Bugün ülkenin çok problemleri olduğunu biliyoruz. Bu problemleri çözmek için iktidarın canla başla çalıştığının farkındayız. Bütün bunlara rağmen, iktidarın elde edilmesi için bu sistemde seçmen memnuniyetinin ne kadar önemli olduğunun da farkındayız. Eğer seçmen sizden desteğini çekerse iktidar olma şansının azalacağını da dünya alem biliyor. O nedenle seçmenin tepkisini almak yerine teveccühünü kazanmak zorunda olmak gerekir diye düşünüyorum.
İktidarın devam etmesi için bu basit formülü hep akılda tutmak gerekir... İhmale gelmez...
Her zaman bilinen çok basit bir gerçek vardır; bazı yaralara neşter vurmazsanız iyileşmez. Her ne kadar neşter acısı da zordur ama daha büyük ağrı ve acıların ortadan kalkması için gereklidir.
Ücret dengesizliğinin açmış olduğu bazı yaralardan zaman içerisinde bahsetmiştik. Geçmiş iktidarlar zamanında; işçi ve memur arasında anlamsız ücret dengesizlikleri oluşmuştu. Bir seçim öncesinde işçi kardeşlerimize yapılan aşırı zamların belki de hâlâ sıkıntısını yaşıyoruz. O gün, yaptıkları işin çok doğru olduğunu savunanlar silindi, gitti. Devamında, o gün yapılan zamları savunan kimi sendikacılar ve işçi yöneticileri, bugün hâlâ bazı gerçekleri anlamamış gibi davranmaktadırlar. Şunu görüyoruz: O gün verilen o ücretlerin ülke ekonomisine balta vuracağını fark etmeyenlerin ya da fark ettiği hâlde bundan zevk duyanların bugün şikâyetçi olmaya hakkı var mıdır? O günün şartlarına göre o ücret dengesizliği bir sürü olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir. O seçimlik de olsa iktidar ortağı olmayı her şeye rağmen göze alanların bugünkü durumları ortadadır. Fazla zaman geçmeden ülke ekonomisi tarihinin en büyük krizini yaşayarak bedelini ödemiştir. Ülkede belki bazı insanlarımız o yüksek ücretlerle çalışarak ya da emekli olarak keyiflerini yaşamış olabilirler ama kendi evlatlarının durumu ortadadır.
Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki tartışmanın bedelini bu millet çok acı ödemiştir. Batan bankalar, paranın düşen değeri, ekonomik sıkıntılar... Çöküş...
Halkımız bazen hafızası kaybolmuş gibi davranmaktadır. Bugünün ücret politikalarının yanlışlığında; o günün şartlarında Sosyal Sigortalar Kurumunu batıranların hiç mi kusuru yok? Yahut, bugün 100 liraya aldığımız bir ilacı o günlerde bize 200 hatta 300 liraya aldıranların hiç mi suçu yok? Birçok medikal, sağlık giderlerini astronomik fiyatlarla alanların hiç mi hatası yok? Ülke inşaat sektörünün yanlış yapılanmasına göz yumanların; herhangi bir depremde yıkılan ilk binaların kamu binaları olmasında sorumluluğu bulunan insanların hiç mi sorumluluğu yok?
Demek ki ülke böyle birdenbire bu hâle gelmedi. Hele hele 15 sene çalışanları emekli eden insanlar; insanları 40 yaşında emekli eden sistemler... Eski Bakan Sayın Yaşar Okuyan’ın belirttiğine göre çalışmadan emekli olan insanlar... SSK gibi kurumlar iflas etsin diye bir SSK hastanesinin tamiratını 15 yıl sürdürenler... Çalışmayan fabrikalarda hiçbir iş yapmayan işçilere senelerce ücretler ödensin diye ısrarla bu batışa göz yumanlar... Bir gecelik faizlerin yüzde yüzlerle ifade edildiği günler; batık bankalar, paravan şirketler... Bu maddeleri çoğaltmak o kadar çok ki hangisini anlatayım? Biz bütün bu olumsuzlukları istemiyoruz. Kazanacak bir ekmeğimizi helalinden kazanmak istiyoruz. Bu vatan parçasından "Devletin malı deniz..." mantığının ortadan kalkmasını istiyoruz.
