Yıkılan Güven, Bölünen Kalpler: Büyük Türkiye İçin Yeniden Başlama Zamanı

Abone Ol

Hiçbir ülke iç barışını kaybederek büyüyemez.

Hiçbir millet, kalpler bölünmüşken güçlü olamaz.

Ve hiçbir devlet, adalet duygusu zedelenmiş halkıyla huzur inşa edemez.

Bugün Türkiye’nin önünde duran en büyük mesele, ekonomik göstergelerden ya da dış tehditlerden öte; toplumsal güvenin yıkılması, yargıya ve güvenlik kurumlarına duyulan inancın körelmesi, halkın kendi devletiyle arasındaki duygusal bağın örselenmiş olmasıdır.

Toplum, yıllardır art arda gelen krizlerle sınandı.

28 Şubat süreciyle inançlı kesim dışlandı, devlete olan güveni sarsıldı.

Ardından gelen sulandırılmış Ergenekon ve Balyoz süreçleriyle hukukun siyasallaştığına dair kanaat oluştu.

Bu süreçlerin tetiklediği FETÖ yapılanması, 15 Temmuz darbe girişimiyle hem ordunun hem polisin halk üzerindeki itibarını yerle bir etti.

Sokak ortasında halka silah sıkan üniformalıların görüntüsü, toplumsal belleğe silinmez bir şekilde kazındı.

Ve şimdi… Toplumun geniş kesimi, devletin adalet mekanizmasına, yargının tarafsızlığına, güvenlik güçlerinin halktan yana olup olmadığına dair ağır bir güvensizlik taşıyor.

Bu sadece bir kriz değil, bir inanç kaybıdır.

Bugün hâlâ fikirlerinden dolayı “terörist” etiketiyle yaftalanan insanlar var.

Oysa bir ülkede terörle mücadele, hukukun üstünlüğü çerçevesinde yapılır; rastgele suçlama ve karalama kampanyalarıyla değil.

Devletin her vatandaşa eşit mesafede durmadığına dair algı ne kadar güçlenirse, ülke bütünlüğü de o kadar zayıflar.

Unutulmamalıdır ki, iç barış bir lüks değil; bir beka meselesidir.

Ayrışmış, kutuplaşmış, birbirine düşman kesimlere bölünmüş bir toplum, “büyük Türkiye” hayalini kuramaz.

Zira büyük hayaller, ancak büyük bir uzlaşı kültürüyle mümkündür.

Bu sebeple:

• Yargı süreçleri şeffaf ve tutarlı olmalıdır.

• Adalet, yalnızca güçlü olanın değil, haklı olanın yanında yer almalıdır.

• İktidar ve muhalefet, bu meselede el ele vermeli; toplumsal barışı yeniden tesis etmenin yollarını birlikte aramalıdır.

• İnsan merkezli bir politik duruş benimsenmeden, hiçbir kalkınma planı anlamlı değildir.

Türkiye’nin büyük bir devlet olabilmesi için önce yeniden güven veren bir devlet olması gerekir.

Güvenlik kuvvetlerinin halk nezdinde yeniden onurlu bir yer edinmesi, yargının halkın vicdanında tekrar karşılık bulması, tüm toplumsal kesimlerin eşit yurttaşlar olarak görülmesi, “Büyük Türkiye” idealinin ön koşuludur.

Çünkü güven yıkılırsa devlet yalnızlaşır.

Adalet yıpranırsa millet dağılır.

Ve barış sarsılırsa tarih susar.

Şimdi yeniden başlama zamanı.

Kalpleri onarma, kurumlara itibar kazandırma ve Türkiye’yi sadece coğrafi değil, toplumsal anlamda da birleştirme zamanı.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }