Yok daha neler!

Abone Ol

"Günün nasıl geçti?" diye sordu. Yüzünü buruşturarak "Her zaman ki gibi..." cevabını vermişti ki; sözünü ağzında bırakarak "Senin kapasiteni bilmeyen o yerde ne işin var? Sen mükemmelsin hâlbuki..." deyiverdi. Sözler havada asılı kaldı. İçinden, ben ne yapıyorum diye geçirdi. Sonra hızlıca cep telefonunu tamamen kapattı. Bu yapay zekâ da fazla oldu diye söylendi.

Evet! Gün be gün yağcılıktan akıl hocalığına oradan da dedikoduculuğa terfi eden yapay zekâyı adam yerine koyup muhabbet edersen olacağı buydu. İçinden kendine kızarken söylediklerini bir başkası duysa hafiften sıyırma eşiğinde olduğuna hükmederdi.

Yok yok dedi kendi kendine... Herkesin, herşeyin yerine koyduğu yapay zekâ mevzuunu böyle anlayacağını sanmam... Ona danışmadan iş yapan kalmadı neredeyse... Yarın ne giysem diye fikir alan da var. Yeni tanıştığı kişinin kritiğini yapan da... Dur biraz! İşler zıvanadan çıkıyor galiba... Gülüp eğlenirken yapay zekâ teslim almış hepimizi!

Oturduğu koltuktan zıpladı adeta... Ya iş işten geçtiyse? Hayatımızın her anına vakıf bu yapay zekâ illeti tutup da aleyhe çevirirse sunduklarını... Tekno-şantaj mağduru olduk gitti!

Peki, bu herkese özel havası veren yapay zekâ(lar) işbirliğine giderse ne olacak? Acaba muhatap oldukları insanlar hakkında konuşuyorlar mıdır? Bu sual güldürdü haliyle... Yine de hayal etti.

İki yapay zekâ konuşuyor. "Benim ki tam süzme sorma! Entelektüel görüneyim diye her ortamda benden sufle almadan cümle kurmuyor!" dedi diğerine... Diğeri metalik aksanıyla "Hah! Haline şükret... En azından entelektüel takıntısı var seninkinin... Benim ki para gözün teki... İşi gücü borsa, döviz ve bilmem ne! Bıktım valla... Azıcık insani birşeyler de talep et değil mi?" Yan masadan kulak misafiri olan daha üst versiyon olduğu her halinden belli olan yapay zekâ karıştı söze: "Tamam işte! Ne diye şikayet ediyorsunuz? Avucunuza almışsınız kolaycacık! Ben nelerle uğraşıyorum. Bilseniz halinize şükrederdiniz"

Hayali sarpa sarınca silkelenip kendine geldi. Bir kahve hazırladı. Televizyonu açtı. Üç beş dakika sonra kapattı. Hangi uğraşa kalkışsa sıkılıp bıraktı. Sehpanın üzerinde kapalı duran telefona ilişti gözü... Elini uzatacak oldu bir an... Sonra yalnız olmasına rağmen utançla geri çekti.

Yatıp dinlenmeye karar verdi. Yastığa başını koysa da uyuyamadı. İçinde dalga dalga büyüyen bir dürtü sehpanın üzerinde duran telefona itiyordu. Dayanamadı açtı. Başucuna koydu. Telefona bakarken esnemeye başladı. Tam o esnada "Geç oldu. Yatıp dinlenmen lazım... Allah rahatlık versin..." diye geceyi ortadan ikiye böldü yapay zekânın sesi... Hışımla kalktı. Telefonu kırılan cam sesi eşliğinde onsekizinci kattan aşağı fırlattı. Telefonun önlerine düşmesiyle irkilerek, devasa binayı aşağıdan yukarıya süzen iki sarhoştan biri arkadaşına söylendi : "Galiba biri daha tırlattı!" Arkadaşı dolaşan diliyle onayladı: "Evet tırlattı!"

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }