Arkeolog ve Kitab-ı Mukaddes araştırmacısı Albert Glock, ve çevresinde kazı çalışmaları yürütürken araştırmalarında kimliğinin yok sayıldığını fark etmiş ve dikkatini bu alanda yoğunlaştırmış bir araştırmacı olarak bilinmektedir.
Albert Glock, Alman kökenli ve Lutheran mezhebine bağlı bir ailenin çocuğu olarak 1925 yılında ’de dünyaya gelmiştir. Chicago’da teoloji i almış, 1951-1957 yılları arasında Lutheran bir pastör olarak görevde bulunmuştur. 1968 yılında Michigan Üniversitesi’nde Yakın Doğu Dilleri ve Edebiyatı alanında doktora yapan Glock, Doğu Araştırmaları Okulu (ASOR) bünyesinde, 1960 yılından itibaren 20 yıl boyunca Kudüs çevresinde ve edilmiş Filistin’in diğer bölgelerinde Kitab-ı Mukaddes Arkeolojisi merkezli kazılarda çalışmıştır. ASOR’a bağlı Albright Enstitüsü’nde çeşitli görevler üstlenen ve birçok kazıya katılan Glock, Batılı arkeologların çalıştıkları larda Filistin halkını görmezden geldiklerini fark etmiş, bunun üzerine 1975 yılından itibaren ’da yeni kurulan Birzeit Üniversitesi’nde dersleri vermeye başlamıştır. Filistinli Araplarla yakın ilişki kuran Glock onların güvenini kazanmış ve büyük oğlu olan Albert’ten hareketle kendisine “Abu al-Abad” yani “Albert’in Babası” künyesiyle hitap edilmiştir (Fox, 2001). Araplarda künye verme geleneğinin sevilen ve saygı duyulan kişilere yönelik olduğu düşünüldüğünde Glock’un Filistinlilerle kurduğu sıcak ilişki daha iyi anlaşılmaktadır.
Filistinli arkeologların yetişmesi gerektiğine inanan Glock, farklı uluslardan meslektaşlarıyla çalışmış ve Filistin coğrafyasının zengin tarihini ortaya koymayı amaçlamıştır. Filistin toprakları üzerinde Batı’nın ve ’in politikalarını açıkça eleştiren (Glock, 1994) Glock, Filistin mücadelesinin arkeoloji cephesini önemseyerek antik çağlardan günümüze arkeolojik katmanlara seçmeci değil bütüncül bir bakışla yaklaşmayı tercih etmiştir. Glock’un anlayışında, kazılarla özellikle İslami dönemi aydınlatmak, Filistin mirasını açığa çıkarmak, restorasyon çalışmalarıyla kültürel mirası korumak ve sonraki nesillere aktarmak önemli unsurlardır. Glock’a göre bu bilinçle yetişen genç arkeologlar sayesinde Filistin kimliğinin korunması sağlanacaktı. Doktora öğrencileri yetiştiren Glock, bu amaca yönelik ders materyali ve eserler yayımlamıştır.
ndan sonra nin gelişmesinde önemli payı olan Glock, 1977 yılında Birzeit Üniversitesi bünyesinde Filistin topraklarındaki ilk arkeoloji bölümünü kurmuştur. Ayrıca buradan mezun olan öğrencilerin lisansüstü eğitimlerinin yurt dışında tamamlamaları için referans olmuştur. Glock’un gayretleri neticesinde 1986 yılında Birzeit Üniversitesi bünyesindeki arkeoloji bölümü, Arkeoloji Enstitüsü’ne dönüştürülmüştür. Bu enstitü Filistin kültürel mirası ile ilgili en önemli kurumlardan biri haline gelmiştir. Şüpheli bir şekilde öldürülmesinden sonra Glock’un kitaplığını satın alan enstitü, böylece araştırmacıların faydalanabileceği bir kütüphane kurmuş ve 2000 yılında Filistin Arkeoloji Dergisi’ni yayımlamaya başlamıştır. Ancak Glock’un öldürülmesiyle başlayan krizler ve üniversite yönetiminin ilgisizliği sebebiyle 2002 yılında enstitü kapatılmış ve arkeoloji alanı, tarih bölümüne bağlanmıştır (Al-Houdalieh, 2009). Kuşkusuz bu Filistin arkeolojisi ve kültürel mirası açısından önemli bir kayıptır.
Glock, Kitab-ı Mukaddes arkeolojisinin babası olarak kabul edilen William Foxwell Albright’ın arkeolojik yöntemini tersinden işletmiştir. Doğrudan Demir ve Tunç çağlarına odaklanmak yerine zorla boşaltılan Filistin köylerinden kalan maddi kültürden başlayarak geriye doğru kronolojik sıra izleyeceği bir yöntemi takip etmiştir. Bu hususta, nı da araştırma konusu edinmiş ve etnoarkeolojik çalışmalara öncelik vermiştir. 19 Ocak 1992’de Birzeit Üniversitesi yakınlarında uğradığı te yaşamını yitirmiştir. Emeklilik planları yapan Glock, son dönemlerinde Cenin kazılarının raporlarını yayımlamakla meşguldü. Vasiyeti üzerine, 30 yılı aşkındır çalıştığı topraklarda, Ramallah’taki Hristiyan mezarlığında defnedilmiştir.
Albert Glock yaptığı arkeolojik kazılar ve bilimsel yayınlarla, Filistin’in tarihsel geçmişini ortaya çıkararak lerin “halksız toprak” tezini çürütmüştür. Böylece Filistinlilerin tarihsel varlığını belgelemiş ve hak mücadelelerine arkeolojik/bilimsel destekler sunmuştur. Kuşkusuz bu çabalarıyla İsrail’i ciddi anlamda rahatsız eden Glock, Filistinliler için bir bilim adamının ötesinde davalarını destekleyen bir figüre dönüşmüştür. Cinayete kurban gitmesi ile ilgili bir sis perdesi var gibi görünse de oklar, kendi halindeki masum insanları dahi katletmekte sorun görmeyen İsrail’i göstermektedir.