Bugün bu baskıları yaşayan iktidar EYT uygulamasını hayata geçirdi. Bu sistem yeni çıkan bir sistem değil; ancak kabarık olan emekli sayısını daha da artırdı. Bu emeklilerin maliyeti iktidara ek yükler getirdi.
Şimdi görünen gerçek şu ki emekli kesime ödenen maaşlar bir hayli hayat şartlarına göre zayıf kaldı. İktidar bunu görmektedir. Ancak görmek, var olan sıkıntıyı ortadan kaldırmaz. Neye mal olursa olsun, seçmenini küstürmeden bu sorun halledilmelidir. Yoksa onca yapılan hizmet, her alanda elde edilen mesafe durak sayabilir. Çünkü iktidarın kaybettiği belediyelerde yaşanan sıkıntıları hep birlikte görmekteyiz. O zaman neymiş? Elimizde olan imkânları kaybetmemek gerekirmiş. O nedenle bu kesimin hayat standardını yükseltmek gerekir. Bu, ülkenin yararına olan bir girişimdir. Başka yolu yoktur...
Bugün, yukarıda sıraladığımız olumsuzluklar ortadan kalktığına göre ücret politikalarının daha dengeli olmasını bekliyoruz. Hükümetin önünde olan yasa teklifinde, bazı makam sahibi memurlara ek ödeme göstergesinin yükselmesi şarttır. Böylece memur ve işçi arasındaki kıdem tazminatı makası azalacaktır. Yoksa devlet kalifiye elemanını elinde tutamaz. Özel sektör bu manada doyurucu rakamlarla çalışanın aklını çelmektedir; çalışanlar da özel sektörü tercih etmektedirler.
Bütün imkânlar zorlanarak emeklilerin durumu düzeltilmelidir. Asgari ücrete daha fazla devlet desteği sağlanmalıdır. Vergi kaçağının önüne geçilerek çalışanlara yönelik ücret politikası dengeli bir şekilde düzeltilmelidir. Özellikle emekli konumdaki insanların daha iyi şartlarda yaşamaları için ücret ve sosyal hayat politikaları daha verimli hâle getirilmelidir.
Bu beklentilerin olmaması hâlinde çok yüksek bedelleri olduğu fikrini taşıyorum. Ülkemizde son zamanlarda yapılan ekonomiye yönelik olumsuzlukların açtığı zararlar düşünülürse; çalışanlara ve emeklilere yapılacak iyileştirmeler onların yanında devede kulak gibidir. Unutmamak gerekir; devletin asıl sahipleri çoğunlukla çalışan ve emekli olan insanlardır. Onların tek dayanağı devletin gücüdür. Çünkü kendilerine ücret ödenmediği zaman hayatlarını devam ettirme şansları azalır.
Yüksekokul öğrencilerine yapılan yatırımlar kadar emekli insanımıza da aynı düşüncede yatırımlar yapılmasını bekliyoruz...
Hâlâ bu ülkede kayıt dışı ekonominin olduğunu hepimiz biliyoruz. O halde, bu kayıt dışı ekonomi ile daha verimli mücadele edilerek çalışanına ve emeklisine daha fazla kaynak bulmak zor olmasa gerektir...
Umarım iktidar bu gerçekleri görerek kendisini her şeye rağmen destekleyen emekli kardeşlerimizi memnun edecek girişimlerde bulunacaktır... Ülkenin geleceği için çok önemli bir ayrıntı olarak görmekteyim. Seçmenin iktidarına sahip çıkması önemlidir...