<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Habervakti, son dakika haber, haber, güncel haberler, gazeteler</title>
    <link>https://www.habervakti.com</link>
    <description>Türkiye ve dünyadan en güncel haberler, son dakika haberleri, gazeteler ve alanında saygın köşe yazarlarıyla HaberVakti sizlere en doğru haberi sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habervakti.com/rss/dosya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Habervakti.Com ® Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2026 10:47:28 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/rss/dosya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Cedide Köprülü yazdı: Jeopolitik yalnızlığın dayanılmaz hafifliği]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/cedide-koprulu-yazdi-jeopolitik-yalnizligin-dayanilmaz-hafifligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/cedide-koprulu-yazdi-jeopolitik-yalnizligin-dayanilmaz-hafifligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cedide Köprülü, "kavşak ülke" olmanın getirdiği zorunlu refleksleri ve Türkiye'nin elindeki devasa "erken uyarı" potansiyelini kaleme aldı. Bölgesel krizlerin gölgesinde borçlanma maliyetlerini düşüren sır ne? Peki, haritanın sunduğu imtiyazlar ve güç, tek başına vazgeçilmez olmaya yeter mi? Türkiye'nin reflekslerini kurumsal bir hafızaya ve veri gücüne dönüştürme sınavı üzerine ezber bozan bir analiz... İşte Cedide Köprülü'nün  'Jeopolitik yalnızlığın dayanılmaz hafifliği' başlıklı yazısı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><i>Yalnızlık zaman verir, kavşak sinyal verir. Soru şu: Sinyali kim işliyor?</i></p>

<p>Şubat sonunda bölgede savaş çıktı. Dünyanın en kritik enerji geçidi aylarca fiilen tıkandı. Mart ayında Türkiye'nin beş yıllık kredi risk primi 327 baz puana kadar tırmandı.</p>

<p>Geçen hafta, 26 Ağustos'ta ise aynı gösterge 217 baz puana indi — altı ayın en düşük seviyesi.</p>

<p>Durup bakalım. Yanı başında savaş çıkan, komşu coğrafyasındaki boğaz kapanan bir ülke, beş ay içinde borçlanma sigortasını yüz on baz puan ucuzlattı. İki hafta önce konuştuğumuz kuralı hatırlayın: Siyasi istikrar notundaki on puanlık bir düşüş, borçlanma maliyetine yaklaşık yüz altı baz puan olarak yansıyor. Yani buradaki hareket, tam bir "istikrar kademesi", üstelik ters yönde.</p>

<p>Bu, küçük bir başarı değil. Ve bu yazı boyunca bunu unutmayacağız.</p>

<p>Ama şunu da unutmayacağız: O rakamı kim yazdı?</p>

<p>Serinin başından beri kurduğumuz denklemi hatırlayalım. Merkez fiyatı koyandır. Yem fiyatlandırılandır. Bekçi ise ikisinin arasında nöbet tutan ve faturayı ödeyendir. Ve geçen hafta bir şeye dikkat çekmiştik: Defteri tutan üç oyuncunun ortak bir özelliği vardı.</p>

<p>Hiçbiri kavşakta oturmuyordu.</p>

<p>Biri ada, biri okyanuslar arasında, biri kıta büyüklüğünde bir derinliğin ardında. Hiçbirinin kapısının önünde asırlarca kavga edilmedi. Sabah kalkıp "gece sınırımda ne oldu" diye bakmak zorunda kalmadılar.</p>

<p>Buna jeopolitik yalnızlık diyelim. Ve şunu ekleyelim: Bu yalnızlık acıklı değil, <strong>dayanılmaz derecede hafiftir.</strong></p>

<p><strong>Çünkü kavşakta oturmanın görünmeyen bir bedeli var: Dikkat.</strong></p>

<p>Kavşaktaki ülke her sabah acil bir gündeme uyanır. Gündemini kendisi seçmez; sınırı, komşusu, boğazı, hattı seçer. Enerjisinin büyük kısmını bugünü ayakta tutmaya harcar. Yirmi yıl sonrasının kayıt sistemini kurmaya sıra gelmez. Çünkü acil olan, önemli olanı daima yer.</p>

<p>Kenarda duranın sahip olduğu lüks ise şudur: <strong>Uzun düşünebilme lüksü.</strong> Kimse kapısını çalmadığı için, başkalarının kapısında ne olduğunu incelemeye vakti vardır. Ve o vakitle ne yapar? Defter tutar. Sigorta yazar, sicil kurar, standart belirler, tahkim merkezi işletir, fizibilite hazırlar.</p>

<p>Yani sanayi devriminden bu yana defter, hep uzaktakinin elinde oldu. Sebebi deha değil, mesafeydi.</p>

<p>Şimdi Türkiye'ye bakalım. Ve dürüst olalım.</p>

<p>Türkiye'nin hafifliği yok. Ağırlığı var.</p>

<p>Aynı anda Karadeniz'i, Doğu Akdeniz'i, Kafkasya'yı, Irak'ı, Suriye'yi, İran sonrası düzeni, Körfez'i, göç hatlarını, boğaz rejimini ve iki ayrı ittifak mantığını taşıyor. Bunların hiçbiri sırayla gelmiyor; hepsi aynı anda geliyor.</p>

<p>Peki ağırlık ne üretir? <strong>Refleks.</strong></p>

<p>Ve burada hakkını teslim etmek gerekiyor, çünkü bu refleksler sıradan değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Enerjide tek kaynağa mahkûm olmamak için tedarikini çeşitlendiren, depolama kapasitesini yıllar içinde ciddi biçimde büyüten, boru hattı ile sıvılaştırılmış gazı bir arada tutan, kendi sahasından üretime geçen bir ülkeden söz ediyoruz. Aynı anda bir ittifakın en kalabalık ordularından birini besleyip, o ittifakın karşısında konumlanan ülkeyle enerji ve ticaret ilişkisini sürdürebilen, savaşan tarafların ikisiyle de konuşabilen, kriz anlarında arabuluculuk masası kurabilen bir ülkeden</p>

<p>Bunu yapabilen ülke sayısı dünyada bir elin parmaklarını geçmez. Bu bir hamaset cümlesi değil, teknik bir tespittir: Aynı anda birbiriyle çatışan üç dört ilişkiyi kopmadan taşımak, ciddi bir devlet kabiliyetidir. Mart'taki 327'nin ağustosta 217 olması da bunun bir göstergesidir.</p>

<p>Ama şimdi bu yazının en soğuk cümlesini kuralım:</p>

<p><strong>Refleks hayat kurtarır. Ama birikmez.</strong></p>

<p>Defter birikir. Sigorta poliçesi birikir, sicil birikir, tahkim içtihadı birikir, standart birikir. Refleks ise her krizde yeniden üretilmek zorundadır. Bir krizi iyi yönetmeniz, bir sonrakini kolaylaştırmaz; sadece hayatta kalmanızı sağlar.</p>

<p>Nitekim o 110 baz puanlık iyileşmenin içine bakın. Piyasa yorumları düşüşü üç şeye bağlıyor: bölgedeki tansiyonun azalması, küresel tahvil faizlerinin gerilemesi ve gelişmekte olan ülke varlıklarına dönen risk iştahı. Bunların yanında yerli para politikası adımları da sayılıyor.</p>

<p>Şimdi sakin bir soru: Bu üç unsurdan kaçı bizim elimizdeydi?</p>

<p>Fiyat düzeldi. Ama kalem el değiştirmedi.</p>

<p>Ve işte tam burada, bu serinin en önemli fikrine geliyoruz. Çünkü kavşakta olmanın yalnızca bedeli yok; kimsenin konuşmadığı bir imtiyazı da var.</p>

<p><strong>Yalnızlık size zaman verir. Kavşak ise size sinyal verir.</strong></p>

<p>Şöyle düşünün: Bir krizin dünyanın geri kalanına ulaşması haftalar alır. Kavşaktaki ülkeye ise saatler içinde ulaşır, hem de rapor olarak değil, ham veri olarak. Navlun fiyatı olarak, sigorta primi olarak, sınırdaki hareketlilik olarak, limandaki bekleme süresi olarak, rafta değişen etiket olarak.</p>

<p>Bugün dünyada hiçbir ülke, Karadeniz'i, Doğu Akdeniz'i, Kafkasya'yı ve Ortadoğu'yu <strong>aynı anda ve ilk elden</strong> okuyabilecek konumda değil. Bu bir dezavantaj değil; bir sensör üstünlüğüdür. Türkiye, dünyanın en iyi konumlanmış erken uyarı istasyonudur.</p>

<p>Ama burada acımasız bir kural devreye giriyor:</p>

<p><strong>İşlemcisi olmayan sensör, gürültü üretir.</strong></p>

<p>Daha kötüsü de var: İşlenmeyen sinyal yok olmaz. Başkası tarafından işlenir. Sizin limanınızdaki bekleme süresi, başka bir ülkenin risk modelinde bir katsayıya dönüşür. Sizin sınırınızdaki hareketlilik, başka bir sigortacının fiyatlamasında bir parametre olur. Geçen hafta konuştuğumuz gibi: en etkili istihbarat hukuka aykırı olan değil, faturası kesilmiş olandır. Sinyali siz üretirsiniz, kaydı başkası tutar.</p>

<p><strong>Yani kavşakta oturmak ya bir istihbarat üstünlüğüdür ya da başkasının istihbarat kaynağı olmaktır. Arası yoktur.</strong></p>

<p>Bir de şu var ve coğrafyaya güvenenlerin canını sıkacak:</p>

<p>Coğrafya bir garanti değildir. Nitekim son yıllarda gündeme gelen bazı koridor projeleri, açıkça Türkiye'yi atlayarak Körfez'i Avrupa'ya bağlamayı hedefliyor. Yani vazgeçilmez olduğunuzu düşündüğünüz anda, birileri sizin etrafınızdan dolaşacak bir mühendislik çözümü üzerinde çalışmaya başlar.</p>

<p>Bu durum, iki hafta önce söylediğimizi doğruluyor: <strong>Vazgeçilmezlik miras alınmaz, üretilir. Ve haritayla değil, defterle üretilir.</strong></p>

<p>Şimdi toparlayalım.</p>

<p>Kenarda duranlar defteri tuttu, çünkü yalnızlık onlara zaman verdi. Biz o zamanı hiç bulamadık. Ama bulamadığımız zamanın yerine, kimsenin sahip olmadığı bir şey geçti: erken sinyal.</p>

<p>Ve önümüzdeki on yılın asıl sorusu şudur: Bu sinyali kayda çevirebilecek miyiz?</p>

<p>Bunun yolu heyecandan geçmiyor. Kendi analistini yetiştiren, kendi verisini kendi okuyan, kendi fizibilitesini kendi yazan, kendi risk modelini kendi kuran, kendi sigortasını kendi yazabilen bir kurumsal kapasiteden geçiyor.<strong> Yani ekonomik istihbarattan.</strong></p>

<p>Çünkü hafiflik dayanılmazdır: Anlamsız olduğu için. Ağırlık ise ancak biriktiği sürece taşınabilir.</p>

<p><strong>Refleksleri güçlü bir ülkeyiz. Sıradaki iş, refleksi hafızaya çevirmek.</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dosya</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/cedide-koprulu-yazdi-jeopolitik-yalnizligin-dayanilmaz-hafifligi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/09/cedide-jeopoltik.jpg" type="image/jpeg" length="68491"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Öztürk yazdı: Zilletin gölgesinde bir Cuma]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/prof-dr-mustafa-ozturk-yazdi-zilletin-golgesinde-bir-cuma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/prof-dr-mustafa-ozturk-yazdi-zilletin-golgesinde-bir-cuma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Habervakti.com yazarı, Artuklu Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Kudüs ziyaretinde Mescid-i Aksa kapılarında İsrail askerlerinin yaşattığı engellemeleri ve bu zilletin gölgesinde kılınan Cuma namazını anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Mustafa Öztürk, son köşe yazısında Ürdün’den gerçekleştirdiği Kudüs ziyaretini ve Mescid-i Aksa'ya giriş çabaları sırasında karşılaştığı manzarayı kaleme aldı.<br />
<br />
İsrail askerlerinin kontrol noktalarındaki yıldırma politikalarını, kameralı yüz tanıma sistemleriyle yapılan kasıtlı engellemeleri ve ailesiyle birlikte içeri girebilmek için verdikleri mücadeleyi aktaran Öztürk, Filistinlilerin her gün maruz kaldığı ağır zulme bizzat şahitlik ettiği o anları okuyucularıyla paylaştı. Defalarca kapılardan geri çevrildiğini ve Aksa'nın avlusuna giremeyip namazını zeytin ağaçlarının gölgesinde Filistinli yaşlılarla kılmak zorunda kaldığını belirten Öztürk, yaşanan durumu tüm çarpıcılığıyla özetledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filistinli Müslümanların her an enselerinde hissettiği zorbalığı bizzat tecrübe eden Prof. Dr. Mustafa Öztürk'ün, okuyanları o anlara götüren çarpıcı gözlemlerini aktardığı o yazısı...<br />
<br />
<a href="https://www.habervakti.com/zilletin-golgesinde-bir-cuma" target="_blank"><img alt="Zilletin Gölgesinde Bir Cuma Prof. Dr. Mustafa Öztürk Yazdı" class="detail-photo img-fluid" height="150" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/zilletin-golgesinde-bir-cuma-prof-dr-mustafa-ozturk-yazdi.jpg" width="671" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dosya, Gündem</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/prof-dr-mustafa-ozturk-yazdi-zilletin-golgesinde-bir-cuma</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 23:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/prof-dr-mustafa-ozturk-yazdi-zilletin-golgesinde-bir-cuma.jpg" type="image/jpeg" length="80554"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'ni kim ne zaman kurdu? Hangi isim liderlik yaptı?]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/dogu-turkistan-islam-cumhuriyetini-kim-ne-zaman-kurdu-hangi-isim-liderlik-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/dogu-turkistan-islam-cumhuriyetini-kim-ne-zaman-kurdu-hangi-isim-liderlik-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün asil Doğu Türkistan halkını toplama kamplarında, zindanlarda asimile etmeye ve yeryüzünden silmeye çalışan kan emici Kızıl Çin yönetiminin en büyük korkusu, o topraklarda 1933 yılında dalgalanan Gökbayrak'ın ruhudur! Peki, bağımsızlık meşalesini yakan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'ni kim, ne zaman kurdu? O kutlu devletin kahraman liderlerine ne oldu? İşte Kızıl Çin işgalcilerin ve komünist Sovyetlerin unutturmak istediği o şanlı direnişin ve ihanetin tarihi...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır süren sistematik soykırımla, asimilasyon politikalarıyla ve Nazi vari toplama kamplarıyla Doğu Türkistan’ı bir kan gölüne çeviren barbar Çin diktası, bu asil milletin hürriyet aşkını asla söküp atamadı. Çünkü bu toprakların harcı, İslam'ın nuru ve bağımsızlık ateşiyle yoğrulmuştur. Bunun en şanlı kanıtı ise 12 Kasım 1933 tarihinde Kaşgar’da bütün dünyaya ilan edilen Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'dir.</p>

<p>Bu kutlu devletin kuruluşuna öncülük eden ve isimlerini tarihe altın harflerle yazdıran iki büyük mücahit lider vardı:</p>

<p><strong><a href="https://www.habervakti.com/biyografi/sabit-damolla" target="_blank"><span data-darkreader-inline-color="" style="--darkreader-inline-color:var(--darkreader-text-2980b9, #54a4d9); color:#2980b9">Sabit Damolla (Kurucu ve Başbakan)</span></a>:</strong> Cumhuriyetin ideolojik mimarı, sarsılmaz din alimi. Hoten, Yarkent ve Kaşgar bölgelerinde Çin zulmüne karşı başlatılan şanlı bağımsızlık mücadelesini teşkilatlandırarak devleti ilmek ilmek dokuyan, devletin kuruluşunu cihana ilan eden asıl isimdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><a href="https://www.habervakti.com/biyografi/hoca-niyaz-haci" target="_blank"><span data-darkreader-inline-color="" style="--darkreader-inline-color:var(--darkreader-text-2980b9, #54a4d9); color:#2980b9">Hoca Niyaz Hacı (Cumhurbaşkanı)</span></a>:</strong> Kumul İsyanı'nı başlatarak işgalcilerin yüreğine korku salan, halk ve direnişçiler üzerinde muazzam bir askeri nüfuza sahip olan başkomutan. Kurulan bağımsız devletin Reis-i Cumhur'u olarak ordunun ve milletin başına geçmiştir.<br />
<br />
<img alt="Doğu Türkistan Bayrağı" class="detail-photo img-fluid" height="undefined" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/dogu-turkistan-bayragi.svg" width="undefined" /><br />
Doğu Türkistan Bayrağı (Gök Bayrak)</p>

<hr />
<p>Farklı bölgelerdeki direniş hareketlerini İslam ve Türklük şuuruyla birleştiren bu kahramanlar; sadece bir isyan yapmamış, kendi anayasası, düzenli ordusu, işleyen devlet kurumları ve bugün hürriyetin sembolü olan <strong>gök mavisi zemin üzerine ay-yıldızlı bayrağıyla</strong> tam bağımsız bir devlet inşa etmişlerdir.</p>

<p>Ancak bu İslam yurdunun yükselişi, bölgedeki emperyalist güçleri dehşete düşürdü. Komünist Sovyetler Birliği'nin doğrudan ve alçakça askeri müdahalesi, Çinli milislerin vahşi saldırılarıyla birleşince, iki ateş arasında kalan bu şanlı cumhuriyet, Nisan 1934'te kanla bastırıldı.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>Kahpe İhanet ve Şehadet: Cumhuriyet Yıkıldıktan Sonra Sabit Damolla ve Hoca Niyaz Hacı'ya Ne Oldu?</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Komünist Sovyetlerin tankları ve acımasız Çinli savaş ağası Sheng Shicai'nin işgalci güçleri tarafından devlet yıkıldıktan sonra, Doğu Türkistan'ın bu iki yiğit evladı, zalimlerin hedefi oldu. Her iki kurucu lider de hürriyet sevdasının bedelini şehadet şerbeti içerek ödedi.<br />
<br />
<img alt="Sabit Damolla" class="detail-photo img-fluid" height="575" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/sabit-damolla.png" width="471" /><br />
Sabit Damolla (Kurucu ve Başbakan)</p>

<hr />
<p><strong>Tavizsiz Dava Adamı Sabit Damolla:</strong> Cumhuriyetin yıkılışı aşamasında işgalcilerle her türlü uzlaşmayı elinin tersiyle iten, tam bağımsızlık fikrinden bir milim dahi sapmayan Sabit Damolla, 1934 yılında kahpece esir alınarak Urumçi'ye götürüldü. Aynı yıl, zalim Sheng Shicai'nin emriyle asılarak şehit edildi. O, darağacına yürürken bile davasından taviz vermedi.<br />
<br />
<img alt="Hoca Niyaz Hacı" class="detail-photo img-fluid" height="849" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/hoca-niyaz-haci.png" width="722" /><br />
Hoca Niyaz Hacı (Cumhurbaşkanı)</p>

<hr />
<p><strong>Halkı İçin Kendini Feda Eden Hoca Niyaz Hacı:</strong> Milletinin, kadınların ve çocukların topyekûn bir soykırıma uğramasını engellemek umuduyla, yüreğine taş basarak Sovyetlerin aracılığını kabul etmek zorunda kaldı. Devletin lağvedilmesi karşılığında Urumçi'deki eyalet hükümetinde vali yardımcılığını üstlenerek halkına siper olmaya çalıştı. Ancak komünist rejimlerin doğasında olan ihanet gecikmedi. 1937'deki büyük siyasi tasfiye döneminde hapse atılan Hoca Niyaz Hacı, 21 Ağustos 1941'de Urumçi'de zalimce idam edildi.</p>

<p>İdama götürülürken Kızıl Çin ve Sovyet cellatlarının suratına haykırdığı o tarihi son sözler, bugün hala Doğu Türkistan direnişinin manifestosudur:</p>

<blockquote>
<p><strong>"Bu idam hükmü bana göre yeni bir şey değildir. Aslında Urumçi'ye geldiğim günde ölmüştüm. Öleceğim, ama halkım yaşamaya devam edecektir!"</strong></p>
</blockquote>

<p>Evet, Hoca Niyaz Hacı ve Sabit Damolla şehit edildiler. Kurdukları o şanlı devlet fiziken yıkıldı. Ancak onların yaktığı o bağımsızlık ateşi, o Gökbayrak sevdası bugün Urumçi'de, Kaşgar'da, Hoten'de milyonlarca Doğu Türkistanlının yüreğinde yanmaya devam ediyor. Kızıl Çin ne kadar zulmederse etsin, kahramanların kanıyla sulanan bu topraklar eninde sonunda özgürlüğüne kavuşacaktır!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dosya, Gündem</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/dogu-turkistan-islam-cumhuriyetini-kim-ne-zaman-kurdu-hangi-isim-liderlik-yapti</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/dogu-turkistan-islam-cumhuriyetini-kim-ne-zaman-kurdu-cumhuriyet-yikildiktan-sonra-sabit-damolla-ve-hoca-niyaz-haciya-ne-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="39838"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihteki Uygur Kağanlığı nasıl bir medeniyet kurdu ve neleri değiştirdi?]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/tarihteki-uygur-kaganligi-nasil-bir-medeniyet-kurdu-ve-neleri-degistirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/tarihteki-uygur-kaganligi-nasil-bir-medeniyet-kurdu-ve-neleri-degistirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün Doğu Türkistan'ı kan gölüne çeviren, milyonlarca Müslüman Türk'ü toplama kamplarında asimile etmeye çalışan zalim Kızıl Çin yönetimi, aslında yeryüzünden neyi silmeye çalışıyor? İşte barbar Pekin yönetiminin aşağılık kompleksini gözler önüne seren, Avrupa'dan asırlar önce matbaayı kullanan, ekonomiye yön veren o kadim Uygur Medeniyeti'nin muazzam mirası!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Komünist Çin yönetimi, işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan'da yarım asrı aşkın süredir eşi benzeri görülmemiş bir soykırım yürütüyor. "Terörizm" ve "geri kalmışlık" gibi aşağılık iftiraların arkasına sığınan Pekin diktası, asil Doğu Türkistan halkını sözde "eğitim kampları" adını verdiği Nazi vari zindanlarda mankurtlaştırmaya çalışıyor. Oysa Kızıl Çin'in unutturmaya ve yok etmeye çalıştığı bu asil millet, Türk tarihinde göçebe bozkır kültüründen yerleşik medeniyete geçişin en büyük şaheserini ortaya koymuş, dünyaya ilim ve medeniyet ihraç etmiştir.</p>

<p>İşte Çin'in tahammül edemediği ve kökünü kazımak istediği o şanlı Uygur Kağanlığı'nın kurduğu medeniyet ve dünyayı değiştiren adımları:</p>

<ul>
 <li><strong>Otağdan Saraylara: Çin'in Yıkamadığı Şehircilik Temeli</strong></li>
</ul>

<p>Göktürklerin mirasını devralarak 744'te kurulan Uygur Kağanlığı, kılıçla kurulan bir imparatorluğu ilimle, sanatla ve ekonomiyle taçlandırdı. Orhun vadisinde Karabalgasun gibi devasa şehirler inşa ettiler. Turfan Havzası'nda kurulan Koço Uygur Krallığı ile birlikte göçebe çadırları (otağ), yerini kerpiç ve tuğladan yapılmış muazzam evlere, saraylara ve tapınaklara bıraktı. Bugün Çin'in buldozerlerle yıktığı Doğu Türkistan şehirleri, işte bu binlerce yıllık köklü şehircilik anlayışının mirasıdır.<br />
<br />
<img alt="Otağdan Saraylara Çin'in Yıkamadığı Şehircilik Temeli" class="detail-photo img-fluid" height="426" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/otagdan-saraylara-cinin-yikamadigi-sehircilik-temeli.jpg" width="640" /></p>

<ul>
 <li><strong>Barbarlık Değil, Kültürel Üstünlük</strong></li>
</ul>

<p>Bugün Uygurları şiddetle yan yana getirmeye çalışan Çin iftiralarının aksine, Uygurlar tarihte kan dökmeyi değil, medeniyet inşa etmeyi seçmiş bir millettir. 762 yılında Bögü Kağan döneminde Maniheizm'in kabulüyle savaşmayı ve et yemeyi bile yasaklayan bir felsefeye yönelen Uygurlar, enerjilerini savaşa değil; sanata, bilime ve ticarete harcadılar.<br />
<br />
<img alt="Karız Kanalları" class="detail-photo img-fluid" height="508" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/kariz-kanallari.jpg" width="780" /></p>

<ul>
 <li><strong>Çöle Hayat Veren Zeka: Karız Kanalları</strong></li>
</ul>

<p>Bugün Kızıl Çin'in sömürerek yer altı ve yer üstü kaynaklarını yağmaladığı o topraklar, Uygurların mühendislik dehasıyla hayat bulmuştur. Uygurlar, "Karız" adı verilen muazzam yeraltı su kanalları inşa ederek kurak çölleri üzüm, kavun ve pamuk fışkıran verimli vahalara dönüştürdüler. Uçsuz bucaksız bozkırlar, onların ellerinde bereketli tarım havzalarına dönüştü.<br />
<br />
<img alt="Çöle Hayat Veren Zeka Karız Kanalları" class="detail-photo img-fluid" height="330" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/cole-hayat-veren-zeka-kariz-kanallari.jpg" width="605" /></p>

<ul>
 <li><strong>Dünyaya Finansı ve Matbaayı Öğrettiler!</strong></li>
</ul>

<p>Çin diktasının bugün köle işçi olarak fabrikalara tıktığı Uygurlar, İpek Yolu'nun mutlak hakimi olarak dünya ekonomisine yön vermişlerdi. Takas usulünü tarihe gömüp, mühürlü kağıt paraları (çav) ve bugünkü çek/senet sisteminin ilk örneklerini kullandılar. Faizle borç verme ve vakıf sistemleriyle modern bankacılığın temellerini attılar.</p>

<p>Dahası, Avrupa henüz karanlık çağını yaşarken Uygurlar, Soğd alfabesinden uyarladıkları "Uygur Alfabesi" ile yüzlerce dini, edebi ve hukuki eser kaleme aldılar. Tahtadan harfler oyarak hareketli matbaa sistemini Avrupa'dan yüzyıllar önce icat edip kullandılar.<br />
<br />
<img alt="Uygurlar Dünyaya Finansı Ve Matbaayı Öğrettiler" class="detail-photo img-fluid" height="388" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/uygurlar-dunyaya-finansi-ve-matbaayi-ogrettiler.gif" width="400" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong>İslam Mimarisinin Kutlu İlhamı ve Cengiz Han'ın Hocaları</strong></li>
</ul>

<p>Bugün Çin'in minarelerini kestiği, kubbelerini yıktığı Doğu Türkistan'daki o eşsiz mimari, köklerini yine Uygurların geliştirdiği kubbeli tapınak mimarisinden almaktadır. Daha sonra İslam mimarisindeki kümbetlere ve cami kubbelerine ilham olan bu estetik, minyatür sanatının ve duvar fresklerinin zarafetiyle birleşmiştir.</p>

<p>Uygurlar öylesine büyük bir kültürel üstünlüğe sahipti ki; 13. yüzyılda Cengiz Han dünyayı titreten Moğol İmparatorluğu'nu kurduğunda, Moğolların devletleşmesini sağlayan, onlara katiplik, bürokratlık ve öğretmenlik yapanlar yine Uygur Türkleriydi.<br />
<br />
İşte Kızıl Çin'in korkusu tam olarak budur! Onlar, karşılarında sıradan bir azınlık değil; dünyaya şehirciliği, matbaayı, ekonomiyi ve bürokrasiyi öğreten koskoca bir medeniyetin varisleri olduğunu çok iyi biliyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi zulmü uygularlarsa uygulasınlar; kökleri bu denli derine inen, tarihi medeniyetle yoğrulmuş bu asil direnişi asla kıramayacaklar! Doğu Türkistan'ın mazlum ama onurlu evlatları, o şanlı ecdadın mirasıyla Komünist diktanın zulmünü muhakkak tarihin çöplüğüne gömecektir!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dosya, Gündem</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/tarihteki-uygur-kaganligi-nasil-bir-medeniyet-kurdu-ve-neleri-degistirdi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/tarihteki-uygur-kaganligi-nasil-bir-medeniyet-kurdu-ve-neleri-degistirdi-cin-dogu-turkistanda-neyi-yok-etmeye-calisiyor.jpg" type="image/jpeg" length="35931"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğu Türkistan'da yaşayan halka neden Uygur Türkleri deniyor? Uygur kelimesi nereden geliyor?]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/dogu-turkistanda-yasayan-halka-neden-uygur-turkleri-deniyor-uygur-kelimesi-nereden-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/dogu-turkistanda-yasayan-halka-neden-uygur-turkleri-deniyor-uygur-kelimesi-nereden-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kızıl Çin'in soykırım ve asimilasyonla yeryüzünden silmeye çalıştığı kadim İslam beldesi Doğu Türkistan’ın asil evlatlarına neden "Uygur" deniyor? İşte işgalcilere inat, birliğin ve direnişin sembolü olan o kutlu ismin tarihi kökeni...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Zalim Kızıl Çin yönetimi, yarım asrı aşkın süredir Doğu Türkistan'da kan kusmaya, bir milleti topyekûn yok etmeye ve tarihten silmeye çalışıyor. <strong>Toplama kamplarında</strong>, zindanlarda uygulanan akılalmaz işkencelerle bir medeniyet boğulmak isteniyor. Ancak Pekin yönetiminin unuttuğu bir şey var: Bu toprakların asil sahiplerinin taşıdığı isim, bizatihi <strong>"birlik"</strong>, <strong>"kenetlenme"</strong> ve <strong>"direniş"</strong> anlamına geliyor. Peki, bugün Kızıl Çin işgaline karşı şanlı bir direnişin sembolü haline gelen <strong>"Uygur"</strong> kelimesi nereden geliyor?<br />
<br />
<img alt="Doğu Türkistan-1" class="detail-photo img-fluid" height="705" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/dogu-turkistan-1.jpg" width="824" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong>"Birleşenler ve Boyun Eğmeyenler"</strong></li>
</ul>

