Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni'nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli mesajlar verdi.
Cumhurbaşkanı’nın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle;
Sessiz devrimin sembollerinden biri, Milli Güvenlik Kurulumuzun görev, yapı, işleyiş ve konumunda yaşanan değişimdir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin devlet idaremize ve karar alma süreçlerine kazandırdığı avantajları en iyi şekilde kullanarak Türkiye'nin gücüne güç katmaya inşa ediyoruz.
“TÜRKİYE CUMHURİYETİ SON DEVLETİMİZDİR”
Cumhurbaşkanlığı forsumuzda temsil edilen 16 devletimizin 2200 yılı aşkın bir mazisi vardır. Avrupa'dan Orta Asya 'ya, Kafkasya'dan Afrika'nın derinliklerine uzanan geniş bir coğrafyada at koşturmuş, devletler kurmuştur. Söğüt'te büyüyüp filizlenen Osmanlı Çınarı, 600 yılı aşkın süre boyunca 3 kıta 7 iklimde bayrağımızı gururla dalgalandırmıştır. Osmanlı’nın takati tükendiğinde ise yerini genç Cumhuriyetimiz almıştır. Her zaman söylediğimiz gibi Türkiye Cumhuriyeti bizim bu topraklarda kurduğumuz ilk değil en son devletimizdir. Bugüne kadar vatanımızın bekasını devletimizin güvenliğini milletimizin istiklal ve istikbalini güvenceye alma noktasında kendi bileğimizin gücü dışında kimseye umut bağlamadık. Milli mücadeleyi bu anlayışla yürüttük. Cumhuriyetimizi bu anlayışla kurduk. Demokrasimize yönelen saldırıları bu anlayışla püskürttük 40 yılı aşan terörle mücadelemizi yine bu anlayışla sürdürdük tüm bunları yaparken tarihin ve aziz milletimizin şahitliğinde ağır bedeller ödedik, büyük mücadeleler verdik ve çok önemli kazanımlar elde ettik. Terör örgütlerine karşı çok yönlü bir mücadele yürütürken, diğer taraftan da sınır ötesi harekatlarla ülkemizin güney sınırları boyunca bir güvenlik hattı oluşturduk. Irak ve Suriye harekatlarımız ülkemizin tepesine yerleştirilen cam tavanı parçalayarak güvenlik paradigmamızda yeni bir dönemi başlatmıştır. Başkalarının senaryolarında kendisine rol biçilen bir ülke değil kendi hikayesini yazan kendi geleceğini şekillendiren ve bölgesinde oyun. kurucu bir aktör haline geldiğini dost düşman herkese göstermiştir.
Terörsüz Türkiye süreci güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır. İnşallah süreç hedeflerimizle uyumlu bir şekilde başarıya ulaştığında iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak, Türkiye'nin güvenliğini tahkim edecek, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır.
“GARDIMIZI İNDİRDİĞİMİZDE BİZE BU HAYAT HAKKI TANIMAZLAR”
Kardeşlerim, biz kendisini asker millet olarak tarif eden bir kimliğe, böyle bir kültüre sahibiz. Güvenlik özellikle bir milletimiz için ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilk sırada yer almaktadır. Şunu gayet iyi biliyoruz ki gardımızı indirdiğimiz rehavete kapıldığımız anda bize bu topraklarda hayat hakkı tanımazlar. Sadece kendi bekamız için değil, dost ve kardeşlerimizin huzur, barış ve istikrarı için de bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur. Çünkü biz bölgemizin güvenliğini kendi güvenliğinden ayrı görmeyen, kendi huzuru kadar dost ve kardeşlerinin de huzurunu isteyen bir ülkeyiz.
“ÖN KABULLERİN YIKILDIĞI BİR DÖNEM”
Günümüzde tehditlerin doğası, savaşların tekniği, ittifakların işleyişi ve toplumsal risk alanları hızlı bir değişim geçiriyor. Bunlara paralel olarak güvenlik kavramının mahiyeti ve kapsama alanı da değişime uğruyor. Savaş meydanında artık tanklar, uçaklar ve füzeler kadar onlara istikamet veren yazılım ve donanımlar da rol oynuyor. Yani hemen her alanda ön kabullerin yıkıldığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye olarak bu süreci takip etmekle kalmıyor kendimizi en hızlı biçimde buna adapte etmeye çalışıyoruz. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilmiş teknolojik özelliği, milli güvenliğimizi ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.