Yılmaz, net ve tavizsiz analizinde; zaferin sayıca üstün kalabalıklarla değil, sarsılmaz bir inanca sahip ve "Kalubela"daki ahdine sadık kalan müminlerle geleceğini ilahi müjdelerle hatırlatıyor. Dün Malazgirt’te, Kosova'da ve Çanakkale’de yedi düvele meydan okuyan o ilahi ruhun, bugün Gazze harabelerinde "Bedrin Aslanları" gibi yeniden dirildiğini vurgulayarak yetkililere, gafil Müslümanlara ve tüm insanlığa şu can alıcı sorularla sesleniyor:
Şehit babasının naaşına sarılıp "Beni sabah namazına kim götürecek!" diye feryat eden çocukların yaşadığı bir toplumu kim korkutabilir?
Enkazların altında, bombaların gölgesinde evlenerek aile kurmayı cihadın bir parçası gören Asım'ın neslini hangi güç yutabilir?
Küresel Siyonist ve Haçlı ittifakına karşı malıyla, canıyla direnen bu kahramanları ticari ve siyasi hesaplarla yalnız bırakmanın hesabını huzur-u mahşerde nasıl vereceğiz?
Bu çarpıcı sorular yalnızca küresel sisteme bir eleştiri değil; boykotu delenlerden sessiz kalanlara, devlet kademelerinden evlerimize kadar uzanması gereken topyekûn bir irşad ve silkiniş davetidir.
"Ya İstiklal! Ya Şehadet!" ilkesinden taviz vermeyenlerin, korkuyu korkutan Kassam mücahitlerinin ve Kudüs’ün fethini müjdeleyen o büyük inancın manifestosu niteliğindeki bu derin kurtuluş reçetesini, yüreğiniz sarsılarak okuyacaksınız...