<p>İlmi ve tarihi kaynaklar, Uygur adının Eski Türkçe'deki <strong>"uy-"</strong> (uymak, birleşmek, tabi olmak) fiilinden türediğini ve <strong>"akrabalar, müttefikler, birleşenler" </strong>anlamına geldiğini açıkça ortaya koyuyor. Türk-İslam tarihinin ulu çınarı Kaşgarlı Mahmud, Divânu Lügati't-Türk'te bu ismi, Çin'in <strong>"bize muhtaçlar"</strong> yalanını asırlar öncesinden suratlarına çarparcasına <strong>"kendi kendine yeten"</strong> olarak tanımlar. Ebu'l Gazi Bahadır Han'ın Şecere-i Terakime'sinde ise bu isim<strong> "kenetlenmek" </strong>manasıyla karşımıza çıkar. Hatta bugün Doğu Türkistan'ı devasa bir açık hava hapishanesine çeviren Çin'in kendi eski yıllıklarında bile Uygurlar, <strong>“şahin gibi hızlı, hücum eden yiğit bir orman halkı”</strong> olarak tasvir edilmek zorunda kalınmıştır.</p>

<ul>
 <li><strong>Kızıl Çin Yalanlarını Yıkan Kadim Medeniyet</strong></li>
</ul>

<p>Uygurlar, Göktürk Devleti'nin ardından 744 yılında kendi kağanlıklarını kurmuş, ardından bugünkü ata yurdu olan Doğu Türkistan'a (Tarım Havzası ve Turfan) yerleşerek muazzam bir yerleşik medeniyet inşa etmişlerdir. Çin'in <strong>"buraları biz medenileştirdik"</strong> iftiralarını yerle bir eden Koço Uygur Krallığı, bölgenin asıl sahiplerinin kim olduğunu tarihe altın harflerle kazımıştır. Zaman içinde İslamiyet'in kapsayıcı ruhuyla boy taassubu geride bırakılmış, <strong>Müslüman Türk halkı</strong> kendini yaşadığı şehre <strong>(Kaşgarlı, Turfanlı)</strong> veya genel manada <strong>"Türki"</strong> olarak tanımlamaya başlamış, şanlı <strong>"Uygur"</strong> ismi ise tarihi bir miras olarak saklanmıştır.<br />
<br />
<img alt="Çin Esaretinde Doğu Türkistan" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/cin-esaretinde-dogu-turkistan.jpg" width="385" /></p>

<ul>
 <li><strong>1921 Taşkent Kurultayı: Zulme Karşı Kutlu Kenetlenme</strong></li>
</ul>

<p>20. yüzyılın başlarında, bölgeyi paramparça edip yutmak için pusuda bekleyen emperyalist ve komünist güçlere karşı <strong>Doğu Türkistan</strong>'ın imanlı aydınları tarihi bir refleks gösterdi. 1921 yılında Taşkent'te toplanan dava adamları, yöresel farklılıkları bir kenara bırakarak işgale karşı tek bir yumruk olmak için tarihi köklerine sarıldı. Bölgenin asil ve medeni atalarına atfen <strong>"Uygur"</strong> adının, tüm Doğu Türkistan Türkleri için ortak milli bir isim olarak kullanılmasına karar verildi.</p>

<p>O gün alınan bu tarihi karar, yöresel bir isim seçimi değil; işgale, zulme ve asimilasyona karşı binlerce yıl öncesine dayanan bir <strong>"birlik ve ittifak"</strong> ruhunun yeniden dirilişiydi. Bugün kan emici Çin yönetimi, Doğu Türkistan'da Uygur kelimesini telaffuz etmeyi bile terörizm sayıp yasaklamaya çalışsa da başaramayacak. <strong>"Uygur"</strong> ismi; kendi kendine yetenlerin, zalime boyun eğmeyenlerin ve hürriyet davasında birleşenlerin gür sedası olarak Kızıl Çin'in uykularını kaçırmaya devam edecek!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dosya, Tarih</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/dogu-turkistanda-yasayan-halka-neden-uygur-turkleri-deniyor-uygur-kelimesi-nereden-geliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/dogu-turkistanda-yasayan-halka-neden-uygur-turkleri-deniyor-uygur-kelimesi-ne-anlama-geliyor-kokeni-nedir.jpg" type="image/jpeg" length="37096"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[META'ya 17,1 Milyar dolar ceza kesildi! Suçu malum: Çocukların ruh sağlığına kasten zarar vermek!]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/metaya-171-milyar-dolar-ceza-kesildi-sucu-malum-cocuklarin-ruh-sagligina-kasten-zarar-ver</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/metaya-171-milyar-dolar-ceza-kesildi-sucu-malum-cocuklarin-ruh-sagligina-kasten-zarar-ver" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de çocukların sosyal medya bağımlılığı tartışması Meta’yı köşeye sıkıştırdı. Facebook ve Instagram’ın gençleri platformlarda daha uzun süre tutacak şekilde tasarlandığı, çocukların güvenliği ve kişisel verilerinin yeterince korunmadığı iddialarıyla açılan davada dev şirket milyarlarca dolarlık uzlaşmaya gitti. Ancak asıl dikkat çeken para değil, Meta’nın çocuk kullanıcılar için kabul ettiği yeni kurallar oldu. Peki Türkiye’de durum ne? İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden Meta, çocukların ve gençlerin sosyal medya kullanımına ilişkin ABD’de karşı karşıya kaldığı dev davada geri adım attı. Facebook ve Instagram’ın çocukları ve gençleri platformlarda daha uzun süre tutmaya yönelik özelliklerle tasarlandığı, şirketin bu özelliklerin oluşturabileceği riskler konusunda yeterli önlem almadığı ve 13 yaşından küçük çocukların verilerinin korunması konusunda hukuka aykırı uygulamalarda bulunduğu iddiaları, ABD’de eyalet yönetimlerinin açtığı davaların merkezinde yer aldı.</p>

<p>Davalar büyüdü, baskı arttı ve konu California’daki federal mahkemede görülen tarihi davaya kadar geldi.</p>

<p>Tam bu aşamada Meta, milyarlarca dolarlık bir uzlaşmayı kabul etti.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>17 MİLYAR DOLARLIK FATURA</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>ABD’deki çok eyaletli anlaşma kapsamında Meta’nın yaklaşık <strong>17,1 milyar dolara kadar ödeme yapması</strong> öngörülüyor.</p>

<p>Reuters ise anlaşmanın değerini 16,68 milyar dolara kadar olarak bildirirken, diğer kaynaklarda toplam rakam yaklaşık 17 milyar dolar olarak aktarılıyor. Anlaşmanın bazı koşullara bağlı bölümleriyle toplam ekonomik yükün 18 milyar dolara yaklaşabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Üstelik mesele yalnızca para değil.</p>

<p>ABD yönetimleri, Meta’dan Facebook ve Instagram’ın çocuklar için çalışma biçiminde ciddi değişiklikler talep etti.</p>

<p>Ve teknoloji devi bu şartların önemli bölümünü kabul etti.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>ÇOCUKLARA 2 SAATLİK SOSYAL MEDYA SINIRI</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Yeni sistemin en dikkat çekici maddelerinden biri, 18 yaş altındaki kullanıcılar için getirilecek <strong>varsayılan günlük iki saatlik kullanım sınırı</strong>.</p>

<p>Bu süre Facebook ve Instagram arasında ortak hesaplanacak.</p>

<p>Daha da dikkat çekici olan ise çocuğun bu sınırı kendi başına kaldırmasının mümkün olmaması.</p>

<p>Sürenin artırılması için ebeveyn izni gerekecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yani ABD’de teknoloji şirketine açıkça şu mesaj veriliyor:</p>

<p><strong>Çocuğun sosyal medya kullanımı yalnızca şirketin ticari hedeflerine bırakılamaz.</strong><br />
<br />
<img alt="Sosyal Medya Begeni Cocuk Getty 2303048-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/07/sosyal-medya-begeni-cocuk-getty-2303048-1.jpg" width="1280" /></p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>GECE YARISI SOSYAL MEDYA KAPANACAK</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Yeni düzenlemeyle çocukların Facebook ve Instagram kullanımına gece saatlerinde de sınırlama getirilecek.</p>

<p>Varsayılan sistem kapsamında <strong>00.00 ile 06.00 arasında</strong> genç kullanıcıların platformlara erişimi engellenecek.</p>

<p>Bunun yanında okul saatlerinde bildirimlerin azaltılması ve çocukların sürekli ekran başında tutulmasını engelleyecek hatırlatmaların devreye alınması planlanıyor.</p>

<p>Meta ayrıca çocukların platformlarda kesintisiz şekilde kaydırma yapmasını engellemek amacıyla belirli kullanım sürelerinin ardından uyarılar ve zorunlu molalar uygulayacak.</p>

<p>Bazı düzenlemelerde 15 dakikalık sürekli kullanımın ardından ve toplam kullanım 60 ile 90 dakikaya ulaştığında hatırlatmalar yapılması öngörülüyor.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>YAŞ DOĞRULAMA SİSTEMLERİ GÜÇLENDİRİLECEK</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>ABD’deki anlaşmanın bir başka önemli ayağı ise çocukların yaşlarının daha etkili biçimde doğrulanması.</p>

<p>Amaç, özellikle 13 yaşın altındaki çocukların platformlara erişimini engellemek ve reşit olmayan kullanıcıların yaşlarına uygun olmayan içeriklerle karşılaşma riskini azaltmak.</p>

<p>Meta ayrıca ebeveynlere daha fazla kontrol imkânı sağlayacak araçlar geliştirmeyi ve çocukların zararlı içeriklerle karşılaşmasını azaltacak yeni güvenlik mekanizmaları uygulamayı kabul ediyor.<br />
<img alt="Ekran Görüntüsü 2026 08 27 172807" class="detail-photo img-fluid" height="654" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-27-172807.png" width="1017" /></p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>PEKİ META NEDEN BU KADAR BÜYÜK BİR BEDELİ KABUL ETTİ?</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Çünkü davanın riski yalnızca 17 milyar dolarlık bir uzlaşmadan ibaret değildi.</p>

<p>Meta’nın mahkeme sürecinde kaybetmesi halinde karşılaşabileceği potansiyel tazminat yükünün <strong>1,4 trilyon dolara kadar çıkabileceği</strong> hesaplanıyordu.</p>

<p>Habertürk de Meta'nın kendi hesaplamalarına dayanarak olası toplam riskin 1,4 trilyon dolara kadar ulaşabileceğini aktardı.</p>

<p>Bu rakam teknoloji şirketi açısından başlı başına varoluşsal bir tehdit anlamına geliyordu.</p>

<p>Dolayısıyla Meta, çok daha büyük bir hukuki ve finansal riskle karşı karşıya kalmamak için uzlaşma yolunu seçti.</p>

<p>Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken asıl nokta şu:</p>

<p><strong>ABD'de tartışmanın merkezinde teknoloji şirketinin ne kadar para ödeyeceğinden çok, çocukların nasıl korunacağı var.</strong></p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>DAVANIN ARKASINDAKİ İDDİALAR ÇOK AĞIRDI</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>ABD'deki davalarda Meta'nın platformlarını çocukları daha uzun süre içeride tutacak şekilde tasarladığı, genç kullanıcıların zihinsel ve fiziksel sağlığı üzerindeki risklerin yeterince dikkate alınmadığı ve çocuklara ait verilerin korunması konusunda hukuki yükümlülüklerin ihlal edildiği ileri sürüldü.</p>

<p>California Başsavcılığı da davanın temelinde Meta'nın Instagram ve Facebook'ta çocukların ve gençlerin aşırı kullanımını teşvik eden özellikler geliştirdiği iddialarının bulunduğunu açıkladı.</p>

<p>Meta ise suçlamaları kabul etmiyor.</p>

<p>Şirket, platformlarının çocukları bağımlı hale getirmek amacıyla tasarlanmadığını savunuyor ve çocuk güvenliği konusunda zaten çeşitli önlemler uyguladığını belirtiyor.</p>

<p>Yani ortada hâlâ hukuki açıdan tartışılan iddialar bulunuyor.</p>

<p>Fakat ortaya çıkan sonuç son derece somut:</p>

<p><strong>Meta, çocuk güvenliği konusunda kapsamlı yeni tedbirleri kabul etmiş durumda.</strong><br />
<img alt="Ekran Görüntüsü 2026 08 27 173029" class="detail-photo img-fluid" height="626" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-27-173029.png" width="1113" /></p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>ŞİMDİ ASIL SORU TÜRKİYE İÇİN</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>İşte burada Türkiye açısından son derece önemli bir soru ortaya çıkıyor.</p>

<p>ABD'de eyaletler bir araya geliyor.</p>

<p>Mahkemeler devreye giriyor.</p>

<p>Milyarlarca dolarlık yaptırım masaya konuluyor.</p>

<p>Teknoloji şirketlerinden çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin somut güvenlik tedbirleri talep ediliyor.</p>

<p>Peki Türkiye'de?</p>

<p><strong>Bizim çocuklarımız daha mı değersiz?</strong></p>

<p><strong>Türkiye'deki çocukların dijital dünyada korunmaya daha az mı ihtiyacı var?</strong></p>

<p>Elbette hayır.</p>

<p>Türk çocukları da en az dünyanın herhangi bir ülkesindeki çocuk kadar değerlidir.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>TÜRKİYE'DE DE DÜZENLEME HAZIRLIĞI VAR</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Aslında Türkiye bu konuda tamamen hareketsiz değil.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye'de çocukların sosyal medya kullanımına yönelik yeni düzenlemelerin hazırlandığını açıklamıştı.</p>

<p>Bakan Göktaş, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya platformlarına erişimine yönelik düzenleme kapsamında sosyal ağ sağlayıcılarının yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri alacağını ve 15 yaş altındaki çocuklara hizmet sunulmamasının öngörüldüğünü açıklamıştı.</p>

<p>Bakanlık ayrıca düzenlemenin yönetmelik aşamasında hayata geçirilmesi için çalışma yürütüldüğünü bildirmişti.</p>

<p>Öte yandan Kişisel Verileri Koruma Kurumu da TikTok, Instagram, Facebook, YouTube, X ve Discord hakkında çocukların kişisel verilerinin korunması ve dijital risklerden uzak tutulması amacıyla resen inceleme başlatmıştı.</p>

<p>Yani Türkiye'de de konu artık devletin gündeminde.</p>

<p>Fakat ABD'deki son gelişme bize çok daha önemli bir noktayı gösteriyor:</p>

<p><strong>Sadece düzenleme yapmak yetmez.</strong></p>

<p>Düzenlemenin gerçek hayatta uygulanması, şirketlerin denetlenmesi ve ihlal halinde caydırıcı yaptırımlar uygulanması gerekir.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>TÜRKİYE'DE STANDARTLAR NEDEN AYNI OLMASIN?</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Burada sorulması gereken soru son derece açık:</p>

<p>ABD'de bir teknoloji şirketine çocuk güvenliği konusunda milyarlarca dolarlık sorumluluk yüklenebiliyorsa...</p>

<p>Çocukların gece saatlerinde sosyal medyaya erişimi sınırlandırılabiliyorsa...</p>

<p>Günlük kullanım süresine sınır getirilebiliyorsa...</p>

<p>Yaş doğrulama sistemleri zorunlu hale getirilebiliyorsa...</p>

<p>Ebeveynlere daha güçlü denetim mekanizmaları verilebiliyorsa...</p>

<p><strong>Türkiye'de neden aynı standartlar olmasın?</strong></p>

<p>Bizim çocuklarımız kıymetli ve değerli değil mi?</p>

<p>Elbette kıymetli.</p>

<p>Hatta mesele yalnızca bugünün çocukları da değil.</p>

<p>Bugün Instagram'da, TikTok'ta, YouTube'da veya başka bir dijital platformda saatlerini geçiren çocuklar, yarının Türkiye'sini oluşturacak.</p>

<p>Onların dikkatinin, zamanının, mahremiyetinin ve ruhsal gelişiminin korunması yalnızca bir teknoloji meselesi değildir.</p>

<p>Bu, doğrudan doğruya <strong>milli bir gelecek meselesidir.</strong></p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>ÇOCUKLAR ŞİRKETLERİN KÂR HEDEFİNE TESLİM EDİLEMEZ</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Sosyal medya şirketlerinin temel hedefi ticari faaliyetlerini sürdürmek ve gelir elde etmektir.</p>

<p>Bu şirketlerin kullanıcıların platformlarda daha uzun süre kalmasını istemesi ticari açıdan anlaşılabilir.</p>

<p>Ancak söz konusu kullanıcılar çocuk olduğunda mesele değişir.</p>

<p>Bir çocuğun daha fazla ekran başında kalması, daha fazla reklam görmesi ve daha fazla içerik tüketmesi üzerinden kurulacak ekonomik modelin sınırlarını devlet çizmek zorundadır.</p>

<p>Çünkü çocuk kendi haklarını her zaman savunabilecek durumda değildir.</p>

<p>İşte bu nedenle devletin görevi yalnızca teknolojiyi takip etmek değil, <strong>çocuğu teknolojinin oluşturabileceği risklere karşı korumaktır.</strong></p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>ABD'DEKİ ANLAŞMA TÜM DÜNYAYA MESAJ VERİYOR</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Meta ile yapılan anlaşmanın bir başka önemli sonucu daha var.</p>

<p>ABD'deki düzenlemelerin yalnızca Meta'yı değil, diğer büyük sosyal medya platformlarını da etkileyebileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Nitekim anlaşmanın bir bölümünde TikTok ve YouTube gibi diğer platformların da benzer güvenlik önlemlerini kabul etmesine bağlı finansal hükümler bulunuyor.</p>

<p>Bu da sosyal medya sektöründe yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.</p>

<p>Artık teknoloji şirketlerine yalnızca:</p>

<p><strong>“Çocuklarınızı koruyun.”</strong></p>

<p>denilmiyor.</p>

<p>Bunun yerine:</p>

<p><strong>“Çocukları koruyacak sistemi kur. Yaşını doğrula. Kullanımını sınırla. Gece erişimini engelle. Ebeveyne kontrol ver. Zararlı içerikle mücadele et. Bunları yapmazsan bedelini ödersin.”</strong></p>

<p>deniliyor.</p>

<p>İşte gerçek caydırıcılık tam olarak budur.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><strong>TÜRKİYE İÇİN DE EMSAL OLMALI</strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye'nin kendi şartlarına uygun, güçlü ve uygulanabilir bir çocuk güvenliği sistemi kurması gerekiyor.</p>

<p>15 yaş altına ilişkin hazırlanan düzenlemeler önemli bir başlangıç olabilir.</p>

<p>Ancak bunun yanında yaş doğrulama, ebeveyn kontrolü, gece kullanımına ilişkin tedbirler, algoritmik şeffaflık, zararlı içeriklerin hızlı biçimde kaldırılması, çocukların kişisel verilerinin korunması ve şirketlerin ihlallerden sorumlu tutulması gibi başlıkların da güçlü biçimde ele alınması gerekiyor.</p>

<p>Çünkü mesele Facebook veya Instagram meselesi değildir.</p>

<p>Mesele teknoloji de değildir.</p>

<p>Mesele <strong>çocuklarımızdır.</strong></p>

<p>Ve çocuklarımız söz konusu olduğunda ekonomik çıkarların, şirketlerin büyüme hedeflerinin ve algoritmaların önüne geçmesi gereken tek bir şey vardır:</p>

<p><strong>Çocuğun üstün yararı.</strong></p>

<p>ABD'nin Meta karşısında attığı son adım bu açıdan Türkiye için de ciddi bir uyarı niteliğinde.</p>

<p>Şimdi Türkiye'nin önünde çok net bir tercih bulunuyor:</p>

<p>Ya dünyanın attığı adımları geriden takip edeceğiz...</p>

<p>Ya da kendi çocuklarımızın güvenliği için <strong>daha güçlü, daha kararlı ve daha caydırıcı standartları kendimiz oluşturacağız.</strong></p>

<p>Çünkü unutulmamalıdır:</p>

<p><strong>Bu ülkenin çocukları sadece bugünün kullanıcıları değil, yarının Türkiye'sidir.</strong></p>

<p>Ve yarının Türkiye'si algoritmaların insafına bırakılamayacak kadar değerlidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Dosya</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/metaya-171-milyar-dolar-ceza-kesildi-sucu-malum-cocuklarin-ruh-sagligina-kasten-zarar-ver</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/m-e-t-a.jpg" type="image/jpeg" length="83720"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şevki Yılmaz yazdı: Sadece Ve Sadece Senin Yolundayız Efendim!]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/sevki-yilmaz-yazdi-sadece-ve-sadece-senin-yolundayiz-efendim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/sevki-yilmaz-yazdi-sadece-ve-sadece-senin-yolundayiz-efendim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[20. Dönem Rize Milletvekili ve İlahiyatçı Hatip Şevki Yılmaz, Mevlid Gecesi vesilesiyle kaleme aldığı son yazısında; günümüz dünyasını saran modern cahiliye karanlığına dikkat çekerek, insanlığın ve İslam âleminin yegâne kurtuluş reçetesini açıklıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) dünyaya teşriflerinin sene-i devriyesinde, insanlığın içine düştüğü ahlaki ve manevi buhranı sarsıcı bir dille ele alan Yılmaz, günümüzde artarak devam eden faiz, sömürü, kumar ve işgal gibi felaketlerin asıl kaynağına işaret ediyor.</p>

<p>Peki, <strong>Veda Hutbesi'ndeki evrensel mesajlar bugün kan gölüne dönen yeryüzü ve dağılan aile yuvaları için nasıl bir çıkış yolu sunuyor?</strong> Küresel sömürü düzenini ayaklar altına alıp, adalete ve hukuka dayalı <strong>"süper güç bir Türkiye"</strong> inşa etmek için hangi acil adımların atılması şart?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çağları aşan nebevi mesaja dönerek, modern çağın krizlerine karşı toplumsal, ekonomik ve siyasi bir uyanış çağrısı niteliği taşıyan bu tarihi feryadın arkasındaki gerçekleri, Şevki Yılmaz'ın sarsıcı kaleminden okuyacaksınız...<br />
<br />
<a href="https://www.habervakti.com/sadece-ve-sadece-senin-yolundayiz-efendim" target="_blank"><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 08 27 142355" class="detail-photo img-fluid" height="213" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-27-142355.png" width="893" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dosya</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/sevki-yilmaz-yazdi-sadece-ve-sadece-senin-yolundayiz-efendim</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 14:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/sevki-yilmaz-yazdi-sadece-ve-sadece-senin-yolundayiz-efendim.jpg" type="image/jpeg" length="11559"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Amerikalı Uzmandan İsrail’e Ömer Halisdemir Uyarısı: "Türklerle Başa Çıkamazsınız"]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/amerikali-uzmandan-israile-omer-halisdemir-uyarisi-turklerle-basa-cikamazsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/amerikali-uzmandan-israile-omer-halisdemir-uyarisi-turklerle-basa-cikamazsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski ABD Deniz Piyadeleri istihbarat subayı ve BM silah müfettişi Scott Ritter, 15 Temmuz şehidi Ömer Halisdemir’in kahramanlığını ve Türk askerinin sarsılmaz cesaretini hatırlatarak İsrail’e net bir uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eski ABD Deniz Piyadeleri istihbarat subayı ve Birleşmiş Milletler eski silah müfettişi Scott Ritter, yaptığı bir yorumunda Türk milletinin ve Türk askerinin mücadele ruhuna dikkat çekerek çarpıcı açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasında 15 Temmuz 2016 gecesi darbeci generali etkisiz hale getirerek şehadete yürüyen Piyade Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir’in destansı duruşunu örnek gösteren Ritter, <strong>Türk askerinin gözünü kırpmadan canını feda edebilecek bir iradeye sahip olduğunu vurguladı.</strong></p>

<ul>
 <li><strong>"Cennette Görüşürüz Deyip Haini Alnından Vurdu"</strong></li>
</ul>

<p>15 Temmuz gecesi Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda yaşanan tarihi anı anlatan Ritter, Halisdemir’in komutanından aldığı emir sonrası tereddüt etmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p><i>"Özel Kuvvetler'deki görevli askere komutanı telefon açıp 'Hainler geliyor, helikopterden indiğinde generali vurmalısın' dedi. Asker 'Emredersiniz' karşılığını verdi. Komutanı 'Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?' diye sorduğunda 'Biliyorum komutanım' dedi. 'Tamam, cennette görüşürüz' diyerek telefonu kapattılar. Silahını doldurdu, dışarı çıktı ve hain generali başından vurarak öldürdü. Kendisi de şehit oldu. İşte Türkler bunu yapar."</i></p>
</blockquote>

<p><strong>"İsrail Birkaç Asker Kaybında Dağılıyor, Türkler Şehidini Gömer ve Devam Eder"</strong></p>

<p>İsrail ordusu ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasındaki psikolojik ve askeri farka değinen Ritter, İsrail’in savaş gücünün abartıldığını belirtti. Ritter, konuşmasının devamında şu değerlendirmede bulundu:</p>

<blockquote>
<p><i>"İsrail'e bakın; 6 kayıp verdiklerinde bütün ülke yasa boğuluyor, feryat figan ağlıyorlar. Türkler ise şehitlerini toprağa verir ve 'Yola devam' der. Kore’deki Türk tugayını hatırlayın. Eğer İsrail Türklerle karşı karşıya gelseydi, Türk ordusu saniyeler içinde onları ezer geçerdi. İşte İsrail tam da bu yüzden Türklerden çekiniyor ve son derece gergin."</i></p>
</blockquote>

<p><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" height="597.997px" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.habervakti.com/vidyome/embed/170662" webkitallowfullscreen="" width="597.812px"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Dosya</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/amerikali-uzmandan-israile-omer-halisdemir-uyarisi-turklerle-basa-cikamazsiniz</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 02:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/eski-abd-deniz-piyadeleri-istihbarat-subayi-ve-bm-silah-mufettisi-israili-omer-halis-demir-ile-uyardi.jpg" type="image/jpeg" length="18902"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kudüs Yolunda Büyük Vahdet: Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ahlat'ta Tarihi Mesaj!]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/kudus-yolunda-buyuk-vahdet-cumhurbaskani-erdogandan-ahlatta-tarihi-mesaj</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/kudus-yolunda-buyuk-vahdet-cumhurbaskani-erdogandan-ahlatta-tarihi-mesaj" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, emperyalist planlara ve bölgedeki fitne odaklarına karşı birlik mesajı vererek; Suriye ve Irak başta olmak üzere tüm coğrafyanın huzura kavuşacağını ve Türk, Kürt ile Arap kardeşliğinin engellenemeyeceğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Suriye ve Irak'tan başlayarak tüm bölgenin özlediği huzura kavuşacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, emperyalist güçlerin bölgedeki oyunlarına dikkat çekerek<strong> "Türkler, Kürtler, Araplar olarak kardeşçe kucaklaşmamızı engelleyemeyecekler"</strong> çıkışında bulundu. Bu tarihi çıkış, Kudüs'ün özgürlüğüne giden yolun, emperyalizme karşı ümmetin vahdetinden ve kardeşliğinden geçtiğini bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<ul>
 <li><strong>"YAKIN ÇEVREMİZ HUZUR VE İSTİKRARA KAVUŞACAK"</strong></li>
</ul>

<p>Bölgedeki harita mühendisliklerine ve fitne odaklarına sert tepki gösteren Başkan Erdoğan, Türkiye'nin ve tüm kardeş halkların birlikte kazanacağı yeni bir dönemi işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkan Erdoğan'ın tarihi konuşmasından öne çıkan satır başları şu şekilde:</p>

<p>-"Suriye ve Irak başta olmak üzere, yakın çevremiz yıllardır özlemini çektiği huzur ve istikrar iklimine kavuşacak."</p>

<p>-"Türkiye ile ve Türk milleti ile birlikte coğrafyamızdaki tüm kardeş halklar kazanacak."</p>

<p>-"Bunun kimleri rahatsız ettiğini biliyoruz. Kimleri endişelendirdiğini biliyoruz. Onlara diyorum ki; ne yaparsanız yapın, bizi yolumuzdan döndüremezsiniz!"</p>

<p>-"Türkler, Kürtler, Araplar olarak kardeşle kucaklaşmamızı engelleyemezsiniz."</p>

<p>-"Hangi hesaplar içinde olduğunuzu biliyoruz. Ne tür oyunlar çevirdiğinizi gayet iyi biliyoruz."</p>

<p>-"Yurdumuza, milletimize, kardeşliğimize, imanımıza, bölgemizin huzuruna uzanan o kirli elleri çok ama çok iyi biliyoruz."</p>

<p>-"Herkesin bir hesabı varsa, emin olun bizim de bir hesabımız var!"</p>

<ul>
 <li><strong>HEDEF KUDÜS, ŞARTIMIZ BİRLİK!</strong></li>
</ul>

<p>Erdoğan'ın Ahlat'tan verdiği bu mesajlar, sadece bölgesel bir istikrar vurgusu değil, aynı zamanda İslam dünyasının kalbi olan Kudüs davası için atılması gereken adımların bir şifresi niteliğinde. Ortadoğu'da Türklerin, Kürtlerin ve Arapların arasına ekilmek istenen nifak tohumlarının kurutulması, siyonist ve emperyalist planları bozacak en büyük güç olacaktır. Ümmetin bu topraklarda sağlayacağı kardeşlik ve birlik, şüphesiz ki Kudüs'ün zincirlerini kıracak asli kuvvettir.<br />
<br />
<iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" height="886.989px" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.habervakti.com/vidyome/embed/170612" webkitallowfullscreen="" width="886.818px"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dosya</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/kudus-yolunda-buyuk-vahdet-cumhurbaskani-erdogandan-ahlatta-tarihi-mesaj</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 17:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/kudus-yolunda-buyuk-vahdet.jpg" type="image/jpeg" length="37005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Veladet-i Nebi sohbeti başladı]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/veladet-i-nebi-sohbeti-basladi-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/veladet-i-nebi-sohbeti-basladi-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlahiyatçı hatip Şevki Yılmaz ve Ömer Faruk Müderrisoğlu, bu akşam Mevlid Gecesi vesilesiyle Akit TV ekranlarında canlı yayında olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) dünyaya teşriflerinin yıl dönümü olan Mevlid Gecesi maneviyat dolu bir programla idrak edilecek. Velâdet-i Nebi'nin feyzi ve bereketi, Sivas-Arifan Külliyesi'nden gerçekleştirilecek bu anlamlı yayınla ekranlara taşınacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong>Muhteşem Mevlid Özel Programında</strong></li>
</ul>

<p>Necip Fazıl Karadağ'ın sunumu, Kur'an tilaveti, salavatlar ve ilahiler eşliğinde AKİT TV canlı yayınında sevenleriyle buluşacak.</p>

<p>24 Ağustos Pazartesi akşamı (bu akşam) 20.00'de <strong>"Muhteşem Mevlid"</strong> programında Necip Fazıl Karadağ'ın sunumuyla Akit TV ekranlarında Efendimiz Aleyhisselâtü Vesselâm'ın güzide hayatı derinlemesine ele alınacak. Peygamber Efendimizin bir baba, bir eş, bir devlet başkanı ve bir komutan olarak tüm insanlığa ışık tutan örnek vasıfları ve eşsiz ahlakı üzerine sohbet edilecek.</p>

<p>Canlı yayın için tıklayınız:<br />
<iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/5nYshERfoKM?si=nMzv2rVXVSWhpjWV" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dosya, Gündem</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/veladet-i-nebi-sohbeti-basladi-2</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/veladet-i-nebi-sohbeti-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="22886"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mevlid Kandili bugün idrak edilecek]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/mevlid-kandili-bugun-idrak-edilecek-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/mevlid-kandili-bugun-idrak-edilecek-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son peygamber Hazreti Muhammed'in doğum günü olan Mevlid Kandili, bugün idrak edilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hazreti Muhammed'in dünyaya gelişi dolayısıyla hicri takvime göre rebiülevvel ayının 12'nci günü idrak edilen Mevlid Kandili, İslam toplumlarında asırlardır kutlanıyor.</p>

<p>Sözlükte "doğum yeri ve zamanı" anlamına gelen mevlid, İslam kültüründe özellikle Hazreti Muhammed'in doğumunu, bu kapsamda yapılan törenleri ve yazılan eserleri ifade etmek için kullanılıyor.</p>

<p>Osmanlı, Memlük, Eyyubi ve Fatimi devletleri döneminde Hazreti Muhammed'in doğum gününün resmi törenlerle kutlanılmasının yanı sıra Türk ve Arap edebiyatında peygamber sevgisinin işlendiği eserler kaleme alındı.</p>

<p>Özellikle İslam toplumlarının büyük bir kısmında yoğun rağbet gören Süleyman Çelebi'nin "Vesiletü'n Necat (Kurtuluş Vesilesi)" adlı mesnevisi, besteli veya kendine has bir şekilde irticalen mevlid merasimlerinde okundu.</p>

<p>Hazreti Muhammed'in doğumunun 1501. yıl dönümü, bu sene "Peygamberimiz ve Güzel Ahlak" temasıyla idrak edilecek.</p>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığı bu yıl da Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında yurt içi ve yurt dışında çok sayıda etkinlik gerçekleştirecek.</p>

<p>"Mevlid Kandili Hz. Muhammed'in ilkelerinin yeniden hatırlanmasıdır"<br />
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Hüseyin Arı, Hazreti Muhammed'in doğumunun yıl dönümünün İslam toplumları arasında yüzyıllardır hasret, minnet ve coşkuyla kutlandığını söyledi.</p>

<p>Türkiye'de icra edilen kutlamalarda Süleyman Çelebi'ye ait mevlid kasidesinin okunduğunu, vaazlarda ve sohbetlerde güzel ahlakı anlatılarak Peygamber sevgisinin gönüllerde tazelendiğini belirten Arı, şöyle devam etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Mevlid Kandili ve Mevlid-i Nebi Haftası, yalnızca tarihi bir doğum gününün anılması değil, Hz. Muhammed'in getirdiği adalet, merhamet ve ahlak ilkelerinin yeniden hatırlanmasıdır. Adalet duygusunun zayıfladığı, merhametin yerini zaman zaman öfke ve şiddetin aldığı, bencilliğin ve çıkarcılığın insan ilişkilerini kuşattığı bir dünyada nebevi ahlaka her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır."</p>

<p>Mevlid-i Nebi Haftasının Hz. Peygamber'in ümmetine yapmış olduğu birlik ve kardeşlik vurgusunun yeniden hatırlanmasına vesile olacağını ifade eden Arı, "Başta Gazze olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde zulüm gören insanların kurtuluşu ancak Müslümanların Hz. Peygamber'in güzel ahlakı etrafında bir ve beraber olmasıyla mümkündür." diye konuştu.</p>

<p>"Resulullah'ın güzel ahlakını kuşanmak Müslümanlar için kaçınılmaz bir sorumluluktur"<br />
Diyanet İşleri Başkanlığının Mevlid-i Nebi Haftası için belirlediği "Peygamberimiz ve Güzel Ahlak" temasının çağın ihtiyaçları bakımından son derece anlamlı olduğunu vurgulayan Arı, şunları kaydetti:</p>

<p>"Zira güzel ahlak, sadece bireysel davranışlarımızı değil, aile hayatımızı, komşuluk ilişkilerimizi, çalışma hayatımızı, toplumsal dayanışmamızı ve bütün insanlarla ilişkilerimizi kuşatan kapsamlı bir değerdir. Başkanlık çeşitli anma etkinlikleriyle, radyo ve televizyon programlarıyla onun merhamet, adalet, cömertlik, zarafet, tevazu gibi yüce ahlakını ve getirdiği rahmet yüklü mesajları insanlıkla buluşturmaya çalışmaktadır.</p>

<p>Resulullah'ın güzel ahlakını kuşanmak ve imanın, ibadetin ve ahlakın o kopmaz bağını yeniden tesis etmek Müslümanlar için kaçınılmaz bir sorumluluktur. Günümüz insanının manevi dertlerinin yegane çaresi, Resul-i Ekrem'in güzel ahlakını örnek almaktır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İslam, Dosya, Gündem</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/mevlid-kandili-bugun-idrak-edilecek-2</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/m-v-l-d-k-n-d-l43834.jpg" type="image/jpeg" length="70710"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şevki Yılmaz ve Ömer Faruk Müderrisoğlu ile Mevlid Gecesi Özel]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/sevki-yilmaz-ve-omer-faruk-muderrisoglu-ile-mevlid-gecesi-ozel</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/sevki-yilmaz-ve-omer-faruk-muderrisoglu-ile-mevlid-gecesi-ozel" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (S.A.V.) dünyaya teşriflerinin yıl dönümü olan Mevlid Kandili, Akit TV ekranlarında maneviyat dolu bir programla idrak edilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<ul>
 <li><strong>Siyer-i Nebi Külliyesi'nden Canlı Yayın</strong></li>
</ul>

<p>İlahiyatçı-Hatip Şevki Yılmaz ve Mevlid-i Nebi Külliyesi müderrislerinden Ömer Faruk Müderrisoğlu Hoca efendiler <strong>"Muhteşem Mevlid"</strong> adlı özel programda izleyicilerle buluşacak.<br />
Sivas-Arifan Külliyesi'nden gerçekleştirilecek bu anlamlı canlı yayında, Velâdet-i Nebi'nin feyzi ve bereketi canlı yayınla ekranlara taşınacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong>Efendimizin Eşsiz Vasıfları Konuşulacak</strong></li>
</ul>

<p>Necip Fazıl Karadağ'ın sunumuyla ekranlara gelecek programda, Efendimiz Aleyhisselâtü Vesselâm'ın güzide hayatı derinlemesine ele alınacak. Peygamber Efendimizin bir baba, bir eş, bir devlet başkanı ve bir komutan olarak tüm insanlığa ışık tutan örnek vasıfları ve eşsiz ahlakı üzerine sohbet edilecek.</p>

<p>Hicri Rebiyyü'levvel ayının 12. Gecesi olan <strong>24 Ağustos Pazartesi Akşamı 20.00'de</strong> başlayacak canlı yayında Kur'an tilaveti, salavatlar, ilahiler ve sohbetlerle dolu bir canlı yayın izleyicileri bekliyor.</p>

<p>Manevi iklimin doyasıya yaşanacağı ve birbirinden kıymetli konuların ele alınacağı bu özel yayın, Pazartesi akşamı saat 20.00'den itibaren Akit TV ekranlarında canlı olarak yayınlanacak.<br />
<br />
<img alt="Whatsapp Image 2026 08 23 At 13.16.06" class="detail-photo img-fluid" height="1280" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-23-at-131606.jpeg" width="720" /></p>

<ul>
 <li><strong>Akit TV Frekans Bilgileri:</strong></li>
</ul>

<p>Türksat 4A: Frekans: 11916, Polarizasyon: V (Dikey), Sembol Oranı: 30000, FEC: 3/4</p>

<p>D-Smart: 101. Kanal</p>

<p>Digiturk: 41. Kanal (SD) / 341. Kanal (HD)</p>

<p>Tivibu: 45. Kanal</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, İslam, Dosya</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/sevki-yilmaz-ve-omer-faruk-muderrisoglu-ile-mevlid-gecesi-ozel</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/sevki-yilmaz-ve-omer-faruk-muderrisoglu-mevlid-kandili-ozel-canli-yayininda-peygamber-efendimizin-ornek-ahlakini-anlat-2.jpg" type="image/jpeg" length="24117"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ÇEDES Ankara buluşmasında gençlik, değerler ve kardeşlik ruhu öne çıktı]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/cedes-ankara-bulusmasinda-genclik-degerler-ve-kardeslik-ruhu-one-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/cedes-ankara-bulusmasinda-genclik-degerler-ve-kardeslik-ruhu-one-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Millî Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü bünyesinde düzenlenen “ÇEDES Ankara Yıl Sonu Değerlendirme Çalıştayı ve Temsilci Öğrenci Buluşması”, 18-20 Ağustos tarihlerinde Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip Lisesinde gerçekleştirildi. Programa 81 ilden yaklaşık 400 kişi katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES) kapsamında gerçekleştirilen programa; 81 ilden Millî Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı koordinatörlerinin yanı sıra ÇEDES il öğrenci temsilcileri katıldı.</p>

<p>Yaklaşık bir ay süren bölge temsilciliği seçimleri ve mülakatlarının ardından bölge temsilcisi seçilen öğrencilere umre ödülü verilirken, mülakatları gerçekleştiren jüri üyelerine de ÇEDES Koordinatörlüğü tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.</p>

<p>Jüri üyeleri; gençlerin millî ve manevi değerler, sosyal ve kültürel birikim, girişimcilik ve liderlik ruhu, aidiyet ve sorumluluk bilinci, vatanseverlik, birlikte çalışma iradesi, iletişim ve insan ilişkileri bakımından kendilerini ciddi anlamda geliştirdiklerini ifade etti. Gençlerde gözlemlenen bu gelişimin, Türkiye’nin geleceğine dair umutları daha da artırdığı dile getirildi.<br />
<br />
<img alt="Whatsapp Image 2026 08 21 At 18.06.58 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-21-at-180658-2.jpeg" width="2048" /></p>

<ul>
 <li><strong>Sabah Namazında Anlamlı Buluşma</strong></li>
</ul>

<p>ÇEDES Koordinatörlüğü tarafından Tevfik İleri Hacı Duralı Akan Camii’nde düzenlenen sabah namazı programı, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla ayrı bir anlam kazandı.</p>

<p>Müsteşarlığı döneminde ÇEDES Projesi’ni başlatan Bakan Yusuf Tekin’in programa katılması, koordinatörlerin ve öğrenci temsilcilerinin heyecanını en üst seviyeye çıkardı. Değerler eğitimi ile vatan evlatlarının kendi millî ve manevi değerleri doğrultusunda yetişmesi için verdiği mücadeleyle bilinen Bakan Tekin’in camiye girişi, katılımcılar arasında adeta bayram havası oluşturdu.<br />
<br />
<img alt="Toplu Çedes Görseli" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/toplu-cedes-gorseli.jpeg" width="2048" /></p>

<p>Sabah namazının ardından katılımcıların yoğun isteği üzerine gençlere ve koordinatörlere hitap eden Bakan Tekin, onları gönülden selamladı. Siyasetten uzak bir anlayışla gençlerin meseleleriyle ilgilendiklerini belirten Tekin; gençlerin vatanına, milletine, değerlerine ve ailelerine bağlı, aidiyet ve sorumluluk sahibi fertler olarak yetişmeleri için gece gündüz çalıştıklarını ifade etti.</p>

<p>Bakan Tekin ayrıca gençlerin birlik, beraberlik ve kardeşlik bilincine sahip; hem kendilerine hem de çevrelerine fayda sağlayan fertler olarak yetişmelerinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>ÇEDES koordinatörleri ve öğrenci temsilcileri, illerde ve taşrada gerçekleştirdikleri faaliyetleri Bakan Tekin’e anlattı. Tekin ise bu hizmetlerin son derece önemli olduğunu belirterek, neslin ihyası için hep birlikte gayret edilmesi gerektiğini dile getirdi.<br />
<br />
<img alt="Whatsapp Image 2026 08 21 At 18.08.36" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-21-at-180836.jpeg" width="2048" /></p>

<ul>
 <li><strong>Bölge Temsilcilerine Umre, Jüri Üyelerine Teşekkür Plaketi</strong></li>
</ul>

<p>ÇEDES Koordinatörlüğünün talebi üzerine bölge temsilcisi seçilen öğrencilere hayır sahipleri tarafından sağlanan umre ödülleri, jüri üyelerine ise teşekkür plaketleri Bakan Yusuf Tekin tarafından takdim edildi.</p>

<p>Jüri üyeleri arasında bulunan yazarlarımız Doç. Dr. Ahmet Kavlak ve Uzm. Adnan Kalkan da Bakan Tekin’in elinden teşekkür plaketi aldı. Bakan Tekin ayrıca mülakatlarda kendi bölgelerinde ikinci olan yedi öğrenciye de kendisi umre ödülü verdi. Öğrencilere yönelik bir diğer ödül ise Cihannüma Başkanı Selim Cerrah’tan geldi.</p>

<p>Kısa konuşmanın ardından il temsilcileri, öğrenciler ve koordinatörler Bakan Yusuf Tekin ile hatıra fotoğrafı çektirmek istedi. Yaklaşık bir saat süren fotoğraf çekimlerinde yoğun ilgi gören Bakan Tekin’i, yoğun programına rağmen öğrenciler ve koordinatörler bırakmak istemedi.</p>

<p>Bakan Tekin, jüri üyeleriyle gerçekleştirdiği kısa sohbetin ardından programı gereği, katılımcıların yoğun ilgisi eşliğinde Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip Lisesinden ayrıldı.<br />
<br />
<strong>Üç Büyük Kurumdan Önemli İş Birliği</strong></p>

<p>ÇEDES Projesi; Millî Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı iş birliğinde, Millî Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü bünyesinde yürütülüyor.</p>

<p>Bizzat Bakan Yusuf Tekin tarafından müsteşarlığı döneminde uygulamaya konulan ÇEDES; 81 ile yayılan, eğitimcilerden, öğrencilerden ve velilerden büyük destek gören Millî Eğitim Bakanlığının en önemli projelerinden biri olma özelliğini taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Proje sayesinde gençler; çevre bilincini, değerler eğitimini, birlikte çalışma ve kardeşlik ruhunu kazanırken tarihlerini ve kültürlerini de yaşayarak öğreniyor.</p>

<p>Programa Bakan Yusuf Tekin’in yanı sıra MEB Din Öğretimi Genel Müdür Yardımcısı Ömer Akmanşen, MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü Uluslararası Eğitim ve Öğretim Daire Başkanı Bünyamin Akyüz, Ankara İl Millî Eğitim Müdürü Murat Küçükali ve çok sayıda davetli katıldı.<br />
<br />
<img alt="Whatsapp Image 2026 08 21 At 18.06.57" class="detail-photo img-fluid" height="1366" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-21-at-180657.jpeg" width="2048" /></p>

<ul>
 <li><strong>Koordinatörler ve Öğrencilerle Özel Programlar</strong></li>
</ul>

<p>Jüri üyelerinden Selim Cerrah, Adnan Kalkan, Abdülhak Halim Ulaş ve Ahmet Kavlak; ÇEDES koordinatörleri ve öğrenci temsilcileriyle çeşitli programlar gerçekleştirdi. Yaklaşık üç gün süren programlara katılımcılar yoğun ilgi gösterdi.</p>

<p>ÇEDES Projesi; gençlerden yana umutlu olmak gerektiğini, akademik eğitimin sosyal sorumluluk çalışmalarıyla desteklenmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Proje aynı zamanda öğrencilerin millî ve manevi değerleri kazanması; vatanına, milletine, ailesine, inancına ve değerlerine sahip çıkması bakımından önemli ve tecrübe edilmiş bir örnek oldu.</p>

<p>Toplum olarak neslimizin ihyası ve medeniyetimizin inşası için bu tür projelerin devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşları tarafından artırılması gerekiyor. Çünkü eğitim, yalnızca dört duvar arasında akademik derslerin verilmesinden ibaret değil; hayatın her alanında devam etmesi gereken kapsamlı bir süreçtir.<br />
<br />
<img alt="Whatsapp Image 2026 08 21 At 18.06.58 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1548" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-21-at-180658-1.jpeg" width="2048" /><br />
<br />
<img alt="Whatsapp Image 2026 08 21 At 18.06.58" class="detail-photo img-fluid" height="1366" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-21-at-180658.jpeg" width="2048" /><br />
<br />
<img alt="Whatsapp Image 2026 08 21 At 18.20.49" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-21-at-182049.jpeg" width="2048" /><br />
<br />
<img alt="Whatsapp Image 2026 08 21 At 18.12.32" class="detail-photo img-fluid" height="1190" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-21-at-181232.jpeg" width="2048" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Dosya</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/cedes-ankara-bulusmasinda-genclik-degerler-ve-kardeslik-ruhu-one-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/cedes-ankara-bulusmasi.jpg" type="image/jpeg" length="22952"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye harekete geçti: Netanyahu için kırmızı bülten talebi]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/turkiye-harekete-gecti-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-talebi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/turkiye-harekete-gecti-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-talebi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Küresel Sumud Filosu'na yönelik saldırıyla ilgili yargı süreçte, aralarında Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch'in de bulunduğu 35 sanığın yargılandığını, iki isim hakkında kırmızı bülten çıkarılması için sürecin başlatıldığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail ordusunun Gazze'ye insani destek amaçlı yola çıkan ve tamamı sivillerden oluşan Sumud filosuna yönelik saldırısı sonrası Türk makamlarının başlattığı hukuki süreçte yeni bir aşamaya gelindi.</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek'in sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre Netanyahu ve Moskovitch hakkında "soykırım" suçundan 14 Temmuz 2026'da verilen yakalama emirlerinin ardından Adalet Bakanlığı tarafından uluslararası düzeyde aranmalarının sağlanması amacıyla kırmızı bülten yayımlanması talep edildi. Talebin İçişleri Bakanlığına iletildiği, ilgili evrakların ise Dışişleri Bakanlığına gönderildiği belirtildi.</p>

<p><img height="330" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-21-160856.jpg" width="597" /></p>

<p><strong>35 SANIK HAKKINDA YARGILAMA SÜRÜYOR</strong><br />
Küresel Sumud Filosu'na yönelik saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmanın ardından hazırlanan iddianamenin kabul edilmesiyle yargılama süreci başlamıştı. (Türkiye Gazetesi)</p>

<p>İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 Esas sayılı dosyası kapsamında aralarında Netanyahu ve Moskovitch'in de bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütüldüğü bildirildi.</p>

<p>Sanıkların, Gazze'ye insani yardım taşıyan sivillere uluslararası sularda gerçekleştirildiği belirtilen silahlı müdahale ve aktivistlerin alıkonulmasıyla bağlantılı çeşitli suçlardan yargılandığı aktarıldı.</p>

<p><strong>KIRMIZI BÜLTEN İÇİN SÜREÇ BAŞLATILDI</strong><br />
Bakan Gürlek'in paylaşımında, Netanyahu ve Moskovitch hakkında "soykırım" suçundan verilen yakalama emirleri doğrultusunda uluslararası seviyede aranmaları için kırmızı bülten yayımlanmasının talep edildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kapsamda Adalet Bakanlığının talebinin İçişleri Bakanlığına gönderildiği, hazırlanan evrakların da Dışişleri Bakanlığına iletildiği kaydedildi.</p>

<p><img height="335" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-21-160848.jpg" width="594" /></p>

<p><strong>ÇOK SAYIDA SUÇLAMADAN YARGILANIYORLAR</strong><br />
Netanyahu ve Moskovitch hakkında yürütülen kovuşturma kapsamında "İnsanlığa Karşı Suç", "Soykırım", "Nitelikli Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma", "Kasten Yaralama", "Eziyet", "Mala Zarar Verme", "Nitelikli Yağma" ve "Ulaşım Araçlarının Kaçırılması" suçlamalarının bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Söz konusu suçlamalar, Gazze'ye insani yardım ulaştırmak üzere yola çıkan filo aktivistlerine uluslararası sularda gerçekleştirildiği belirtilen müdahale ve alıkoyma eylemleriyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p><strong>GÜRLEK: HUKUKİ SÜRECİ KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ</strong><br />
Adalet Bakanı Akın Gürlek, paylaşımında Gazze'de işlenen suçların cezasız kalmaması gerektiğini vurgulayarak, Türkiye'nin ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli adımları atmayı sürdüreceğini ifade etti.</p>

<p>Gürlek, açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Filistin halkının ve "insanlık vicdanının" yanında durmaya devam edeceklerini belirterek, insanlığa karşı suç işleyenlerin hukuk önünde hesap vermesi için gereken adımların atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>BAKAN GÜRLEK'İN PAYLAŞIMI</strong><br />
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in paylaşımının tamamı şu şekilde:</p>

<p><strong>"Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu aktivistlerine uluslararası sularda gerçekleştirilen saldırıya ilişkin yargı süreci kararlılıkla devam etmektedir. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 Esas sayılı dosyasında, aralarında Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch’in de bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütülmektedir. Dosya kapsamında Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında “Soykırım” suçundan 14 Temmuz 2026 tarihinde verilen yakalama emirleri doğrultusunda, Adalet Bakanlığımızca uluslararası seviyede aranmaları amacıyla kırmızı bülten yayımlanması İçişleri Bakanlığımızdan talep edilmiş, ilgili evrak Dışişleri Bakanlığımıza iletilmiştir. Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch; Gazze’ye insani yardım ulaştıran sivillere uluslararası sularda silahlı müdahale ve aktivistlerin alıkonulmasına ilişkin eylemler kapsamında “İnsanlığa Karşı Suç”, “Soykırım”, “Nitelikli Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma”, “Kasten Yaralama”, “Eziyet”, “Mala Zarar Verme”, “Nitelikli Yağma” ve “Ulaşım Araçlarının Kaçırılması” suçlarından yargılanmaktadır. Gazze’de soykırım politikası yürüten Netanyahu yönetiminin dokunulmaz ve hesap sorulamaz olduğu yönündeki anlayışı hiçbir suretle kabul etmiyoruz. Gazze’de işlenen suçların üzerinin örtülmesine, sorumluların cezasızlık zırhıyla korunmasına müsaade etmeyeceğiz. Ulusal ve uluslararası hukukun bütün imkânlarını kararlılıkla kullanacağız. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Filistin halkının, mazlumların ve insanlık vicdanının yanında dimdik durmaya devam edeceğiz. İnsanlığa karşı suç işleyenlerin hukuk önünde hesap vermesi için gereken bütün adımları kararlılıkla atacağız."</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Dosya</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/turkiye-harekete-gecti-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-talebi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/netenyahu-4.jpg" type="image/jpeg" length="17885"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güçer Kafa yazdı: Sıyânet]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/gucer-kafa-yazdi-siyanet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/gucer-kafa-yazdi-siyanet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güçlü sosyolojik tahlilleri ve vurucu üslubuyla dikkat çeken habervakti.com yazarlarından Güçer Kafa, toplumsal hafızamıza ayna tutan çarpıcı yeni yazısıyla okurlarının karşısına çıktı. “Sıyânet” başlığını taşıyan yazısında Kafa; kültürel yozlaşma, ahlaki çöküş ve "gönüllü mankurtlaşma" ekseninde modern çağın dayattığı kimliksizleşme tehlikesini sarsıcı ve uyarıcı bir dille anlatıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişin işkenceyle hafızası silinen mankurtları tarih olurken, yerini kendi rızasıyla popüler kültüre teslim olan "gönüllü mankurtlar" alıyor.</p>

<p>Habervakti.com’un güçlü kalemi Güçer Kafa,<strong> "Sıyânet" </strong>başlıklı son yazısında işte bu sessiz felaketi gözler önüne seriyor. Yabancı kelimelerle çürütülen dilimizden, adım adım unutulan milli hafızamıza ve ahlaki çöküşümüze kadar yaşadığımız buhranı anlatan yazarımızdan hepimize tokat gibi bir soru:</p>

<p><strong><i>“Küreselleşme tasallutunda adımızı, kimliğimizi ve ahlakımızı sahiden hatırlıyor muyuz?”</i></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siz de zihninize geçirilen o görünmez deve derisini yırtıp atmak ve özünüze dönmek istiyorsanız; Güçer Kafa'nın kaleme aldığı bu çarpıcı uyanış çağrısını kaçırmayın!<br />
<br />
<a href="https://www.habervakti.com/siyanet" target="_blank"><img alt="Sıyânet" class="detail-photo img-fluid" height="220" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/siyanet.jpg" width="892" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dosya</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/gucer-kafa-yazdi-siyanet</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 14:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/gucer-kkafa-yazdi-siyanet-1.jpg" type="image/jpeg" length="15548"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adnan Kalkan yazdı: Filistin Konvoyu Yalnız Değildir]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/adnan-kalkan-yazdi-filistin-konvoyu-yalniz-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/adnan-kalkan-yazdi-filistin-konvoyu-yalniz-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazarımız Adnan Kalkan kaleme aldığı son makalesinde Gazze'de yaşanan insani drama ve Mısır sınırında bekleyişini sürdüren Filistin Konvoyu’na dikkat çekti. Gazze’deki zulmün sıradanlaştırılmaması gerektiğini vurgulayan Kalkan, konvoyun barışçıl bir vicdan hareketi olduğunu belirterek yetkililere diplomatik yolların açılması yönünde çağrıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazze'deki açlık ve yıkıma karşı sessiz kalmanın katliama ortak olmak anlamına geldiğini ifade eden Kalkan, İbrahim Halil Sınır Kapısı’nda bekleyen konvoyun elinde silah değil, insani yardım ve vicdan taşıdığını kaydetti. Türkiye’deki milyonların ve dünya vicdanının konvoyun yanında olduğunu belirten Kalkan, ilgili makamların harekete geçerek engelleri kaldırması gerektiğinin altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adnan Kalkan'ın Gazze'deki vicdan imtihanını, toplumsal sorumlulukları ve diplomatik mücadeleye dair dikkat çeken değerlendirmelerini içeren makalesini okumak için tıklayınız. <a href="https://www.habervakti.com/filistin-konvoyu-yalniz-degildir" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;">'<span style="color:#f1c40f"><strong><span style="background-color:#c0392b">FİLİSTİN KONVOYU YALNIZ DEĞİLDİR '</span></strong></span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dosya, Gündem</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/adnan-kalkan-yazdi-filistin-konvoyu-yalniz-degildir</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/adnan-kalkan-konvoy.jpg" type="image/jpeg" length="81049"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muhammed Köse yazdı: Cemaatlere Yönelik Operasyonlar ve Düşündürdükleri]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/muhammed-kose-yazdi-cemaatlere-yonelik-operasyonlar-ve-dusundurdukleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/muhammed-kose-yazdi-cemaatlere-yonelik-operasyonlar-ve-dusundurdukleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlahiyatçı yazar Muhammed Köse, kaleme aldığı “Cemaatlere Yönelik Operasyonlar ve Düşündürdükleri” başlıklı yazısında, Türkiye'deki bazı cemaatlerin yapısındaki yozlaşmaya ve devletin bu oluşumlara yönelik gerçekleştirdiği operasyonların perde arkasına yönelik değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır <strong>“İslami”</strong> bir kimlikle varlığını sürdüren cemaatler, gerçekten dinin gerekliliklerini mi yerine getiriyor, yoksa kendi güç krallıklarını mı inşa ediyor?</p>

<p>Türkiye’de son dönemde cemaatlere yönelik artan operasyonlar, sadece siyasi bir hamle mi yoksa toplumsal ve dini bir arınmanın ayak sesleri mi? Yazarımız İlahiyatçı yazar Muhammed Köse, Habervakti.com'daki son yazısında, İslam'ın temel ahlak ilkelerini bir kenara bırakarak lider kültüne ve sömürüye dönüşen yapıların iç yüzünü ifşa ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tevhid, ihlas ve biat gibi kutsal kavramların nasıl çıkarlar uğruna manipüle edildiğini, cemaatlerin bir sömürge aygıtına nasıl evrildiğini çarpıcı bir şekilde anlatan bu yazı, ezber bozacak nitelikte. Erdoğan’ın ve devletin bu yapıları hedef almasının ardındaki stratejik hesapları ve kaderin bu süreçteki tecellisini anlamak için bu köşe yazısını kaçırmayın!</p>

<p><strong>Zulmün dini bir gereklilik gibi sunulduğu bu sistemin çöküşü başladı mı?</strong> Cevaplar için tıklayın...<br />
<br />
<a href="https://www.habervakti.com/cemaatlere-yonelik-operasyonlar-ve-dusundurdukleri" target="_blank"><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 08 15 163936" class="detail-photo img-fluid" height="240" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-15-163936.png" width="898" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dosya</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/muhammed-kose-yazdi-cemaatlere-yonelik-operasyonlar-ve-dusundurdukleri</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 16:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/muhammed-kose-yazdi-cemaatlere-yonelik-operasyonlar-ve-dusundurdukleri.jpg" type="image/jpeg" length="87780"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Habur'da Filistin konvoyuna hukuksuz engel!]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/haburda-filistin-konvoyuna-hukuksuz-engel</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/haburda-filistin-konvoyuna-hukuksuz-engel" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bosna Hersek'ten yola çıkan sivil Filistin konvoyu, Habur Sınır Kapısı'nda silahlı zorbalığa uğradı! Bağdat hükümetinin resmi vizesini hiçe sayan sınır güçleri, barışçıl sivillere silah çekerek 5 konvoy yöneticisini alıkoydu. Hukukun ayaklar altına alındığı sınırda skandal bekleyiş sürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bosna Hersek'ten yola çıkan ve Habur Sınır Kapısı'ndan Irak'a geçmeye hazırlanan tamamen sivil Filistin konvoyu, sınırda eşi benzeri görülmemiş bir zorbalıkla karşılaştı. Bağdat hükümetinin resmi vizesi olmasına rağmen, sınır güvenlik güçleri hükümetin talimatlarını hiçe sayarak silahlı askerlerle konvoyun yolunu kesti!<br />
<br />
<img alt="Filistin Konvoyu Aa 2481383" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/filistin-konvoyu-aa-2481383.jpg" width="1280" /></p>

<ul>
 <li><strong>BAĞDAT İZİN VERDİ, SINIR GÜÇLERİ SİLAH ÇEKTİ!</strong></li>
</ul>

<p>Bosna Hersek'ten yola çıkarak Habur Sınır Kapısı'na ulaşan ve buradan Irak üzerinden geçiş yapması planlanan barışçıl Filistin konvoyu, skandal bir hukuksuzluğa maruz kaldı. HaberVakti.com'un bizzat Filistin konvoyu yetkililerinden edindiği son dakika bilgilerine göre; Bağdat hükümeti konvoya resmi olarak geçiş vizesi vermiş ve hukuki hiçbir engel bırakmamışken, sınır kapısındaki güvenlik güçleri adeta hükümete başkaldırdı. Verilen talimatlara uymayan sınır güçleri, Dicle Nehri üzerindeki sınır kapısında 6 otobüs dolusu sivili haksız ve mesnetsiz bir şekilde bekletiyor.</p>

<ul>
 <li><strong>BARIŞÇIL SİVİLLERE "SİLAHLI" TEHDİT</strong></li>
</ul>

<p>Her şeyin tamamen hukuka uygun işlediği süreçte, sınır güçleri içinde hiçbir şiddet unsuru barındırmayan sivil konvoya sert bir müdahalede bulundu. Konvoyu zorla geri çevirmeye çalışan güvenlik güçleri, geri adım atılmaması üzerine namluları sivillere çevirdi. Silahlı askerlerin konvoyun ön tarafına dizildiği ve "Geri dönmezseniz zorla müdahale ederiz" şeklinde küstah tehditler savurduğu öğrenildi. Tamamen barışçıl bir amaç taşıyan sivillere uygulanan bu zorbalık, sınır kapısında hukukun nasıl ayaklar altına alındığını bir kez daha gözler önüne serdi.<br />
<br />
<img alt="A A 20260811 42190976 42190973 B O S N A H E R S E K T E N Y O L A C I K A N F I L I S T I N K O N V O Y U H A B U R S I N I R K A P I S I N A U L A S T I" class="detail-photo img-fluid" height="503" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/a-a-20260811-42190976-42190973-b-o-s-n-a-h-e-r-s-e-k-t-e-n-y-o-l-a-c-i-k-a-n-f-i-l-i-s-t-i-n-k-o-n-v-o-y-u-h-a-b-u-r-s-i-n-i-r-k-a-p-i-s-i-n-a-u-l-a-s-t-i.jpg" width="753" /></p>

<ul>
 <li><strong>5 YÖNETİCİ İÇERİDE TUTULUYOR: "BİR SAAT İÇİNDE HABER ALAMAZSAK..."</strong></li>
</ul>

<p>Yaşanan bu keyfi uygulamanın ve hukuksuzluğun boyutu sadece sınırda bekletmekle de kalmadı. Konvoyun yönetim kurulu üyelerinden 5 kişinin şu anda yetkililer tarafından içeride alıkonulduğu bildirildi. Dışarıda bekleyen konvoy üyeleri, bir saat içerisinde bu 5 isimden haber alınamaması durumunda, hukuki hiçbir dayanağı olmayan bu tutmanın fiili bir "gözaltı" veya "tutuklamaya" dönüşeceğini belirtiyor.</p>

<ul>
 <li><strong>HABERVAKTİ ARACILIĞIYLA ACİL DESTEK ÇAĞRISI</strong></li>
</ul>

<p>Filistin davası için yollara düşen ve Habur'da hukuksuzluk duvarına çarpan konvoy yetkilileri, yaşanan bu skandalın ardından HaberVakti aracılığıyla kamuoyuna acil destek çağrısında bulundu:<br />
"Vizemiz var, her şeyimiz hukuka uygun ancak geçiş hakkımız, hükümetin kararını tanımayan sınır güçleri tarafından silahla, tehditle ve sert müdahalelerle engelleniyor. Sadece bekliyoruz, geri dönmeyeceğiz. Kamuoyunun desteğine ihtiyacımız var!"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dicle Nehri üzerindeki sınır kapısında bekleyişini sürdüren konvoyun akıbeti, atılacak adımlara ve Bağdat hükümetinin kendi sınır güçlerine söz geçirip geçiremeyeceğine bağlı. Olayla ilgili tüm gelişmeleri HaberVakti.com olarak anbean aktarmaya devam edeceğiz.<br />
<br />
<img alt="A A 20260811 42190963 42190958 B O S N A H E R S E K T E N Y O L A C I K A N F I L I S T I N K O N V O Y U H A B U R S I N I R K A P I S I N A U L A S T I" class="detail-photo img-fluid" height="424" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/a-a-20260811-42190963-42190958-b-o-s-n-a-h-e-r-s-e-k-t-e-n-y-o-l-a-c-i-k-a-n-f-i-l-i-s-t-i-n-k-o-n-v-o-y-u-h-a-b-u-r-s-i-n-i-r-k-a-p-i-s-i-n-a-u-l-a-s-t-i.jpg" width="753" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dosya, Gündem</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/haburda-filistin-konvoyuna-hukuksuz-engel</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 23:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/filistin-konvoyu-haburda-hukuksuz-sekilde-engellendi.jpg" type="image/jpeg" length="50636"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cedide Köprülü yazdı: Tarih, kendini merkez sanıp sahneye dönüşmüş ülkelerle dolu]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/cedide-koprulu-yazdi-tarih-kendini-merkez-sanip-sahneye-donusmus-ulkelerle-dolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/cedide-koprulu-yazdi-tarih-kendini-merkez-sanip-sahneye-donusmus-ulkelerle-dolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazılarıyla Türkiye, bölgemiz ve İslam Dünyası'na farklı bir perspektiften bakan Cedide Köprülü kaleme aldığı son makalesinde Türkiye'nin jeopolitik ve stratejik konumunu 'Mekke Anlaşması'' üzerinden okuyarak; "olmak mı, kalmak mı?" sorusuna cevap aradı. İşte o çarpıcı analiz...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Merkez mi? Yem mi?</p>

<p>Tarih, kendini merkez sanıp sahneye dönüşmüş ülkelerle dolu.</p>

<p>Geçen hafta savaşın fiyatlandığını konuştuk. Bu hafta daha rahatsız edici bir soru var önümüzde: <strong>Fiyatı kim koyuyor?</strong> Biraz uzun bir yazı olacak bu haftaki serüvenimiz ama sabrınıza değeceğini umuyorum.</p>

<p>Geçen hafta şunu söylemiştik: <strong>Modern savaş bitmez, yeniden fiyatlanır.</strong> Boğaz açılır ama risk primi kalır. Ambargo kalkmaz, sadece ertelenir. Bir dizi yazıya başlarken de birkaç durağa uğrayacağımızı söylemiştik. İşte ikinci durak ve bu seferki soru daha da can sıkıcı:</p>

<p><strong>Madem her şey fiyatlanıyor; o halde fiyatı kim koyuyor?</strong></p>

<p>Cevaba girmeden önce bir rakam vereyim çünkü bu rakam bugünün dünyasını bir kitaptan daha iyi anlatıyor: <strong>106 baz puan.</strong></p>

<p>Uluslararası risk derecelendirme verilerine göre, bir Ortadoğu ülkesinin siyasi istikrar notu 10 puan düştüğünde, o ülkenin borçlanma maliyeti ortalama <strong>106 baz puan</strong> artıyor. Yani yaklaşık <strong>yüzde bir puan</strong>.</p>

<p>Kulağa teknik geliyor ama aslında hepimizin bildiği bir şey.</p>

<p>Bankaya kredi için gittiğinizi düşünün. Yanınızdaki kişiyle aynı maaşı alıyorsunuz, aynı evi istiyorsunuz. Ama onun kredi notu sizden yüksek. Sonuç? <strong>Aynı parayı daha ucuza alıyor.</strong> Kimse ona iyilik yapmıyor, size de kötülük yapmıyor. Sadece <strong>“riskliliğiniz”</strong> yani riskli olma hâliniz, farklı fiyatlanıyor.</p>

<p>Devletler için de aynısı işliyor. Fark şu ki oradaki kredi notunu, sizin ödeme alışkanlığınız kadar <strong>siyasetiniz</strong> de belirliyor. Bir belirsizlik, bir gerginlik, bir öngörülemezlik… karneye işliyor.</p>

<p>Peki bu yüzde birlik farkın maliyeti nedir? Bir ülke <strong>10 milyar dolar</strong> borçlandığında, o küçücük fark yılda <strong>100 milyon doları</strong> aşabiliyor. On yıllık bir tahvilde bu, <strong>bir milyar dolara</strong> yaklaşabiliyor.</p>

<p><strong>Bir milyar dolar.</strong> Tek bir kurşun atılmadan, tek bir sınır değişmeden. Sadece <strong>“istikrarsız görünmenin”</strong> faturası olarak size ödetiliyor.</p>

<p>Durup düşünelim: sonuçta Yüce Yaratıcı defalarca uyarıyor: <strong>“Hiç akletmez misiniz?”</strong> diye…</p>

<p>İşte bu yüzden bugün bir ülkenin siyaseti artık yalnızca yorumlanmıyor. Doğrudan bir <strong>katsayıya</strong> çevriliyor. Kabinede yaşanan bir kriz, bir seçim belirsizliği, bir sınır gerginliği; bunların hepsi, artık gazete yorumu değil, <strong>faiz farkıdır</strong>. Çünkü öyle kabul edilip hesaplanıyor. Devletlerin karnesi tutuluyor ve o karne, <strong>borç faturasına</strong> dönüşüyor.</p>

<p>İşte 21. yüzyılın sessiz gerçeği: <strong>Bir ülkeyi işgal etmenize gerek yok, fiyatlandırmanız yeterli.</strong></p>

<p>Şimdi asıl meseleye gelelim.</p>

<p>Bugün Türkiye'ye tarihî bir rol öneriliyor: <strong>Bölgesel merkez olmak.</strong> Enerji akar, ticaret geçer, sermaye durur, yollar buradan bağlanır. Kulağa iltifat gibi geliyor değil mi? Kabul edelim ki Türkiye, bu iltifatı hak ediyor da. Haritaya bakan herkes de haklı çıkarıyor bunu. Coğrafya öyle diyor çünkü!</p>

<p>Ama tam burada tarihin acı bir dipnotu da kulaklardan silinmiyor:</p>

<p>Altmışlı ve yetmişli yıllarda bölgede bir başka <strong>“merkez”</strong> vardı: <strong>Lübnan.</strong> Beyrut'a, <strong>“Arap modernitesinin başkenti”</strong> deniyordu. Bankacılığın, basının, turizmin, sermayenin merkeziydi o bereketli topraklar. Bugün o cümleyi kurmak biraz acı verir. Çünkü Lübnan merkez olmaktan çıkıp bir <strong>sahneye</strong> dönüşü maalesef. Üzerinde başkalarının kavga ettiği bir zemin, kendine ait olmayan bir sahne.</p>

<p>Peki ne oldu? Coğrafyası mı değişti? Hayır. Merkez olma vasfı, kendi elinde olmayan bir şeye bağlıydı: <strong>Başkalarının ona ihtiyaç duymasına.</strong> İhtiyaç bitince merkez de bitti.</p>

<p>İşte stratejinin en soğuk sorusu şudur: <strong>Merkez mi olunur yoksa yem mi?</strong></p>

<p>Fark nerede? Bence tek bir cümlede: <strong>Merkez, fiyatı koyandır yani belirleyen.</strong> Yem ise fiyatlandırılandır yani yeri-konumu ve geleceği belirlenen...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ve bu ayrımı yapmanın yolu nutuklardan geçmez. Birkaç teknik sorudan geçer. Rahatsız edici sorulardır ama sorulmaları gerekir.</p>

<p>Birincisi: <strong>Depon var mı?</strong> Bir enerji merkezi olmak, boru hattının üzerinde oturmak demek değildir. Merkez, <strong>ucuzken alıp depolayan, pahalıyken satan</strong>, yani arzı dengeleyendir. Depolama kapasiteniz zayıfsa siz merkez değil, <strong>koridorsunuzdur</strong>. Koridor ise bir mekân değil, bir geçittir. Ve her geçit gibi üzerinden geçenler için kazançlıdır.</p>

<p>İkincisi: <strong>Kime bağımlısın?</strong> “Güvenli merkez” olmak iddiasındaki bir ülkenin doğal gazının çok büyük kısmını dışarıdan alması, üstelik bu tedarikçilerin bir kısmının bizzat yaptırım veya çatışma içinde olması, sizce de ciddi bir çelişki değil mi? Kendi güvenliği başkasının istikrarına bağlı olan bir merkez, aslında nedir? <strong>Merkez mi yoksa aktarma istasyonu mu?</strong></p>

<p>Üçüncüsü: <strong>Sözleşmeler, kimin hukukunda duruyor ve işletiliyor?</strong> Bir bölgeye akan sermayenin şirketi burada kurulur, ama sözleşmesi çoğu zaman başka bir ülkenin hukukunda yazılır, uyuşmazlığı başka bir şehirde çözülür, kârı başka bir adacıkta muhasebeleşir. Böyle bir yapıda <strong>kim taşıyıcı, kim tahsildardır?</strong></p>

<p>Bu üçüncü nokta üzerinde biraz duralım, çünkü en az konuşulanı odur.</p>

<p>Savaşları haberlerden izleriz ama savaş sonrası düzeni kuranlar, çoğu zaman haberlerde hiç görünmezler. Bölgeler yıkılır, sonra yeniden inşa edilir. Ve işte o yeniden inşanın finansmanı, sigortası, tahkimi, varlık yönetimi belirli merkezlerde toplanır. Bugün küresel varlık yöneticilerinin portföylerine bir bakın: Hem savunma sanayiinde hem enerjide hem teknolojide aynı isimlerin bulunduğunu göreceksiniz. Yani kim kazanırsa kazansın ya da kaybetsin, bir katman insan ya da insan silüetinde kuruluş <strong>her hâlükârda sürekli kazanandır</strong>.</p>

<p>Bu bir komplo değildir. Buna <strong>yeni finansal mimarî</strong> denir. Ve mimarîyi görmeyen, yalnızca duvarları tartışır.</p>

<p>Şimdi gelelim bu haftanın en taze gelişmesine.</p>

<p>Birkaç gün önce, <strong>7 Ağustos'ta</strong>, Mekke'de; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında <strong>ortak savunma anlaşması</strong> imzalandı. Birine yönelik saldırının, hepsine yapılmış sayılacağı bir kolektif güvenlik taahhüdü gibi düşünelim. En azından en çok tartışılan kısmı burasıydı. Peki ya gerisi… Uluslararası basın, haberi büyük verdi. Bölgesel güvenlik mimarisinde ciddi bir hamle olduğu da açık.</p>

<p>Peki bunu nasıl okumalı?</p>

<p>Alkışlamak da kolay, küçümsemek de. Ama gelgelelim analitik strateji dendiğinde; iki tutum da tam anlamıyla analiz yerine geçemez. Soğuk okuma gerekir ve şu olmalıdır belki de: <strong>Ortada bir güvenlik cevabı var. Ama merkez olma sorusu, aynı zamanda bir finans sorusudur.</strong> Ve bu ikisi, otomatik olarak birbirine dönüşmez.</p>

<p>Şöyle diyelim: <strong>Bir savunma anlaşması, ancak sermaye ona inanırsa risk primini düşürür.</strong> İşte size ölçülebilir bir test ve gazete yorumundan çok daha dürüst bir test:</p>

<p>Eğer bu anlaşma önümüzdeki aylarda <strong>bölgesel risk primlerinde kalıcı bir gerileme, sigorta maliyetlerinde düşüş, uzun vadeli yatırım kararlarında hızlanma</strong> üretiyorsa, ortada <strong>gerçek bir mimarî</strong> vardır diyebileceğiz. Eğer primler yerinde sayıyor, sermaye hâlâ kısa vadeli ve temkinli davranıyorsa, ortada <strong>güçlü bir sembol</strong> vardır, ama henüz mimarî yoktur dememiz gerekecek.</p>

<p>Bunu belirleyecek olan şey ise <strong>bildiriler değil, defterlerdir.</strong> Ve bu bakış açısı ne iyimserliktir ne kötümserlik: Sadece <strong>ölçü koymaktır</strong> yani temkinli takip.</p>

<p>Bir de şunu eklemek gerekiyor, çünkü tarih bunu ısrarla öğretiyor: <strong>Merkez rolü tepsiyle verilmez, elde tutulur.</strong> Kendisine merkez rolü verilen ülkeler, o rolü verenin ihtiyacı bittiğinde rolünü de kaybedebilirler. Kendisi merkez olan ülkeler ise başkasının ihtiyacına değil, <strong>kendi vazgeçilmezliğine</strong> dayanır. Dayanmak zorundadır. Daha açık söyleyelim: <strong>Bildiri değil, vazgeçilmezlik üretmek zorundadır.</strong></p>

<p>Peki vazgeçilmezlik nasıl üretilir? Değişen şartlar vazgeçilmez olmamızı etkilememesi için, değişen şartlara uyum performansımızı nasıl yüksek tutabiliriz?</p>

<p>Bir barajı düşünün. Elektriği üreten şey, suyun orada durması değildir. Durgun bir göl, kimseye enerji vermez. Ama kontrolsüz bırakılan su da enerji değil, sel üretir. Elektrik, tam ortada doğar: <strong>Suyu tutabilen; ne zaman ve ne kadar bırakacağına karar verebilen, o salınımı yönetebilen bir yapı olduğunda.</strong></p>

<p>Yani suyu kıymetli kılan hacmi değil, <strong>üzerindeki kontroldür</strong>.</p>

<p>Devletler için de aynısı geçerli. Bir ülkeyi vazgeçilmez yapan şey, sahip olduğu geçitler, hatlar, limanlar, kapasiteler değildir. Çünkü bunların hepsi, aslında hacimdir. Vazgeçilmezliği doğuran, <strong>o hacmi ne zaman, ne kadar ve hangi öngörülebilirlikle akıtabildiğidir</strong>. Herkesin bildiği bir depo, kimsenin bilmediği bir hazineden daha değerlidir. Çünkü ilkine göre plan yapılabilir. Oysa ikincisi, öngörülemezliğin ta kendisidir. Öngörülemezlik ergenlikte belki çok “cool” bir tavır olsa da devletlerin yaşlı hafızasında karşılığı yoktur.</p>

<p>Ve bu strateji, ilk bakışta insafsız gelse de şu anlamı taşır: <strong>Merkez, sıfır gerilim değil, yönetilebilir gerilim demektir.</strong> Hiç dalgalanmayan bir yapı, kimsenin ihtiyaç duymadığı bir yapıdır. Kontrolsüz dalgalanan ise kimsenin güvenmediği yapıdır. Değer, ikisinin arasındaki dar bantta üretilir.</p>

<p>O halde yeni bir kavram atalım mı? <strong>Yönetilebilir öngörülemezlik:</strong> Rakibin hesabını bozacak kadar belirsiz, ortağın plan yapabileceği kadar sağlam olmak.</p>

<p>Barajı hatırlayın: <strong>Enerjiyi üreten su değildir, türbindir.</strong> Su yalnızca imkândır yani elimizde olan varlıklarımız. Onu, elektriğe çeviren, üzerine kurulmuş mekanizmadır. Ve bir barajın değeri, hiç yağmur yağmadığı için değil, <strong>sağanakta da ayakta kaldığı için</strong> bilinir.</p>

<p>Devletlerde bu türbinin adı <strong>kurumlardır</strong>. Bir ülke, gerilimden kaçınmakla da onu körüklemekle de değerlenmez. Değeri yaratan şey, <strong>gerektiğinde gerilimi kontrollü biçimde üretebilen, çoğu zamansa onu güvenle işleyebilen kurumlara sahip olmaktır.</strong> Krizde kimin karar vereceğinin belli olduğu, kuralın kişiye göre değişmediği, sarsıntının sistemi kilitlemediği bir yapı… İşte sermayenin, tedarikçinin ve müttefikin aradığı şey budur. Kimse hiç sarsılmayan bir ortak aramaz. Çünkü öylesi yoktur. Herkes, <strong>sarsıldığında ne yapacağı bilinen bir ortak</strong> arar. Daha açık bir ifadeyle <strong>“Bizzat sarsıntıyı öngören, soğuran ve yöneten bir ortak…”</strong></p>

<p>Vazgeçilmezlik de tam buradan doğar. Bir ülke, bölgesindeki gerilimi soğurabilen, dağıtabilen, yönetilebilir hale getirebilen kurumsal kapasiteye sahipse o gerilim, onun için bir tehdit olmaktan çıkıp bir işleve dönüşür. Doğru dürüst türbini olmayan ülke, selden korkar. Türbini sağlam olan ülke için aynı su, <strong>hem hacim yani varlık hem de enerjidir</strong> yani gerilimin oluşturduğu vazgeçilmezlik.</p>

<p>Depolama kapasitesi, tedarik çeşitliliği, sözleşmeler hukuku, iç hukukun öngörülebilirliği, kurumsal hafıza, sağlıklı işleyen bir iktisadi istihbarat sistematiği... Yani hiç de heyecan verici olmayan şeyler. Ama merkezler heyecanla değil, <strong>altyapıyla</strong> kurulur.</p>

<p>Türkiye'nin durumu tam da bu yüzden çift yönlüdür. Coğrafyası ona, muazzam bir kaldıraç verir. Aynı coğrafya, üzerinden geçen her krizin ona da uğramasını garanti eder. <strong>Kavşakta oturmak hem geçiş ücreti almak hem kazayı ilk hissetmektir.</strong> Bu bir hayatın dayattığı bir zorunluluk değil, bir denklemdir. Ve denklemler hamasetle değil, <strong>örüntüler kurarak</strong> çözülür.</p>

<p>Şu hâlde bu haftanın durağını bir cümleyle bağlayalım:</p>

<p><strong>Haritada merkez görünmek başka şeydir, defterde merkez olmak başka.</strong> Birincisini coğrafya verir. İkincisini yalnızca kurumlar, depolar, sözleşmeler ve öngörülebilirlik verir.</p>

<p>Ve unutmayalım: <strong>Merkez, fiyatı koyandır. Yem, fiyatlandırılandır.</strong> Aradaki fark haritada değil, <strong>muhasebe defterinde</strong> yazılıdır.</p>

<p>Gelecek durakta, <strong>o defteri kimin tuttuğuna</strong> bakacağız.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dosya, Gündem</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/cedide-koprulu-yazdi-tarih-kendini-merkez-sanip-sahneye-donusmus-ulkelerle-dolu</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/cedide-tarih-1.jpg" type="image/jpeg" length="91304"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[12 Ağustos yaklaşıyor! 6 gezegen hizalanacak, güneş tutulacak, meteor yağmuru olacak]]></title>
      <link>https://www.habervakti.com/12-agustos-yaklasiyor-6-gezegen-hizalanacak-gunes-tutulacak-meteor-yagmuru-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.com/12-agustos-yaklasiyor-6-gezegen-hizalanacak-gunes-tutulacak-meteor-yagmuru-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gözler 12 Ağustos 2026 tarihine çevrildi. Aynı 24 saat içerisine nakşedilen üç büyük gök olayı; insanlığa eşsiz bir temaşa zevki sunarken, kâinattaki ilahî nizamın kusursuz işleyişini ve Allah'ın sonsuz kudretini bir kez daha gözler önüne serecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gezegenler, tutulma ve meteorlar aynı günde: 12 Ağustos 2026’da İlahî Nizamın muazzam tablosu...</strong></p>

<p>Gökyüzü, 12 Ağustos 2026 tarihinde nadir rastlanacak tarihi bir güne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Aynı gün içinde sırasıyla yaşanacak 6’lı gezegen geçidi, tam Güneş tutulması ve zirve yapacak Perseid meteor yağmuru, 2026 yılının en önemli gök olayı olarak takvimlerdeki yerini aldı.</p>

<p>İşte sabahın ilk ışıklarından gecenin zifiri karanlığına kadar gökyüzünde yaşanacak o muazzam görsel şölenin ve derin manevi anlamının detayları:</p>

<ul>
 <li><strong>1. Sabah: 6'lı Gezegen Hizalanması</strong></li>
</ul>

<p>Güneş doğmadan önceki erken saatlerde Jüpiter, Merkür, Mars, Uranüs, Satürn ve Neptün gökyüzünde geniş bir kavis çizerek yan yana gelecek. "Gezegen geçidi" (planetary parade) olarak adlandırılan bu olayda; Jüpiter, Merkür, Mars ve Satürn çıplak gözle izlenebilecek. Uranüs ve Neptün’ü tespit etmek için ise küçük bir dürbün ya da teleskop yeterli olacak.<br />
<br />
<img alt="Gokyuzunde Nadir Bulusma 6 Gezegen Ayni Hizada Siralanacak" class="detail-photo img-fluid" height="492" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/gokyuzunde-nadir-bulusma-6-gezegen-ayni-hizada-siralanacak.jpg" width="860" /></p>

<ul>
 <li><strong>2. Gündüz: Tam Güneş Tutulması</strong></li>
</ul>

<p>Günün ikinci büyük olayı ise 2026’nın en çok beklenen tutulması olacak. Tutulmanın "tam" evresi Grönland, İzlanda ve İspanya hattından geçerek gündüzü adeta geceye çevirecek. Türkiye’den ise gün batımına doğru ufka yakın noktada büyüleyici bir "Parçalı Güneş Tutulması" seyredilebilecek.<br />
<br />
<img alt="Tam Güneş Tutulması" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/tam-gunes-tutulmasi.jpg" width="739" /></p>

<ul>
 <li><strong>3. Gece: Ay Işıksız, Kusursuz Perseid Meteor Yağmuru</strong></li>
</ul>

<p>Ağustos ayının klasiği Perseid meteor yağmuru, bu yıl tarihi bir şans ile birleşiyor. Güneş tutulması sebebiyle Ay "Yeni Ay" evresinde olacağından, gece gökyüzünde hiç Ay ışığı yer almayacak. Işık kirliliğinden uzak alanlarda, saatte 60 ila 100 arasında meteor pırıl pırıl süzülecek.<br />
<br />
<img alt="Perseid Meteor Yagmuru 2025" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/perseid-meteor-yagmuru-2025.jpg" width="1200" /></p>

<ul>
 <li><strong>İslami Perspektiften 12 Ağustos: Tefekkür ve Zikir Vakti</strong></li>
</ul>

<p>Gökyüzünde aynı gün yaşanacak bu üç dev olay, İslami literatürde ve teolojide astrolojik bir kehanet veya felaket habercisi olarak değil; Yaratıcımız yüce Allah'ın evrendeki kusursuz düzeninin ve sonsuz kudretinin birer delili olarak değerlendiriliyor.</p>

<ul>
 <li><strong>Küsûf Namazı ve Sünnet</strong></li>
</ul>

<p>İslam tarihinde sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.), oğlu İbrahim'in vefat ettiği gün Güneş tutulması üzerine halkın bunu bir yas alameti saymasını reddetmiş ve şöyle buyurmuştur:</p>

<p><strong>"Güneş ve Ay, Allah’ın varlığını ve kudretini gösteren delillerden ikisidir. Ne bir kimsenin ölümü ne de doğumu için tutulurlar. Bu durumu gördüğünüzde açılıncaya kadar dua edin, namaz kılın ve sadaka verin." (Buhârî, Küsûf, 1)</strong></p>

<p>Bu doğrultuda Güneş tutulması anında Müslümanların<strong> Küsûf Namazı </strong>kılarak dua etmeleri sünnet kabul edilir.<br />
<br />
<img alt="Küsuf Hüsuf Namazı" class="detail-photo img-fluid" height="422" src="https://habervakticom.teimg.com/habervakti-com/uploads/2026/08/kusuf-husuf-namazi.jpg" width="682" /></p>

<ul>
 <li><strong>Gökyüzünün Korunması: Şihâblar</strong></li>
</ul>

<p>Kur'an-ı Kerim'de (Mülk, 5; Hicr, 16-18) "Şihâb" kelimesiyle ifade edilen meteorlar, gökyüzünün ilahi koruma altında olduğunun ve şerrin uzaklaştırıldığının simgesel bir hatırlatıcısıdır. Gece izlenecek meteor yağmuru, evrenin azameti karşında insanın küçüklüğünü idrak etme vesilesidir.</p>

<p><strong>Kusursuz Yörünge Matematiği</strong><br />
Gezegenlerin milimetrik bir hesapla hizalanması ise Yâsîn Suresi 40. ayette belirtilen düzeni akıllara getirir:</p>

<p>"Ne Güneş'in Ay'a yetişmesi yaraşır ne de gece gündüzü geçebilir. Onların her biri kendi yörüngesinde yüzüp gitmektedir."</p>

<p>Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) sünnet-i seniyyesine tabi olarak, bu muazzam gök olaylarının yaşanacağı günde manevi iklimimizi diri tutmak büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>Bu tarihi günde;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i><strong>Küsûf Namazı: Güneş tutulması esnasında kılınması sünnet olan Küsûf namazlarımızı kılmayı ve dualarımızı eda etmeyi ihmal etmeyelim.</strong></i></p>

<p><i><strong>Zikir ve İstifğar: Gökyüzündeki ilahi nizamı izlerken Rabbimizi çokça zikredelim, tesbihatta bulunalım.</strong></i></p>

<p><i><strong>Sadaka: Hadis-i şeriflerde işaret edildiği üzere, bu tefekkür saatlerini bolca sadaka vererek ve ihtiyaç sahiplerini sevindirerek bereketlendirelim.</strong></i></p>

<ul>
 <li><strong>KÜSÛF NAMAZI NASIL KILINIR?</strong></li>
</ul>

<p>Güneş tutulduğu zaman, ezansız ve kametsiz olarak, en az iki rek'at olmak üzere toplu olarak namaz kılınır. İmam her rek'atta normal namazlara göre daha uzun ve açıktan kıraatte bulunur. Namazdan sonra imam kıbleye karşı ayakta veya cemaate dönük şekilde oturarak dua eder. Cemaatle kılınmadığı durumlarda bu namaz tek başına da kılınabilir.</p>

<p>Küsûf namazının sünnet olduğu ve cemaatle kılınmasının daha faziletli sayıldığı konusunda müctehidler arasında görüş birliği bulunmakla birlikte, hüsûf namazının sünnet olup olmadığı ve cemaatle kılınıp kılınmayacağı tartışmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Dosya</category>
      <guid>https://www.habervakti.com/12-agustos-yaklasiyor-6-gezegen-hizalanacak-gunes-tutulacak-meteor-yagmuru-olacak</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 19:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervakticom.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2026/08/12-agustos-yaklasiyor-6-gezegen-hizalanacak-gunes-tutulacak-meteor-yagmuru-olacak.jpg" type="image/jpeg" length="80517"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
