Bismillahirrahmanirrahıım
Bizleri; Yeryüzünün en üstün ve en şerefli varlığı insan olarak yaratan, akıl nimetiyle donatan, sayısız nimetlerinin en üstünü müslümanlardan kılan ve kurduğu dünya ve diğer âlem sofrasında sayısız nimetleriyle yaşatan ve tüm nimetlerinin zerresinin bile hesabını hepimize bir nefes yakın olan ölümümüzle başlayan Kabir Hayatımızdan itibaren ahiretin büyük buluşma ve duruşma gününde soracak olan Yaratıcımız, Yaşatıcımız ve Yöneticimiz Allahımıza hamd ve Eşsiz Önderimiz, Sevgili Resulümüz Hz. Muhammed (s.a) Efendimize, tüm Resul Efendilerimize, izinden gidenlere, Ehlî Beyti’ne, Ashabına, canımız Ana ve Babamıza, Hocalarımıza, Allah (c.c)’ın ilke ve inkılabı İslam’a tabi olan Mümin kardeşlerimize, Din ve Vatan muhafızı Şehid ve Gazilerimize salat ve selam olsun!
Rebiülevvel ayımızın 12. gecesi olan (24 Ağustos Pazartesi) akşamı Veladet-i Nebi yani eşsiz önderimiz Hz. Muhammed (a.s.) Efendimizin dünyaya teşriflerinin sene-i devriyesini tebrik, tekbir, dua ve salavat-ı şerifelerle ihya edeceğiz inşallah! İlk peygamberimiz Hz. Âdem (a.s.) atamızla başlayan insanlık âlemi, Yaratıcımız ve Yaşatıcımız Allah'ımızı unutup O’na kulluğu terk edince Allah'ımız tüm kullarına yaşayış gayelerini hatırlatmak üzere elçileri nebi ve resullerini göndermiştir! Bu elçilerinin (cümlesine selam olsun) en sonuncusu olan, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.) Efendimize sonsuz salât ve selam olsun!
Bize sadece O’nun izinden gitmeyi ve O’na ümmet olmayı nasip eden Allah'ımıza hamdolsun!
“Peygamber (a.s.) (gerçek ve samimi) müminlere kendi nefislerinden daha evladır (değerli ve önceliklidir) ve O'nun zevceleri de onların (bütün Müslümanların) anneleridir.” (Ahzâb Suresi 6. âyet-i kerime) ilahi ihtarı hepimizin değişmez ölçüsü olmalıdır!
O'nun bize en büyük hediyesi, en büyük mucizesi ve en büyük emaneti olan ana hayat ve anayasamız Kur'an-ı Kerim’dir!
Kur'an-ı Kerim’i yaşayarak ümmetine öğreten ve hayatımızın uyum yasaları Sünnet-i Seniyye'si olan eşsiz ahlakı ve tüm örnek hayatı da ikinci hediyesi ve büyük emanetidir!
Resulullah (s.a.) Efendimizin doğduğu zamandaki insanlık ile günümüzdeki insanlığın durumunun farksız olduğu acı gerçeğini yaşayarak biliyoruz ve görüyoruz!
“Cahiliye” ismini verdiğimiz o karanlık dönemde faiz, fuhuş, kumar, alkol, cinayet, savaşlar, işgaller, kölelik vb. zulümler nasıl yaygınsa günümüzde de bu belalar artarak devam etmiyor mu?
Bu sebeple tüm insanlık sevgili Resul'ümüz Hz. Muhammed (s.a.) Efendimizin önderliğine, şefaatine, tek mutlu ve kutlu yolu olan İslam nizamına daha da muhtaçtır! Nefislerimize, nesillerimize, ailelerimize, devletimize ve tüm halkı Müslüman devletlerimize düşen görev, Veda Hutbesi'ndeki talimatlarını ana hayat ve anayasamız olarak şeksiz şüphesiz ve itirazsız kabul edip iman etmektir! Hayatımıza acilen uygulamaktır!
Eşsiz önderimizin Arafat Meydanı'ndaki Veda Hutbesi'nde ayaklarının altına aldığı tüm felaketlerin, faciaların, her türlü belaların ana mikrobu faizi baş tacı yapma rezaletine, isyanına ve ahlaksızlığına son vermeliyiz!
Böylece faiz, kumar, içki, fuhuş vb. pislikleri yeniden ayaklarımızın altına alarak yok etmek suretiyle Allah ve Resul'üne savaşı acilen ve acilen terk etmeliyiz!
Aksi takdirde Bakara Suresi'ndeki ilahi ültimatomun muhatabı oluruz ki Rabbimiz 275-279. âyetlerde:
275.“Faiz yiyenler, ancak şeytan çarpmış kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, 'Ticaret de faiz gibidir' demelerinden dolayıdır. Oysa Allah ticareti helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişteki kendisinindir; işi Allah'a kalmıştır. Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar ceza ehli olan ateşliklerdir; orada sürekli kalacaklardır.”
-
“Allah faizi (malın bereketini) mahveder, sadakaları ise artırır. Allah günahkâr nankörlerin hiçbirini sevmez.”
-
“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve eğer gerçekten müminlerseniz faizden kalanı bırakın.”
-
“Eğer bunu yapmazsanız, bilin ki Allah ve Resulü ile savaşa girdiniz. Yok eğer tövbe ederseniz, ana sermayeniz sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.” buyurmuştur.
Ya bu ilahi ihtarlara tâbi oluruz ya da dünyada ve ukbada iki yakamız bir araya gelmez, yüzümüz asla ak olmaz ve de asla gülmez!
Ve Veda Hutbesi'nde kaldırdığı (kan davalarını) çözüm süreciyle yeniden kaldırmamızla sağlanan barış sürecini sabote etmek isteyenlere fırsat vermemeliyiz! Haricî ve dâhilî düşmanlara bir leş olmadan acilen birleşmeliyiz!
Veda Hutbesi'nde özetlenen kadınların ve erkeklerin birbirine olan haklarını ve sorumluluklarını yeniden hayata geçirerek yuvaların yıkılması felaketlerinin önüne acilen geçmeliyiz!
Kadınları erkeklere, erkekleri de kadınlara köle yapmaya çalışan bu küresel necis, şirk, zulüm rejimlerinden acilen tövbe edip İslam nizamıyla kurtulmalıyız!
Ve Veda Hutbesi'nde Mekke-i Mükerreme ve Kâbe-i Muazzama kadar mübarek ve mukaddes gördüğü tüm insanların canlarını, namuslarını, mallarını ve vatanlarını korumak görevini yerine getirmek için İslam nizamıyla sağlanacak adalet ve hukuka dayalı güçlü, süper güç bir Türkiye’yi acilen inşa edip şaha kaldırmalıyız!
Bu çağları aşan kutlu çağrının mesajıyla:
“Ey iman edenler! Allah ve Elçisi; bireysel, toplumsal, kültürel, ekonomik, siyasi, ahlaki yönlerden yeniden dirilişinizi sağlayacak bir konuda size çağrı yaptığında, bu çağrıya mutlaka uyun...!” (Enfâl Suresi 24. âyet-i kerime meali) nidasına canıgönülden kulak verip her mecrada hayatın bir parçası olması için gayret etmeliyiz.
Yazımızı, kendisini Medine-i Münevvere’deki evinde ziyaret edip duasını aldığımız âlim, fâzıl, mürşid-i kâmil merhum Ali Ulvi Kurucu üstadımızın resuller resulü Hz. Muhammed (a.s.) Efendimize yazdığı ihlas ve aşk dolu şiiriyle tamamlayalım inşallah!
“Rûhum sana âşık, sana hayrandır Efendim,
Bir ben değil, âlem sana kurbandır Efendim.
Ecrâm-ü felek, Levh u kalem, mest-i nigâhım,
Dîdârına âşık Ulu Yezdân’dır Efendim.
Mahşerde Nebîler bile senden medet ister,
Rahmet, diyen âlemlere, Rahman’dır Efendim.
Tâ Arşa çıkar her gece âşıkların âhı,
Medheyleyen ahlâkını Kur’an’dır Efendim.
Aşkınla buhurdan gibi tütmekte bu kalbim,
Sensiz bana cennet bile hicrândır Efendim.
Doğ kalbime bir lahzacık ey Nûr-i dilârâ
Nûrun ki gönül derdime dermândır Efendim.
Ulvî de senin bağrı yanık âşık-ı zârın
Feryâdı bütün âteş-i sûzândır Efendim.
Kıtmîriniz ey Şâh-ı Rüsûl, kovma kapından,
Âsîlere lûtfun yüce fermândır Efendim.”
Sadece ve sadece Resul'ümüz Hz. Muhammed (s.a.) Efendimizin ve önderimizin izinden gitmeyi ve yolunda olmayı Allah’ımız İsm-i A’zam'ı hürmetine nefsimize, neslimize, ailemize ve devletimize, hepimize lütfeylesin! Âmin.
MEVLİD GECESİ ÖZEL YAYININDA 24 Ağustos akşamı saat 20.00'da AKİT TV EKRANLARINDA BULUŞMAK DUASIYLA...

Nefsimizde, ailemizde ve ülkemizde “İslam Sözleşmesi ”nin uygulanması, Mukaddes Mescid-i Aksa'mızın, Filistin’imizin, Osmanlıcamızın özgürlüğü, tatil olması dileğiyle Cuma Bayramımız ve VELADET-İ NEBİ GÜNÜMÜZ mübarek olsun.
Selam, sevgi ve duayla...
Şevki Yılmaz
www.sevkiyilmaz.net
Twitter: @sevkiyilmaz
Facebook: @sevkiyilmaztr @sevkiyilmaz1955
İnstagram: sevkiyilmaztr