOP’ta da aslında biz Batı’nın bu hedef ülkeler ve topluluklar için rol modeli idik. Bizi kendileri için bir koruma kalkanı, vekâlet savaşları için uygun bir alan olarak görse de aslında savaş paratoneri ve sıçrama tahtası olmasının ötesinde, bir yandan İsrail’in varlık ve güvenliğinin bekçisi olarak görmek istiyorlar; öte yandan bu hedef ülkeler ve topluluklara karşı rehberlik yapmamızı, Batı’nın bu anlamda kefili olmamızı istiyorlar. Tabii bizim üzerimizden “Hazara” ve “Karay”, “İbrahimî Dinler Projesi”ni de hayata geçirmek istiyorlar.

Ha! Bu arada, Rusya Ukrayna’yı yutacak derken Moldova Gagavuz’u, yani Gök Oğuzları yutmuş. Siyonistler de Karay, Hazara, dinî ve etnik çatışmalar üzerinden Anadolu’yu yutma hazırlığında ve bu anlamda doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden büyük bir kuşatma çabasında. Artık modern Batı, teopolitik kehanetlerle gelecek planlarını yapıyor. Laiklik çöpe gitti. Bir yandan Palantir’i kullanıyorlar, öte yandan kehanetleri. Siber bir dünyadan söz etseler de aslında Şeytani bir düzen inşa ediyorlar; bilim, teknoloji, insanlık yararına işler perdesi arkasında.

Biz daha şimdiden, moda tanımı ile “Siber Vatan”ı kaybettik. Şimdi Palantir üzerinden bizi ve bizim gibi ülkeleri “siber köleliğe mahkûm etme”nin yollarını arıyor. (Bu arada NATO üzerinden NATO ülkeleri silahlı kuvvetleri de Palantir’e entegre edilecekmiş. Böylece onların TEK ORDU hayalleri de gerçekleşmiş oluyor.) Sistematik bir işgal söz konusu. Beynimiz, kalbimiz, midemiz, damarlarımız işgal edildi; biyolojik yöntemlerle, gıda, ilaç ve çevre üzerinden. Tabii eğitim, medya, STK’lar, siyaset, bürokrasi, akademi onların işbirlikçisi olarak gönüllü oldular. Bölgemizdeki sorun, ABD’nin İran’ı yenmesi ile çözülmeyecek; asıl sorun o zaman başlayacak. Daha hızlı, daha derin, daha yıkıcı bir şekilde hem de...

Görünen o ki Çin’in başına Hindistan’ı bela edecekler. Çin’de, Wuhan’da ürettikleri mikrobu dünyanın başına bela ettikleri gibi şimdi de Hindistan’daki laboratuvarlarda üretilen mikropları önce Çin’in, daha sonra dünyanın başına bela edecekler. Çin henüz COVID ve Wuhan ilişkisi konusunda yeterli bir açıklamada bulunmadı. Öte yandan Balkan ülkeleri ve eş zamanlı olarak Türkiye + Türk dünyası (Böyle bir dünya hâlâ var mı? Tek kaybettiğimiz ülke Azerbaycan değil. Hemen hepsi Kıbrıs Rum Kesimi’ni tanıdı ve AB’nin yanında yer aldı) üzerinden Rusya’nın sıkıştırılması söz konusu. Ama asıl kriz, kızılca kıyamet, Arz-ı Mev'ud coğrafyası ile ilgili. En büyük krizin merkez ülkesi ise Türkiye. Mehdi, Mesih, Deccal, kıyamet savaşı, Dabbetü'l-arz, Yecüc Mecüc; hepsi bu coğrafya ile ilgili. Ve bu teopolitik durum, sadece bölgenin değil, dünyanın şekillenmesi mihverinin bu coğrafya olacağını gösteriyor.

Muhalefetin bu işlerle ilgili bir bilgisi de yok, iktidar ise tehdidin kaynağı ile yakınlaşarak bu engeli açacağı gibi bir yanlışın içinde. Öte yandan ne yapacağını bilmez hâlde sanki. Gazze krizi sürecinde bunu açıkça gördük. Yarın Kudüs konusu gündeme gelince bunu daha açık bir şekilde göreceğiz ama korkarım o zaman çok geç kalmış olacağız.

Bu konu “Ayasofya’yı ibadete açmak” ya da “15 Temmuz hamaseti” ya da “Terörsüz Türkiye”, “Türkiye Yüzyılı” hayalleri, “İHA-SİHA muhabbeti” ile gölgelenemez. NATO zirvesinde hâlimizi gördünüz. Gökte akrobasi uçaklarından püskürtülen renkli dumanlarla oluşturulan Amerikan bayrağının gölgesinde mehter dinletmeyi büyük bir marifetmiş gibi göstermeye çalıştık. Dilerim yarın da Antalya’da yapılacak “İklim Zirvesi”nde aynı yanlışlar tekrarlanmaz. Ama korkuyorum; yaptıkları yolun sonunun nereye vardığını pek görmüyorlar. Kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koşuyorlar. Bu arada “global bozguncu”, daha önce COVID ve mRNA’yı başımıza bela edip yüz binlerce insanın ölümüne sebep olan bu pedofilik, satanist, Siyonist “Global Reset mafyası”nın, “ıslah edicileriz” diye gelip başımıza bela ettiği bu “İklim Konferansı”, NATO zirvesinden daha masum bir olay değil. “Davul tozu, minare gölgesi” ile olacak şeyler değil bunlar. “Uyan kardeşim uyan, galiba ahir zaman”!
Selam ve dua ile.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }